Perşembe, Ekim 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Güvencesizlik Çağında Psikolojik Bir Sığınak: İdealize Edilmiş Memuriyet ve Statü Yanılsaması

BİR SINAV NEDEN YALNIZCA BİR SINAV OLMAKTAN ÇIKAR?

Günümüz dünyasında belirsizlik, özellikle genç yetişkinlik döneminin en belirgin duygusal iklimlerinden biri hâline geldi. Eğitim süresinin uzaması, çalışma yaşamına geçişin gecikmesi, ekonomik dalgalanmalar ve istihdam koşullarının değişkenliği, gençlerin geleceğe yönelik planlarını giderek daha kırılgan hâle getiriyor. Türkiye’de 2025 yılında 15–24 yaş grubundaki işsizlik oranının %15,3 olarak gerçekleşmesi de bu belirsizliğin sadece bireysel bir kaygı olmadığını gösteren güncel göstergelerden biri (Türkiye İstatistik Kurumu [TÜİK], 2026).

Bu ortamda Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS), yalnızca bir işe giriş mekanizması olarak değerlendirilemeyecek kadar güçlü bir psikolojik anlam kazanabiliyor. ÖSYM’nin 2026 KPSS Lisans sınavını 6 Eylül’de gerçekleştirmesi, sınavın Türkiye’de her yıl binlerce kişinin yaşam planının merkezine yerleştiği döngünün güncel bir örneğini oluşturuyor (Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi [ÖSYM], 2026). Belki de burada sorulması gereken soru “Neden insanlar memur olmak istiyor?” değil. “İnsanlar gerçekten memuriyeti mi istiyor, yoksa memuriyetin temsil ettiği güvenli hayatı mı?”

GÜVENCESİZLİK VE GÜVENLİK İHTİYACININ BÜYÜYEN GÖLGESİ

Sosyolog Guy Standing’in (2011) “prekarya” kavramı, çalışma yaşamında güvencesizliğin ve belirsizliğin kalıcı bir toplumsal deneyime dönüşmesini açıklamak için kullanılıyor. Prekarya, sadece düşük ücretle çalışanları değil; istikrarlı bir meslek, öngörülebilir gelir ve geleceğe ilişkin güven duygusundan yoksunlaşan daha geniş bir kesimi ifade ediyor. Bu açıdan bakıldığında çalışma yaşamındaki belirsizlik, sadece ekonomik bir problem değil; kişinin geleceğini tasarlama kapasitesini de etkileyen psikolojik bir mesele hâline geliyor.

Tam da burada Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki güvenlik ihtiyacı yeniden gündeme geliyor. Maslow’a (1943) göre güvenlik, insanın temel ihtiyaçlarından biri olarak ele alınır. Ama günümüzde Maslow’un ihtiyaçların kesin ve evrensel bir sırayla karşılandığı yönündeki modeli önemli ölçüde eleştirilmektedir. Örneğin güncel bir ampirik inceleme, ihtiyaçların Maslow’un öne sürdüğü katı sırayla karşılanmadığını göstermektedir (Wahba ve Bridwell, 2023). Asıl sorun Maslow’un piramidini birebir gerçek kabul etmek değil; güvenlik arayışının insan davranışındaki ağırlığını anlamaktır.

Geleceğin öngörülemez olduğu bir ortamda düzenli gelir, iş güvencesi ve öngörülebilir çalışma koşulları sadece ekonomik avantajlar olmaktan çıkarak psikolojik bir güvenlik duygusuna dönüşebilir. Böylece “iyi bir meslek edinmek” düşüncesinin yerini zaman zaman “hayatımı güvence altına almak” düşüncesi alabilir.

SINAVIN KENDİSİ DEĞİL, KONTROL EDİLEBİLİR BİR GELECEK DUYGUSU

Dış dünyadaki belirsizlik arttıkça insan zihni kontrol edebildiği alanlara daha fazla tutunabilir. Ellen Langer’ın (1975) “kontrol yanılsaması” kavramı, kişinin aslında kontrol edemediği sonuçlar üzerinde olduğundan daha fazla kontrol sahibi olduğuna inanmasını ifade eder.

KPSS tabii ki tamamen bir kontrol yanılsamasından ibaret değildir. Çalışmak, bilgi edinmek ve sınava hazırlanmak gerçekten de performansı etkileyebilir. Ama sınavın sunduğu yapı dikkat çekicidir: Çalışılacak konular bellidir, deneme çözülebilir, netler takip edilebilir, puan hesaplanabilir ve belirli bir başarı ölçütü üzerinden tercih yapılabilir.

Bu yapı, hayatın diğer alanlarındaki belirsizlikten oldukça farklıdır.

İş piyasasında kişinin karşılaşabileceği ekonomik krizleri, kurumların işe alım politikalarını, bağlantıları, zamanlamayı veya gelecekteki değişimleri bütünüyle kontrol etmek mümkün değildir. Oysa sınav masasında kişi en azından “bugün ne yapabileceğini” bilir.

Bu yüzden KPSS hazırlığı bazı bireyler için yalnızca akademik bir çalışma süreci değil, belirsizliğin içinde düzen kurulabilen bir alan hâline gelebilir. Çalışma programları, denemeler, netler ve puanlar; öngörülemeyen bir geleceğe karşı zihinsel bir düzen duygusu sağlayabilir.

MEMURİYETİN İDEALİZE EDİLMESİ VE STATÜ YANILSAMASI

Bu noktada kamu sektörüne yönelimi sadece “güvenli iş arayışı” şeklinde açıklamak da yetersiz kalır. 2026 yılında 389 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirilen bir araştırmada, öğrencilerin kamu sektörünü tercih etmelerinde kamu yararına hizmet etme ve toplumsal katkı gibi değerlerin yanı sıra çalışma koşulları ve iş güvencesine ilişkin beklentilerin de önemli olduğu görülmüştür (Çiftçi, 2026).

Yani kamu istihdamına yönelim tek bir psikolojik nedene indirgenemez.

Ama güvencenin zamanla başka anlamları da içine alması mümkündür. Düzenli gelir, iş güvencesi, aileye karşı “başardım” diyebilme, toplumsal saygınlık ve geleceği planlayabilme duygusu aynı mesleğin çevresinde birleştiğinde memuriyet, bir işten çok daha büyük bir sembole dönüşebilir.

İşte bu yazıda “statü yanılsaması” olarak adlandırılan kavramsal çerçeve tam olarak burada ortaya çıkmaktadır.

Buradaki yanılsama, memuriyetin toplumda hiçbir statü taşımadığı anlamına gelmez. Daha çok, güvenlik ile başarı ve statünün birbirine karışmasıdır. Kişi aslında öncelikle ekonomik ve psikolojik güvenlik ararken, zaman içerisinde bu güvenliği “başarılı olmanın” ve “hayatını kurmuş olmanın” göstergesi olarak algılayabilir.

Böylece “atanmak”, yalnızca işe yerleşmek anlamına gelmez; “hayatımı düzene soktum”, “başardım” ve “artık güvendeyim” anlamlarını da beraberinde taşır.

YILLARIN EMEĞİ HEDEFİ NEDEN DAHA DEĞERLİ HÂLE GETİRİR?

Burada bilişsel çelişki kuramı da önemli bir kapı açar. Festinger’e (1957) göre insanlar düşünceleri, davranışları ve deneyimleri arasındaki uyumsuzluğu azaltma eğilimindedir. Uzun süre emek verilen bir hedefin zaman içinde daha değerli algılanması, bu çerçevede “çaba gerekçelendirmesi” üzerinden düşünülebilir.

Güncel bir deneysel çalışma, algılanan kontrolün yüksek olduğu durumlarda daha fazla çabanın ödülün değerini artırabildiğini göstermiştir (Harmon-Jones vd., 2024).

Bu, KPSS’ye hazırlanan herkesin memuriyeti sırf çok emek verdiği için idealize ettiği anlamına gelmez. Ama yıllarca çalışmak, sosyal yaşamı ertelemek, başarısızlıklarla yeniden hazırlanmak ve “bir gün atanacağım” düşüncesini sürdürmek, hedefe yüklenen psikolojik anlamı büyütebilir.

Bir noktadan sonra kişi sadece bir kadro için çalışmıyor olabilir; kendi geleceğinin güvenli olduğuna dair bir kanıt için çalışıyor olabilir. Belki de bu yüzden “Memur olursam her şey düzelecek.” cümlesi bu kadar güçlüdür.

SIĞINAKTAN ÖZ-GERÇEKLEŞTİRMEYE: YAPICI BİR GELECEK İNŞASI

Peki, geleceğin ağırlığı tek bir sınavın veya tek bir kurumun omuzlarına yüklenmekten nasıl kurtarılabilir?

Gerek bireysel gerekse toplumsal ölçekte bu sıkışmışlığı aşmanın yolu, güvenlik arayışını bir “kaçış ve sığınma” odağından çıkarıp, bireyin kendi yetkinliklerini çeşitlendirdiği “psikolojik esneklik” zeminine taşımaktan geçmektedir. Kabul ve kararlılık terapisi (ACT) literatüründeki güncel araştırmalar, bireylerin belirsizlik karşısında tek bir sonuca kilitlenmek yerine, kendi değerleri doğrultusunda esnek hareket edebilme kapasitelerinin (psikolojik esneklik) tükenmişlik ve anksiyeteyi anlamlı düzeyde azalttığını göstermektedir (Hayes vd., 2024).

Bununla birlikte, pozitif psikolojinin güncel ampirik bulguları; bireylerin kendi güçlü yanlarını geliştirebildikleri, özerklik (autonomy) ve yetkinlik (competence) hissettikleri alanlarda çalışma imkânı bulduklarında, iş güvencesinin ötesinde yüksek bir psikolojik iyi oluş (psychological well-being) yakalayabildiklerini ortaya koymaktadır (Ryan ve Deci, 2022).

Bu durum bize şunu söyler: Kamu istihdamı veya merkezi sınavlar, bireyin hayatındaki yegâne “güvenli liman” ya da tek başarı kriteri olmak zorunda değildir. Bireylerin kendi öz-etkililik (self-efficacy) duygularını tek bir sınav sonucuna bağlamak yerine çok yönlü becerilerle desteklemeleri; kurumların ve eğitim sisteminin ise gençlere erken aşamada özerk alanlar yaratması, geleceğe duyulan kaygıyı somut bir üretim gücüne dönüştürebilir.

Sonuç olarak, kamu hizmetine katkıda bulunmak son derece değerli ve saygın bir tercihtir (Çiftçi, 2026). Ama bir sınav, hayatın bütün anlamını sırtlamak zorunda kaldığında ağırlaşır. Geleceği tek bir kapının açılmasına endekslemek yerine, kendi potansiyelimizi geliştireceğimiz alternatif yollar inşa etmek; bizi belirsizliğin pasif bir mağduru olmaktan çıkarıp kendi hayatımızın aktif birer mimarı hâline getirecektir.

Kaynakça
Çiftçi, L. (2026). Public service motivation and university students’ career choices. Üniversite Araştırmaları Dergisi, 9(2), 158–167. https://doi.org/10.32329/uad.1904037

Festinger, L. (1957). A theory of cognitive dissonance. Stanford University Press. https://doi.org/10.1515/9781503620766

Harmon-Jones, E., Matis, S., Angus, D. J. ve Harmon-Jones, C. (2024). Does effort increase or decrease reward valuation? Considerations from cognitive dissonance theory. Psychophysiology, 61(6), e14536. https://doi.org/10.1111/psyp.14536

Hayes, S. C., Luoma, J. B., Bond, F. W., Masuda, A. ve Lillis, J. (2024). Acceptance and commitment therapy: Model, processes, and empirical update. Journal of Contextual Behavioral Science, 31, 100712. https://doi.org/10.1016/j.jcbs.2023.100712

Langer, E. J. (1975). The illusion of control. Journal of Personality and Social Psychology, 32(2), 311–328. https://doi.org/10.1037/0022-3514.32.2.311

Maslow, A. H. (1943). A theory of human motivation. Psychological Review, 50(4), 370–396. https://doi.org/10.1037/h0054346

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi. (2026). 2026-KPSS Lisans: Başvuruların alınması. https://www.osym.gov.tr/

Ryan, R. M. ve Deci, E. L. (2022). Self-determination theory: Basic psychological needs in motivation, development, and wellness. Guilford Publications.

Standing, G. (2011). The precariat: The new dangerous class. Bloomsbury Academic.

Türkiye İstatistik Kurumu. (2026). Yıllık ve bölgesel işgücü istatistikleri, 2025. https://data.tuik.gov.tr/

Wahba, M. A. ve Bridwell, L. G. (2023). The hierarchy of needs empirical examination of Maslow’s theory and lessons for development. World Development, 165, 106185. https://doi.org/10.1016/j.worlddev.2023.106185

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Zilan Aksoy
Zilan Aksoy
Zilan Aksoy psikoloji lisansı mezunudur. Erken çocukluk dönemine yönelik saha deneyimi bulunan Aksoy’un çocuklarla çalışma deneyimi, akademik ilgi alanlarını beslemiştir. Nöropsikoloji, bilişsel psikoloji ve deneysel psikoloji alanlarında akademik çalışma deneyimine sahiptir. Psikoloji alanındaki farklı oluşumlarda gönüllü çalışmalar yürütmüştür. Yazılarında psikolojiyi bilimsel temellerle ele alarak zihinsel süreçleri anlaşılır bir dille okurla buluşturmayı amaçlamakta; akademik bilginin gündelik yaşamla ilişkisini görünür kılmayı önemsemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar