Erteleme Nedir? Ders Çalışmaya Başlayamamanın Psikolojisi
Sınav haftası yaklaşıyor, notlar hazır, masa düzenli. Ama ders çalışmaya oturmak yerine telefona bakılıyor, oda bir kez daha toplanıyor, "yarın sabah erkenden başlarım" deniyor. Akşam olduğunda ise hem yapılmayan iş hem de bunun getirdiği suçluluk birikmiş oluyor. Üniversite öğrencilerinin büyük bir kısmı bu döngüyü yakından tanır. Erteleme çoğu zaman tembellik ya da irade eksikliği olarak görülür; oysa araştırmalar, ertelemenin altında çoğu zaman duygularla baş etme çabası yattığını gösteriyor.
Erteleme nedir
Erteleme, yapılması gerektiğini bildiğimiz ve yapmak da istediğimiz bir işi, bunun bize zarar vereceğini bilmemize rağmen geciktirmektir. Kanadalı araştırmacı Piers Steel'in kapsamlı incelemesi, ertelemenin özellikle görev sıkıcı, belirsiz ya da ödülü uzak olduğunda arttığını ortaya koyar. Yani mesele zamanı yönetememekten çok, o görevin bizde uyandırdığı duyguyu yönetememektir.
Fuschia Sirois ve Timothy Pychyl'in çalışmaları bu noktayı daha da netleştirir: Erteleme, kısa vadede kendimizi daha iyi hissetmek için uzun vadeli hedeflerimizden ödün vermektir. Ders kitabını açmak kaygı, sıkıntı ya da yetersizlik hissi uyandırıyorsa, telefona uzanmak o an için bir rahatlama sağlar. Sorun, bu rahatlamanın kısa sürmesi ve faturanın sonradan daha ağır gelmesidir.
Ertelemenin arkasındaki duygular
Ertelemenin arkasında hemen her zaman bir duygu vardır. Bu duyguları fark etmek, döngüyü kırmanın ilk adımıdır. Öğrencilerde en sık görülenler şunlardır:
- Başarısızlık korkusu: "Çalışsam da yapamazsam?" düşüncesi, hiç başlamamayı daha güvenli gösterir. Çalışmadan başarısız olmak, çalışıp başarısız olmaktan daha az acı verir gibi gelir.
- Mükemmeliyetçilik: İşi kusursuz yapamayacaksa hiç başlamamak. Mükemmel bir başlangıç anını beklemek, başlangıcı sürekli öteler.
- Belirsizlik: Nereden başlayacağını bilmemek. "Final çalışmak" gibi büyük ve şekilsiz bir görev, zihinde altından kalkılamaz bir yük gibi durur.
- Anlamsızlık hissi: Bölümü ya da dersi sevmemek, çalışmanın bir amaca hizmet ettiğine inanmamak.
Erteleme ve suçluluk döngüsü
Erteleyen öğrenci çoğu zaman kendine çok serttir. "Yine yapamadım", "Ben zaten böyleyim" gibi cümleler suçluluğu, suçluluk da kaygıyı artırır. Kaygı arttıkça görev daha da itici hâle gelir ve ertelemek daha cazip olur. Bu yüzden kendini daha sert eleştirmek, ertelemeyi azaltmak yerine çoğu zaman artırır. Araştırmalar, kendine daha anlayışlı yaklaşabilen öğrencilerin bir sonraki görevde daha az erteleme eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Ertelemeyi azaltmak için küçük adımlar
Ertelemeyle baş etmenin yolu büyük kararlar almaktan değil, görevi ve duyguyu daha yönetilebilir hâle getirmekten geçer. Denenebilecek bazı yöntemler şunlardır:
- Görevi küçültün: "Bütün üniteyi çalışmak" yerine "ilk iki sayfayı okumak" gibi on beş dakikada bitebilecek bir ilk adım belirleyin.
- Sadece başlayın: Kendinize yalnızca on dakika çalışacağınıza söz verin. Başlamak, çoğu zaman işin en zor kısmıdır; başladıktan sonra devam etmek kolaylaşır.
- Ortamı düzenleyin: Telefonu başka bir odaya bırakmak, kütüphanede ya da ders çalışılan bir ortamda oturmak dikkat dağıtıcıları azaltır.
- Duyguyu adlandırın: Ertelemek istediğinizde "Şu an kaygılıyım" ya da "Bu konu bana sıkıcı geliyor" diye fark etmek, duyguyla aranıza mesafe koyar.
- Kendinize nazik olun: Ertelediğiniz bir günün ardından kendinizi suçlamak yerine, ertesi gün için küçük ve gerçekçi bir plan yapın.
Ekranlar ve erteleme
Telefon, ertelemenin en kolay ulaşılan sığınağıdır. Bir bildirime bakmak birkaç saniye sürer, ama dikkat yeniden derse dönene kadar dakikalar geçer. Sosyal medyada sonsuz akış, bitmeyen bir "bir tane daha" döngüsü yaratır ve gece geç saatlere uzayan ekran kullanımı uykuyu, uykusuzluk da ertesi günün enerjisini ve odaklanmayı azaltır. Bu yüzden ertelemeyle çalışırken ekranı tamamen yasaklamak yerine ders saatlerinde telefonu başka bir odada tutmak, bildirimleri kapatmak ve yatmadan önce ekransız bir zaman ayırmak daha sürdürülebilir bir yol olabilir. Arkadaşlarla birlikte çalışmak, kütüphanede belirli saatlerde buluşmak ya da çalışma sürelerini kısa molalarla bölmek de dikkatin dağılmasını azaltır.
Kampüs hayatı ve erteleme
Üniversite yılları, ertelemenin en kolay yerleştiği dönemlerden biridir. Lisede okul, aile ve dershane tarafından belirlenen bir düzen vardır; üniversitede ise zamanın büyük kısmını öğrencinin kendisi yönetir. Yurt ya da ev hayatı, sosyal çevrenin genişlemesi ve aileden uzak olmak bu özgürlüğe eşlik eder. Ankara gibi büyük üniversite şehirlerinde, örneğin Bilkent ve Beytepe kampüslerinde okuyan öğrenciler arasında sınav dönemi kaygısı ve erteleme, uzmanlara en sık getirilen konular arasındadır. Bu öğrencilerin destek seçeneklerini Bilkent psikolog sayfasında ayrıntılı olarak anlattık.
Ne zaman destek almalı
Ara sıra ertelemek herkesin yaşadığı bir şeydir. Ancak erteleme derslerinizi bırakma noktasına getirdiyse, sınavlara hazırlanamadığınız için dönem kaybı yaşıyorsanız, ertelemenin arkasında sürekli bir kaygı, mutsuzluk ya da değersizlik hissi varsa bir uzmanla görüşmek faydalı olabilir. Dikkat dağınıklığı çocukluktan beri sürüyorsa bunun da değerlendirilmesi önemlidir. Kampüse yakın yaşayan öğrenciler için Beysukent psikolog sayfasında yüz yüze ve online görüşme seçenekleri yer alıyor.
Kendinize zarar verme düşünceleriniz varsa ya da kendinizi güvende hissetmiyorsanız lütfen vakit kaybetmeden bir yakınınıza haber verin ve 112'yi arayın.
Son söz
Erteleme bir karakter kusuru değil, zor duygularla baş etmeye çalışmanın, çoğu zaman da işe yaramayan bir yoludur. Görevi küçültmek, duyguyu fark etmek ve kendinize daha anlayışlı davranmak, döngüyü kırmak için atılabilecek en gerçekçi adımlardır. Bugün yapılacak küçük bir başlangıç, yarın için verilen büyük sözlerden daha değerlidir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; psikolojik değerlendirme ya da psikoterapinin yerini tutmaz.
Yazar hakkında: Psikolog Rojin Nazik, Ankara'da Kızılay ve Yaşamkent ofislerinde ve online olarak yetişkin, çift ve aile görüşmeleri yapmaktadır.
Kaynakça
- Steel, P. (2007). The nature of procrastination: A meta-analytic and theoretical review of quintessential self-regulatory failure. Psychological Bulletin, 133(1), 65–94.
- Sirois, F., & Pychyl, T. (2013). Procrastination and the priority of short-term mood regulation: Consequences for future self. Social and Personality Psychology Compass, 7(2), 115–127.


