Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Birini Kaybetmemek Uğruna Kendinden Vazgeçmek: İlişkilerde Kendimizi Nasıl Kaybediyoruz?

Selinay Kaplan Yazar: Selinay Kaplan Öğrenci Yazar
6 dk.okuma süresi
Birini Kaybetmemek Uğruna Kendinden Vazgeçmek: İlişkilerde Kendimizi Nasıl Kaybediyoruz?

Birini çok sevdiğimizde ve değer verdiğimizde onun hayatımızdaki yerini korumak isteriz. Bazen bu istek o kadar güçlenir ki kendi düşüncelerimizi, isteklerimizi ve hatta sınırlarımızı ikinci plana atmaya başlarız. Tartışma çıkmaması için söylemek istediklerimizi içimize atar, kırıldığımızı belli etmez ve karşımızdaki kişinin bizden uzaklaşmaması için normalde kabul etmeyeceğimiz şeylere bile evet deriz.

Başlangıçta bütün bunları ilişkiyi korumak için yaptığımızı düşünürüz. Peki, bir ilişkiyi kaybetmemek uğruna kendimizden ne kadar vazgeçebiliriz? Bazen birini kaybetme korkusu, o kişiyi hayatımızda tutmaya çalışırken kendi hayatımızdaki yerimizi kaybetmemize neden olabilir.

Kaybetme Korkusu Bizi Nasıl Değiştirir?

Bir ilişkide terk edilme ya da sevilmeme ihtimali, bazı bireyler için oldukça kaygı verici olabilir. Özellikle kaygılı bağlanma eğilimi olan bireyler, ilişkide yaşanan küçük uzaklaşmaları bile ilişkinin sona ereceğine dair bir işaret olarak yorumlayabilir. Bu nedenle partnerlerinin ilgisini kaybetmemek adına daha fazla çaba gösterebilir ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atabilirler.

George, Hart ve Rholes (2020), bağlanma kaygısı yüksek bireylerde değişim ve yalnız kalma korkusunun, tatmin olunmayan ilişkileri sürdürme eğilimiyle bağlantılı olabileceğini ortaya koymuştur. Bu bulgu, bazen bir ilişkide kalma kararının yalnızca sevgiyle değil, ayrılığın yaratacağı belirsizlik ve korkuyla da şekillenebildiğini gösterir.

Böyle zamanlarda kişi kendine şu soruyu sormakta zorlanabilir: “Ben bu ilişkide gerçekten mutlu muyum, yoksa yalnızca onu kaybetmekten mi korkuyorum?”

Sevgi İçin Ne Kadar Fedakârlık Yapmalıyız?

Bir ilişki içinde sevdiğimiz insan için fedakârlık yapmamız gayet normaldir. Bazen ona zaman ayırır, kendi planlarımızı erteler ya da ortak bir noktada buluşmak için bazı şeylerden vazgeçeriz. Bunlar ilişkinin doğal bir parçasıdır. Ancak sevdiğimiz insan için fedakârlık yapmakla zamanla kendimizden vazgeçmek arasında önemli bir fark vardır.

Bir süre sonra partnerimizin mutluluğunu kendi mutluluğumuzun önüne koymaya başlayabiliriz. Onun isteklerine göre hareket eder, kendi planlarımızı sürekli erteler ve ne istediğimizi düşünmek yerine onun ne beklediğine odaklanırız. Bunu yaptığımızda başlangıçta büyük bir sorun görmeyebiliriz. Fakat zamanla kendi ihtiyaçlarımızı ve beklentilerimizi gözden kaçırmaya başlayabiliriz. Burada önemli olan ne kadar fedakârlık yaptığımızdan çok, bunu hangi nedenle yaptığımızdır. İlişkimizi güzelleştirmek ve ortak bir hayat kurabilmek için çaba göstermek oldukça doğaldır. Ancak sırf partnerimiz üzülmesin, bize kızmasın ya da bizi terk etmesin diye sürekli kendi isteklerimizden vazgeçiyorsak biraz durup düşünmemiz gerekir. Çünkü bir ilişkiyi ayakta tutmak için her zaman bir tarafın alttan alması veya kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmesi gerekmez. İki kişinin de isteklerine, sınırlarına ve beklentilerine yer açılabilmelidir.

Söyleyemediklerimiz zamanla içimizde birikir.

“Şimdi söylersem tartışırız.”
“Bunu dile getirirsem benden uzaklaşır.”

“Biraz daha alttan alayım, belki düzelir.”

Bu düşünceler zaman içinde kişinin kendi duygularını ifade etmesini zorlaştırabilir. Kırıldığı hâlde susmak, istemediği bir şeye evet demek veya rahatsız olduğu davranışları görmezden gelmek, o an için ilişkinin huzurunu koruyor gibi görünebilir. Ancak dile getirilmeyen duygular kendiliğinden ortadan kalkmaz. Bazen bizi rahatsız eden bir davranışı konuşmak yerine görmezden geliriz. Çünkü karşımızdaki insanın üzülmesini ya da aramızın bozulmasını istemeyiz. Fakat sürekli susmak, sorunların çözüldüğü anlamına gelmez. Aksine, zamanla biriken kırgınlıklar en küçük anlaşmazlıkta bile kendini gösterebilir.

Üstelik bir noktadan sonra ne hissettiğimizi anlatmaktan çok, karşımızdaki kişinin nasıl tepki vereceğini düşünmeye başlarız. Söyleyeceklerimizi onun tepkisine göre seçer, kendi duygularımızı ifade etmekten çekiniriz. Böylece ilişki içinde kendimiz gibi davranmak giderek zorlaşabilir. Oysa bir ilişkide her zaman aynı fikirde olmak ya da her konuda anlaşmak zorunda değiliz. Önemli olan, rahatsız olduğumuz şeyleri konuşabilmek ve bunu yaparken birbirimizi dinleyebilmektir.

Bir İlişkide Kendimiz Olarak Kalabilmek

Sağlıklı bir ilişkide iki insanın birbirine yakınlaşması, kendi hayatlarından ve bireyselliklerinden vazgeçmeleri anlamına gelmez. Birini sevmek; arkadaşlarımızdan uzaklaşmak, sevdiğimiz şeyleri bir kenara bırakmak ya da kendi hedeflerimizi unutmak zorunda olduğumuz anlamına da gelmez. Birlikte olmak, iki kişinin hayatlarını paylaşırken kendilerine ait alanları da koruyabilmesidir.

Elbette ilişkiler insanı değiştirebilir. Birbirimizden yeni şeyler öğrenebilir, farklı bakış açıları kazanabiliriz. Ancak bizi geliştiren değişimlerle kendimiz için değerli olan özelliklerimizden uzaklaşmamız arasında önemli bir fark vardır.

Bu noktada kendimize birkaç soru sormak iyi olabilir: Bu ilişkide düşüncelerimi rahatça ifade edebiliyor muyum? Kendi isteklerimi dile getirdiğimde anlaşılacağımı hissediyor muyum? Partnerimin yanında olduğum gibi davranabiliyor muyum? Yoksa onun tepkisinden çekindiğim için sürekli kendimi değiştirmeye mi çalışıyorum?

Her ilişkide anlaşmazlıklar yaşanabilir. Bazen ortak bir noktada buluşmak için karşılıklı ödünler vermek de gerekebilir. Ancak bu durum sürekli aynı kişinin kendi isteklerinden vazgeçmesi anlamına gelmemelidir. Bir ilişkiyi sürdürmek yalnızca bir kişinin çabasıyla mümkün değildir. İki tarafın da birbirini anlamaya çalışması, birbirine alan tanıması ve sınırlarına saygı duyması gerekir.

Belki de bazen kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur: Birini kaybetmemek için nelerden vazgeçiyorum ve bu vazgeçişin içinde kendime ne kadar yer bırakıyorum? Çünkü birini sevmek, onun hayatında kalabilmek için kendi hayatımızdan uzaklaşmamızı gerektirmez. Bir ilişki içinde olmak, kendimiz olmaktan vazgeçmek değildir. Birini sevmek güzel olsa da o sevgiyi yaşarken kendimiz olmaya devam edebilmek de en az onun kadar değerlidir.

Kaynakça

  • Carrillo, B. (2022). Self-silencing in romantic relationships: Is it related to worse relationship conflict outcomes? [Doktora tezi, University of California, Berkeley]. eScholarship. https://escholarship.org/uc/item/8kc2p7m7
  • Day, L. C., & Impett, E. A. (2018). Giving when it costs: How interdependent self-construal shapes willingness to sacrifice and satisfaction with sacrifice in romantic relationships. Journal of Social and Personal Relationships, 35(5), 722–742. https://doi.org/10.1177/0265407517694965
  • Gan, M., & Chen, S. (2017). Being your actual or ideal self? What it means to feel authentic in a relationship. Personality and Social Psychology Bulletin, 43(4), 465–478. https://doi.org/10.1177/0146167216688211
  • George, T., Hart, J., & Rholes, W. S. (2020). Remaining in unhappy relationships: The roles of attachment anxiety and fear of change. Journal of Social and Personal Relationships, 37(5), 1626–1633. https://doi.org/10.1177/0265407520904156
  • Impett, E. A., Kogan, A., English, T., John, O., Oveis, C., Gordon, A. M., & Keltner, D. (2012). Suppression sours sacrifice: Emotional and relational costs of suppressing emotions in romantic relationships. Personality and Social Psychology Bulletin, 38(6), 707–720. https://doi.org/10.1177/0146167212437249
  • Ma, L., & Clark, E. M. (2024). I hope my partner can make me change: Expected relational self-changes and relational outcomes. The Journal of Social Psychology, 164(1), 136–148. https://doi.org/10.1080/00224545.2021.2008853
  • Mattingly, B. A., Caselli, A. J., & McIntyre, K. P. (2026). Changing me by sacrificing for thee: Motivated sacrifice and relationship-induced self-concept change. Journal of Social and Personal Relationships. https://doi.org/10.1177/02654075261454134
  • Tajmirriyahi, M., & Ickes, W. (2020). Self-concept clarity as a predictor of self-disclosure in romantic relationships. Journal of Social and Personal Relationships, 37(6), 1873–1891. https://doi.org/10.1177/0265407520911131
  • George, T., Hart, J. A., & Rholes, W. S. (2020). Remaining in unhappy relationships: The roles of attachment anxiety and fear of change. Journal of Social and Personal Relationships, 37(5), 1626–1633. https://doi.org/10.1177/0265407520904156
Selinay Kaplan Selinay Kaplan
Öğrenci Yazar
Uluslararası Final Üniversitesi Psikoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Psikoloji alanındaki bilimsel gelişmeleri takip etmeye, insan davranışlarını ve bireylerin düşünce, duygu ve davranışları arasındaki ilişkileri anlamaya ilgi duyuyorum. Psikolojik konuları bilimsel temellere dayalı, anlaşılır ve akıcı bir dille ele almayı önemsiyorum. Yazılarım aracılığıyla psikoloji alanındaki bilgi ve araştırmaları daha geniş kitlelere ulaştırmayı ve okuyucuların psikolojiye dair farkındalıklarını artırmayı amaçlıyorum.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!