Her Şeyi Yetiştirmeye Çalışırken Kendimize Geç Kalmak
Sabah gözlerinizi açar açmaz yapılacaklar listesine tik atmaya başlayanlardan mısınız?
Yetişmemiz gereken işler, cevaplamamız gereken mesajlar, tamamlamamız gereken sorumluluklar... Bir günün içine mümkün olduğunca çok şey sığdırmaya çalışıyoruz. Takvimlerimiz doluyor, listeler uzuyor; tamamlananların yanında ertesi güne kalanlar da birikiyor. Günün sonunda kendimize ayıracağımız vakit ise çoğu zaman birkaç dakikayı geçmiyor. İlginçtir ki başkalarına verdiğimiz sözleri tutmak için gösterdiğimiz özeni, kendimize verdiğimiz sözlerde göstermekte zorlanıyoruz. Dinleneceğimizi, biraz yavaşlayacağımızı, kendimize vakit ayıracağımızı söyleriz. Lakin o vakit bir türlü gelmez. Her zaman cevaplanmayı bekleyen bir mesaj, tamamlanması gereken bir iş ya da ertesi güne yetiştirilmesi gereken başka bir sorumluluk vardır. İnsan ne zaman kendi hayatının içinde kendisine yetişememeye başlar?
Meşguliyetin İçinde Kaybolmak
Meşguliyet, yalnızca günlük sorumlulukların fazlalığıyla açıklanabilecek bir durum olmaktan çıktı. Sosyal medyadaki gelişmeleri takip etmek, sürekli yeni bir şey öğrenmek, kendini geliştirmek ve boş zamanları bile verimli geçirmeye çalışmak, kişinin kendisini değerli hissetmesinin bir koşuluna dönüşebiliyor. Öyle ki bazen dinlenirken bile aklımız yapılmamış işlerde kalıyor. Bir işi tamamladığımızda durup kısa bir mola yerine hemen sıradakine geçiyoruz. Lua ve arkadaşlarının (2022) günlük yaşam üzerinden yürüttüğü araştırma, sürekli meşgul olmaya yönelik toplumsal beklentiler ile duygusal iyi oluş arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor. Araştırmaya göre kişilerin meşgul olma baskısını daha yoğun hissettikleri günlerde olumsuz duygulanım, kaygı ve depresif belirtiler de artabiliyor. Bu bulgu, meşguliyetin yalnızca zamanımızı değil, duygusal dünyamızı da etkileyebildiğini düşündürüyor. Gün sonunda hissettiğimiz yorgunluk yalnızca yaptığımız işlerin çokluğundan değil, ne yaparsak yapalım bir türlü tamamlanmış hissetmememizden kaynaklanıyor olabilir.
Zaman mı Yetmiyor, Yoksa Kendimize mi Yer Açmıyoruz?
Sürekli acele etme hâli, zamanla kişinin gündelik yaşamını algılama biçimine de yerleşebiliyor. Bir arkadaşımızla kahve içerken aklımızda akşam tamamlamamız gereken işler, dinlenirken ertesi günün toplantıları, ailemizle vakit geçirirken cevaplamadığımız mesajlar olabiliyor. Fiziksel olarak bulunduğumuz yerde olsak da zihnimiz çoğu zaman bir sonraki sorumluluğa çoktan geçmiş oluyor. Ogden ve arkadaşlarının (2025), altı Avrupa ülkesinden 7.536 kişiyle gerçekleştirdiği araştırma, kronik zaman baskısı ile depresyon, kaygı ve stres belirtileri arasındaki ilişkiyi inceliyor. Bulgular, özellikle sürekli telaşlı hissetmenin ve zamanın yetmediği düşüncesinin bu belirtilerle ilişkili olduğunu gösteriyor. Elbette her yoğunluk zararlı değildir. Belli bir düzeyde stres, sorumluluklarımızı yerine getirmemize ve hedeflerimize odaklanmamıza yardımcı olabilir. Ancak yoğunluk sürekli hâle geldiğinde, dinlenmeye fırsat bulamadığımızda ve günlük ihtiyaçlarımızı bile ertelemeye başladığımızda işler değişiyor. Bir süre sonra yalnızca yapılacak işler değil, zihinsel yükümüz de artar. Kendimize ayırdığımız zamanın giderek azalması, ihtiyaçlarımızı fark etmemizi ve günlük yaşamın temposunu sağlıklı biçimde sürdürmemizi zorlaştırabilir.
Kendimize Ne Kadar Anlayışlıyız?
Başkalarının yorgunluğunu fark etmekte ve zorlandıklarında onlara anlayış göstermek konusunda çoğu zaman daha cömert davranırız. Bir arkadaşımız dinlenmek istediğinde bunu doğal karşılar, bir yakınımız bir işi tamamlayamadığında ona zaman tanırız. Ancak aynı durum kendi başımıza geldiğinde genellikle yargılarken buluruz kendimizi: Daha fazlasını yapmalıydın, biraz daha gayret etseydin, bunu da tamamlamalıydın… Başkalarına gösterdiğimiz anlayışı kendimizden esirgediğimiz anlar vardır. Bir arkadaşımız yorulduğunda dinlenmesini önerir, bir yakınımız hata yaptığında bunun herkesin başına gelebileceğini söyleriz. Ancak aynı durum kendi başımıza geldiğinde kendimize aynı anlayışla yaklaşamayabiliriz. Yapamadıklarımızı büyütür, eksiklerimizi hatırlatır, biraz daha çaba göstermemiz gerektiğini düşünürüz. Oysa insanın her zaman güçlü, üretken ve yeterli olması mümkün değildir. Bazen durmak, yetişemediğimizi kabul etmek ve kendimize biraz alan tanımak da gerekir. Zessin, Dickhäuser ve Garbade'nin (2015) meta-analizi, öz şefkat ile psikolojik iyi oluş arasında pozitif yönde bir ilişki bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgu, kişinin kendisine karşı daha anlayışlı bir tutum geliştirmesinin psikolojik iyi oluş açısından önemine işaret etmektedir. Kendimize anlayış göstermek, sorumluluklarımızdan vazgeçmek ya da her şeyi olduğu gibi bırakmak değildir. Bazen elimizden gelenin sınırını kabul etmek, tamamlayamadığımız bir işi ertesi güne bırakabilmek ve dinlenmek için bütün sorumluluklarımızın bitmesini beklememektir.
Kendimize Yetişmek Asli bir İhtiyaçtır
Hayatımız boyunca tamamlamamız gereken işler, ulaşmak istediğimiz hedefler ve karşılamaya çalıştığımız beklentiler olacak. Bunların hepsini bir anda bitirmek mümkün olmadığı gibi, her gün aynı verimlilikte olmak da mümkün değil. Yorulduğumuzu fark ettiğimizde durabiliyor muyuz? Yoksa kendimize ayıracağımız zamanı da yapılacaklar listemizin en sonuna mı bırakıyoruz? Eksik kalan bir işi yarına bırakabiliriz. Kendimizi sürekli ertelediğimizde, kendi hayatımızın içinde bulunmayı da erteliyoruz. Belki bugün yapılacaklar listemize bir madde daha eklemek yerine, kendimize biraz zaman ayırmakla başlayabiliriz.
Kaynakça
- Lua, V. Y. Q., Majeed, N. M., Leung, A. K.-Y., & Hartanto, A. (2022). A daily within-person investigation on the link between social expectancies to be busy and emotional wellbeing: The moderating role of emotional complexity acceptance. Cognition and Emotion, 36(4), 773–780. https://doi.org/10.1080/02699931.2022.2054778 Ogden, R., Schoetensack, C., Klegr, T., Pestana, J. V., Valenzuela, R., Goncikowska, K., Giner-Domínguez, G., Papastamatelou, J., Chappuis, S., Fernández Boente, M., Meteier, Q., Černohorská, V., Codina, N., Martin-Söelch, C., Wittmann, M., & Witowska, J. (2025). Chronic time pressure as a predictor of symptoms of depression, anxiety and stress. BMC Psychology, 13, Article 1407. https://doi.org/10.1186/s40359-025-03654-4
- Zessin, U., Dickhäuser, O., & Garbade, S. (2015). The relationship between self-compassion and well-being: A meta-analysis. Applied Psychology: Health and Well-Being, 7(3), 340–364. https://doi.org/10.1111/aphw.12051


