Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Dijital Çağda Zihinsel Sağlık: Yapay Zeka Bağımlılığı ve Psikolojik Riskler

5 dk.okuma süresi
Dijital Çağda Zihinsel Sağlık: Yapay Zeka Bağımlılığı ve Psikolojik Riskler

Düşünelim ki okul sorumluluklarında veya herhangi bir konuda bilgi almak istediğinizde ilk müracaat ettiğiniz araç genelde ne oluyor? Bu sorunun cevabı son birkaç yıl içinde yapay zekanın gelişmesi ve çeşitlenmesi ile çok değişti. Sadece bilgi almak veya görevleri tamamlamak için değil, karar verirken bile artık bize yardımcı olan yapay zeka aklımıza gelen gelmeyen her alanda ve her görevde var oluyor. Bununla da sınırlı kalmayıp psikolojik destek için bile yeri gelip kullanan tüketicilere yardım edebiliyor. Peki, bu kadar hayatımızdan kopamayacak noktaya gelen yapay zeka bizi nasıl etkiliyor dersiniz? Psikolojik bağlamda konuşmak gerekirse sorunun cevabı pek iç açıcı değil. Özellikle de psikolojik destek için yapay zekaya başvurmak veya tavsiye almak noktasında yapılan çalışmalar gösteriyor ki kişide “yapay zeka psikozu” veya “davranışsal bağımlılığı” arttırdığı yönünde. Ancak bu teknolojik kolaylığın arka planında, bireylerin farkında olmadan sürüklendiği ciddi ruhsal süreçler ve derin duygusal boşluk yer almaktadır. Öyleyse hayatımızdan kopmayacak bir parça haline gelen yapay zekanın psikolojik etkisine birlikte bakalım.

Yapay zeka kullanımı bir bakıma kişinin ve kullandığı aracın her ikisinin de aktif olduğu bir alan. Bunun nedeni arada iletişimin ve bir etkileşimin gerçekleşmiş olmasıdır. Bu iletişim nedeniyle işin sağlıksız boyuta gitmesine sebep olan iki faktör bulunmaktadır. Biri kişi faktörü, öbürü de yapay zeka faktörüdür. Kişi faktörü veya kullanımından başlayacak olursak eğer bu durum ilk olarak iş, eğitim veya eğlence kullanımıyla başlayabilir. Bu kullanım verimli ve destekleyici olarak algılanır. Özellikle yapay zekanın kişiselleştirilmiş ve insan benzeri gelen cevapları paylaşımın içeriğini ve sıklığının artmasına neden olur. Kullanıcı sohbet robotunu daha sık kullandıkça faydalı veya keyifli bulmaya başlar. Bu sefer etkileşimler de daha kişisel, duygusal, felsefi veya sağlıkla ilgili konulara doğru kayabilir. Kullanımın artması sonucunda oluşabilecek yalnızlık, psikososyal stres ve insan desteğine duyulan ihtiyacın azalması kullanımı daha da etkileyebilir. İnsan ilişkilerinden kaçınıp yapay zekaya sığınan bireyler, zamanla sosyal becerilerini yitirmekte ve kendisini daha derin bir yalnızlığın içinde bulabilir. Özellikle psikoza eğilimli olan bireylerde ve yapay zeka okuryazarlığı düşük olan bireylerde bu duruma kapılma daha sık görülebilir. Fakat bu konuşmada sadece kişi kullanımı problemi değildir. Yapay zekanın kişiye özel cevaplarıyla kullanıcıya memnuniyet oluşturma algoritması nedeniyle kullanıcının mantıksız veya yanlış iddialarını düzeltmek yerine sürekli onaylaması ve pekiştirmesi önemli bir diğer noktadır. Kullanıcının sadece gündelik konular için değil, mental sağlık konularında da uydurma bilgileri gerçek gibi sunması çok büyük bir risk taşımaktadır. Kullanıcı içini döktükçe yapay zekanın bunu onaylaması, taraflar arasında adeta dijital bir "iki kişilik hezeyan" (folie à deux) yaratarak bireyi gerçeklikten uzaklaştırır.

Bu konudaki makalelere baktığımızda yapay zeka ve insan arasındaki etkileşimin sadece zihinsel kayıplara değil, işlevsel kayıplara da yol açtığından bahsediliyor. Özellikle yapay zekanın aşırı onaylayıcı tutumu işyerindeki veya sosyal çevresindeki insanlara olan güvenini sarsarak ilişkilerinin kopmasına, sonucunda da kişinin daha izole hale gelmesine sebep oluyor. Sosyal ilişkiler bazında tehlikeler olduğu kadar fiziksel tehlikeler de mevcut. Bunların başında uyku bozuklukları ve kişisel bakımın ihmal edilmesi geliyor. Tüm bu fiziksel ve zihinsel aksamlar, kişinin hayat kalitesini düşürerek uzun vadeli kronik stres ve tükenmişlik sendromuna yol açabilmektedir.

Sonuç olarak, yapay zekanın günlük hayatımıza hızlı entegrasyonu büyük kolaylıklar sağlasa da kişinin aşırı yapay zeka kullanımına bağlı olarak doğabilecek olumsuz durumlardan veya ortaya çıkabilecek sorunlardan, insan-makine etkileşiminde sınırların belirsizleşmesi, bireyleri sosyal dünyadan izole etmesinden ve dijital bağımlılıkları artırmasından, özellikle aşırı onaylayıcı algoritmaların kullanıcıların gerçeklik algısını zedeleyerek psikolojik ve işlevsel kayıplara zemin hazırladığından bahsettik. Bu durum hem bireysel düzeyde farkındalığı hem de teknoloji geliştiricileri seviyesinde etik sorumluluğu zorunlu kılmaktadır. Peki, çözüm önerilerinden veya başka bir deyişle neler yapılabileceğine değinecek olursak; ilk olarak ruh sağlığı uzmanlarının psikiyatrik değerlendirmelerde rutin olarak "yapay zeka kullanım öyküsü" örneğin: kullanım sıklığı, insanlaştırma düzeyi, uykusuzlukla ilişkisi gibi kriterleri baz alması bir çözüm olabilir. Başka bir çözüm ise yapay zeka geliştiricilerine yönelik olabilir. Mesela kullanıcıların uzun süreli konuşma oturumlarında mola uyarıları gelebilir veya modellerin aşırı onaylayıcı tutumları kitlelere sunulmadan önce özenli bir şekilde test edilip geliştirilebilir. Sonuç olarak, yapay zekayla kurduğumuz ilişkiyi daha sağlıklı ve dengeli bir zemine oturtmak, hem zihinsel bütünlüğümüzü hem de insani bağlarımızı korumanın en temel anahtarıdır. Unutulmamalıdır ki teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, gerçek dünyadaki insan etkileşiminin ve uzman desteğinin sunduğu iyileştirici gücün yerini tutamaz.

Kaynakça

  • Treuer, T., & Incze, A. (2026). Chatbot relational dependence and psychosis risk: Conversational artificial intelligence as a potential behavioral addiction context. Journal of Behavioral Addictions, 15(2), 533–539. https://doi.org/10.1556/2006.2026.00080
  • Olisaeloka, L., Nunez, J.-J., Vigo, D. V., & Ng, R. (2026). Artificial intelligence (AI) psychosis: Mechanisms, clinical risks and safety considerations in generative AI chatbots. BJPsych Open, 12, e160, 1–4. https://doi.org/10.1192/bjo.2026.12021
  • Buck, B., & Maheux, A. J. (2026). Psychosis risk and generative artificial intelligence use frequency, motivations, and delusion-like experiences: Cross-sectional survey study. Journal of Medical Internet Research, 28, e85038. https://doi.org/10.2196/85038
Begüm Karabacak Begüm Karabacak
Begüm Karabacak Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesinde 3. Sınıf lisans öğrencisidir. Lisans hayatı boyunca psikoloji kliniklerinde staj yapma imkânı bulmuştur. Okulun psikoloji topluluğunda sosyal medya ekip üyeliği yapmıştır. Ayrıca şu an aktif olarak okulun psikososyal gelişim laboratuvarında asistan olarak görev almaktadır. Psikoloji konularına merakı olan herkese ulaşma, onlarla bu heyecanını paylaşma ve bunu yaparken de anlaşılır bir şekilde aktarma hedefini misyonu haline getirmiştir. Bilişsel psikoloji ve nöropsikoloji alanına ilgisi ve merakı olan yazarımız bu alandaki yeni gelişmelere, ilgi çekici başlıklara ve konulara yazılarında yer vermektedir.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!