Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Hibristofili ve Dijital Kültür: Suç Faillerinin Hayranlık Nesnesine Dönüşümü

6 dk.okuma süresi
Hibristofili ve Dijital Kültür: Suç Faillerinin Hayranlık Nesnesine Dönüşümü

Suç ve şiddet, toplumsal yaşamda genellikle korku, öfke ve güvensizlik gibi duygularla ilişkilendirilirken bazı durumlarda suç faillerinin romantik ilgi, fiziksel çekim ve hayranlık nesnesine dönüştüğü görülmektedir. Özellikle dijital iletişim teknolojilerinin gündelik yaşamın merkezine yerleşmesiyle birlikte suç faillerinin kamusal görünürlüğü, geleneksel medyanın sınırlarını aşarak sosyal medya platformlarında yeniden üretilmektedir.

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleriyle ilişkilendirilen bazı erkeklerin sosyal medya hesaplarının yoğun ilgi görmesi, fotoğraflarının altında fiziksel görünümlerine yönelik beğeni ifadelerinin paylaşılması ve bu kişilerin hayranlık söylemleriyle gündeme gelmesi, suç ile çekicilik arasındaki ilişkinin psikolojik ve toplumsal boyutlarını tartışmaya açmaktadır.

Bu noktada hibristofili (hybristophilia) kavramı, suç işleyen bireylere yönelik romantik veya cinsel çekimin anlaşılmasında önemli bir kavramsal çerçeve sunmaktadır. Hibristofili, her türlü suçlu hayranlığını açıklayan bir kavram olmadığı gibi tek başına bağımsız bir psikiyatrik tanı olarak da değerlendirilmemektedir.

Peki, bir kişinin ağır suçlarla ilişkilendirilen birine romantik ilgi duymasının arkasında yatan psikolojik süreçler neler olabilir? Bu sorunun genel geçer tek bir yanıtı yoktur. Bazı durumlarda tehlike ve güç algısı çekicilikle ilişkilendirilebilirken bazı durumlarda suç işleyen kişinin değiştirilebileceğine ve bu davranışlardan kurtarılabileceğine yönelik düşünceler romantik ilgiyi besleyebilir. Diğer taraftan suç failinin fiziksel görünümüne, kişisel hikâyesine veya medyada sunulan özelliklerine odaklanılabilir. Fakat bunlar olası yorumlardır; bireyler farklı psikolojik motivasyonlarla hareket etmektedir.

Dijital Kültürde Suçun Romantikleştirilmesi

Geleneksel medyada suç ile ilişkilendirilen bireyler çoğunlukla televizyon yayınları ve haber metinleri aracılığıyla görünürlük kazanırken dijital platformlar ile bu görünürlüğün niteliği değişmektedir. Özellikle Instagram, TikTok vb. dijital platformlarda kullanıcılar sadece mevcut içerikleri tüketmemekte, ayrıca bu içerikleri yeniden anlamlandırmaktadır.

Suç faillerinin fotoğraflarının müzikler, estetik düzenlemeler ve ağır çekim videolar eşliğinde paylaşılması, söz konusu kişilerin işledikleri suçlardan kısmen uzaklaştırılarak romantik bir figür olarak sunulmasına yol açabilmektedir. Dolayısıyla bir suç failinden hayranlık duyulan bir karaktere dönüştürülebilmektedir. Örneğin; ağır bir suçla ilişkilendirilen kişinin sosyal medya hesabına “Keşke benim sevgilim olsa”, “Çok yakışıklı” ya da “Böyle biri suç işleyemez ki” gibi yorumlar yapıldığını görebiliriz. İlk ifadeye baktığımızda romantik idealizasyon, ikinci ifade fiziksel beğeni ve son ifade ise fiziksel görünüş ile suçluluk arasında kurulan sorunlu bir ilişkiye işaret edebilir. Burada her olumlu yorumun hibristofili olarak değerlendirilmesi doğru değildir. Fakat suçun ağırlığının geri plana itilmesi, failin idealize ve romantize edilerek şiddet eyleminin görünmez hale gelmesi, üzerinde durulması gereken önemli bir toplumsal meseledir.

Halo Etkisi ve Suç Algısı

Suç faillerine yönelik ilginin, hayranlığın anlaşılmasında sosyal psikolojinin temel kavramlarından biri olan halo etkisi açıklayıcı bir çerçeve sunmaktadır. Halo etkisi, bir bireyin olumlu bir özelliğinden yola çıkarak onun tüm özelliklerini olumlu yönde değerlendirme eğilimidir. Fiziksel olarak beğenilen, çekici bulunan bir kişinin aynı zamanda güvenilir, iyi ve masum olduğunun düşünülmesi bu etkiye örnek olarak gösterilebilir.

Ama burada farkına varılması gereken nokta şudur: Nasıl ki bir kitabı kapağına bakarak değerlendirmek doğru değilse, aynı şekilde bir kişinin de yalnızca dış görünüşünden yola çıkarak hakkında olumlu veya olumsuz bir yargıda bulunmamak gerekir. Fiziksel çekicilik, bireyin ahlaki değerlerinin, kişiliğinin veya davranışlarının bir göstergesi değildir. Bu nedenle suç faillerinin dış görünüşlerinden hareketle masum, güvenilir ya da iyi niyetli olarak değerlendirilmesi, fiziksel çekiciliğin ahlaki yargıların önüne geçebildiği bir algılama biçimi olarak karşımıza çıkar.

Hayranlık Kültüründen Suçun Normalleştirilmesine

Dijital kültürün önemli özelliklerinden biri, bireylerin hiç tanımadıkları ve gerçek hayatta karşılaşmadıkları kişilerle duygusal yakınlık kurabilmeleridir. Sosyal medya platformları aracılığıyla kişilerin hayatlarına, hikâyelerine şahit olmak ve onları sürekli görmek, aralarında gerçek bir ilişki olmamasına rağmen yakınlık hissi oluşturabilir.

Suç faillerine ilişkin hayranlık veya beğeni hissi de bu bağlamda değerlendirilebilir. Kişinin görüntü ve videolarının romantik müzikler eşliğinde paylaşılması, dramatik hayat hikâyelerinin sunulması, suçlu profiliyle dijital ortamda oluşturulan imajı arasında bir mesafe yaratabilir. Bununla birlikte, mevcut içeriklerin kullanıcılar üzerindeki etkisi herkes için aynı değildir.

Asıl problem, hayranlığın suçun normalleştirilmesine veya üstünün kapatılmasına katkıda bulunduğu noktada ortaya çıkmaktadır. Suç failinin romantize edilen videolarının ve “çekici” olarak nitelendirilen fiziksel görünümünün sürekli gündeme gelmesi, mağdurun yaşadıklarının ve şiddetin toplumsal sonuçlarının tartışılmasını geri plana atabilir.

Bu durum yalnızca bireylerin travmaları, bireysel psikolojik eğilimleriyle değil; aynı zamanda dijital kültürün etkileşim, görünürlük ve popülerlik üzerine kurulu algoritmik yapısıyla da ilişkilidir. Kişinin suçla gündeme gelmesi, sosyal medya platformlarında yoğun bir ilgi ve merak nesnesine dönüşmesine neden olabilme potansiyeline sahiptir. Fakat merak ile romantik çekim, görünürlük ile hayranlık ve fiziksel beğeni ile suçun meşrulaştırılması/normalleştirilmesi arasındaki sınırların birbirinden ayrılması gerekmektedir.

Sonuç

Alanyazında Bonnie ve Clyde sendromu olarak da adlandırılan hibristofili, bireysel romantik ve cinsel çekimin sınırlarını anlamaya yönelik önemli bir kavram olmakla birlikte, dijital kültürde suçla ilişkilendirilen bireylere gösterilen her türlü ilginin bu kavramla açıklanması doğru değildir. Suç faillerine yönelik hayranlığın anlaşılabilmesi için psikolojik süreçler, medya temsilleri, dijital etkileşim biçimleri ve toplumsal değerlerin de dikkate alınması gerekmektedir.

Özellikle TikTok, Instagram ve YouTube gibi sosyal medya platformlarında suç faillerinin romantik figürlere dönüştürülmesi, bireylerin suç ve şiddete ilişkin algılarının nasıl şekillendiği sorusu tartışmaya açıktır. Dolayısıyla ele alınması gereken konu, yalnızca bazı bireylerin suç faillerine neden ilgi ve merak duyduğu değil, ayrıca dijital kültürün bu ilgiyi nasıl görünür, paylaşılabilir ve hatta kabul edilebilir hale getirdiğidir.

Çünkü bir suç failinin hayranlık nesnesine dönüşmesi, hem ona yönelen bakışlara hem de o bakışı şekillendiren toplumsal ve dijital koşullara dayanmaktadır.

Damla Karagül Damla Karagül
Damla Karagül, sosyolog ve aile danışmanı olarak psikososyal destek ve kadına yönelik şiddet alanlarında çeşitli projelerin yazım ve uygulanma süreçlerinde görev almıştır. Lisansını Sosyoloji bölümünde, yüksek lisansını ise Kadın ve Aile Çalışmaları Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Şu an doktora eğitimine devam etmektedir. Aile danışmanlığı alanında bireysel ve çift danışmanlığı süreçleri yürüten Karagül; özellikle iletişim problemleri, öfke kontrolü, dijital ebeveynlik ve sosyal medya kullanımı konularında danışanlarıyla çalışmaktadır. Akademik çalışmalarını psikoloji ve sosyoloji arasındaki etkileşimi sağlayarak sürdüren yazarın; toplumsal cinsiyet eşitliği, dijital okuryazarlık, aile içi iletişim ve zorbalık davranışları konularında ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!