Çarşamba, Ekim 7, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocuk ve Ergenlerde Depresyonu Anlamak

Çocukluk ve ergenlik dönemi; bireyin fiziksel, psikolojik ve sosyal açıdan birçok değişimden geçtiği bir dönemdir. Çocukluk dönemi çoğu zaman mutlu, sorunsuz ve kaygısız bir dönem olarak düşünülür ancak çocuklar da üzüntü, stres ve çeşitli psikolojik zorluklarla baş etmek zorunda kalabilmektedir. Bu nedenle çocukluk ve ergenlik döneminde görülen depresyon, yalnızca geçici bir mutsuzluk ya da ergenlik dönemine bağlı bir huysuzluk değildir. Depresyon; çocuğun okul hayatını, arkadaşlık ilişkilerini ve aile içindeki bağlarını etkileyebilen ciddi bir durumdur ve ne yazık ki tekrar ortaya çıkma ihtimali taşımaktadır. Bu nedenle çocuklarda görülen değişimleri zamanında fark etmek ve gereken müdahalelerde bulunmak büyük önem taşımaktadır.

Çocuklar Depresyonu Nasıl Yaşar?

Yetişkinler; yaşadıkları üzüntüyü, umutsuzluğu veya kendilerini kötü hissettiklerini kelimelerle anlatabilirler. Çocuklar ve ergenler ise yaşadıkları duyguları anlatmakta daha fazla zorluk yaşayabilmektedir. Bu nedenle çocuklarda depresyonun nasıl ortaya çıktığını anlamak için öncelikle depresyonun yalnızca üzgün hissetmekten veya zaman zaman mutsuz olmaktan daha fazlası olduğunu bilmek gerekir. DSM-5’te depresif bozukluklar; kişinin duygu durumunu, düşüncelerini ve günlük yaşamını etkileyen belirtiler üzerinden ele alınmaktadır (Kafes, 2021). Majör depresif bozuklukta çökkün duygu durumunun yanı sıra ilgi ve zevk kaybı, uyku ve iştah değişiklikleri, enerji azalması, değersizlik veya suçluluk düşünceleri, dikkat toplamada güçlük ve ölüm ya da intihar düşünceleri gibi belirtiler görülebilmektedir. Bu belirtilerin kişinin günlük yaşamını ve işlevselliğini etkilemesi de tanı sürecinde önem taşımaktadır.

Buna karşın çocuklar ve ergenler, iç dünyalarını yetişkinler gibi söze dökmekte zorlandıklarından tablo her zaman bu klasik belirtiler üzerinden okunamaz. Bu nedenle depresyon çocuklarda yetişkinlerden farklı şekillerde ortaya çıkmaktadır. Bir çocuğun depresyonda olduğunu anlamak için sürekli ağlamasını, üzgün görünmesini veya iyi hissetmediğini söylemesini beklemek doğru değildir. Çocuklarda depresyon bazen öfke, huzursuzluk, çabuk sinirlenme veya hırçınlık şeklinde kendini gösterebilir (Bodur ve Üneri, 2008). Çocuk, daha önce severek yaptığı oyunlara, hobilerine veya arkadaşlarına karşı ilgisini kaybedebilir. Çoğu zaman okul hayatında yaşanan değişimler de önemli birer işaret olabilmektedir. Daha önce derslerinde başarılı olan bir çocuğun başarısında belirgin bir düşüş görülmesi, yaşadığı duygusal zorlukların bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra gelişme dönemindeki bir çocuğun yaşına ve gelişimine göre beklenen kiloya ulaşamaması da dikkat edilmesi gereken durumlardan biridir.

Evdeki Güven Alanı

Çocuk ve ergenlerin ruhsal gelişiminde aile sistemi önemli bir yere sahiptir. Özellikle ilköğretim dönemindeki çocuklar için aile, kendilerini güvende hissettikleri temel ortamı oluşturmaktadır. Araştırmalar, anne ve babasıyla düzenli olarak kaliteli zaman geçirmeyen çocuklarda depresif belirtilerin görülme riskinin daha yüksek olabileceğini göstermektedir (Adana ve ark, 2015). Çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak ve onunla aynı evde bulunmak tek başına yeterli değildir. Dolayısıyla birlikte yemek yemek, gününün nasıl geçtiğini sormak, onu gerçekten dinlemek ve baş başa vakit geçirmek son derece önemli görülmektedir. Bu tür paylaşımlar çocuğun kendini değerli hissetmesine ve zor durumlarda kendini daha kolay açabilmesine olanak tanımaktadır. Aileden yeterli ilgi ve desteği göremeyen çocuk kendisini yalnız hissedebilir ve bu yalnızlık duygusu da depresif belirtilerin ortaya çıkmasına veya artmasına neden olabilmektedir.

Çocuğun yaşadığı uzun süreli sağlık sorunları da ruhsal durumunu etkileyebilir. Sağlık sorunları çocuğun kendine olan güvenini ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerini zorlaştırabilir. Bunun yanında okulda yaşanan başarısızlıklar da çocuk üzerinde baskı oluşturabilir. Çocuk hem kendi hedeflerine ulaşamadığını düşünebilir hem de ailesinin beklentilerini karşılayamadığı için kendini kötü hissedebilir. Bu noktada ailelerin başarısızlığa nasıl tepki verdiği son derece önemlidir. Çocuğu suçlamak veya sürekli eleştirmek yerine onu anlamaya ve desteklemeye çalışmak, çocuğun yaşadığı zorlu süreçle daha sağlıklı baş etmesine yardımcı olabilmektedir.

Okul Yaşamı ve Öğretmenlerin Rolü

Çocuklar, günün önemli bir bölümünü okulda geçirdiklerinden ötürü öğretmenler, aileden sonra çocuğu en yakından gözlemleyebilecek kişiler arasında yer almaktadır. Öğretmenler öğrencilerindeki davranış değişikliklerini erken fark ederek önemli bir rol üstlenebilirler. Örneğin bir öğrencinin ders başarısında ani bir düşüş olması, arkadaşlarından uzaklaşması veya ders sırasında daha içine kapanık davranması dikkat edilmesi gereken değişimlerdir. Bu değişimler tek başına depresyon anlamına gelmez ancak çocuğun yaşadığı bir sorunun fark edilmesine yardımcı olacaktır.

İyileşme Yolları: Terapi, Oyun ve Destek

Çocukluk ve ergenlik döneminde görülen depresyon, uygun destek ve zamanında müdahale ile tedavi edilebilmektedir. Tedavi sürecinde çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve depresyon şiddetinin dikkate alınması gerekmektedir. Daha hafif durumlarda aileye verilen psikoeğitim, aile ve okul desteği ve çocuğun takip edilmesi yeterli olabilir ancak depresyonun daha orta veya ağır düzeyde olduğu durumlarda profesyonel psikoterapi ve gerekli görüldüğünde farmakolojik tedavi uygulanabilir.

Küçük çocuklar duygularını ve yaşadıkları sorunları her zaman kelimelerle anlatamayabilir. Bu nedenle oyun, onların kendilerini ifade etmelerinin doğal yollarından biridir. Oyun terapisi sırasında çocuklar oyun hamurları, oyuncaklar, figürler ve çeşitli semboller aracılığıyla yaşadıkları duyguları ortaya koyabilmektedir. Oyun sırasında terapist ile çocuk arasında oluşan güvenli ilişki de çocuğun duygularını tanımasına ve sorunlarla baş etme becerilerini geliştirmesine yardımcı bir unsur olarak değerlendirilmelidir (Alpaslan ve Erol, 2016). Daha büyük çocuklar ve ergenlerde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) kullanılabilir. BDT, kişinin kendisi ve çevresi hakkındaki olumsuz düşüncelerini fark etmesine ve bu düşünceler üzerinde çalışmasına yardımcı olur. Aynı zamanda duygu düzenleme ve problem çözme becerilerinin geliştirilmesini desteklemektedir.

Orta ve ağır düzeydeki depresyon vakalarında psikoterapinin yanında ilaç tedavisine de ihtiyaç duyulabilmektedir. Bu tedavinin çocuk ve ergen psikiyatristinin değerlendirmesi ve takibi altında yürütülmesi gerekir (Tutkunkardeş ve Kılınçaslan, 2011). Çocuk ve ergenlerde kullanılabilen, etkinliği gösterilmiş ilaçlar bulunmaktadır. Örneğin bazı SSRI (Seçici Serotonin Geri Alım İnhibitörleri) grubu ilaçlar 8 yaş ve üzerindeki çocuklarda kullanılabilmektedir. Özellikle orta ve ağır depresyon vakalarında psikoterapi ile ilaç tedavisinin birlikte uygulanması etkili bir yaklaşım olarak görülmektedir.

Çocukları Anlamak ve Yanlarında Olmak

Çocukluk ve ergenlik döneminde depresyonu konuşmak, bir suçlu aramak anlamına gelmez. Asıl amaç, yaşadığı zorlukları anlatmakta güçlük çeken bir çocuğu fark etmek ve ona destek olmaktır. Bir çocuğun son zamanlarda daha hırçın olması, içine kapanması veya daha önce severek yaptığı şeylerden uzaklaşması her zaman şımarıklık olarak değerlendirilmemelidir. Bu davranışların altında çocuğun anlatmakta zorlandığı bir sorun olabilir. Ebeveynler, öğretmenler ve toplum olarak çocukları yargılamadan dinlemek ve onların duygularına önem vermek yerine getirilmesi gereken büyük bir sorumluluktur. Günlük hayatın yoğunluğu içinde çocuklara zaman ayırmak, onları gerçekten dinlemek ve ihtiyaç duyduklarında bir uzmandan yardım almak son derece önemlidir. Bazen bir çocuğun ihtiyacı olan şey, kendisini dinleyen ve onu anlamaya çalışan bir yetişkindir. Erken fark edilen bir sorun ve zamanında verilen destek, çocuğun bu süreci daha sağlıklı bir şekilde atlatmasına yardımcı olabilir.

Kaynakça

  • Adana, F., Uluman, Ö., Arslantaş, H., ve Ergin, F. (2015). İlköğretim öğrencilerinde depresif belirti sıklığı ve ilişkili faktörler. J Psy Nurs, 6(1), 1-8. https://doi.org/10.5505/phd.2015.19484.
  • Alpaslan, A. H. ve Erol, Y. (2016). Çocuk ve ergenlerde depresif bozukluk non-farmakolojik tedavisi. Türkiye Klinikleri 2.1: 62-67.
  • Bodur, Ş. ve Üneri, Ö. Ş. (2008). Çocuk ve ergenlerde majör depresif bozukluk: Bir gözden geçirme. Anadolu Psikiyatri Dergisi, 9(2), 105-110.
  • Kafes, A. Y. (2021). Depresyon ve Anksiyete Bozuklukları Üzerine Bir Bakış. Humanistic Perspective, 3(1), 186-194. https://doi.org/10.47793/hp.867111
  • Tutkunkardaş, M. D., ve Kılınçaslan, A. (2011). Çocuk ve ergenlerde depresyonun ilaçla tedavisi: Bir gözden geçirme. Journal of Mood Disorders, 1(1), 34-45. https://izlik.org/JA35HM27DU
Dilber Hussein
Dilber Hussein
Dilber Hussein, psikoloji lisans eğitimine üçüncü sınıf öğrencisi olarak devam etmektedir. Nöropsikoloji, bilişsel psikoloji ve sosyal psikoloji alanlarına odaklanan yazar, akademik birikimini geniş kitlelerle buluşturmayı hedeflemektedir. Yazılarında teorik bilgileri gündelik hayatın dinamikleriyle harmanlayarak, psikolojinin herkes için ulaşılabilir ve farkındalık yaratan bir alan olduğunu vurgulamayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar