Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Hata Yapmaya Yer Var mı? Çocukların Dünyasında Başarı Baskısı

4 dk.okuma süresi
Hata Yapmaya Yer Var mı? Çocukların Dünyasında Başarı Baskısı

Hata Yapmaya Yer Var mı? Çocukların Dünyasında Başarı Baskısı

Bir çocuk, cevabını bildiği hâlde sınıfta elini kaldırmayabilir. Çözdüğü soruyu defalarca silip yeniden yazabilir. Henüz denemeden “Ben bunu yapamam” diyebilir. Yetişkinler bu davranışları bazen isteksizlik, dikkatsizlik ya da çaba göstermemek olarak yorumlar. Oysa kimi zaman çocuğun zihnini meşgul eden soru, “Bunu nasıl yapabilirim?” değil, “Ya yanlış yaparsam?”dır.

Çocuklar için öğrenmek, bilinmeyenle karşılaşmayı gerektirir. Bilinmeyenin olduğu yerde ise duraksamak, karıştırmak ve hata yapmak vardır. Ancak hata, öğrenmenin doğal bir parçası olmaktan çıkıp çocuğun kendisi hakkında verdiği bir hükme dönüştüğünde, denemek de zorlaşabilir. “Bu soruyu yanlış yaptım” ile “Ben başarısızım” arasındaki mesafe, yetişkinlerin düşündüğünden daha kısa olabilir.

Başarı ne zaman bir baskıya dönüşür?

Çocuğun gelişmesini istemek, emek vermesini desteklemek ve yapabildiklerini görmek doğaldır. Bununla birlikte, başarının çocuğun hayatında ne kadar yer kapladığı kadar, hangi anlamı taşıdığı da önemlidir.

Okuldan döndüğünde ilk sorulan soru hep kaç doğru yaptığıysa, bir sınav sonucu hemen arkadaşının notuyla karşılaştırılıyorsa ya da iyi bir sonuçtan sonra konuşma hızla bir sonraki hedefe geçiyorsa çocuk kendi çabasını yeterince görülmemiş hissedebilir. Başardığı şeyin sevincini yaşamadan, yeniden kendisini kanıtlaması gerektiğini düşünebilir.

Bu baskı her zaman açık bir eleştiriyle ortaya çıkmaz. “Sen zaten çok zekisin, bunu nasıl yanlış yaptın?” cümlesi de çocuk için ağır bir beklenti taşıyabilir. Yetişkinin güven vermek amacıyla söylediği söz, çocuğun zihninde “Benden beklenen, hata yapmamam” biçiminde karşılık bulabilir.

Burada belirleyici olan tek bir cümleden çok, zaman içinde oluşan ilişkidir. Çocuk zorlandığında da dinleniyor mu? Düşük not aldığında da kendisini anlatabiliyor mu? Başarısının konuşulmadığı anlarda da ilgi ve yakınlık görebiliyor mu?

“Yapamıyorum” cümlesini duymak

“Yapamıyorum” diyen her çocuk başarısızlıktan korkuyor değildir. Konuyu anlamamış, yeterince alıştırma yapmamış, yorulmuş ya da farklı bir anlatıma ihtiyaç duyuyor olabilir. Bu nedenle çocuğun sözünü hemen bir nedene bağlamak yerine, ne yaşadığını anlamaya çalışmak gerekir.

“Nerede zorlandın?” sorusu, “Neden yapamıyorsun?” sorusundan farklı bir alan açar. İlki birlikte bakılabilecek bir güçlüğü işaret ederken ikincisi, söyleyiş biçimine bağlı olarak, çocuğun kendisini açıklamak ya da savunmak zorunda hissetmesine yol açabilir.

Bazen çocuk nasıl başlayacağını bilemez. Bazen yanlışının görülmesinden utanır. Bazen de çok çabalayıp yine yapamama ihtimalinden kaçınır. Böyle bir durumda denememek, onu kısa süreliğine hayal kırıklığından koruyabilir. Fakat öğrenme fırsatlarını da daraltabilir.

Yetişkinin görevi, çocuğun yerine bütün güçlükleri ortadan kaldırmak değildir. Güçlüğün nerede olduğunu birlikte görebilmek ve çocuğun yeniden deneyebilmesine eşlik etmektir.

Sonucun yanında süreci de görmek

Çocuklara sıkça “Önemli olan çabalaman” deriz. Ancak günlük tepkilerimiz bazen bu sözle örtüşmez. Uzun süre çalışılan bir sınavın ardından yalnızca nota odaklandığımızda, çocuğun emeği konuşmanın dışında kalabilir.

Süreci görmek, her girişimi koşulsuz biçimde övmek anlamına gelmez. Çocuğun ne yaptığını somut olarak fark etmektir: “Bu soruda anlamadığın yeri sorman işini kolaylaştırdı” ya da “İlk yöntem işe yaramayınca başka bir yol denedin” demek gibi.

Böyle bir yaklaşım, çocuğa ilerleyişini değerlendirebileceği daha somut bilgiler sunar. Sonuç beklediği gibi olmadığında ise “Neyi anlamışsın, nerede desteğe ihtiyacın var?” sorularıyla öğrenmeye devam edilebilir. Böylece yanlış cevap, konuşmanın sonu olmaktan çıkar; üzerinde çalışılabilecek bir bilgiye dönüşür.

Evde ve sınıfta hataya nasıl karşılık veriyoruz?

Çocuklar, yetişkinlerin kendi hatalarına verdiği tepkileri de görür. Bir şeyi unuttuğumuzda kendimize ağır sözler söylüyorsak, küçük bir aksilikte bütün emeğimizi değersizleştiriyorsak, onlardan hata karşısında sakin kalmalarını beklemek zorlaşabilir.

“Burayı karıştırmışım, yeniden kontrol edeceğim” diyebilmek, gündelik ama anlamlı bir örnektir. Yanlışın fark edilebileceğini, düzeltilebileceğini ve kişinin değerini belirlemediğini gösterir.

Çocuğun hayal kırıklığına da yer açmak gerekir. “Bunda üzülecek ne var?” yerine “Bu sonuç seni üzmüş, daha farklı olmasını bekliyordun” demek, yaşadığı duyguyu anlamaya yardımcı olabilir. Ardından, hazır olduğunda bir sonraki adım konuşulabilir.

Denemeye yer açmak

Çocukların her zaman başarılı olabilecekleri bir ortam kuramayız. Zorlandıkları, beklemedikleri sonuçlarla karşılaştıkları ve yeniden başlamaları gereken zamanlar olacaktır. Buna karşılık, bu deneyimlerin içinde kendilerini yalnız hissetmemelerine katkıda bulunabiliriz.

Bir çocuğun öğrenme cesareti, yalnızca yapabildikleri fark edildiğinde gelişmez. Yapamadığı bir şeyi gösterebildiğinde, yardım isteyebildiğinde ve yanlışından sonra yeniden deneyebildiğinde de güçlenebilir.

Belki de çocuklara yönelteceğimiz sorulardan önce kendimize şu soruyu sormalıyız: Bizim yanımızda hata yaptıklarında neyle karşılaşacaklarını düşünüyorlar?

Çünkü bazen çocuğun bir sonraki adımı atabilmesi için daha fazla baskıya değil, henüz öğreniyor olmasına izin verilmesine ihtiyacı vardır.

Liya Nur Cingöz Liya Nur Cingöz
Liya Nur Cingöz, psikoloji lisans eğitimini tamamlamış bir psikologdur. Lisans eğitimi süresince edindiği akademik bilgileri uygulamayla pekiştirmek amacıyla çeşitli hastane ve psikoloji merkezlerinde staj yapmış; çok sayıda kongre, atölye ve mesleki eğitim programına katılmıştır. Aynı zamanda gönüllü projelerde aktif olarak yer alarak psikoloji bilgisini farklı sosyal alanlarda uygulama deneyimi kazanmıştır. Başta çocuk ve ergen psikolojisi olmak üzere; psikolojik dayanıklılık, psikoeğitim, bireyin yaşam boyu gelişimi ve ruh sağlığını koruyucu-önleyici çalışmalar ilgi alanları arasında yer almaktadır. Yazılarında bilimsel bilgiyi herkesin anlayabileceği sade ve anlaşılır bir dille aktararak, psikoloji ile günlük yaşam arasında güvenilir ve anlamlı bir köprü kurmayı amaçlamaktadır.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!