Doomscrolling: Olumsuz Haberleri Tüketmekten Neden Vazgeçemiyoruz?
Akıllı telefonların günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte bireyler, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan olaylara saniyeler içerisinde ulaşabilmektedir. Ancak bu erişim kolaylığı, beraberinde psikolojik açıdan önemli bir sorunu da getirmektedir: ‘doomscrolling’. Bu kavram, bireyin özellikle olumsuz, tehdit edici veya kaygı uyandırıcı haberleri, kendisini kötü hissetmesine rağmen, kontrol etmekte zorlanarak tüketmeye devam etmesini ifade etmektedir. Bu durumda birey kaygıyı üst seviyede yaşayabilir.
Doomscrolling yalnızca bir sosyal medya alışkanlığı olarak değerlendirilmemelidir. Bu davranışın altında belirsizliği azaltma çabası, tehditleri önceden fark etme ihtiyacı ve kişinin çevresinde olup bitenler üzerinde kontrol sahibi olma arzusu bulunabilir. Dolayısıyla temel soru şudur: İnsan zihni, kendisini kaygılandıran bilgileri neden tekrar tekrar aramaktadır?
Olumsuzluk yanlılığı ve tehdit algısı
Doomscrolling davranışını açıklayan önemli psikolojik mekanizmalardan biri olumsuzluk yanlılığı‘dır. İnsanlar, olumsuz veya tehdit içeren uyaranlara olumlu uyaranlardan daha fazla dikkat verme eğilimindedir. Evrimsel açıdan değerlendirildiğinde bu eğilim, tehlikeleri erken fark etme ve hayatta kalma açısından işlevsel bir mekanizma olarak düşünülebilir. Bu işlev, tehlikeyi bireyin beyninde daha az sorun oluşturduğuna inandırır. Bununla birlikte günümüzün dijital ortamında tehdit bilgilerine sürekli maruz kalmak, bu mekanizmanın aşırı uyarılmasına neden olabilir.
Örneğin, bir kişi sosyal medyada olumsuz bir haber gördüğünde olayın ayrıntılarını öğrenmek amacıyla başka haberleri inceleyebilir. Ardından benzer içeriklere yönelerek başlangıçta karşılaştığı bilgiden çok daha geniş bir olumsuz haber akışına maruz kalabilir. Böylece bilgi edinme amacıyla başlayan davranış, kaygıyı artıran tekrarlayıcı bir alışkanlığa dönüşebilir. Olumsuz haber tüketiminin kişinin dünya ve insan doğasına ilişkin değerlendirmeleriyle bağlantılı olabileceğine işaret etmektedir. Bununla birlikte doomscrolling’in tek başına kaygıya neden olduğunu kanıtlamamaktadır.
Belirsizliğe tahammülsüzlük ve kontrol yanılsaması
Bilişsel davranışçı yaklaşım açısından doomscrolling, belirsizlik karşısında ortaya çıkan kaygıyı azaltmaya yönelik bir davranış olarak ele alınabilir. Özellikle belirsizliğe tahammülsüzlüğü yüksek bireyler, gelecekte ne olacağını bilmediklerinde yoğun rahatsızlık yaşayabilirler. Bu rahatsızlığı azaltmak için sürekli bilgi arayışına girebilirler.
İlk bakışta yeni haberleri takip etmek, belirsizliği azaltan mantıklı bir strateji gibi görünmektedir. Ancak her yeni bilgi, başka bir soruyu ve yeni bir tehdit ihtimalini gündeme getirebilir. Böylece kişi, rahatlamak amacıyla haberleri kontrol ederken daha fazla kaygılanabilir. Bu durumda beyin fark etmeden iki yönle de başa çıkmaya çalışır.
Bu süreçte olumsuz pekiştirme mekanizması da etkili olabilir. Birey haberleri kontrol ettiğinde kısa süreli bir rahatlama yaşıyorsa, bu rahatlama davranışın tekrarlanma olasılığını artırabilir. Zamanla kişi, kaygılandığında telefonunu kontrol etmeyi öğrenebilir. Ancak rahatlama kalıcı olmadığı için döngü yeniden başlar.
Medya etkileri ve öğrenilmiş dünya algısı
Doomscrolling yalnızca bireysel özelliklerle açıklanamaz. Medyanın içerik seçimi ve dijital platformların çalışma biçimleri de değerlendirilmelidir. Dikkat çekici, duygusal yoğunluğu yüksek ve tehdit içeren haberler bireyin ilgisini daha uzun süre canlı tutabilir. Kişiselleştirilmiş içerik akışları da benzer haberlerle tekrar tekrar karşılaşma olasılığını artırabilir.
Sürekli suç, şiddet, felaket ve kriz haberleriyle karşılaşan bir kişi, dünyayı olduğundan daha tehlikeli algılamaya başlayabilir. Bu durum, bireyin gündelik yaşamındaki güven duygusunu ve geleceğe ilişkin beklentilerini etkileyebilir.
Bununla birlikte doomscrolling davranışını değil, sorunlu sosyal ağ kullanımını incelemektedir. Bu nedenle bulgular, dijital kullanım ile kaygı arasındaki daha geniş ilişkiyi desteklemekte; doomscrolling’e özgü nedensel bir açıklama sunmamaktadır.
Psikolojik açıdan ne yapılabilir?
Doomscrolling döngüsünü kırmak için ilk adım, davranışın hangi duygusal ihtiyaçla bağlantılı olduğunu fark etmektir. Birey kendisine şu soruları yöneltebilir: Haberleri gerçekten bilgi edinmek için mi okuyorum, yoksa kaygımı azaltmak için mi kontrol ediyorum? Okudukça rahatlıyor muyum, yoksa daha fazla endişeleniyor muyum?
Bunun yanında haber takibi için belirli zaman aralıkları oluşturmak, bildirimleri sınırlandırmak ve uyku öncesinde olumsuz içeriklerden uzaklaşmak yararlı stratejiler olabilir. Bilişsel davranışçı yaklaşım çerçevesinde belirsizliğe tahammül geliştirmek, düşünceleri gerçeklerden ayırmak ve kontrol edilebilen durumlara odaklanmak da önem taşır.
Buradaki amaç dünyada olup bitenlerden habersiz kalmak değildir. Asıl amaç, bilgi edinme davranışını kişinin psikolojik iyi oluşunu destekleyecek biçimde düzenleyebilmektir.
Doomscrolling, dijital çağda bireyin bilgiye erişim ihtiyacı ile kaygıyı yönetme çabası arasındaki karmaşık ilişkiyi görünür kılmaktadır. Olumsuzluk yanlılığı, belirsizliğe tahammülsüzlük, olumsuz pekiştirme ve medya etkileri, bu davranışın anlaşılmasına katkı sağlayan önemli çerçevelerdir.
Bununla birlikte her olumsuz haber takibi davranışını psikolojik bir sorun olarak değerlendirmek doğru değildir. Davranışın sıklığı, kişinin yaşamındaki işlevi ve duygusal sonuçları birlikte ele alınmalıdır. Bilgi edinmek ile kaygıyı sürekli besleyen bir döngüye girmek arasındaki fark, bireyin kendi davranışını gözlemlemesiyle daha görünür hâle gelebilir.
Belki de dijital çağın en önemli psikolojik becerilerinden biri, her bilgiye ulaşabilmek değil; hangi bilgiyi, ne zaman ve ne ölçüde tüketmemiz gerektiğini seçebilmektir. Bu da en sağlıklı rahatlama yolu olacaktır.
Kaynakça
- Kaynakça
- Du, M., Zhao, C., Hu, H., Ding, N., He, J., Tian, W., Zhao, W., Lin, X., Liu, G., Chen, W., Wang, S. L., Wang, P., Xu, D., Shen, X., & Zhang, G. (2024). Association between problematic social networking use and anxiety symptoms: A systematic review and meta-analysis. BMC Psychology, 12, 263.
- Gerbner, G., Gross, L., Morgan, M., & Signorielli, N. (1986). Living with television: The dynamics of the cultivation process. In J. Bryant & D. Zillmann (Eds.), Perspectives on media effects (pp. 17–40). Lawrence Erlbaum Associates.
- Shabahang, R., Hwang, H., Thomas, E. F., Aruguete, M. S., McCutcheon, L. E., Orosz, G., Hossein Khanzadeh, A. A., Mokhtari Chirani, B., & Zsila, Á. (2024). Doomscrolling evokes existential anxiety and fosters pessimism about human nature? Evidence from Iran and the United States. Computers in Human Behavior Reports, 15, Article 100438.


