Bir arkadaşımızın yeni bir işe başladığını görürüz. Bir başkasının mezuniyet fotoğrafı karşımıza çıkar. Birinin yeni bir eve taşındığını, başka birinin seyahat ettiğini ya da uzun zamandır istediği bir şeyi gerçekleştirdiğini öğreniriz.
İlk anda onun adına seviniriz.
Sonra zihnimiz sessizce başka bir soru sorabilir:
“Peki ben neredeyim?”
Belki de sosyal karşılaştırmanın en dikkat çekici tarafı tam olarak budur. Başkasının hayatına bakarken, fark etmeden kendi hayatımızı değerlendirmeye başlarız.
Üstelik bunu her zaman bilinçli olarak yapmayız.
Bazen yalnızca bir fotoğraf görürüz. Bazen kısa bir başarı hikâyesi okuruz. Bazen de yakın olduğumuz birinin hayatında gerçekleşen bir değişime tanıklık ederiz. Fakat birkaç saniye içinde zihnimiz kendi hayatımızı da aynı ölçekte değerlendirmeye başlayabilir.
Peki neden?
Kendimizi Neden Başkalarıyla Karşılaştırıyoruz?
İnsan, kendisi hakkında bilgi edinmek isteyen sosyal bir varlıktır. Kendi özelliklerimizi, becerilerimizi ve yaşamımızdaki ilerlemeyi değerlendirirken çevremizdeki insanları bir referans noktası olarak kullanabiliriz.
Bir sınavdan aldığımız puanın iyi olup olmadığını anlamak için arkadaşımızın sonucuna bakabiliriz.
Yeni başladığımız bir işte ne kadar başarılı olduğumuzu anlamak için aynı pozisyondaki başka insanların deneyimlerini düşünebiliriz.
Bazen de yalnızca hayatımızın hangi aşamasında olduğumuzu anlamaya çalışırız.
Bu açıdan bakıldığında sosyal karşılaştırma her zaman olumsuz bir süreç değildir. Başkalarının deneyimleri bize yol gösterebilir, hedef belirlememize yardımcı olabilir ve kendi gelişimimizi değerlendirmemizi sağlayabilir.
Ancak karşılaştırmanın yönü değiştiğinde ortaya bambaşka bir deneyim çıkabilir.
“Onun Hayatı Neden Böyle, Benimki Neden Değil?”
Sosyal karşılaştırmanın zorlayıcı hâle gelmesinin nedenlerinden biri, çoğu zaman kendi hayatımızın tamamını başka birinin hayatının görünen kısmıyla karşılaştırmamızdır.
Birinin yalnızca başarısını görürüz.
Ama başarısız olduğu denemeleri görmeyiz.
Birinin seyahat fotoğrafını görürüz.
Ama o fotoğrafın arkasındaki maddi, duygusal veya kişisel koşulları bilmeyiz.
Birinin mutlu bir anına tanıklık ederiz.
Ama hayatının geri kalanında neler yaşadığını göremeyiz.
Buna rağmen zihnimiz bazen şu sonuca kolayca ulaşabilir:
“Herkes ilerliyor, ben yerimde sayıyorum.”
Oysa burada eşit koşullarda yapılmış bir karşılaştırmadan söz etmiyoruz.
Bir başkasının hayatından seçilmiş birkaç görüntü ile kendi hayatımızın bütününü karşılaştırıyoruz.
Sosyal Medya Bu Döngüyü Neden Güçlendirebiliyor?
Sosyal medya, başkalarının hayatlarına ulaşmayı hiç olmadığı kadar kolaylaştırdı.
Eskiden çevremizdeki insanların hayatları hakkında sınırlı bilgiye sahipken bugün yüzlerce insanın günlük yaşamından seçilmiş anlara birkaç dakika içinde ulaşabiliyoruz.
Üstelik gördüğümüz içerikler çoğu zaman hayatın tamamını değil, paylaşılmaya değer bulunan kısmını gösteriyor.
Bu nedenle sosyal medyada gördüğümüz hayatlar, gerçek yaşamın tamamını temsil etmeyebilir.
Bir insanın gününün yalnızca birkaç saniyesini görürüz.
Fakat zihnimiz o birkaç saniyeyi, kişinin bütün hayatı hakkında bilgi veren bir pencere gibi değerlendirebilir.
Burada önemli olan nokta, sosyal medyanın tek başına karşılaştırmaya neden olduğunu söylemek değildir. Sosyal karşılaştırma insan davranışının çok daha temel bir parçasıdır. Ancak sürekli karşılaştırma yapmaya imkân veren dijital ortamlar, bu sürecin daha sık yaşanmasına zemin hazırlayabilir.
Yukarıya Baktığımızda Ne Oluyor?
Karşılaştırmalarımızın yönü de önemlidir.
Kendimizi bizden daha başarılı, daha deneyimli veya daha avantajlı olduğunu düşündüğümüz biriyle karşılaştırdığımızda buna yukarı doğru sosyal karşılaştırma denir.
Bu tür karşılaştırmalar bazen motive edici olabilir.
“Ben de bunu yapabilirim.”
“Onun izlediği yolu araştırabilirim.”
“Belki kendime yeni bir hedef koyabilirim.”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Fakat aynı karşılaştırma farklı bir düşünceyle de sonuçlanabilir:
“Ben neden hâlâ bunu başaramadım?”
“Bende ne eksik?”
“Ben hiçbir zaman onun seviyesine gelemeyeceğim.”
Dolayısıyla aynı kişi, birimiz için ilham kaynağı olurken başka birimiz için yetersizlik duygusunu tetikleyebilir.
Burada belirleyici olan yalnızca karşımızdaki kişinin ne yaptığı değil, bizim o bilgiyi nasıl yorumladığımızdır.
Peki Aşağıya Baktığımızda?
Bazen de kendimizi daha kötü durumda olduğunu düşündüğümüz insanlarla karşılaştırırız.
Bu durumda kısa süreli bir rahatlama yaşayabiliriz.
“En azından benim durumum o kadar kötü değil.”
Fakat bu yaklaşım da uzun vadede sağlıklı bir öz değerlendirme yöntemi olmayabilir. Çünkü kendi değerimizi sürekli olarak başkalarının durumuna göre belirlemeye başladığımızda, benlik algımız dışarıdaki insanların değişimine bağımlı hâle gelebilir.
Bugün kendimizi iyi hissederiz.
Yarın karşımıza daha başarılı biri çıkar ve aynı değerlendirme değişebilir.
Bu nedenle kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin yalnızca “Ben başkalarından daha iyi miyim?” sorusuna dayanması oldukça kırılgan bir zemin oluşturabilir.
Başkasının Zaman Çizelgesi Neden Bize Bu Kadar Tanıdık Geliyor?
Belki de karşılaştırmanın en yorucu taraflarından biri, hayatı belirli yaşlara ve dönemlere göre değerlendirmeye başlamamızdır.
“Bu yaşta mezun olmalıydım.”
“Şimdiye kadar işe girmiş olmalıydım.”
“Artık hayatımın ne yönde ilerlediğini biliyor olmam gerekirdi.”
Bu cümleler tanıdık gelebilir.
Fakat hayatın herkes için aynı sırayla ilerlemediğini çoğu zaman bilsek de bunu kendimize hatırlatmakta zorlanabiliriz.
Bir başkasının 23 yaşında yaptığı şeyi bizim de 23 yaşında yapmamız gerektiğine dair gerçek bir kural yoktur.
Buna rağmen sosyal çevremiz, kültürel beklentiler ve özellikle sosyal medya, hayatın belli bir sırayla yaşanması gerektiği hissini güçlendirebilir.
Sonuç olarak kişi yalnızca ne istediğini değil, “Benim yaşımda ne yapıyor olmam gerekiyordu?” sorusunu düşünmeye başlayabilir.
Karşılaştırmayı Tamamen Bırakmak Mümkün mü?
Muhtemelen hayır.
Çünkü kendimizi çevremizden tamamen bağımsız değerlendirmek kolay değildir. Asıl mesele belki de karşılaştırmayı ortadan kaldırmak değil, onunla kurduğumuz ilişkiyi değiştirmektir.
Birinin başarısını gördüğümüzde bunu otomatik olarak kendi başarısızlığımızın kanıtı olarak değerlendirmemek önemli olabilir.
Birinin hayatındaki güzel bir gelişme, bizim hayatımızda bir şeylerin yanlış gittiği anlamına gelmez.
Bir başkasının hızının bizim gecikmiş olduğumuzu göstermediğini hatırlamak da aynı derecede önemlidir.
Bazen birinin hayatına bakıp “Ben neden böyle değilim?” diye sormak yerine,
“Bunda beni etkileyen şey ne?”
diye sormak daha anlamlı olabilir.
Belki o kişinin cesareti dikkatimizi çekmiştir.
Belki sahip olduğu özgürlük.
Belki yaptığı iş.
Belki de bizim henüz kendimize itiraf etmediğimiz bir isteğimizi onun hayatında görmüşüzdür.
Bu açıdan karşılaştırma, yalnızca kendimizi küçümsediğimiz bir süreç olmak zorunda değildir. Bazen bize ne istediğimizi de gösterebilir.
Kendi Yolumuzu Başkasının Cetveliyle Ölçmemek
Kendimizi başkalarıyla karşılaştırmak insan olmanın oldukça doğal bir parçası.
Fakat başkasının hayatını kendi hayatımızın ölçü birimi hâline getirdiğimizde sorun başlayabilir.
Çünkü herkesin başlangıç noktası, koşulları, ihtiyaçları, fırsatları ve zamanı farklıdır.
Belki de kendimize sorabileceğimiz daha sağlıklı soru şudur:
“Ben ondan daha ileride miyim?”
değil,
“Ben kendi hayatımda nereye doğru ilerlemek istiyorum?”
Bazen başkasının hayatına bakmak bize eksiklerimizi düşündürür. Bazen de aslında ne istediğimizi fark ettirir.
Önemli olan, başkasının hikâyesini kendi hikâyemizin hükmü hâline getirmemektir.
Çünkü bir başkasının hayatındaki güzel bir sayfa, bizim kitabımızın kötü olduğu anlamına gelmez.
Herkesin hikâyesinin zamanı, sırası ve yolu farklıdır. Belki de kendimizi başkalarının geldiği yere göre değil, kendi çıktığımız yerden ne kadar yol aldığımıza göre değerlendirmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Kaynakça
- Kaynakça Festinger, L. 1954. A theory of social comparison processes. Human Relations, 72, 117–140. https://doi.org/10.1177/001872675400700202 Gerber, J. P., Wheeler, L., & Suls, J. 2018. A social comparison theory meta-analysis 60+ years on. Psychological Bulletin, 1442, 177–197. https://doi.org/10.1037/bul0000127 Vogel, E. A., Rose, J. P., Roberts, L. R., & Eckles, K. 2014. Social comparison, social media, and self-esteem. Psychology of Popular Media Culture, 34, 206–222. https://doi.org/10.1037/ppm0000047 Wood, J. V. 1989. Theory and research concerning social comparisons of personal attributes. Psychological Bulletin, 1062, 231–248. https://doi.org/10.1037/0033-2909.106.2.231


