Çarşamba, Nisan 15, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İlaçsız Terapi: Fotoğraf Çekmek İyileştiriyor

Fotoğraf kelimelerimizin tükendiği ve duygularımızın anlatılamaz olduğu anlarda kendimizi ifade etmemize aracılık eden etkili araçlardan biridir. Dijitalleşmenin de etkisiyle yaygınlaşan fotoğrafçılık artık sadece anıları biriktirme aracı olarak değil; kendi iç dünyamızı dış dünyaya yansıtan iyileştirici bir tekniktir. Günümüzde neredeyse herkesin akıllı telefonlarıyla kolayca dijital görüntü üretebildiği bu çağda, paylaştığımız her selfie ya da manzara fotoğrafı, aslında ruhumuzun dijital dünyaya bir yansımasıdır.

Fotoğraf sadece görsel kayıt tutma aracı değil aynı zamanda kişisel hikayelerimizi de paylaşmamıza aracı olan önemli bir terapötik kaynaktır ve günümüzde psikoterapilerde iyileştirici bir araç olarak fotoğraftan faydalanılmaktadır. Çektiğimiz her fotoğraf aslında bizim korkularımızdan, mutluluklarımızdan, heyecanlarımızdan izler taşır. Zaman zaman hayatta zorlandığımız dönemlerde ruhsal desteğe ihtiyaç duyarız ve psikoterapi bizlere bu zorlu dönemlerimizde önemli bir yol gösterici olur. Ancak bazı anlar gelir ki yaşadıklarımızı kelimelere dökemeyiz, yaşadığımız o tarifsiz acıyı ya da kederi sözlerle anlatmak çok zor olabilir. İşte fototerapi geleneksel konuşma terapilerinin tıkandığı noktada ortaya çıkar ve anlatamadığımız durumları anlatmada etkili bir iletişim aracı olur. Kelimelerin yetersiz kaldığı anlarda fototerapi devreye girer, içimizdeki bastırdığımız duygu ve düşüncelerimizi görsel imgelerle dış dünyaya çıkarmamıza olanak tanır. İster çok eğitimli bir fotoğrafçı olalım ister sıradan kendi halinde bir amatör fotoğrafçı, hepimiz içsel karmaşalarımızı görsel biçimlerle dışa vurma eğilimi taşırız.

Fotoğrafın Psikolojideki Serüveni

Günümüzde herkesin hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelen akıllı telefonları düşünecek olursak, neredeyse hepsinde yüksek kalitede fotoğraflar çekebilen kameralar var. Hemen elimizin altında olan bu dijital fotoğraf makinelerimizle artık herkes amatör fotoğrafçı oldu. Bu kadar yaygınlaşan ve hayatımızın önemli bir parçası haline gelen fotoğrafın terapide bir araç olarak kullanılması artık eski zamanlara göre daha da kolaylaştı. Ancak eskiden hiç de bu kadar kolay değildi. Fotoğrafın psikoloji tarihindeki yerine baktığımızda 1848-1858 yılları arasına gidiyoruz. Bu yıllarda bir psikiyatri hastanesinde İngiliz psikiyatrist Hugh Welch Diamond, kadın hastaların portrelerini çekmiştir. Diamond bu portre fotoğraflarıyla zihinsel hastalıkları görsel işaretler üzerinden tespit etmeye çalışmıştır ve bu adımıyla psikiyatri fotoğrafçılığının babası unvanını almıştır (Wetzler, 2021). Başka bir etkileyici adım da Spence’den gelmiştir. Spence 1982 yılında göğüs kanserine yakalanmıştır ve tedavi sürecindeki yaşadığı tüm bedensel travmayı öznel bir fototerapi süreci ile göstermiştir.

Ruh Sağlığında Yeni Nesil Takviye: Fotoğraf

Walter Benjamin fotoğraf makinesinin bize bilinçdışımızdan görüntüler sunduğunu savunur. Yani fotoğraf makinesinin bize sadece kusursuz, nesnel bir gerçeklik sunmadığını; aksine fotoğrafa bakan kişinin hayalleri, üzüntüleri, korkuları, sevinçleri ve fantezilerini yansıtan saklı bir imge dünyasını bize gösterdiğini vurgular. Fransız dilbilimci Roland Barthes bazı fotoğrafların üzerimizde sarsıcı etkiler bırakabileceğini belirtir. Bazı fotoğraflar genel kültürel kodlarımızı ve niyetlerimizi yansıtabilir ancak bazıları bizde kalıcı etkiler bırakır. Bazen düşük seviyede bağlanmış bir kemer, bazen küçük bir kurdele, bazen bir ayakkabı bağcığı, bizi kendi bilinçdışı dünyamızın en gizli odalarına sürükler (Barthes, 2014). Çektiğimiz fotoğraflar bilinçdışımızdan derin ve anlamlı izler taşır.

İyileştiren Fotoğraflar

Fototerapi kavramı 1970’lerde Judy Weiser’ın çalışmalarıyla literatüre girmiştir (Weiser, 1988). Weiser fotoğrafı sıradan bir kâğıt parçası olmadığını çift yönlü bir terapötik etkileşim aracı olduğunu vurgulamıştır. Weiser fotoğrafların ayak izlerimiz olduğunu ve ruhsal olarak nerede durduğumuzu gösterdiğini belirtir (Gibson, 2018; Weiser, 2005). Fototerapi psikoterapi seanslarında bazen danışanın kendi çektiği bazense dergi ve internetten derlediği fotoğrafları kullanır. Bazen danışanın kendisinin poz vererek ve habersizce çekilmiş fotoğraflara, bazen danışan kendi bedeniyle ilgili ya da metaforik olarak yarattığı her türlü resmi, bazen de biyografik hafızayı taşıyan aile albümleri ve sosyal medya görsellerini terapiye getirir (Weiser, 2010).

Bu teknikler gibi birçok fototerapi tekniğiyle terapi odasındaki danışan, fotoğrafa sıradan bir gözle bakmaz; fotoğraf artık onun iç dünyasını dış dünyaya yansıtan bir araç olarak vardır ve bir terapi malzemesi olmuştur. Danışan baktığı fotoğraftaki görsel mesajları keşfetmeye çalışır, konuşmanın sansürleyici filtresine takılmadan iç dünyasına çok daha bütüncül bir bakışla bakmış olur. Yani kısacası fotoğraf yalnızca gördüklerimizi değil, hissettiklerimizi de iyileştirme gücüne sahiptir.

Çektiğimiz her fotoğraf kendimize özgüdür. Fototerapinin hedefi fotoğrafları kusursuz, estetik ve sanatsal açıdan mükemmel olarak çekmek veya yorumlamak değildir. Fototerapinin asıl amacı; bu görüntüleri sosyolojik ve psikolojik iyileştirici bir çözümleme aracı olarak kullanmaktır. Bazen rastgele çektiğimiz sıradan anlık bir görüntü, zihin ve duygularımız arasında sağlam bir köprü kurarak bilinçdışımıza ışık tutabilir. Fototerapi tekniği bize gösteriyor ki; dünyayı ve kendi acılarımızı anlamlandırmak için sadece tek bir yol yoktur. Kendimizi ifade etmenin sonsuz yolları vardır ve fotoğraf da o iyileştirici yollardan biridir.

Kaynakça

Barthes, R. (2014). Camera lucida: Fotoğraf üzerine düşünceler (R. Akçakaya, Çev.). Altıkırkbeş Yayınları.

Gibson, N. (2018). Therapeutic photography. Jessica Kingsley Publishers London and Philadelphia.

Şahin, Z. C. (2023). Sanat terapisinde fotoğrafın iyileştirici amaçlarla kullanımı. Bodrum Sanat ve Tasarım Dergisi, 2(1), 28-39.

Weiser, J. (1988). Phototherapy: Using snapshots and photo-interactions in therapy with youth. In C. E. Schaefer (Ed.), Innovative interventions in child and adolescent therapy (pp. 339–376). John Wiley & Sons.

Weiser, J. (2005). Remembering Jo Spence: A brief personal and professional memoir. https://www.academia.edu/3173920/Remembering_Jo_Spence_A_Brief_Personal_and_Professional_Memoir (03.11.2022).

Weiser, J. (2010). Phototherapy techniques: Exploring the secrets of personal snapshots and family albums. PhotoTherapy Centre Press.

Wetzler, S. (2021). Hugh Diamond, the father of psychiatric photography-psychiatry in pictures. The British Journal of Psychiatry, 219(2), 460-461.

esma karagöz
esma karagöz
Esma Karagöz Psikoloji bölümünden yüksek onur derecesiyle mezun olmuş olup, ayrıca Çocuk Gelişimi ve Radyo, Televizyon ve Sinema alanlarında da lisans derecelerine sahiptir. Şu anda Klinik Psikoloji alanında yüksek lisans yaparken; Aile Danışmanlığı, Bilişsel Davranışçı Terapi ve EMDR ekolleriyle klinik çalışmalarına devam etmektedir. Hem İngilizce hem de Türkçe olarak bireysel ve grup terapisi seansları gerçekleştirmektedir. Klinik psikoloji, grup terapisi, sinema ve sanat terapisiyle ilgili yazılarıyla psikolojik farkındalığı artırmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar