Perşembe, Ekim 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Birini Sevmek mi, Onu İyileştirmeye Çalışmak mı?

“Onu ben anlarım.”

“Aslında kötü biri değil, sadece çok yara almış.”

“Biraz sabredersem değişecek.”

“Ben gidersem tamamen dağılır.”

Bazen bir ilişkiye sevgiden çok, birini kurtarma isteğiyle tutunuruz. Karşımızdaki insanın yaralarını gördüğümüzde ona yaklaşır, acısını anlamaya çalışır ve zamanla onun iyileşmesinden kendimizi sorumlu hissetmeye başlayabiliriz. Sevgi ile kurtarıcılık arasındaki sınır ise tam da burada bulanıklaşır.

Birini sevmek, onun acısını görebilmektir. Onu iyileştirmek zorunda hissetmek ise başka bir şeydir.

“Seni ben iyileştiririm” düşüncesinin altında ne var?

İlişkilerde partnerlerden birinin diğerinin sorunlarını sürekli çözmeye, onu korumaya veya duygusal olarak düzenlemeye çalışması psikolojik literatürde çeşitli şekillerde ele alınmaktadır. Bu durum tek başına bir psikolojik bozukluk anlamına gelmez. Ancak ilişkinin temel dinamiği haline geldiğinde sağlıksız bir döngü oluşturabilir.

Örneğin partnerlerden biri sürekli kriz yaşarken diğeri kendisini onun “dengeleyicisi” olarak konumlandırabilir. Partner üzgün olduğunda onu sakinleştirmek, öfkelendiğinde ortamı düzeltmek, hata yaptığında sonuçlarını üstlenmek ve kendi ihtiyaçlarını geri plana atmak zamanla ilişkinin doğal düzeni haline gelebilir.

Başlangıçta bu durum “çok seviyorum” gibi hissedilebilir.

Fakat bir süre sonra kişi kendisine şu soruyu sormaya başlayabilir:

“Ben bu ilişkide seviliyor muyum, yoksa ihtiyaç duyulduğum için mi buradayım?”

Kurtarıcı rolü neden bu kadar çekici olabilir?

Bir başkasına ihtiyaç duyulmak güçlü bir bağlanma hissi yaratabilir. Özellikle kişinin kendi değerini başkalarına yardımcı olmak üzerinden deneyimlediği durumlarda, partnerinin hayatındaki “vazgeçilmez kişi” olmak ilişkiye anlam kazandırabilir.

Bu noktada sevgi ile özdeğer birbirine karışabilir.

“Bana ihtiyacı var.”

“Ben onun yanında olmazsam ne yapacağını bilmiyorum.”

“Onu yalnız bırakırsam kötüleşir.”

“Bütün bunlara rağmen hâlâ benimle, demek ki aramızda çok özel bir bağ var.”

Bu düşünceler kişinin ilişkiden ayrılmasını zorlaştırabilir. Çünkü artık yalnızca bir partneri kaybetmekten değil, kendi rolünü ve ilişki içindeki anlamını kaybetmekten korkuyor olabilir.

Bağlanma stilleri bu döngüyü etkileyebilir mi?

Bağlanma kuramı, bireylerin yakın ilişkilerde güvenlik, yakınlık ve ayrılık karşısındaki tepkilerini anlamak için kullanılan önemli çerçevelerden biridir.

Kaygılı bağlanma özellikleri gösteren kişiler ilişkilerde terk edilme konusunda daha fazla endişe yaşayabilir ve partnerlerinden güvence arayabilir. Kaçıngan özellikler gösteren kişiler ise yakınlık arttığında geri çekilmeye daha yatkın olabilir.

Bu iki örüntünün bir araya gelmesi bazı ilişkilerde dikkat çekici bir döngü yaratabilir:

Biri yakınlaşmaya çalışır, diğeri uzaklaşır. Biri daha fazla güvence ister, diğeri daha fazla alan ister. Biri ilişkiyi kurtarmaya çalıştıkça diğeri daha fazla geri çekilebilir.

Bu noktada “Onu kaybetmemek için daha çok çabalamalıyım” düşüncesi ortaya çıkabilir.

Fakat bir ilişkinin sürdürülebilmesi için yalnızca bir kişinin çabalaması yeterli değildir.

Empati nerede biter, kendini feda etmek nerede başlar?

Bir partnerin zor zamanında yanında olmak sağlıklı bir ilişkinin önemli parçalarından biridir. Partnerimizin depresif hissetmesi, geçmiş travmalarının olması, kaygı yaşaması veya zor bir dönemden geçmesi onun yanında olmamamız gerektiği anlamına gelmez.

Sorun, desteğin sorumluluğa dönüşmesiyle başlar.

Partnerimizin duygularını anlamak başka, onun bütün duygusal yükünü taşımak başkadır.

Onu dinlemek başka, her krizinde kendimizi sorumlu hissetmek başkadır.

Yanında olmak başka, kendi sınırlarımızı tamamen ortadan kaldırmak başkadır.

Sağlıklı ilişkide “Senin acını görüyorum” diyebiliriz.

Ama “Senin acından ben sorumluyum” demek zorunda değiliz.

Peki ya gerçekten değişirse?

Kurtarıcı rolünün en güçlü taraflarından biri umuttur.

“Bir gün fark edecek.”

“Bir gün bana değer verecek.”

“Geçmişindeki yaraları iyileştiğinde her şey düzelecek.”

“Beni gerçekten sevdiğini biliyorum; sadece bunu gösteremiyor.”

Bu düşünceler bazen kişinin ilişkinin mevcut halinden çok, olabileceği haline bağlanmasına neden olabilir.

Böylece kişi karşısındaki insanı olduğu haliyle değil, gelecekte dönüşeceğini umduğu haliyle sevmeye başlayabilir.

Oysa değişim, dışarıdan birinin sevgisiyle zorla gerçekleştirilebilecek bir süreç değildir. İnsanların değişmesi mümkündür; fakat kalıcı değişim için kişinin kendi sorumluluğunu alması ve davranışlarını değiştirmeye yönelik çaba göstermesi gerekir.

Birini sevmek onun değişeceğinin garantisi değildir.

“Ben gidersem ona ne olur?”

Belki de kurtarıcı rolünün en ağır sorusu budur.

İlişki kötüleştiğinde kişi ayrılmayı düşündüğünde bile partnerinin başına geleceklerden korkabilir. “Benden sonra ne yapacak?” sorusu, “Ben bu ilişkide mutlu muyum?” sorusunun önüne geçebilir.

Fakat bir yetişkinin hayatındaki bütün sorumluluğu tek bir partnerin üzerine yüklemek sağlıklı değildir.

Bir insanın iyileşme sürecinde partneri destek olabilir; ancak partneri onun terapisti, ebeveyni, doktoru veya kurtarıcısı değildir.

Sevgi destek olabilir ama tedavi değildir.

Peki sağlıklı sevgi nasıl görünür?

Belki de mesele “Birini iyileştirmeli miyim?” sorusundan önce şu soruları sorabilmektir:

Onun yanında kendim olabiliyor muyum?

Onun sorunlarını çözerken kendi ihtiyaçlarımı ihmal ediyor muyum?

İlişkide karşılıklı bir sorumluluk var mı?

Beni sevdiği için mi yanımda, yoksa yalnızca bana ihtiyaç duyduğu için mi?

Karşımda olan kişiyi olduğu haliyle mi seviyorum, yoksa değişmesini beklediğim haliyle mi?

Onun yaralarını anlamaya çalışırken kendi yaralarımı görmezden geliyor muyum?

Bu soruların cevapları ilişki hakkında kesin bir hüküm vermez. Ancak kişinin kendi sınırlarını ve ihtiyaçlarını fark etmesine yardımcı olabilir.

Çünkü sağlıklı sevgi, bir insanın bütün yaralarını kendi ellerimizle kapatmak değildir.

Bazen sağlıklı sevgi, “Yanındayım” diyebilmektir.

Bazen “Bunu senin yerine çözemem” diyebilmektir.

Bazen yardım istemesi için onu cesaretlendirmektir.

Ve bazen de, birini çok seviyor olsak bile onun hayatını kurtarmanın bizim görevimiz olmadığını kabul etmektir.

Sonunda kendimize dönüyoruz

Birini kurtarmaya çalışırken fark etmeden kendimizi kaybedebiliriz.

Onun öfkesini anlamaya çalışırken kendi kırgınlığımızı susturabiliriz.

Onun korkularını yatıştırırken kendi korkularımızı görmezden gelebiliriz.

Onun değişmesini beklerken kendi hayatımızı erteleyebiliriz.

Belki de ilişkilerde sorulması gereken en önemli soru şudur:

“Ben onu seviyor muyum?”

Bunun yanında bir soru daha vardır:

“Bu ilişkinin içinde kendimi seviyor muyum?”

Çünkü sevgi, kendimizi yok ederek kanıtlamamız gereken bir şey değildir.

Birini sevmek, onun bütün yaralarını taşımak anlamına gelmez.

Bazen en büyük sevgi, bir insanın kendi iyileşme sorumluluğunu ona geri verebilmektir.

Ve belki de gerçek yakınlık, birbirimizi kurtarmamızda değil; birbirimizin yanında, kendi ayaklarımız üzerinde durabilmemizde saklıdır.

Esma Şimşek
Esma Şimşek
Esma Şimşek, Girne Amerikan Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisidir. Eğitim süreci boyunca psikoloji alanında akademik çalışmalar yürütmüş, çeşitli araştırma ve proje çalışmalarında yer almıştır. Özellikle nöropsikoloji, bilişsel süreçler ve insan davranışlarının bilimsel temelleri üzerine yoğunlaşmaktadır. Bugüne kadar gönüllülük projelerinde aktif rol almış, farklı sosyal sorumluluk çalışmalarına katılmıştır. Staj ve saha deneyimleri sayesinde psikolojinin teorik bilgisini pratik gözlemlerle birleştirme fırsatı edinmiş; insan davranışlarını klinik ve bilimsel açıdan değerlendirme konusunda deneyim kazanmıştır. Sosyal psikoloji ve istatistiğe olan ilgisi, insan davranışlarını bilimsel temelde anlamlandırma tutkusundan beslenmektedir. Yazma serüveninde ise temel amacı, sessiz ruhların sesini duyurmak ve bireyler arasında anlayış, empati ve barış temelinde bir köprü kurmaktır. Psychology Times Türkiye aracılığıyla bu sesi daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar