Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Tanıdık olan neden güvenli gelir?

5 dk.okuma süresi
Tanıdık olan neden güvenli gelir?

Tanıdık olan neden güvenli gelir?

İnsan zihni, karşılaştığı durumları anlamlandırırken geçmiş deneyimlerden yararlanır. Daha önce geçmişte deneyimlenmiş bir durum, olumlu ya da olumsuz olmasından bağımsız olarak kişiye tanıdık gelebilir. Bu tanıdıklık, aşinalık hissi yaratabilir. Ancak aşina olduğumuz bu durumun bize her zaman iyi geldiğini düşünmek doğru değildir. İnsan, ilişkilerinde her zaman kendisine iyi geleni seçmez. Bazen kendisini yıpratan, değersiz ve suçlu hissettiren veya duygusal olarak tatmin etmeyen ilişkilere yönelmeye meyilli olabilir. Bu durum çoğu zaman kişinin ne yaşadığının farkında olmadığı anlamına gelmez. Kişi, ilişkisinin zarar verici olduğunu görebilir, ancak yine de benzer insanlarla veya aynı insanla aynı ilişki örüntüsünde kendisini bulabilir.

Peki, insan neden kendisine iyi gelmeyen ilişki kalıplarına tekrar tekrar yönelir?

Bu soruların cevabını almak için geçmiş yaşantıların, erken dönem ilişkilerin ve öğrenilmiş duygusal örüntülerin bugünkü ilişkiler üzerindeki etkisine bakmak gerekir. Kişi, geçmişte karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarını bu kez başka bir ilişkide karşılayabileceğine dair bilinçli ya da bilinçdışı bir beklenti geliştirebilir. Bu nedenle kendisini yoran ilişki dinamikleri yerine, onları değiştirebileceği umuduyla aynı döngünün içinde kalabilir. Bazen de kişi, sevgiyi kazanmak için mücadele etmeyi sevginin doğal bir parçası olarak öğrenmiştir. Böylece kendisine iyi gelmeyen bir ilişki, sağlıklı olduğu için değil, tanıdık olduğu için sürdürülebilir hale gelir.

Çocukluk Deneyimleri ve Öğrenilmiş İlişki Kalıpları; İnsanın ilişki kurma tarzı, yalnızca yetişkinlik döneminde edindiği deneyimlerle şekillenmez. Özellikle çocukluk döneminde bakım verenlerle kurulan ilişkiler, güven, sevgi ve kabul görme konusundaki beklentilerin temelini oluşturabilir.

John Bowlby’nin bağlanma kuramına göre çocuk, bakım verenleri ile kurduğu ilişkiler aracılığıyla kendisine ve başkalarına ilişkin zihinsel temsiller geliştirir. Bu temsiller, ilerleyen yaşamda kurulan yakın ilişkilerin nasıl algılandığını ve deneyimlendiğini etkileyebilir.

Örneğin, duygusal ihtiyaçları tam anlamıyla karşılanmayan çocuk, yakınlığın zaman zaman kaygı ve belirsizlikle birlikte yaşandığını düşünebilir. Sevgiye ulaşmak için çok çabalaması, kendini sürekli kanıtlaması veya karşısındaki kişinin ilgisini hak etmesi gerektiğini düşünebilir.

Yetişkinlik döneminde bu öğrenilmiş beklentiler romantik ilişkilerde yeniden ortaya çıkabilir. Kişi, duygusal olarak ulaşılması zor olan insanlara çekilir. Böyle bir ilişkinin içindeyken aslında çocuklukta yaşadığı ve öğrendiği ilişki kalıplarını yeniden hatırlayabilir.

Burada önemli olan, çocukluk deneyimlerinin yetişkinlikteki ilişkileri kesin olarak belirlediğini düşünmek değildir. Erken dönem yaşantıları önemli bir etkiye sahip olsa da bireyin sonraki deneyimleri, farkındalığı ve kurduğu ilişkiler bu örüntülerin değişmesine katkıda bulunabilir. Kişinin kendisine iyi gelmeyen ilişki örüntülerinin fark etmesi, bu örüntülerden kolaylıkla uzaklaşabileceği anlamına gelmez. Çünkü farkındalık ile değişim arasında önemli bir mesafe vardır. Birey o ilişkinin kendisini zihinsel olarak yıprattığını fark etse de, duygusal olarak o ilişkiden ayrılmakta zorlanabilir.

Tanıdıklık mı, Güven mi? İlişkilerde Bilinçdışı Tekrar ve Bağlanma Örüntüleri

Psikodinamik yaklaşım, bireyin geçmiş ilişkilerinde deneyimlediği duygusal çatışmaların ve çözümlenmemiş ilişki örüntülerinin güncel ilişkilerinde yeniden ortaya çıkabileceğini öne sürer.

Freud'un yineleme zorlantısı kavramı, kişinin geçmişte yaşadığı ve ruhsal açıdan çözümlenmemiş ilişki örüntülerinin güncel ilişkilerinde yeniden ortaya çıkabileceğini öne sürer.

Kişinin geçmişte yaşadığı ve ruhsal açıdan çözümlenmemiş deneyimleri farklı ilişkiler ve durumlar içerisinde yeniden yaşayabilmesini açıklamak için kullanılır. Bu açıdan bakıldığında kişi, geçmişte deneyimlediği bir durumu yeniden yaratmaya çalışıyor olabilir. Örneğin, ilgiyi kazanmak için sürekli çaba göstermeye alışmış bir kişi, kendisine karşı tutarlı ve açık davranan bir partnerle karşılaştığında başlangıçta aynı yoğunluğu hissetmeyebilir. Çünkü belirsizlik, bekleyiş ve onay arayışı uzun zamandır ilişki deneyiminin bir parçası haline gelmiştir. Bu noktada sakinlik, kişinin alıştığı duygusal yoğunluğun yokluğu nedeniyle yabancı gelebilir. Verdiğimiz örnekteki gibi, çocuklukta çabayla ilgi gören bir çocuk, yetişkinlik çağına geldiğinde aynı tip ilişkiye yönelebilir. Ve bu kez geçmişte karşılanmamış ihtiyacın bugün karşılanmasını umabilir.

Paradoks burada ortaya çıkar; tanıdık olan her zaman güvenli değildir.

Sağlıklı bir ilişki, kişinin kendisini sürekli kanıtlamak zorunda olmadığı, duygusal ihtiyaçlarını ifade edebildiği, sınırlarının gözetildiği ve karşılıklı güvenin kurulabildiği bir alan sunar. Bu nedenle ilişkilerde sadece karşımızdaki kişinin nasıl davrandığı değil, bizim de bu davranışlar karşısında nasıl tepki verdiğimizdir. Değişim, kişinin ilişkilerinde hangi duyguların tekrarladığını fark etmesiyle başlayabilir. Hangi davranışların kendisinde kaygıyı, terk edilme korkusunu tetiklediğini, neden sınır koymakta zorlandığını ve hangi ihtiyaçlarını karşılamak için ilişkide kalmaya devam ettiğini sorgulaması bu sürecin önemli bir parçasıdır. Böylece kişi, yalnızca karşısındaki insanı değerlendirmek yerine kendi ilişki kurma biçimini de algılamaya başlayabilir. Bu farkındalık, geçmişte deneyimlediği ilişki döngüsünü gelecekte yeniden yaşamak zorunda olmadığını görmesine yardımcı olabilir.

Kaynakça

  • Bowlby, J. (1969). Attachment and Loss: Vol. 1. Attachment. Basic Books.
  • Freud, S. (1920). Beyond the Pleasure Principle. International Psycho-Analytical Press.
  • Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of Attachment: A Psychological Study of the Strange Situation. Lawrence Erlbaum Associates.
  • Hazan, C., & Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524. https://doi.org/10.1037/0022-3514.52.3.511
  • Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2016). Attachment in Adulthood: Structure, Dynamics, and Change (2nd ed.). Guilford Press.
Şehla Mammadova Şehla Mammadova
19 eylül 2004te Baküde doğdum. Hayatımda genellikle kendimi geliştirmeye, disiplinli olmaya odaklıyım. Özellikle psikoloji ve sanata ilgi duyuyorum. Kendimi düzenli, disiplinli ve net olarak tanımlayabilirim.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!