Ani Telefonlar, Plansız Buluşmalar: Neden Hazırlıksız Yakalanmak İstemiyoruz?
Çevrenizde telefonunuz çaldığında hiç düşünmeden aramayı yanıtlayan, arkadaşından gelen ani bir kahve teklifini hemen kabul eden veya bir anda ortaya çıkan tatil planına kolaylıkla dahil olabilen insanlar vardır. Onlar için plansız gelişen durumlar çoğu zaman heyecan verici, günlük rutinin dışına çıkmanın bir fırsatıdır. Hatta bundan memnuniyet bile duyabilirler. Ancak herkes beklenmedik gelişmelere aynı şekilde yaklaşmaz.
Bazı insanlar için aniden gelen bir telefon araması bile yanıtlanması zor bir duruma dönüşebilir. Arkadaşından veya ailesinden gelen kahve teklifini aslında kabul etmek istese bile o an kendisini hazır hissetmeyebilir. Bir gün önceden haber verilmesini, nereye gideceğini bilmeyi, ne yapacağını planlamayı ve zihinsel olarak hazırlanmayı tercih edebilir. Hatta hiçbir işi olmadığı hâlde son dakika gelen bir daveti geri çevirebilir.
Bu hazırlık ihtiyacı yalnızca buluşmanın kendisiyle de sınırlı değildir. Örneğin birkaç gün sonra bir misafiri gelecekse ne giyeceğini önceden belirleyebilir, evinin temizliğini yapabilir, yemek planını oluşturabilir. Hatta uyku saatlerini bile o günkü programa göre ayarlayabilir. Buluşmanın gerçekleşeceği gün ise zihni yaklaşan saate odaklanır. Saat 12.00'de bir yerde olması gerekiyorsa sabah 10.00'da hazırlanabilir ve kalan iki saati hiçbir şey yapmadan, yalnızca buluşma saatinin gelmesini bekleyerek geçirebilir. Karnı acıksa bile yemek hazırlamak veya yemek yemek istemeyebilir; çünkü dikkati tamamen yaklaşan plan üzerindedir. Günlük işlerini sürdürmek yerine zihinsel olarak kendisini o buluşmaya hazırlamaya devam eder.
Dışarıdan bakıldığında bu davranışlar soğukluk, mesafelilik veya insanlarla görüşmek istememek şeklinde yorumlanabilir. Hatta sık sık buluşmaları reddettiği ya da son dakika gelen davetlere katılamadığı için çevresi tarafından sosyal fobik olarak bile etiketlenebilir. Oysa kişinin insanlarla iletişim kurmak istememesi ile beklenmedik durumlara uyum sağlamakta zorlanması aynı şey değildir. Bazı bireyler sosyalleşmekten keyif alsalar bile bunun için önceden hazırlanmaya, planlarını zihinsel olarak tamamlamaya ve kendilerini o duruma adapte etmeye ihtiyaç duyabilirler.
Bazı insanlar yalnızca büyük planlar için değil, markete gitmek gibi sıradan bir eylem için bile önceden zihinsel olarak hazırlanmak zorunda hissedebilir. Çünkü mesele her zaman markete gitmek istememek değildir; kişinin o anki düzeninden çıkıp başka bir eyleme geçebilmesi için kendine zaman tanıması gerekebilir.
Peki, bazı insanlar spontane yaşamaktan keyif alırken bazıları neden en küçük ayrıntısına kadar plan yapma ihtiyacı hisseder? Beklenmedik gelişmeler karşısında yaşanan bu huzursuzluğun arkasında hangi psikolojik süreçler bulunur?
Aniden gelen bir teklif, kişinin yalnızca mevcut düzenini değiştirmesini değil, aynı zamanda alıştığı konfor alanından çıkmasını da gerektirir. Ne zaman çıkacağını düşünmesi, üzerini değiştirmesi, yapacağı işleri zihninde sıraya koyması ve kendisini bu geçişe hazırlaması gerekir. Bazen zihni, henüz gerçekleşmemiş bu plana o kadar yoğunlaşır ki kişi başka bir işle ilgilenmekte bile zorlanabilir. Çünkü artık düşünceleri yaklaşan eyleme odaklanmıştır.
● Zihnin yeni duruma geçişi zaman alabilir
Bazı bireyler için mevcut uğraşlarını bırakıp yeni bir etkinliğe yönelmesi yoğun bir zihinsel çaba istemez. Bazılarında bu geçiş daha yoğun ve yorucudur. O anki ruhsal ve fiziksel durumu buna hazır olmayabilir.
● Beklenmedik şeyler belirsizlik hissini artırır
Önceden planlanan etkinlikte kişi ne yapacağını, nereye gideceğini, kimlerin geleceğini, oraya nasıl gideceğini bilir. Bu planlama kişinin belirsizliğini minimuma indirir ve rahatlama sağlar. Zihin ne yapacağını sırasıyla planlamıştır. Tam tersi durumda kişi, bilinçli olarak düşünmese bile beklenmedik değişiklik karşısında huzursuzluk hissedebilir. Arka planda “Ne giyeceğim?”, “Oraya nasıl gideceğim?”, “Evdeki işler ne olacak?” gibi sorular belirebilir. Kişi bu soruları aktif olarak düşünmese dahi henüz yanıtlanmamış bu olasılıklar zihinsel bir yük oluşturabilir ve kaygı hissini artır.
● Zihinsel hazırlık, güven ve rahatlık hissi sağlayabilir
Bir etkinliğe önceden hazırlanarak kendilerini daha güvende hisseder. Hazırlık süreci, yaklaşan duruma alışmalarına ve zihinsel olarak o etkinliğe yönelmelerine yardımcı olur. Kişinin kendisini hazırlamak için ihtiyaç duyduğu zamanı da ortadan kaldırabilir. Kişi bu zamanı bulamadığında kendisini hazır hissetmeyebilir.
● Konfor alanından çıkmakta zorlanmak
Alışılmış düzen, rutin ve ortam, kişiye tahmin edilebilirlik ve rahatlık sunar. Evde kalmayı planlayan birinin aniden dışarı çıkması, bu alışılmış düzeni terk etmesi anlamına gelir. Bazı kişiler bu değişime kolayca uyum sağlarken bazıları için konfor alanından çıkmak daha fazla zihinsel çaba ve motivasyon gerektirebilir.
Peki, bu durumla başa çıkmak ve beklenmedik değişikliklere daha kolay uyum sağlamak mümkün mü?
Kişinin öncelikle kendi planlama ihtiyacını ve bu ihtiyacın günlük yaşamını nasıl etkilediğini fark etmesi önemlidir. Kişinin her şeyi önceden planlama ihtiyacının farkına varması oldukça önemlidir. Hayatında küçük değişikliklere yer vermek, her ayrıntıyı önceden düşünmek ve planlamak yerine bazı kararları o anın koşullarına bırakmak faydalı olabilir. Buradaki amaç plan yapma alışkanlığından vazgeçmek değil, planlar değiştiğinde de kendisine hareket edebilecek bir alan tanıyabilmektir.
Belirsizlik karşısında hissedilen kaygı, insan yaşamının tamamen ortadan kaldırılması mümkün olmayan duygusal deneyimlerinden biridir. Bu nedenle amaç, kaygının bütünüyle geçmesini bekledikten sonra harekete geçmek olmamalıdır. Çünkü kişinin kendisini hazır hissetmeyi veya kaygısının azalmasını beklemesi, zamanla erteleme ve kaçınma davranışlarını beraberinde getirebilir. Bunun yerine, ortaya çıkan kaygıyı fark ederek ona alan açmak ve kaygı varlığını sürdürürken de kişinin kendi değerleri doğrultusunda hareket edebilmesi önemlidir. Amaç, kaygıyı tamamen ortadan kaldırmak değil; kişi zorlayıcı duygu ve düşünceler yaşasa bile bunlara alan açarak kendi değerleri doğrultusunda hareket edebilmeli ve yaşamına katılmaya devam edebilmelidir.
Belki de burada kendimize sormamız gereken soru şu: Gerçekten istemiyor muyum, yoksa alıştığım düzenin dışına çıkmak mı beni zorluyor? Bazen bir daveti reddetmemizin nedeni gerçekten gitmek istemememiz değil, o an kendimizi hazır hissetmememizdir. Ancak her seferinde hazır olmayı beklemek, zamanla yaşamak istediğimiz deneyimleri ertelememize ve kaçınma davranışları göstermemize neden olabilir. Hayatı planlamak kaygımızı azaltıp bize güven verebilir; ancak bazen hayatın akışı ve güzelliği, planlamadığımız anlarda da kendimize yer açabilmektir.



