Salı, Eylül 29, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İştahın Ardındaki Duygular

Zor bir günün ardından, aslında aç olmadığınız hâlde kendinizi mutfakta bir şeyler ararken bulduğunuz oldu mu? Akşam yemeğinizi yemişsinizdir ama yine de canınız çikolata, cips ya da normalde aklınıza bile gelmeyecek bir yiyecek ister. Bazen de tam tersi olur. Üzücü bir haber aldığınızda, çok kaygılandığınızda ya da sizi sarsan bir konuşmanın ardından saatlerdir hiçbir şey yemediğinizi fark edersiniz. Önünüzde yemek olsa bile bir lokma almak istemezsiniz.

Birbirinden tamamen farklı görünen bu iki durumun aynı yerden, yani bir duygudan başlayabileceğini hiç düşündünüz mü?

Yemeyi çoğunlukla açlıkla ilişkilendiririz. Oysa ne zaman, neyi ve ne kadar yiyeceğimizi belirleyen yalnızca midemiz değildir. Stres, üzüntü, yalnızlık, can sıkıntısı ve kaygı da iştahımızın yönünü değiştirebilir. Olumsuz duygular bazı insanları yemeğe yaklaştırırken bazılarını sofradan uzaklaştırabilir. Hatta aynı kişi, yaşamının farklı dönemlerinde bu iki durumu da deneyimleyebilir (Evers et al., 2018).

Aç Değilsek Neden Yiyoruz?

Duygusal yeme, fiziksel bir açlıktan çok hissettiklerimize karşılık olarak yemek anlamına gelir. Uzun süren stresli ya da üzgün dönemlerde kendimizi normalden daha fazla yerken bulabiliriz. Özellikle şeker ve yağ oranı yüksek, haz veren yiyeceklere yönelmemiz tesadüf değildir. Bu yiyecekler beynin ödül sistemini harekete geçirerek kısa süreli bir rahatlama, oyalanma ya da keyif hissi yaratabilir (Adam & Epel, 2007).

Bu nedenle zor bir günün ardından çikolata istemeniz, bedeninizin mutlaka daha fazla enerjiye ihtiyaç duyduğu anlamına gelmeyebilir. Duygularla yeme arasındaki ilişki tek bir nedene dayanmaz. Bazı anlarda yemek, hissettiklerimizi bir süreliğine yatıştırmanın ya da onlardan uzaklaşmanın bir yolu olabilir (Macht, 2008). Bu sebeple bazen buzdolabının kapağını açtığımızda aradığımız şey her zaman yalnızca yiyecek olmaz.

Peki Bazen Neden Hiç Yiyemiyoruz?

Önemli bir sınavdan, zor bir konuşmadan ya da beklenmedik bir haberden önce boğazınızın düğümlendiğini hissettiniz mi? Akut stres sırasında beden, karşılaştığı durumla baş edebilmek için enerjisini daha acil gördüğü süreçlere yöneltir. Bu nedenle kısa ve yoğun stres bazı insanlarda iştahı baskılayabilir (Sominsky & Spencer, 2014).

Stres uzun sürdüğünde ise tablo değişebilir. Kortizol ve beynin ödül sistemleri, iştahı ve enerji yoğun yiyeceklere duyulan isteği farklı biçimlerde etkileyebilir (Yau & Potenza, 2013). Yani aynı duygusal yük, bir gün bizi yemekten uzaklaştırırken başka bir gün yemeğe yaklaştırabilir.

Yemek Gerçekten de Yalnızca Yiyecek Miydi?

Dünyaya geldiğimiz ilk andan itibaren yemek, başka bir insanla kurduğumuz ilişkinin içindedir. Bebekken açlığımızı tek başımıza gideremeyiz. Birinin ihtiyacımızı fark etmesine, bize yaklaşmasına ve bizi beslemesine ihtiyaç duyarız. Bu nedenle beslenmek yalnızca karnımızın doyması değildir; aynı zamanda bakım görmek, birine ihtiyaç duymak ve bu ihtiyaca karşılık bulmaktır.

Beslenmenin çocuk ile bakımveren arasındaki ilişki içinde geliştiği uzun süredir bilinmektedir (Satter, 1990). Araştırmalar, bağlanma örüntüleriyle yeme davranışları arasında da bir ilişki bulunabileceğini göstermektedir (Faber et al., 2018).

Elbette bu, yetişkinlikte yediğimiz her lokmanın çocukluğumuzla ilgili bir anlam taşıdığı demek değildir. Ancak yemekle kurduğumuz ilişkinin duygularımızdan ve ilişkilerimizden tamamen bağımsız olduğunu düşünmek de eksik kalabilir.

Kendinize yemek hazırlamak, aç olduğunuzu fark etmek ve yaptığınız işe ara vererek yemek yemek aslında bedeninizdeki bir ihtiyacı tanımak ve ona karşılık vermektir. Bu açıdan bakıldığında yemek, kendimize bakım vermenin en gündelik biçimlerinden biri olabilir.

Kendimizi Beslemek Neden Bazen Bu Kadar Zorlaşır?

Yoğun bir üzüntünün ardından yemek hazırlamak gözünüzde büyüdü mü? Aç olduğunuzu bildiğiniz hâlde kalkıp mutfağa gitmek istemediğiniz ya da yemek önünüzde dururken ona dokunamadığınız oldu mu?

Bunun önemli bir kısmı stresin iştah üzerindeki fizyolojik etkileriyle açıklanabilir ancak psikodinamik açıdan yeme ve yememe, ihtiyaç duyma, bakım alma, bağımlılık, kontrol ve duyguları düzenleme deneyimleriyle de iç içe geçebilir (Tasca & Balfour, 2014).

Bu noktada gündelik iştah değişikliklerinden kesin sonuçlar çıkarmak elbette doğru olmaz. Bu farkındalık, duygusal olarak zorlandığımızda, kendimize bakım verme biçimimizin de değişip değişmediğini gözlemleyebileceğimiz bir pencere açar.

Bazılarımız zor zamanlarda başkalarına yaklaşır, bazılarımız ise ihtiyaçlarını daha az görünür hale getirir. Çünkü yardım istemek, birine ihtiyaç duymak ya da bakım kabul etmek herkes için aynı anlama gelmez. Aynı duygusal sarsıntının birimizi mutfağa, diğerimizi sofradan uzağa götürmesinin nedeni de muhtemelen budur.

Yeme ihtiyacı midede başlayabilir fakat yemekle kurduğumuz ilişki yalnızca orada yaşamaz.

Kaynakça

  • Adam, T. C., & Epel, E. S. (2007). Stress, eating and the reward system. Physiology & Behavior, 91(4), 449–458. https://doi.org/10.1016/j.physbeh.2007.04.011
  • Evers, C., Dingemans, A., Junghans, A. F., & Boevé, A. (2018). Feeling bad or feeling good, does emotion affect your consumption of food? A meta-analysis of the experimental evidence. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 92, 195–208. https://doi.org/10.1016/j.neubiorev.2018.05.028
  • Faber, A., Dubé, L., & Knäuper, B. (2018). Attachment and eating: A meta-analytic review of the relevance of attachment for unhealthy and healthy eating behaviors in the general population. Appetite, 123, 410–438. https://doi.org/10.1016/j.appet.2017.10.043
  • Macht, M. (2008). How emotions affect eating: A five-way model. Appetite, 50(1), 1–11. https://doi.org/10.1016/j.appet.2007.07.002
  • Satter, E. (1990). The feeding relationship: Problems and interventions. The Journal of Pediatrics, 117(2), S181–S189. https://doi.org/10.1016/S0022-3476(05)80017-4
  • Sominsky, L., & Spencer, S. J. (2014). Eating behavior and stress: A pathway to obesity. Frontiers in Psychology, 5, 434. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2014.00434
  • Tasca, G. A., & Balfour, L. (2014). Eating disorders and attachment: A contemporary psychodynamic perspective. Psychodynamic Psychiatry, 42(2), 257–276. https://doi.org/10.1521/pdps.2014.42.2.257
  • Yau, Y. H. C., & Potenza, M. N. (2013). Stress and eating behaviors. Minerva Endocrinologica, 38(3), 255–267. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC4214609/
Selen Erçelik
Selen Erçelik
Klinik Psikolog Selen Erçelik, 2024 yılında Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü'nden mezun olmuş, çift anadal programı kapsamında sürdürdüğü Psikoloji lisans eğitimini ise 2025 yılında aynı üniversitede tamamlamıştır. 2026 yılında İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı'nı tamamlamış ve klinik psikoloji alanında uzmanlaşmıştır. Akademik çalışmalarını uluslararası düzeyde sürdürmekte olup, İngiltere'de bulunan University of Derby'de Psikoloji alanındaki yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Mesleki gelişim sürecinde psikodinamik ve psikanalitik kuram ekseninde çeşitli eğitim programlarına, seminerlere ve ileri düzey klinik çalışmalara katılmıştır. Bunun yanı sıra bağımlılık psikolojisi, yaratıcı sanat terapileri, klinik görüşme teknikleri ve psikoterapi uygulamaları alanlarında eğitimler alarak kuramsal bilgisini multidisipliner bir bakış açısıyla geliştirmeyi hedeflemiştir. Özellikle travma, erken dönem yaşantılar ve bunların ruhsal gelişim üzerindeki etkileri ilgi alanları arasında yer almakta; bu doğrultuda mesleki eğitimlerini sürdürmektedir. Farklı kurumlarda gerçekleştirdiği staj çalışmaları aracılığıyla klinik deneyim kazanmış; süpervizyon sürecinde edindiği uygulama pratiği sayesinde teorik bilgisini klinik gözlem ve deneyimle bütünleştirme fırsatı elde etmiştir. Çalışmalarını psikodinamik psikoterapi yaklaşımı doğrultusunda sürdürmekte; erken dönem yaşantıların benlik gelişimi üzerindeki etkileri, kişilerarası ilişki örüntüleri, bağlanma süreçleri ve duygusal düzenleme alanlarına odaklanmaktadır. Hâlen aktif olarak danışan görmekte, mesleki gelişimini düzenli süpervizyon ve ileri düzey eğitimlerle sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar