Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Bir İlişkide Sevilmek Yetmez: Anlaşılmak ve Duyulmak İhtiyacı

9 dk.okuma süresi
Bir İlişkide Sevilmek Yetmez: Anlaşılmak ve Duyulmak İhtiyacı

İnsanlar ilişkilerinde çoğu zaman sevilmek, değer görmek ve önemsenmek ister. Ancak bir ilişkinin devam etmesini sağlayan tek şey sevgi değildir. Bazen iki insan birbirini sevdiği hâlde anlaşılmadığını hissedebilir. Bazen aynı ortamda saatlerce vakit geçiren insanlar, birbirlerine duygusal olarak oldukça uzak olabilir. Çünkü bir ilişkide fiziksel olarak yan yana olmak ile duygusal olarak birbirine yakın hissetmek aynı şey değildir. İnsan yalnızca birinin hayatında bulunmasını değil, o hayatın içinde gerçekten görülmeyi, dinlenmeyi ve anlaşılmayı da ister. Bu nedenle sağlıklı ilişkilerin temelinde yalnızca sevgi değil, duygusal erişilebilirlik ve karşılıklı anlayış da bulunur.

Duygusal erişilebilirlik, kişinin karşısındaki insanın duygularına ilgi göstermesi, onun yaşadıklarını anlamaya çalışması ve ihtiyaç duyduğunda duygusal destek sunabilmesidir. Bu, her zaman doğru cümleleri kurmak veya karşı tarafın bütün sorunlarını çözmek anlamına gelmez. Bazen yalnızca bir insanın konuşurken gerçekten dinlenmesi, yaşadığı duygunun küçümsenmemesi veya zor bir günün ardından yanında birinin olduğunu hissetmesi yeterlidir. Örneğin iş hayatında zor bir gün geçiren biri, yaşadıklarını partnerine anlattığında hemen çözüm önerileri duymak istemeyebilir. Belki de tek ihtiyacı, karşısındaki kişinin onu dinlemesi ve yaşadığı güçlüğü anlamaya çalışmasıdır. Ancak karşısındaki kişi sürekli öğüt veriyor, konuyu değiştiriyor veya yaşananları önemsizleştiriyorsa kişi kendisini anlaşılmamış hissedebilir. Burada sorun her zaman sevgisizlik değildir. Bazen insanların birbirlerine nasıl destek olacaklarını bilmemeleri de ilişkilerde duygusal mesafeye neden olabilir.

İlişkilerde sık karşılaşılan sorunlardan biri, insanların kendi beklentilerini karşı tarafın kendiliğinden anlamasını beklemesidir. Bir kişi daha fazla ilgi görmek isterken bunu açıkça ifade etmek yerine partnerinin fark etmesini bekleyebilir. Bir diğeri kırıldığında konuşmak yerine sessizleşebilir ve karşısındaki insanın neden üzüldüğünü anlamasını isteyebilir. Bu beklentiler karşılanmadığında ise hayal kırıklığı, öfke ve uzaklaşma ortaya çıkabilir. Oysa insanların birbirlerini sevmesi, birbirlerinin bütün ihtiyaçlarını otomatik olarak anlayabilecekleri anlamına gelmez. Her bireyin yetiştiği çevre, iletişim biçimi, kişilik özellikleri ve duygularını ifade etme şekli farklıdır. Bu nedenle sağlıklı bir ilişkide beklentileri açıkça ifade edebilmek oldukça önemlidir. Bir insanın neye ihtiyaç duyduğunu söylemesi, karşısındaki kişiye yük olmak anlamına gelmez. Aksine, ilişkinin daha anlaşılır ve güvenli bir hâle gelmesine yardımcı olur.

Bazen insanlar kırıldıklarında konuşmak yerine geri çekilmeyi tercih eder. Bunun altında öfkeden çok anlaşılmama korkusu bulunabilir. Kişi, yaşadığı duyguyu anlattığında yine önemsenmeyeceğini veya tartışmanın büyüyeceğini düşünüyor olabilir. Bu nedenle sessiz kalmak, bazı insanlar için kendilerini korumanın bir yolu hâline gelir. Ancak sürekli devam eden sessizlik, zamanla iki insan arasındaki mesafeyi artırabilir. Çünkü konuşulmayan sorunlar her zaman ortadan kaybolmaz. Aksine, çözüme ulaşmayan konular birikerek daha büyük anlaşmazlıklara dönüşebilir. Burada sessizlik ile sağlıklı bir mola vermek arasındaki farkı da ayırt etmek gerekir. Bir tartışma sırasında sakinleşmek için kısa süreliğine konuşmaya ara vermek yararlı olabilir. Fakat karşı tarafı cezalandırmak, belirsizlik içinde bırakmak veya iletişimi tamamen kesmek farklı bir davranıştır. Sağlıklı iletişim, her an konuşmak değil; gerektiğinde ara verip daha sonra yeniden iletişim kurabilmektir.

Bir diğer önemli konu ise ilişkilerde sınır koyabilmektir. İnsanlar çoğu zaman sevdikleri kişileri kaybetmemek için kendi ihtiyaçlarından vazgeçebilirler. Karşı taraf üzülmesin diye istemedikleri şeyleri kabul edebilir, kendi zamanlarını ve isteklerini sürekli erteleyebilirler. Başlangıçta fedakârlık gibi görünen bu davranışlar, uzun vadede kişinin kendisini yorgun, değersiz veya anlaşılmamış hissetmesine neden olabilir. Oysa sınır koymak, bir insanı sevmemek veya ondan uzaklaşmak anlamına gelmez. Sınırlar, bireyin kendi ihtiyaçlarını ve kişisel alanını korumasına yardımcı olur. Bir ilişkide iki insanın her konuda aynı düşünmesi, bütün zamanlarını birlikte geçirmesi veya birbirlerinin her isteğini kabul etmesi gerekmez. Sağlıklı yakınlık, iki insanın birbirine bağlı kalırken kendi bireyselliklerini de koruyabilmesidir.

İlişkilerde yaşanan anlaşmazlıklar da çoğu zaman ilişkinin niteliği hakkında önemli bilgiler verir. Çünkü iki insanın farklı düşünmesi, farklı beklentilere sahip olması veya zaman zaman tartışması oldukça doğaldır. Önemli olan, tartışmanın yaşanıp yaşanmaması değil, tartışma sırasında birbirlerine nasıl davrandıklarıdır. Bir anlaşmazlık sırasında hakaret etmek, küçümsemek, geçmişte yaşanan bütün sorunları yeniden gündeme getirmek veya karşı tarafın duygularını geçersiz saymak ilişkinin güven duygusunu zedeleyebilir. Buna karşılık, kişinin kendi davranışının sorumluluğunu alabilmesi, karşı tarafı dinlemesi ve gerektiğinde özür dilemesi ilişkinin onarılmasına yardımcı olabilir. Özür dilemek yalnızca tartışmayı bitirmek için kullanılan bir cümle değildir. Gerçek bir özür, kişinin karşısındaki insan üzerinde bıraktığı etkiyi fark etmesini ve davranışını değiştirmek için çaba göstermesini de içerir. Çünkü güven yalnızca verilen sözlerle değil, zaman içinde tekrarlanan davranışlarla oluşur.

Günümüzde ilişkileri etkileyen bir başka unsur da dijital iletişimdir. Mesajlara geç cevap verilmesi, sosyal medyada görülen paylaşımlar veya çevrim içi olma durumları zaman zaman ilişkilerde gereksiz kaygılara neden olabilir. Bir mesajın görülüp cevaplanmaması, bazı kişiler tarafından ilgisizlik veya önemsenmeme şeklinde yorumlanabilir. Ancak tek bir davranıştan hareketle karşı tarafın niyeti hakkında kesin bir sonuca ulaşmak doğru değildir. İnsanların günlük sorumlulukları, ruh hâlleri ve iletişim alışkanlıkları farklı olabilir. Bununla birlikte sürekli iletişimsizlik yaşanması veya bir tarafın ihtiyaçlarının devamlı görmezden gelinmesi de önemsiz kabul edilmemelidir. Burada önemli olan, tek bir mesajın ne anlama geldiğini tahmin etmeye çalışmak yerine ilişkideki genel iletişim biçimini değerlendirebilmektir. Dijital iletişim kolaylık sağlasa da yüz yüze konuşmanın, göz teması kurmanın ve karşılıklı olarak zaman ayırmanın yerini her zaman tutmaz.

Bir ilişkide anlaşılmak kadar, karşıdaki insanı anlamaya çalışmak da önemlidir. Bazen insanlar kendi kırgınlıklarına o kadar odaklanırlar ki karşılarındaki kişinin ne yaşadığını görmeyi unutabilirler. Oysa sağlıklı iletişim yalnızca kendini ifade etmekten değil, dinlemeyi de öğrenmekten geçer. Dinlemek, karşı taraf konuşurken cevap hazırlamak veya kendini savunmak için fırsat beklemek değildir. Gerçek anlamda dinlemek, kişinin ne anlatmak istediğine dikkat etmek ve onun deneyimine anlam vermeye çalışmaktır. Bu sırada aynı fikirde olmak zorunlu değildir. Bir insanın duygusunu anlamak, onun bütün düşüncelerine katılmak anlamına gelmez. Örneğin partnerinin bir davranışına katılmayan kişi, yine de o davranışın karşı tarafta nasıl bir duygu oluşturduğunu anlamaya çalışabilir. Bu yaklaşım, anlaşmazlıkların daha yapıcı şekilde ele alınmasını sağlar.

Psikolojik açıdan değerlendirildiğinde sağlıklı ilişkiler, insanların bütün ihtiyaçlarını birbirlerinden karşılamalarını gerektirmez. Her bireyin arkadaşlık ilişkilerine, kişisel zamanına, ilgi alanlarına ve kendisiyle baş başa kalabileceği alanlara ihtiyacı vardır. Bir ilişkide yakınlık kurmak kadar bağımsız kalabilmek de önemlidir. Sürekli birlikte olma isteği veya her davranış hakkında hesap verme zorunluluğu, zamanla ilişkinin özgürlük alanını daraltabilir. Sevgi, bir insanın hayatını tamamen diğerine göre düzenlemesi değil, iki insanın kendi yaşamlarını paylaşırken birbirlerine saygı göstermesidir. Bu nedenle sağlıklı bir ilişkide güven, kontrol etmekten; yakınlık, bağımlılıktan; anlayış ise sürekli haklı çıkma çabasından daha önemli bir yere sahiptir.

Sonuç olarak bir ilişkinin sağlıklı olması, hiç tartışma yaşanmaması veya iki insanın her zaman mutlu olması anlamına gelmez. Önemli olan, yaşanan sorunların nasıl ele alındığı, duyguların ne kadar önemsendiği ve tarafların birbirlerine karşı ne kadar sorumluluk alabildiğidir. İnsanlar sevilmek ister ancak yalnızca sevildiğini duymak her zaman yeterli olmayabilir. Bazen birinin gerçekten dinlemesine, bazen anlaşılmaya, bazen de kişisel alanına saygı duyulmasına ihtiyaç duyarız. Çünkü ilişkiler yalnızca birlikte geçirilen zamanla değil, o zamanın içinde birbirimize nasıl hissettirdiğimizle de şekillenir. Belki de bir ilişkide kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur: Karşımdaki insanın hayatında yalnızca var mıyım, yoksa gerçekten duyuluyor, görülüyor ve anlaşılıyor muyum? Unutmamak gerekir ki sağlıklı bir ilişki, iki insanın birbirini hiç incitmemesiyle değil, incittiklerinde bunu fark edebilmesi, sorumluluk alabilmesi ve birbirlerini anlamak için çaba göstermesiyle güçlenir.

Kaynakça

  • 1. Arican-Dinc, B., & Gable, S. L. (2023). Responsiveness in romantic partners’ interactions. Current Opinion in Psychology, 53, 101652. https://doi.org/10.1016/j.copsyc.2023.101652⁠
  • 2. Gordon, A. M., & Diamond, E. (2023). Feeling understood and appreciated in relationships: Where do these perceptions come from and why do they matter? Current Opinion in Psychology, 53, 101687. https://doi.org/10.1016/j.copsyc.2023.101687⁠
  • 3. Murray, S. L. (2023). Regulating relationship risk: Partner responsiveness as a safety signal. Current Opinion in Psychology, 50, 101582. https://doi.org/10.1016/j.copsyc.2023.101582⁠
  • 4. Walker, S. A., Pinkus, R. T., Olderbak, S., et al. (2024). People with higher relationship satisfaction use more humor, valuing, and receptive listening to regulate their partners’ emotions. Current Psychology, 43, 2348–2356. https://doi.org/10.1007/s12144-023-04432-4⁠
  • 5. Lefebvre, A.-A., Brassard, A., Jean, M., Daspe, M.-È., Lafontaine, M.-F., & Péloquin, K. (2026). The role of communication in romantic attachment and relationship satisfaction: A dyadic longitudinal study. Journal of Marital and Family Therapy, 52(2), e70127. https://doi.org/10.1111/jmft.70127⁠
  • 6. Reyes, M. A., & Clark, E. M. (2025). The relation between perceived partner responsiveness and sexual communication in romantic relationships. Sexual and Relationship Therapy, 40(1), 254–276. https://doi.org/10.1080/14681994.2024.2332622⁠
Senanur Yılmaz Senanur Yılmaz
Senanur Yılmaz, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden yeni mezun olmuştur. Araştırma yapmayı, yazı yazmayı, yeni şeyler keşfetmeyi ve film izlemeyi sevmektedir. Özellikle psikolojinin bağımlılık, gelişim ve ilişki alanlarına ilgi duymakta; bu alanlarda araştırmalar yürütmeyi hedeflemektedir. Eğitim sürecinde İdea, Füzyon ve Akademia Psikoloji Merkezlerinde bilişsel davranışçı terapi (BDT), bütüncül yaklaşım, varoluşçu terapi ve dinamik terapi alanlarında giriş düzeyinde eğitimler almıştır. Ayrıca Boğaziçi Kampüs bünyesinde BDT ve çocuk eğitimi programlarına katılmıştır. Zorunlu stajını ise Yeşilay Danışmanlık Merkezi bünyesinde tamamlamıştır. Bunun yanı sıra İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi ön lisans programından mezun olmuştur. Gaziantep’te yaşayan Senanur Yılmaz, mesleki gelişimine önem veren, öğrenmeye açık ve kendini sürekli geliştirmeyi hedefleyen yeni mezun bir psikologdur.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!