Çarşamba, Eylül 23, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Her Şeyi Kontrol Etme İhtiyacımızın Altında Ne Var?

Hayatta kontrol edebildiğimiz şeyler gibi kontrol edemediğimiz de birçok şey vardır. Bu durum bazı kişilerde rahatsızlık hissi yanında yoğun kaygı da yaratabilir. Kişi bu kontrol ihtiyacı doğrultusunda planlarının istediği gibi gitmeyeceği, kötü bir şey olacağı, bir şeylerin kontrolü dışında gelişeceği yönünde kaygılara kapılabilir.

Bu kaygılar kişiyi daha fazla plan yapmaya, tekrar tekrar kontrol ihtiyacına ve tüm olası senaryoları düşünmeye itebilir. Bunlar kişide kısa süreli rahatlama sağlayabilir ve problemi çözmeye yönelik davranışlar gibi gözükebilir. Ancak kişi aslında bu noktada belirsizliğin yarattığı kaygıyı kontrol etmeye çalışıyordur.

Belirsizlik Neden Bu Kadar Rahatsız Eder?

Psikolojide, belirsizliğe tahammülsüzlük (intolerance of uncertainty; IU) kavramı, insanın belirsizliğe karşı verdiği tepki ile yakından ilişkilidir. Belirsizliğe tahammülsüzlük, gelecekte ne olacağını bilememe durumuna karşı olumsuz tepkiler verme ve belirsizliği tehdit edici veya zarar verici bir durum olarak algılamak olarak ele alınmaktadır (Carleton, 2012).

Belirsizliğe karşı huzursuz hissetmekle belirsizliğe tahammül edememek aynı şey değildir. Çoğu insan genel bağlamda belirsizliklerden hoşlanmayabilir ve netlik isteyebilir. Ancak kişi, belirsizliği kendi zihninde ‘buna dayanamam, bunu netleştirmeden rahat edemem, önem almazsam kötü bir şey olacak’ şeklinde adlandırdığında, bu durumu ortadan kaldırmak için çeşitli davranışlara yönelebilir. Biz bunu ‘kontrol’ olarak adlandırırız.

Rahatlamak İçin Kontrol Ediyoruz, Peki Sonra Ne Oluyor?

Bireyler, olaylar üzerindeki kontrolü arttıkça daha az negatif sonuçla karşılaşacağına dair bir inanç geliştirir. Geleceği kontrol altına alamayacağı için ‘En azından belirsizliği kontrol edebilirim.’ diye düşünür. Planlarını tekrar tekrar gözden geçirir, mesajların tonunu analiz eder, çevresindeki kişilerin davranışlarındaki en küçük değişikliği anlamlandırmaya çalışır, aynı soruyu farklı şekillerde sorar ve böylece kendi içinde bir güvence bulmaya çalışır.

Bu davranışlar, kişide anlık bir rahatlama sağlayabilir. Ancak uzun vadede belirsizliğe karşı tahammülü düşürerek kişinin yaşamını zorlaştırabilir. Örneğin, kişi bir şeyi defalarca kontrol edip içsel rahatlama sağladığında beyin bunu ‘kontrol ettim ve rahatladım’ olarak kodlar. Ardından bir sonraki belirsizlikte de yine aynı kontrol davranışına yönelim olur. Bu nedenle kontrol davranışları kaygıyı ortadan kaldırmaktan çok döngünün daha da pekiştirilmesine katkıda bulunabilir.

Bu Her Zaman Bir Psikolojik Sorun mu?

McEvoy ve arkadaşları (2019), yaptıkları bir meta analiz çalışmasında, belirsizliğe tahammülsüzlüğü olan kişilerde anksiyete, OKB, depresyon ve bazı diğer psikolojik rahatsızlıklar arasında orta düzeyde ilişki bulmuşlardır.

Özellikle yaygın anksiyete bozukluğu (GAD) yaşayan kişiler, belirsizliğe tahammülsüzlükle daha çok zorlanabilir. Bu kişiler, hayatlarının birçok alanında çoğunlukla kaygı duyar ve endişelenirler. Dolayısıyla, belirsizlikten daha çok etkilenebilirler ve hayat kaliteleri diğer bireylere oranla daha çok etkilenebilir. Ancak belirsizliğe tahammülsüzlük; panik belirtileri, sosyal anksiyete ve OKB ile ilişkilendirilse de bu her zaman belirli bir bozukluğun tanı ölçütü değildir. Dolayısıyla her şeyi kontrol altında tutmaya çalışan bir kişinin mutlaka bir psikolojik rahatsızlığı olduğunu söylemek doğru değildir.

Kontrol etmek, bazen yalnızca planlı olmanın bir parçası, sorumluluk duygusu ve hayatta kendimizi güvende hissetmeyi öğrendiğimiz bir yol da olabilir. Ancak bu, kişinin günlük hayatını ve işlevselliğini etkileyecek boyuta ulaştığında; sürekli güvence arama, tekrar tekrar kontrol etme, zihinsel olarak tüm olası durumları değerlendirme veya belirsiz bir durum karşısında üst düzeyde bir kaygı yaşama boyutuna ulaştığında, bu yalnızca basit bir kontrol olmayabilir.

Belki de Güvenlik, Her Şeyi Kontrol Etmek Değildir

Bu noktada işlevsel olan, belirsizlik ortadan kalkmadan da onunla yaşamayı öğrenebilmektir. Belirsizlik, hayatımızın her alanında olacaktır. Belki de gerçek güvenlik, her ihtimali önceden hesaplayabilmekten değil; hesaplayamadığımız şeylerle karşılaştığımızda da kendimize güvenmekten geçer.

Kaynakça

  • Referans listesi
  • 1. Carleton, R. N. (2012). The intolerance of uncertainty construct in the context of anxiety disorders: theoretical and practical perspectives. Expert Review of Neurotherapeutics, 12(8), 937–947. https://doi.org/10.1586/ern.12.82
  • 2. McEvoy, P. M., Hyett, M. P., Shihata, S., Price, J. E., & Strachan, L. (2019). The impact of methodological and measurement factors on transdiagnostic associations with intolerance of uncertainty: A meta-analysis. Clinical Psychology Review, 73, 101778. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2019.101778
Emine Özge Duruklu
Emine Özge Duruklu
Kadir Has Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümünden 2026 yılında mezun oldum. Lisans eğitimim boyunca özellikle psikopatoloji, klinik psikoloji, nörobilim ve insan davranışları üzerine yoğunlaştım. Psikoloji yazarlığında; travma, kaygı bozuklukları, bağlanma stilleri, duygusal süreçler ve davranışın biyolojik temelleri üzerine içerikler üretmeyi amaçlıyorum. İnsan zihninin yalnızca görünen davranışlardan değil; geçmiş yaşantılar, öğrenilmiş örüntüler, nörobiyolojik süreçler ve duygusal deneyimlerden oluştuğuna inanıyorum. Akademik süreç boyunca farklı klinik gözlem deneyimlerinde bulunarak psikiyatrik değerlendirme süreçlerini, multidisipliner çalışma ortamlarını ve çeşitli psikolojik test uygulamalarını gözlemleme fırsatı elde ettim. Bunun yanında psikoloji yazarlığını; bilimsel bilgiyi daha anlaşılır, erişilebilir ve insan hayatına temas eden bir dile dönüştürmenin önemli bir yolu olarak görüyorum. Yazılarımda psikolojiyi yalnızca teorik bir alan olarak değil; insanın kendini anlamasına, duygularını fark etmesine ve yaşam deneyimlerini anlamlandırmasına yardımcı olan bir alan olarak ele alıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar