Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Şimdi Değilse Ne Zaman?

5 dk.okuma süresi
Şimdi Değilse Ne Zaman?

Yazıma başlamadan önce nasılsınız demek istedim. Eminim bazılarımızın bugünü istediğinden veya tahmin ettiğinden çok daha zorlu geçmiştir. Bugün sizlerle, uzun zamandır çok duyduğum ve kıymetli hocalarımın da adını sıkça geçirdiği bir kavramdan, "şu an"dan bahsetmek istiyorum. Evet, evet, yanlış duymadınız: Şu an…

Etrafına baktığında şu an ne görüyorsun? Belki de sürekli içine çektiğin o nefesin farkında bile değildin. Biraz soyutlaştırmak isterim: En son ne zaman "şu an"da kaldın? Anın farkına ne zaman vardın? Ya da senin için "an" ne demek? Hepimizin zorlandığı kısımdır burası; eminim anda kalmayı çoğumuz uzun süre sürdüremeyiz. Hayallerimiz alıp götürür bizleri ya da geçmişe dalarız. Peki, bu ne kadar doğru, hiç düşündük mü? Aslında uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir durum bu: Ne kadar geleceği ve geçmişi düşünürsem, anı o kadar kaçırdığımı fark ettim. Yüzümden esen o sonbahar esintisini, etrafımda akan o su sesini, kalabalık düşüncelerimin arasında o seslerin kayboluşunu kaçırdım... Bizler hep sahip olamadıklarımız hakkında düşünür, geçmişe kızarız. Oysa bilmeyiz ki bizi bu zamana getiren de geçmişteki ben ve deneyimlerimizdir.

Geçmişi düşünerek bir şeyleri değiştiremediğimiz gerçeğiyle yüzleştiğimizde, aslında sadece şu anımızı harcadığımızı görürüz. İnsan düşünmeli elbette; düşünmek ve harekete geçmek için yaratılmıştır. Fakat bu; geçmişi düşünüp sürekli orada takılı kalmakla değil, şu an için harekete geçerek olmalı. Aynı durum geleceğimiz için de geçerli: Geleceği düşünüp olumlu ya da olumsuz yargılara kapılmak yerine, değiştirebileceğim şeyler için çabalamalıyım…

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,

Her gün bir yere konmak ne güzel,

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,

Dünle beraber gitti cancağızım,

Ne kadar söz varsa düne ait,

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Hz. Mevlana ne güzel söylemiş: “Dün dünde kaldı, şimdi yeni bir sayfa açmak lazım.”

Şimdiye odaklanmam lazım... Önümden akıp giden zamana, belki de uzun zamandır heyecanla beklediğim o habere... Gün içerisinde koştururken zamanın farkında olmayan bene kızıyorum bazen. "Ne kadar da çabuk geçmiş" diyorum; zamanın dahi farkında değiliz, hayatın karmaşası içerisinde kaybolmuş gibiyiz. Olumsuzluklara odaklanıp önümüzdeki yolu göremez olmuşuz. Halbuki bu yolu çizen de sensin, benim. Birileri hayatının bir kısmına yön verirken sen kendi seçimlerin ile ilerliyorsun ve bu seçimlerinden şu an memnun olmayabiliyorsun. Ama ben seçmiştim ve bunun sorumluluğunu ben almalıyım, başkası değil. Bugünü belirlemek için zamanın peşinden koşan bendim, bu ana yetişmek için çabalayan bendim. Oysa neden geçmişe kızar oldum? Geçmişin tohumlarını serpiştirirken bugüne bir filiz yetiştirmeyi unuttuk... O filize iyi bakmayı unuttuk. O filiz benim içimde, senin içinde.

Var mısınız şu an bir nefes almaya? Gözlerimizi kapatıp sadece ana odaklanmaya, kendimize dönmeye... Belki de gün içerisinde en çok yetişmeyi unuttuğumuz kişiye: Kendimize. Koşturduğumuz birçok şeyi kenara bırakalım, bugün sadece kendimizi dinleyelim. Bizler ne istiyoruz? Şu an ne hissediyoruz? Gelin duygularımıza dönelim. Gün içerisinde ne kadar yorucu olaylar yaşamış olursak olalım, şu anın tadını çıkartıp sahip olduklarımıza şükredelim. Çünkü dünkü ben, bugün sahip olduğum bu ana erişmek için dualar ediyor, belki de fazlasıyla çaba harcıyordu. Dünkü ben bugüne sahip olmak için bu kadar çaba gösterirken, neden bugün bazı şeylerden vazgeçip geçmişe dönmek isterim ki?

Bizler isteklerimizin farkındayız; istekler hep heyecanlıdır. Peki ya ihtiyaçlar? Çoğu zaman göz ardı edilseler de, karşılanmadıklarında acı verici olabilirler.

Şu anki ihtiyacım ne?

Ben ne istiyorum?

Olmak istediğim yer burası mı?

Ne kadar değerli sorular... Hem yolumuzu çizmek hem de kaybolmuş bir benin içerisinde hiç değilse biraz nefes almak için koskoca bir alan açılıyor böylece.

Durup baktığında düşüncelerinin bir nehir gibi aktığını fark ettin mi? Ben şu an fark ettim: Bir önceki düşündüğüm akıp gitti, yeni bir nefes aldım. Akıp giden düşüncelerimin arasında hiçbirinin kalıcı olmadığını fark ettim...

Araştırma yaparken Yunus Emre’nin o güzel sözlerine denk geldim, sizlerle de paylaşmak isterim:

“Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası?”

Her an yeniden doğarız. O güneş elbet her gün doğar ve bizim için yeni bir günün habercisidir. Yeni bir benin, yeni bir hayatın başlangıcıdır.

Şimdi hazırsanız, cümlelerimi sonlandırırken sizleri kendinizle baş başa bırakıyorum. Geçmişi düşünmeyip şu ana odaklanalım ve kendimizin farkına varalım isterim. İnşallah sizler için bir nebze de olsa faydalı bir yazı olmuştur.

Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.

Allah'a emanet olun, keyifli okumalar dilerim.

Kaynakça

  • Kaynakça / Alıntılar: Celâleddîn-i Rûmî. Mesnevî (Dünle beraber gitti cancağızım...). Yunus Emre. Divan (Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası?).
Melike Kapusuz Melike Kapusuz
Melike Kapusuz, Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Öğretmenliği adayıdır. Henüz daha mesleğini eline almamış ama bir o kadar da adım atmak için çok heyecanlıdır. Psychology Times Türkiye ile yollarının kesişmesiyle beraber yazarlık sürecine adım atmış. Anksiyete-Stres Yönetimi, Çocuk ve Ergen psikolojisi, Öğrenci Motivasyonu ve Başarı gibi konularda çalışmak hem yazmak hem de birlikte deneyimlemek için burada. Aynı zamanda kendi üniversitesinde Ergenlerde stres konulu projeler yapmakta ve bölümüyle alakalı topluluklarda bulunmaktadır.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!