Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Emotional Outsourcing: Duygularımızı Yönetme Sorumluluğunu Başkalarına mı Devrediyoruz?

6 dk.okuma süresi
Emotional Outsourcing: Duygularımızı Yönetme Sorumluluğunu Başkalarına mı Devrediyoruz?

Giriş

Bir sorun yaşadığımızda ilk kime ulaşırız? Kendimizi kötü hissettiğimizde bir arkadaşımızdan mesaj bekler, kaygılandığımızda sevdiğimiz birinin bizi sakinleştirmesini ister veya aldığımız bir kararın doğru olduğuna dair başkalarından onay almaya çalışırız. İnsan sosyal bir varlıktır ve duygularını başkalarıyla paylaşması son derece doğaldır. Ancak bazen bu ihtiyaç, duygusal destek arayışının ötesine geçerek kişinin kendi duygularını düzenleyebilmek için sürekli başka insanların varlığına ve tepkilerine ihtiyaç duymasına dönüşebilir.

Bu durum, *Emotional Outsourcing* (duygusal sorumluluğu başkalarına devretme) kavramıyla açıklanabilecek bir olgudur. Bu ifade, psikolojide bağımsız ve standartlaştırılmış bir klinik tanı veya yerleşik bilimsel yapı değildir. Bununla birlikte, kişilerarası duygu düzenleme, aşırı güvence arama ve dışsal onay ihtiyacı gibi bilimsel olarak incelenmiş süreçlerle ilişkilendirilebilir. Temel soru şudur: Duygularımızı başkalarıyla paylaşmak ile duygusal dengemizi tamamen başkalarının tepkilerine bağlamak arasındaki sınır nerede başlar?

Duygularımızı Başkaları Aracılığıyla Düzenlemek

Duygu düzenleme, bireyin duygusal tepkilerini nasıl deneyimlediğini, ifade ettiğini ve yönettiğini kapsayan psikolojik süreçtir (Gross, 1998). Bu süreç yalnızca bireyin kendi içinde gerçekleşmez. İnsanlar bazen duygusal durumlarını değiştirmek için bilinçli veya bilinçsiz biçimde başkalarından yardım alırlar.

Psikolojide bu süreç *interpersonal emotion regulation* (kişilerarası duygu düzenleme) olarak adlandırılır. Zaki ve Williams (2013), insanların kendi duygularını düzenlemek veya başka insanların duygusal durumlarını etkilemek amacıyla sosyal ilişkilerden yararlandıklarını açıklamıştır. Örneğin zor bir günün ardından bir arkadaşımızla konuşmak, üzüntümüzü paylaşmak veya güvendiğimiz birinin desteğini almak bu sürecin sağlıklı örnekleri arasında yer alabilir.

Dolayısıyla duygusal destek aramak, tek başına bağımlılık veya psikolojik yetersizlik göstergesi değildir. Aksine, sosyal destek kişinin psikolojik iyi oluşunu destekleyen önemli kaynaklardan biridir (Marroquín, 2011). Buradaki belirleyici nokta, desteğin varlığı değil, kişinin duygusal işleyişinin ne ölçüde dışarıdan gelecek tepkilere bağımlı hâle geldiğidir.

Güvence Arayışının Döngüye Dönüşmesi

Emotional Outsourcing ile ilişkilendirilebilecek süreçlerden biri *excessive reassurance seeking* (aşırı güvence arama) davranışıdır. Bu davranış, kişinin kaygılarını azaltmak veya ilişkilerinin güvende olduğundan emin olmak için tekrar tekrar başkalarından onay ve güvence istemesini ifade eder.

Örneğin bir kişi, sevdiği insanın kendisine kızıp kızmadığını defalarca sorabilir, aldığı bir kararın doğru olduğuna ilişkin sürekli onay bekleyebilir veya bir mesajına geç yanıt verildiğinde ilişkinin sona ereceğine dair kaygı yaşayabilir. Karşı taraftan gelen güven verici yanıt kısa süreli rahatlama sağlayabilir. Ancak belirsizlik yeniden ortaya çıktığında kişi aynı güvenceyi tekrar arayabilir.

Starr ve Davila'nın (2008) 38 çalışmayı ve 6.973 katılımcıyı kapsayan meta-analizi, aşırı güvence arama ile depresif belirtiler arasında pozitif bir ilişki olduğunu göstermiştir. Araştırmacılar ayrıca bu davranışın kişilerarası reddedilme ile de ilişkili olduğunu bildirmiştir. Bu bulgular, sürekli güvence aramanın yalnızca bireyin içsel kaygısıyla değil, kişilerarası ilişkilerin işleyişiyle de bağlantılı olabileceğini düşündürmektedir.

Dijital Dünyada Duygusal Onay İhtiyacı

Dijital iletişim, duygusal onay arayışının yeni biçimler kazanmasına da zemin hazırlamaktadır. Bir mesajın okunup yanıtlanmaması, paylaşılan bir fotoğrafın beklenen ilgiyi görmemesi veya sosyal medya gönderilerine gelen beğeni sayısı, bazı kişiler için duygusal değerlendirme ölçütlerine dönüşebilir.

Burada sosyal medya kullanımının kendisini sorun olarak görmek doğru değildir. Asıl önemli olan, bireyin özdeğerini ve duygusal durumunu dijital geri bildirimlere ne ölçüde bağladığıdır. Burrow ve Rainone (2017), sosyal medya üzerinden alınan olumlu geri bildirim ile benlik saygısı arasında ilişki bulunduğunu, ancak yaşam amacı duygusunun bu ilişkiyi etkileyebildiğini göstermiştir.

Bu açıdan dijital onay arayışı, kişinin kendi değerini içsel ölçütlerinden ziyade başkalarının görünür tepkileri üzerinden değerlendirmesine yol açabilir.

Duygusal Özerklik: Destek Almak ve Kendini Düzenleyebilmek

Duygusal özerklik, kişinin hiçbir zaman başkalarına ihtiyaç duymaması anlamına gelmez. Sağlıklı ilişkilerde karşılıklı destek, empati ve duygusal paylaşım önemli bir yere sahiptir. Amaç, tüm duygusal ihtiyaçları tek başına karşılamak değil, başkalarının desteği olmadan da duygularla baş edebilme becerisini geliştirmektir.

Bunun için kişinin yaşadığı duyguyu tanıması, tetikleyicilerini fark etmesi, otomatik düşüncelerini değerlendirmesi ve farklı baş etme yöntemlerini kullanabilmesi önemlidir. Bilişsel yeniden değerlendirme, problem çözme ve farkındalık temelli yaklaşımlar bu süreçte yardımcı olabilir.

Sonuç

İnsanların birbirine ihtiyaç duyması, psikolojik yaşamın doğal bir parçasıdır. Ancak duygusal güvenliğimizi tamamen başka insanların davranışlarına, mesajlarına veya onaylarına bağladığımızda kendi içsel kaynaklarımızı kullanmakta zorlanabiliriz.

Belki de asıl mesele, bir başkasının bizi sakinleştirmesini istemek değil, o kişi yanımızda olmadığında da kendi duygularımızla kalabilmeyi öğrenmektir. Bu süreç, kişinin kendi duygularını tanımasını, ihtiyaçlarını fark etmesini ve her zorlayıcı duygunun mutlaka dışarıdan gelecek bir müdahaleyle ortadan kaldırılması gerekmediğini kabul etmesini içerir. Çünkü duygularımızı yönetebilmek, onları her zaman kontrol altında tutmak değil, varlıklarına alan açarken onlarla nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmektir.

Duygusal bağımsızlık, kimseye ihtiyaç duymamak değil; başkalarıyla bağ kurarken kendi duygusal dengenin sorumluluğunu da üstlenebilmektir. Belki de gerçek duygusal olgunluk, başkalarında teselli ararken kendi kendimize de iyi gelebilme gücümüz olduğunu unutmamayı öğrendiğimizde başlar.

Kaynakça

  • Burrow, A. L., & Rainone, N. (2017). How many likes did I get?: Purpose moderates links between positive social media feedback and self-esteem. Journal of Experimental Social Psychology, 69, 232–236. https://doi.org/10.1016/j.jesp.2016.09.005
  • Gross, J. J. (1998). Antecedent- and response-focused emotion regulation: Divergent consequences for experience, expression, and physiology. Journal of Personality and Social Psychology, 74(1), 224–237. https://doi.org/10.1037/0022-3514.74.1.224
  • Marroquín, B. (2011). Interpersonal emotion regulation as a mechanism of social support in depression. Clinical Psychology Review, 31(8), 1276–1290. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2011.09.005
  • Starr, L. R., & Davila, J. (2008). Excessive reassurance seeking, depression, and interpersonal rejection: A meta-analytic review. Journal of Abnormal Psychology, 117(4), 762–775. https://doi.org/10.1037/a0013866
  • Zaki, J., & Williams, W. C. (2013). Interpersonal emotion regulation. Emotion, 13(5), 803–810. https://doi.org/10.1037/a0033839
Narmin Alizada Narmin Alizada
Ben Nermin Alizade. Ortaokul ve lise eğitimimi Azerbaycan’da tamamladım. 2021 yılında Türkiye’de Bursa Uludağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum. Mezuniyetimin ardından çeşitli kliniklerde, rehabilitasyon merkezlerinde, kreşlerde ve liselerde psikolog olarak görev aldım. 2026 yılında İtalya’daki Pavia Üniversitesi Klinik Psikoloji ve Nörobilim Yüksek Lisans Programı’nı tamamladım. Yüksek lisans tezimi, chatbotların kronik hastalık yönetiminde psikolojik destek ve terapi süreçlerindeki rolü üzerine hazırladım. Mesleki gelişimim kapsamında, Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur’un süpervizörlüğünde Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) eğitimime devam etmekteyim. Ayrıca Türkiye Kas Hastalıkları Derneği (KASDER) tarafından yürütülen Online Psikolojik Destek Projesi kapsamında gönüllü psikolog olarak görev alarak kas hastalıklarıyla yaşayan bireylerin ve ailelerinin psikolojik destek hizmetlerine erişimine katkıda bulunmaktayım. Bunun yanı sıra Psychology Times Türkiye ve UK bünyesinde yazar ve Azerbaycan temsilcisi olarak görev yapmaktayım. 2021 yılından bu yana Çocuk ve Ergen Çalışmaları Atölyesi’nin üyesi ve yazarı olarak çocuk ve ergen psikolojisi alanındaki çalışmalarımı sürdürmekteyim.
Psikolog Rehberi Psikolog · Online

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!