Pazartesi, Eylül 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Buzdağının Altında Ne Var?: İlişkilerde Davranıştan Anlama, Anlamdan Farkındalığa

Partneriniz eve geliyor. Gününüzü anlatıyorsunuz. Tam o sırada telefonuna bakıyor ve kısaca cevap veriyor: “Hmm, anladım.” Küçük bir an. Ama bazen küçük bir anın içinde büyük bir hikaye başlar. “Beni dinlemiyor.” “Anlattıklarım onun için önemli değil.”

"Zaten son zamanlarda benimle ilgilenmiyor."

Birkaç saniye içinde kırgınlık, öfke ya da geri çekilme isteği ortaya çıkabiliyor. Oysa başlangıçta olan yalnızca şudur: partneriniz telefonuna baktı ve kısa bir cevap verdi. Peki geri kalanı nereden geldi?

İlişkilerde çoğu zaman yalnızca yaşadığımız olaya değil, o olaya verdiğimiz anlama da tepki veririz. Düşüncelerimizin duygularımızı ve davranışlarımızı doğrudan şekillendirdiğini savunan Bilişsel Davranışçı Terapi‘nin (BDT) temel fikirlerinden biri de tam olarak budur: kişinin bir duruma verdiği tepki, yalnızca durumun kendisiyle değil, onu nasıl algıladığı ve yorumladığıyla da ilişkilidir (Beck, 1976; Beck Institute, 2021).

Gördüğümüz Davranış, Görmediğimiz Hikâye

Seanslarımda ilişkileri konuşurken sıklıkla kullanmayı sevdiğim metaforlardan biri de buzdağı metaforudur. Su yüzeyinde gördüğümüz şey davranıştır: ses yükseltmek, susmak, uzaklaşmak. Suyun altında ise başka yaşantılar olabilir: “Beni reddetti.” “Benden bunu beklememeliydi.”

"Yine hayal kırıklığına uğradım."

Bazı durumlarda daha derinde, kişinin kendisi ve ilişkiler hakkında geliştirdiği temel inançlar bulunabilir. Ancak önemli bir ayrım var: her öfkenin altında bir travma, her geri çekilmenin altında bir terk edilme korkusu olduğunu varsayamayız. Buzdağı metaforunu değerli kılan, davranışın arkasında mutlaka gizli bir “gerçek neden” olduğunu iddia etmesi değil; görünmeyen bilişsel ve duygusal süreçlerin de olabileceğini hatırlatmasıdır (Beck, 1976; Beck Institute, 2021).

Üç Saatlik Sessizlik, Bin Bir Anlam

Partneriniz üç saat mesajınıza cevap vermedi. Olay: Üç saattir cevap vermedi. Düşünce: Beni önemsemiyor. Duygu: Kırgınlık, kaygı. Davranış: Soğuk cevap vermek, geri çekilmek.

Bu düşüncenin yanlış olduğunu söylemiyoruz — belki gerçekten bir ilgisizlik vardır. Ama elimizdeki gözlenebilir veri ile zihnimizin bu veriden çıkardığı sonuç aynı şey değildir. Otomatik düşünceler fark edilmeden devreye girer; onları bir yorum olarak değil, doğrudan gerçekliğin kendisi gibi deneyimleriz (Beck, 1976). Bir düşüncenin ikna edici hissettirmesi, onu otomatik olarak gerçeğe dönüştürmez. Bu ayrımı yapabilmek; duyguyu inkar etmek değil, onun nereden geldiğini daha iyi anlamaktır.

İlişkilerde Buzdağı: Birbirimize Değil, Hikayelerimize Tepki Verdiğimizde

Süreç yalnızca bir kişinin zihninde yaşanmaz; iki insanın zihni birbirini etkiler. Partner mesajı geç yanıtlar, “beni önemsemiyor” düşüncesi belirir, kişi soğuk davranır. Partner bu soğukluğu “yine bana kızgın” diye yorumlar ve geri çekilir. İlk kişi bu geri çekilmeyi “gerçekten umursamıyor” diye okur — düşünce güçlenir. Küçük bir olay, karşılıklı yorumlarla büyüyen bir döngüye dönüşür.

İlişki araştırmalarında da partner davranışlarına yüklenen olumsuz nedensel yorumların, kişinin duygusal ve davranışsal tepkileriyle ilişkili olabileceği bulunmuştur (Fincham & Bradbury, 1992). Bir noktadan sonra tartışılan artık ilk olay değil, “sen nasıl birisin?” sorusuna verilen cevaptır. Bu yüzden bazen daha işlevsel soru “kim haklı?” değil, “şu anda aramızda nasıl bir döngü oluşuyor?” sorusudur.

Döngüyü Fark Etmek: Mindfulness Bakışı

Mindfulness, o anda zihinden geçen düşünceleri, duyguları ve bedensel deneyimleri yargılamadan, olduğu gibi fark etme becerisidir (Kabat-Zinn, 1994). Burada Mindfulness Bakış, BDT’nin yerine geçen bir açıklama değil, oluşan döngüyü fark etmeye yardımcı bir beceri olarak düşünülebilir. Çünkü düşüncelerimiz o kadar hızlı ortaya çıkar ki onları düşünce değil, gerçeklik olarak yaşarız. Bu düşünceleri hemen doğru ya da yanlış ilan etmeden fark edebilmek, tepki ile davranış arasına küçük bir mesafe koyar.

“Şu anda öfkeliyim.” “Şu anda ‘önemsenmiyorum’ diye düşünüyorum.” Bu tür cümleler, “haklıyım” ile “haksızım” arasında üçüncü bir alan açar: “Şu anda bende ne oluyor?”

Bu farkındalık tek başına ilişki problemlerini çözmez. Mindfulness temelli müdahalelerin ilişki doyumu üzerinde olumlu etkiler gösterebildiğine dair işaretler olsa da mevcut kanıtların kesinliği sınırlıdır (Voldstad et al., 2025). Dolayısıyla mindfulness’ı bir “kurtarma yöntemi” değil, otomatik tepkileri fark etmeyi destekleyen bir beceri olarak görmek daha gerçekçidir.

Döngüyü Kırmanın İlk Adımı: Doğru Soru

Bir tartışmanın ortasında kendimize sorabileceğimiz birkaç soru döngüyü görünür kılabilir: Ne oldu — yalnızca gözlemlediğim olay ne? Bunu nasıl yorumladım? Ne hissettim? Neye ihtiyacım vardı — anlaşılmaya mı, güvene mi, yakınlığa mı? Nasıl davrandım?

Ve son olarak: ben böyle davrandığımda karşımdaki ne yaşadı?

Bu soruların amacı sorumluluğu tamamen kişiye yüklemek değildir. Bazen gerçekten ilgisizlik vardır, bazen gerçekten incitici bir davranışla karşılaşırız, bazen de karşılanmayan gerçek ihtiyaçlar vardır. BDT açısından amaç her olumsuz düşünceyi “pozitif” olanla değiştirmek değil, düşüncenin kanıtlarla ne kadar örtüştüğünü ve kişinin bu düşünceyle nasıl bir davranış döngüsüne girdiğini incelemektir (Beck Institute, 2024).

Sonuç: Buzdağının Altını Görebilmek

İlişkilerde bazen yalnızca gördüğümüz davranışa tepki veririz. Oysa davranışın yanında ona verdiğimiz anlam, ortaya çıkan duygu ve bu duyguyla verdiğimiz tepki de vardır. Öfke bazen hayal kırıklığının üzerini örter; sessizlik bazen incinmişliğin ifadesidir. Ama bazen sessizlik yalnızca sessizliktir — bir mesajın geç gelmesinin altında büyük bir hikaye olmayabilir.

Buzdağının altına bakmak, her davranışın ardında mutlaka gizli bir neden aramak değildir. Belki daha önemli olan, gördüğümüz şey ile ona verdiğimiz anlam arasındaki farkı fark edebilmektir. Bir şey olur, biz ona bir anlam veririz, o anlam bir duygu yaratır, duygu davranışa yansır ve karşı tarafın tepkisi ilk hikayeyi doğruluyor gibi görünebilir. Döngü tam da burada kurulur.

Belki de farkındalık, buzdağının tamamını bir anda görmek değil; su yüzeyinde gördüğümüz küçük parçanın bütün hikaye olmadığını hatırlamaktır. Ve bazen değişimin başladığı yer, karşı tarafa sorduğumuz “sen neden böylesin?” sorusu değil, “şu anda bende ne oluyor?” sorusudur.

Kaynakça

  • Beck, A. T. (1976). Cognitive therapy and the emotional disorders. International Universities Press.
  • Beck Institute. (2021). Understanding CBT. https://beckinstitute.org/about/understanding-cbt/
  • Beck Institute. (2021). Cognitive model. https://beckinstitute.org/wp-content/uploads/2024/05/Cognitive-Model.pdf
  • Beck Institute. (2024). Why CBT therapists don't challenge clients' cognitions—and why it matters. https://beckinstitute.org/blog/why-cbt-therapists-dont-challenge-clients-cognitions-and-why-it-matters/
  • Fincham, F. D., & Bradbury, T. N. (1992). Assessing attributions in marriage: The relationship attribution measure. Journal of Personality and Social Psychology, 62(3), 457–468.
  • Kabat-Zinn, J. (1994). Wherever you go, there you are: Mindfulness meditation in everyday life. Hyperion.
  • Voldstad, A., Zeas-Sigüenza, A., Skolzkov, A., Walthaug, M., Montero-Marín, J., & Kuyken, W. (2025). The effect of mindfulness interventions on couple relationship satisfaction: A systematic review and meta-analysis. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 93(6), 427–442.
SİNEM GÜL AYDEMİR
SİNEM GÜL AYDEMİR
Sinem Gül, 2011 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra, 2015 yılında Ege Üniversitesi’nde Aile Danışmanlığı Yüksek Lisans programını tamamlamıştır. Eğitim sürecinde birey ve aile terapisi alanlarında teorik ve uygulamalı bilgiler edinmiş, psikolog, aile danışmanı ve çift terapisti olarak çeşitli alanlarda görev almıştır. Özellikle ilişki sorunları, evlilik çatışmaları, aile içi iletişim ve bireysel danışmanlık konularında yoğun deneyim kazanmış, danışanlarına bilimsel ve etik ilkeler doğrultusunda hizmet sunmaya özen göstermiştir. Mesleki gelişimini sürdürmek amacıyla birçok eğitim ve sertifikaya sahip olan Gül, Yaşar Üniversitesi ve Hiebert Enstitüsü iş birliğiyle gerçekleştirilen süpervizör destekli Evlilik ve Aile Terapisi eğitimini de başarıyla tamamlamıştır. Psikoterapi teknikleri, travma terapisi, stres yönetimi gibi konularda yetkinliğini artırmış; aynı zamanda çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde aktif görev almıştır. 2017 yılından bu yana Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak cezaevinde psikolog olarak çalışmakta, mahkumların psikolojik destek ve rehabilitasyon süreçlerine katkıda bulunmaktadır. İngilizceye ileri, İspanyolcaya ise temel düzeyde hakim olan Gül, mesleki bilgisini güncel tutarak danışanlarına en iyi hizmeti sunmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar