Pazartesi, Ekim 12, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ninniler Sandığımızdan Fazlası Olabilir mi?

Ninniler Sandığımızdan Fazlası Olabilir mi?

Bir annenin, bir büyükannenin ya da kendisinden önceki kuşaklardan öğrendiği ezgiyi mırıldanan herhangi birinin sesinde hayat bulan ninniler, geçmişten bugüne ulaşan en naif edebiyat ürünlerimizden biridir. Büyük ölçüde kadınların yaratıcı üretimi ve yine onların sözlü kültür aktarımındaki rolüyle şekillenen ninniler, kadınların edebiyat hayatımızdaki önemli yerini de gözler önüne serer. Sözcüklerinde bir toplumun izlerini, kimi zaman kadınların dile getiremediği duyguları, acıları ve sevinçleri; melodilerinde ise kuşakların alışkanlıklarını ve estetik anlayışını taşırlar.

Peki, henüz sözcüklerin anlamını kavrayamadığımız bir dönemde kulağımızda yer edinen bu ezgiler, kültürümüzün taşıyıcısı olmaktan çok daha fazlası olabilir mi?

Ninni ve Bebekler

Bebekler için iletişim, sözcüklerin anlamından fazlasını kapsar. Sesin tonu, ritmi, tekrarları ve söyleniş biçimi, bebeğin çevresini algılamasının temelini oluşturur. Ninniler de bu etkileşimin önemli unsurlarındandır. Aynı sözler farklı ses tonlarıyla söylendiğinde bebek için farklı bir deneyim yaratabilir. Yetişkinin ninni söylerken bebeğin tepkilerine göre sesini yumuşatması, hızlandırması veya yavaşlatması, ninniyi tek yönlü bir performanstan çıkarıp karşılıklı etkileşimin de parçası hâline getirir.

Ninnilerde çoğunlukla sevgi ifadeleri ile çocuğa duyulan sevgi doğrudan dile getirilir. Bu sözlerin psikolojik anlamı, çocuğun sevilen, değer verilen ve korunması istenen biri olarak anlatılmasındadır. Ninniler aslında, bakım verenin çocuğa yönelik duygularını ifade etmesinin bir yolu olmuştur.

Henüz sözcüklerin anlamını kavrayamayan bir bebek bu ifadeleri yetişkinler gibi anlamlandıramasa da sesin tonu, melodisi ve bakım verenin yakınlığıyla karşılaşır, zamanla dil gelişimiyle birlikte de sözcüklerin anlamı da bu deneyimin bir parçası hâline gelir. Burada önemli olan yalnızca sevgi dolu sözcüklerin söylenmesi değil, bu sözcüklere eşlik eden etkileşimdir. Kendisine sevgi dolu sözcüklerin şefkatli bir ses tonuyla söylenmesi, ihtiyaçlarının farkedilmesi ve bu yakınlığın bir rutin şeklinde ilerlemesi bebeğin çevresini ne ölçüde güvenilir algılayabildiğiyle ilişkilendirilebilir. Çocuğun erken yaşamında sevgi, ilgi ve güvenle karşılaşması, ilerleyen yıllardaki duygusal ve sosyal gelişimi açısından önem taşır.

Yedi aylık bebeklerin annelerinin canlı şarkı söylemesine verdikleri beyin ve hareket tepkilerini inceleyen araştırmacılar, EEG kullanarak bebeklerin beyin etkinliğinin şarkının ritmi ve zamansal örüntüleriyle ne ölçüde eşleştiğini değerlendirmiştir. Elde edilen bulgular, bebeklerin beyin etkinliğinin hem ninnileri hem de oyun şarkılarını takip ettiğini; ninnilerde bu sinirsel takibin oyun şarkılarına kıyasla daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bu, bebeğin ninniyi yalnızca pasif biçimde duymadığını; beyninin sesin zamansal örüntülerine duyarlı olduğunu gösteren bir bulgudur.

Farklı bir çalışmada ise 144 bebeğin, kendi kültürlerinden olmayan sekiz farklı ninniye verdiği tepkiler incelenmiş; bebeklerin ninnileri dinlerken ninni olmayan şarkılara kıyasla daha belirgin rahatlama tepkileri gösterdiği bulunmuştur. Kalp atım hızındaki yavaşlamaya, göz bebeği çapındaki küçülme ve deri iletkenliğindeki azalma eşlik etmiştir. Bu bulgular, ninnilerin bebeklerin fizyolojik rahatlama tepkileriyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir.

Bu araştırmaların yanında ninniyi yalnızca bir ses uyaranı olarak değil, bir bakım verme rutininin parçası olarak ele almak da önemlidir. Bebek uyku öncesinde tekrar tekrar benzer bir ezgiyle, yumuşak bir sesle ve tanıdık bir bakım verenle karşılaştığında bu deneyim zamanla tanıdık bir uykuya hazırlık rutininin parçası hâline gelebilir. Buradan anlıyoruz ki ninniler yalnızca işitsel uyaranlar değil, bebeğin ve bakım verenin birlikte yer aldığı sosyal ve duygusal düzenleme deneyimleridir.

İki Taraflı Paylaşım

Peki, bu deneyimin olumlu geri dönüşleri tek taraflı mıdır? Ninni hakkında konuşurken daha çok bebeğin psikolojisi üzerindeki etkilerine odaklansak da ninniyi söyleyen yetişkinin duygusal deneyimini göz ardı etmemek gerekir.

Daisy Fancourt ve Rosie Perkins’in araştırması, annelerin bebeklerine şarkı söylemelerinin annelerin psikolojik durumları ve anne-bebek ilişkisiyle bağlantısını inceler.

İki çalışmadan oluşan araştırmada şarkı söyleme oturumları, bebeklerle konuşma ve oyun oynamayı içeren bir kontrol koşuluyla karşılaştırılmıştır. Araştırmacılar annelerin duygulanımını, kaygı düzeylerini ve anne-bebek bağını değerlendirmiş; ayrıca tükürük örneklerinden bazı biyolojik göstergeleri ölçmüştür.

Araştırmanın sonuçları, şarkı söyleme koşulunda anne-bebek bağına ilişkin değerlendirmelerde ve olumlu duygulanımda daha fazla artış; olumsuz duygulanım ve kaygıda ise daha fazla azalma olduğunu göstermiştir. Kortizol düzeyindeki azalma da şarkı söyleme koşulunda daha belirgin bulunmuştur.

Bu bulgular, bebeklere şarkı söylemenin yalnızca bebeğe yöneltilen bir davranış olarak değerlendirilmemesi gerektiğini gösterir. Şarkı söylemek, anne için de olumlu duygularla ve bebeğiyle kurduğu yakınlık hissiyle ilişkili olabilir.

Arslan Kılıçoğlu, Aral, Aysu ve Gürsoy’un Annelerin Ninnileri Kullanma Durumlarının İncelenmesi başlıklı araştırması da annelerin ninnileri çocuk gelişimi ve kültürel bağlam açısından nasıl değerlendirdiklerini ele alır.

Araştırmaya katılan anneler ninnileri yalnızca uyutma aracı olarak görmemiş; sakinleştirme, duyguları ifade etme ve çocukla yakınlık kurma gibi işlevlerle de ilişkilendirmiştir. Annelerin 21’i ninnilerin güvenli bağlanmaya katkı sağladığını düşündüğünü, 20’si ise çocukları sakinleştirdiğini belirtmiştir.

Aynı araştırmada annelerin ninnileri kimlerden öğrendikleri de incelenmiştir. Katılımcıların önemli bir bölümü ninnileri kendi annelerinden ve büyükannelerinden öğrendiklerini ifade etmiştir. Bir annenin çocuğuna kendi annesinden öğrendiği ninniyi söylemesi, geçmişle bugün arasında anlamlı bir bağ kurabilir. Ninninin sözleri, ezgisi veya söyleyiş biçimi, çocukluğa ait anıları ve aile içinde öğrenilmiş alışkanlıkları yeniden canlandırabilir. Böylece ninni, yalnızca o anki etkileşime değil, daha geniş bir kültürel ve ailevi hafızaya da uzanabilir.

Sonuç

Ninnilerin önemini yalnızca ölçülebilen sonuçlarında aramak, taşıdıkları anlamı gözden kaçırmamıza neden olmamalıdır. Ninniler, bir ebeveynin bebeğine ayırdığı zamanı, ona duyduğu şefkati, onunla kurduğu etkileşimi ve kendi geçmişinden taşıdığı bir parçayı içinde barındırır. Bilimsel araştırmalar bu ezgilerin psikolojik karşılıklarını anlamamıza yardımcı olurken, bilimsel birikimden çok önce ortaya çıkmış olan ninnilerin kültürel boyutu da onların kuşaklar boyunca nasıl varlığını sürdürdüğünü anlamamızı sağlar.

Belki de siz de bu yazıyı bitirdikten sonra, bu gece bebeğinizi uyuturken telefondan bir ninni açmak yerine kendi sesinizle söylemeyi tercih edersiniz. Ve sizden dinlediği ninni, çocuğunuzun hayatında bıraktığınız en naif izlerden biri olur. Çünkü sizin sesinizden başlayan bir ezgi, kuşaklar boyunca yaşamaya devam edebilir.

Kaynakça

  • Turhan Tuna, S. (2022). Folklor metinlerini pozitif psikoloji kavramlarıyla yorumlamada bir örnek: Sevgi konulu ninniler. Folklor/Edebiyat, 28(112), 965–982. https://doi.org/10.22559/folklor.2229
  • Arslan Kılıçoğlu, E., Aral, N., Aysu, B. ve Gürsoy, F. (2022). “Annelerin Ninnileri Kullanma Durumlarının İncelenmesi.” Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 22(57), 775–795. https://doi.org/10.21560/spcd.vi.1029352
  • Bainbridge, C. M., Bertolo, M., Youngers, J., Atwood, S., Yurdum, L., Simson, J., Lopez, K., Xing, F., Martin, A., & Mehr, S. A. (2021). Infants relax in response to unfamiliar foreign lullabies. Nature Human Behaviour, 5(2), 256–264. https://doi.org/10.1038/s41562-020-00963-z
  • Fancourt, D. ve Perkins, R. (2017). “The Impact of Maternal Singing on Glucocorticoids, Cytokines, Anxiety, Affect and Mother–Infant Bonding.” Psychoneuroendocrinology, 83 (Supplement), 83. https://doi.org/10.1016/j.psyneuen.2017.07.461
  • Nguyen, T., Reisner, S., Lueger, A., Wass, S. V., Hoehl, S., & Markova, G. (2023). Sing to me, baby: Infants show neural tracking and rhythmic movements to live and dynamic maternal singing. Developmental Cognitive Neuroscience, 64, Article 101313. https://doi.org/10.1016/j.dcn.2023.101313
  • Pathak, V. ve Mishra, S. (2017). “Psychological Effect of Lullabies in Child Development.” Indian Journal of Positive Psychology, 8(4), 677–680.
Zeynep güler
Zeynep güler
Zeynep Güler, Ege Üniversitesi Psikoloji lisans öğrencisidir. Akademik eğitiminin yanı sıra üniversite bünyesindeki psikoloji topluluğunda aktif rol alarak akademik etkinliklerin planlanması ve yönetilmesi süreçlerini yürütmektedir. Aynı zamanda psikoloji temelli dijital içerik ve yazı üretimi konularında deneyim sahibidir. İnsan davranışını nörobiyolojik temellerden kültürel dinamiklere uzanan geniş bir yelpazede anlamaya çalışmaktadır. Psikolojiye bütüncül bir bakış açısıyla yaklaşarak disiplinler arası düşünmeyi merkeze alır; psikolojiyi kültür,tarih,sosyoloji ve edebiyat gibi alanlar ekseninde yorumlamayı hedefler.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar