Yapay zekâ artık yalnızca soru sorduğumuz, metin yazdırdığımız veya bilgi aldığımız bir teknoloji değil. Birçok kişi için gün içinde düşüncelerini düzenlediği, kararlarını tartıştığı, duygularını anlattığı ve hatta kendisini yalnız hissettiğinde başvurduğu bir “muhatap” haline geliyor.
Tam da bu noktada psikoloji alanında yeni bir tartışma gündeme geliyor: Yapay zekâ ile yoğun etkileşim bazı kişilerde psikolojik belirtileri artırabilir mi?
Amerikan Psikoloji Birliği’nin (APA) Eylül 2026 tarihli Monitor on Psychology sayısında “AI psychosis” başlığıyla ele alınan konu, özellikle sohbet botlarıyla yoğun etkileşim sonrasında ortaya çıkan veya güçlenen sanrısal düşünceler üzerinden tartışılıyor. Ancak önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: “Yapay zekâ psikozu” henüz resmi bir klinik tanı değildir. Kavram, yapay zekâ kullanımıyla ilişkili olarak ortaya çıktığı veya şiddetlendiği bildirilen psikoz benzeri yaşantıları tanımlamak için kullanılıyor.
Yapay Zekâ Bu Süreci Nasıl Etkileyebilir?
Bir sohbet botunu diğer dijital içeriklerden ayıran en önemli özelliklerden biri, etkileşimli ve kişiselleştirilmiş olmasıdır. Bir internet sayfasını okuduğumuzda içerik bize doğrudan yanıt vermez. Oysa sohbet botu, söylediklerimize anında cevap verir; kullandığımız dili ve duygusal tonu yansıtabilir, önceki konuşmalardan hareketle yanıtlarını kişiselleştirebilir.
Bahsi geçen özellik gündelik kullanım açısından oldukça işlevsel olabilir. Ancak gerçeklik değerlendirmesinde zorlanmaya başlayan bir kişi açısından farklı bir risk ortaya çıkabilir. Örneğin kişi, çevresindeki insanların fark etmediği özel bir anlam keşfettiğine inanmaya başladığında bunu tekrar tekrar yapay zekâya sorabilir. Eğer chatbot bu düşünceyi yeterince sorgulamak yerine onaylayan, genişleten veya kişinin kullandığı çerçeveyi sürdüren yanıtlar verirse, kişi kendi düşüncesini yeniden değerlendirmek yerine onun üzerine yeni anlamlar inşa edebilir.
APA’nın aktardığı uzman görüşlerine göre özellikle yapay zekânın insan benzeri iletişim kurması, kullanıcıyı onaylama eğilimi ve günün her saati erişilebilir olması bahsedilen etkileşimi daha güçlü hale getirebiliyor. Araştırmalar henüz erken aşamada olsa da, psikoz riski yüksek kişilerin sohbet botlarını arkadaş, terapist veya romantik partner gibi insan benzeri rollerde görmeye daha yatkın olabildiğine ilişkin bulgular bulunuyor.
Burada Mesele Yalnızca “Çok Yapay Zekâ Kullanmak” Değil
Nitekim yapay zekâ kullanımını doğrudan psikozla eşitlemek doğru olmaz. Bir kişinin saatlerce yapay zekâ kullanması tek başına psikoz geliştireceği anlamına gelmez. Benzer şekilde, yapay zekâyla konuşmak veya chatbotlardan psikolojik destek almak da tek başına patolojik bir davranış değildir. Asıl önemli olan kullanım biçimi ve kişinin psikolojik durumudur.
Klinik açıdan şu sorular “yapay zekâ kullanıyor musunuz?” sorusundan çok daha fazla bilgi verebilir:
- Yapay zekâyı hangi amaçla kullanıyorsunuz?
- Gün içinde ne kadar zamanınızı onunla konuşarak geçiriyorsunuz?
- İnsanlarla konuşmak yerine giderek daha fazla yapay zekâya mı başvuruyorsunuz?
- Ondan aldığınız yanıtları sorgulamadan doğru kabul ediyor musunuz?
- Yapay zekânın sizi diğer insanlardan daha iyi anladığını düşünüyor musunuz?
- Onunla ilişkinizi arkadaşlık, romantik ilişki veya özel bir bağ olarak mı deneyimliyorsunuz?
- Yapay zekâ ile konuşmalarınız nedeniyle sosyal ilişkileriniz, işiniz veya günlük yaşamınız etkileniyor mu?
Özellikle Kimler Açısından Daha Dikkatli Olunmalı?
APA’nın aktardığı uzmanlar, özellikle psikoz öyküsü veya psikoz açısından risk faktörleri bulunan kişilerin yapay zekâyı nasıl kullandığının daha yakından değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bunun yanında gerçeklik değerlendirmesinde zorlanma, yoğun sosyal izolasyon, belirgin uyku bozuklukları veya giderek artan işlev kaybı gibi belirtiler de klinik değerlendirme açısından önem taşıyor.
İşaret edilen yaklaşımda amaç yapay zekâyı tamamen hayatımızdan çıkarmak değil. Günümüzde bu teknolojilerin eğitimden iş yaşamına kadar birçok alanda kullanıldığı düşünüldüğünde, daha gerçekçi yaklaşım güvenli kullanım sınırlarını oluşturmak olabilir.
Özellikle psikolojik destek amacıyla kullanıldığında yapay zekânın bir terapistin yerini tutmadığını hatırlamak önemli. Çünkü psikoterapide yalnızca kişinin söylediklerine yanıt vermek değil; kişinin davranışlarını, ilişkilerini, duygusal tepkilerini, bağlamını ve zaman içindeki değişimini değerlendirmek gerekir.
Klinik Pratikte Yeni Bir Değerlendirme Başlığı
Yapay zekânın hayatımıza bu kadar hızlı girmesi, ruh sağlığı uzmanlarının değerlendirmesine yeni bir başlık ekliyor. Nasıl ki klinik görüşmelerde sosyal medya kullanımı, madde kullanımı veya uyku düzeni hakkında sorular soruluyorsa, yapay zekâ kullanımının da rutin değerlendirmeye dahil edilmesi giderek daha anlamlı hale geliyor.
“Yapay zekâ kullanıyor musunuz?” sorusunun ötesine geçerek “Onu hayatınızda nasıl bir yerde konumlandırıyorsunuz?” sorusunu sormak gerekebilir. Zira teknolojiyle kurduğumuz ilişkinin kendisi de psikolojik bir veri haline geliyor.
Yapay zekâ bize bilgi verebilir, düşüncelerimizi organize etmemize yardımcı olabilir ve günlük yaşamımızı kolaylaştırabilir. Ancak özellikle duygusal destek ve gerçeklik değerlendirmesi söz konusu olduğunda, bize her zaman hak veren ve her an ulaşılabilen bir sistem ile gerçek bir insan ilişkisi arasındaki farkı koruyabilmek önemli.
Henüz “yapay zekâ psikozu” hakkında kesin sonuçlara ulaşmış değiliz. Araştırmalar devam ediyor ve hangi kişilerin, hangi kullanım biçimleriyle ve hangi mekanizmalar üzerinden risk altında olduğu henüz tam olarak bilinmiyor. Haklı gerekçelerle konuya ne teknoloji korkusuyla ne de teknolojiyi bütünüyle zararsız kabul ederek yaklaşmak gerekiyor.
Asıl ihtiyaç, yapay zekânın hayatımızdaki yerini fark etmek ve gerektiğinde şu soruyu sorabilmek:
“Yapay zekâyı bir araç olarak mı kullanıyorum, yoksa hayatımdaki ilişkilerin ve düşüncelerimin yerini almaya mı başlıyor?”
Kaynakça
- American Psychological Association. (2026, September 1). Understanding “AI psychosis”. Monitor on Psychology, 57(6).
- American Psychological Association. (2026, September). September 2026 Monitor on Psychology.
- Morrin, H., et al. (2026). Artificial intelligence–associated delusions and large language models: Risks, mechanisms of delusion co-creation, and safeguarding strategies. The Lancet Psychiatry.
- Shen, E., et al. (2026). Research on the safety and clinical appropriateness of chatbot responses to psychotic content. JAMA Psychiatry.
- Buck, B., & Maheux, A. J. (2026). Research examining AI chatbot use and psychosis risk. Journal of Medical Internet Research.

