Bazen hayatta ne kadar da çok şeyi düşünüyoruz değil mi? Ne kadar çok parçaya bölünmeye çalışıyoruz. Peki, hayat gerçekten de tam olarak böyle bir yer midir? Yoksa bu yaşamı farklı bir şekilde yaşamak da mümkün mü? Gelin bu sorulara birlikte cevap arayalım.
Bir et yemeği yaptığınızı düşünün. Eti bütün olarak tavaya atıp pişirmek mi daha kolaydır? Yoksa küçük parçalara bölüp pişirmek mi? Burada tabii ki pişme hızı açısından da kolaylık açısından da bölerek pişirmek her zaman daha pratik olacaktır. Hayat içerisindeki sorumluluklar ve rutin yaptıklarınız da tam olarak böyledir. Bazen bir şeyin yapılması gerekir ya da ortada bir sorun mevcuttur. Siz eğer o konu içerisindeki tüm etkenleri ve alt başlıkları bütün bir hamlede halletmeye çabalarsanız, haddinden çok daha fazla yorulacaksınız demektir. Burada işin içerisine bir de zaman konusu dahil oluyor. Dikkat ettiniz mi bilmiyorum ama herkes hayat içinde sürekli olarak bir telaş halinde. Bu durum bireysel bir konu olmaktan ziyade toplumsal bir eğilim halini almış vaziyette. Peki, tam olarak biz nereye yetişiyoruz? Aslında hayat bu kadar hızı hem istemez hem de kaldıramaz. Çünkü sürekli koşmak insanı bir yerden sonra kronik bir yorgunluğa sevk eder. Maalesef ki kişi bu durumu bazen anlamadan yaşar. “Yorgunum ama neden bilmiyorum” der. Bazen cevabı bulması uzun zamana mal olur. Şanslı olanlar zaman alsa da cevabı bulur ve belki çözer. Ama herkes bu kadar şanslı değildir ve herkes cevabı bularak hayatında değiştirmesi gereken bu telaşı göremez.
Hayatın doğal bir hızı vardır. Olayların, durumların gelişmesi için de olması ve geçmesi gereken bir zaman dilimi mevcuttur. Bu zamanı acele ederek ya da hemen olmasını arzu ederek kısaltmanız bence pek de mümkün değildir. Yine bir yemek meselesi üzerinden gidelim. Bir yemek yapıyorsunuz ya da bir lokantada yemek sipariş ediyor olduğunuzu düşünelim. O yemeğin masanıza koyulması ve sizin onu afiyetle yemeniz için de bir zamanın geçmesi gereklidir. O yemeği ne kadar seviyor olmanız ya da onu ne kadar çabuk yemek istemeniz, onun pişmesi için gereken süreyi ne kısaltır ne de süreci hızlandırır. Bunun gibi birçok farklı örnek verilebilir aslında hayatın içerisinden. İlişkilerde de bence insanlar gündelik akışta çok hızlanmaya çalışma eğilimi sergiliyorlar. Her türden ilişki ve etkileşim içindeki diyaloglarda, anlaşılmakta ya da istediğiniz düzeyde bir ritim yakalamakta her şeyde olduğu gibi biraz zamana ihtiyacımız vardır.
Peki, madem bu kadar bahsediyoruz zaman hadisesinden. Doğal akıştaki sürelere uyulmadığında ya da müdahale edilmeye çalışıldığında ne olacağını da merak etmeniz oldukça doğaldır diye düşünüyorum. Ne olur biliyor musunuz? Çoğunlukla hayal kırıklığı…

