Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Kusursuzluk Arayışında Kendimizi Kaybetmek: Mükemmeliyetçilik Döngüsü

Berfin Ay Yazar: Berfin Ay
5 dk.okuma süresi
Kusursuzluk Arayışında Kendimizi Kaybetmek: Mükemmeliyetçilik Döngüsü

Bir şeyi başardığınızda kendinizi takdir edebiliyor musunuz, yoksa hemen daha iyisini yapmanız gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Siz bu soruyu düşünürken ben de kendi deneyimlerimden ve bu konuyu neden seçtiğimden bahsedeyim. Kendine yeni hedefler ve görevler koymayı seven bir psikoloji öğrencisi olarak her yıl hayatıma yeni başarılar eklemeye çalışırım. Ancak son zamanlarda bir şeyin farkına vardım: Başarılarım beni beklediğim kadar tatmin etmezken başaramadıklarım beni oldukça üzüyor. Bir süre bu tezatlık üzerine düşündüm. Neden elde ettiğimiz başarılar ruh hâlimizi, başarısızlıklarımız kadar etkilemiyor? Neden başardıklarımızı kısa sürede geride bırakırken eksiklerimizi zihnimizde tekrar tekrar yaşatıyoruz?

Araştırmalar, özellikle kişinin hatalarına ve eksikliklerine odaklandığı, beklentilerini karşılayamadığında kendisini sert biçimde eleştirdiği mükemmeliyetçi tutumların daha düşük yaşam doyumuyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Nitekim Lübnan'daki 363 üniversite öğrencisiyle yürütülen bir araştırmada, öz eleştirel mükemmeliyetçilik ile yaşam doyumu arasında negatif bir ilişki bulunmuştur (Fekih-Romdhane et al., 2023). Bu durum, kişinin elde ettiği başarıları takdir etmek yerine ulaşamadığı hedeflere odaklanmasına ve kendisini sürekli yetersiz hissetmesine zemin hazırlayabilir.

Mükemmeliyetçi bakış açısına sahip bireylerde başarı, zamanla kendini kanıtlama aracına dönüşebilir. Çünkü bu kişiler başarısızlıklarını yalnızca ulaşamadıkları bir hedef olarak değil, kendi benliklerine yönelik olumsuz bir değerlendirme olarak algılayabilirler. Yaşadıkları olayları kişiselleştirerek kendilerini suçlayabilir ve kendi yeterliliklerini sorgulamaya başlayabilirler. Bu durum, zamanla özgüvenlerini de olumsuz etkileyebilir.

Öte yandan, çevreleri tarafından çoğunlukla başarılarıyla tanınmaları, bu bireylerin üzerindeki beklentileri daha da artırabilir. Böylece küçük bir hata veya eksiklik, kişinin gözünde olduğundan çok daha büyük bir hâle gelebilir. Kişi, çevresinin beklentilerini karşılamak ve kendi yeterliliğini kanıtlamak için kendisine daha fazla baskı uygulamaya başlayabilir. Bu döngü devam ettikçe psikolojik yorgunluk ve tükenmişlik riski artabilir; kişinin yaşam doyumu da olumsuz etkilenebilir.

Khossousi ve arkadaşlarının (2024) 83 araştırmayı kapsayan meta-analizinde, mükemmeliyetçi kaygılar ile benlik saygısı arasında negatif yönlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Bu bulgu, kişinin hata yapma ve beklentilerini karşılayamama konusundaki kaygılarının, kendisine yönelik genel değerlendirmesiyle bağlantılı olabileceğini göstermektedir.

O zaman bir de şunu düşünelim: Mükemmeliyetçilik yalnızca bireysel bir düşünce biçimi midir, yoksa içinde yaşadığımız toplumun da bunda bir payı var mıdır?

Bu soruya yanıt ararken sosyolojinin önemli kavramlarından biri olan Sosyolojik Muhayyile (Sociological Imagination) kavramından yararlanabiliriz. Aslında mükemmeliyetçilik ve tükenmişlik döngüsünü yalnızca bireysel açıdan değerlendirmek doğru değildir. Çünkü başarı dediğimiz kavram, toplumun değerleri ve beklentileri doğrultusunda şekillenir. Başarının sürekli vurgulandığı, bireylerin birbirleriyle karşılaştırıldığı ve başarısızlığın çoğu zaman kişisel yetersizlik olarak algılandığı toplumsal ortamlar, kişinin kendisinden beklentilerini de şekillendirebilir. Bireyin başarısı ya da başarısızlığı yalnızca kişisel çabaları ve yeterlilikleri üzerinden değerlendirilemez. İçinde bulunduğu toplumun sunduğu fırsatlar, ekonomik koşullar ve sosyal çevre de bu süreçte belirleyici olabilir. Bu nedenle başarısızlığı yalnızca bireyin kendi eksikliği olarak görmek, onu etkileyen toplumsal koşulları göz ardı etmek anlamına gelir.

Şu örneği ele alalım: Akademik başarısı çok yüksek olan bir öğrencinin gelecekte de her zaman başarılı olacağını söyleyemeyiz. Çünkü başarı, toplumumuzda yalnızca akademik başarıyla sınırlı değildir. Ekonomik koşullar, eğitim fırsatları ve sosyal çevre, bireylerin başarıya ulaşma süreçlerini farklılaştırabilir. Eğitim olanakları daha kısıtlı olan öğrenciler, kendi yeteneklerini ve başarılarını ortaya koyabilecekleri yeterli fırsatları bulamayabilirler. Ayrıca toplumun başarıyı belirli ölçütler üzerinden değerlendirmesi, bireyler arasındaki imkân farklılıklarının göz ardı edilmesine neden olabilir. Böylece birey, kendisine sunulmayan fırsatların yarattığı engelleri bile kişisel başarısızlığı olarak yorumlayabilir. Bu nedenle mükemmeliyetçiliği ve başarıyı yalnızca bireysel bir mesele olarak değerlendirmek, kişinin içinde bulunduğu toplumsal koşulları göz ardı etmesine neden olabilir.

Peki, bu noktada nasıl bir bakış açısı geliştirmeliyiz?

Öncelikle başarılarımızın ve başarısızlıklarımızın benlik değerimizi belirlemediğini kabul etmeliyiz. Başarısızlıklarımızı, potansiyelimizi ve gelecekteki gelişimimizi gölgeleyen unsurlar olarak görmek yerine onlardan öğrenebileceğimiz deneyimler olarak değerlendirmeliyiz. Kendimizi toplumun belirlediği ölçütler üzerinden değerlendirmek yerine kendi koşullarımızı, imkânlarımızı ve gelişim sürecimizi de göz önünde bulundurmalıyız. Aynı şekilde başarısızlıklarımızı doğrudan kişisel yetersizliğimiz olarak yorumlamak yerine içinde bulunduğumuz koşulları da değerlendirmeliyiz. Mükemmeliyetçilik ve tükenmişlik döngüsüyle mücadele etmenin ilk adımlarından biri, kendimize yönelttiğimiz eleştirileri sorgulamak ve başarıyı yalnızca kusursuz sonuçlarla ölçmekten vazgeçmektir. Unutmamalıyız ki herkes aynı noktadan başlamaz, aynı koşullarda ilerlemez ve başarı herkes için aynı anlama gelmez.

İnsanca yaşamak, kusursuz bir hayata sahip olmaktan geçmez. Potansiyelinin çiçeklerini büyütebilmek için kusurlarından ve eksikliklerinden ders çıkarmalı, kendi toprağından verim almayı öğrenmelisin. Bu yolda toplumca hep birlikteyiz. Hepimize çiçekli yollarda başarılar…

Kaynakça

  • Fekih-Romdhane, F., Sawma, T., Obeid, S., & Hallit, S. (2023). Self-critical perfectionism mediates the relationship between self-esteem and satisfaction with life in Lebanese university students. BMC Psychology, 11, Article 4. https://doi.org/10.1186/s40359-023-01040-6
  • Khossousi, V., Greene, D., Shafran, R., Callaghan, T., Dickinson, S., & Egan, S. J. (2024). The relationship between perfectionism and self-esteem in adults: A systematic review and meta-analysis. Behavioural and Cognitive Psychotherapy, 52(6), 646–665. https://doi.org/10.1017/S1352465824000249
Berfin Ay Berfin Ay
İstanbul Topkapı Üniversitesi İngilizce Psikoloji Bölümü'nde öğrenciyim. İnsan davranışı, klinik gözlem ve kurumsal psikoloji alanlarında insanı daha iyi anlamaya odaklanıyorum.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!