İki bavul arasında sıkışan kimlik: Kültürel adaptasyonun görünmeyen psikolojisi
İki bavul arasında sıkışan kimlik: Kültürel adaptasyonun görünmeyen psikolojisi
‘Eline ekmeğini al sonra demedi demezsin.’ ‘Sen çalış, bizim gibi olma.’ ‘Hayalinin peşinden git, bu hayat aynı yerde kalmak için çok kısa.’ Bu lafları küçüklüğümden beri duyan biri olarak en büyük hayalim üniversitede yurt dışına gidip, psikoloji diplomamı elime alıp ileride kendime istediğim hayatı sağlamaktı. Aslında bütün okul yıllarımı da bu hedefe göre şekillendirdim; aile evinden çıkıp kendi evime taşınma fikri, kendime sıfırdan kimsenin bilemeyeceği o ‘gizemli’ hayatı kurma fikri beni çok heyecanlandırıyordu. Hayal kurmak çok toz pembedir, ta ki o hayalini kurduğun günler gerçeğe dönüşene kadar.
O toz pembe hayalin bittiği yer, genellikle iki bavulla yabancı bir tren istasyonunda tek başına kaldığın o ilk andır. Psikolojide buna sıklıkla ‘kültür şoku’ veya ‘kültürleşme stresi’ (acculturative stress) diyoruz. Ancak iş sadece dili bilmemekten ya da markette peynir seçememekten ibaret değil; asıl mesele, insanın yıllarca inşa ettiği ‘ben’ algısının aniden zeminsiz kalması.
Kaybolan aynalar
Kendi kültürümüzde kim olduğumuzu düşünmeyiz, çünkü çevremiz bizi yansıtan tanıdık aynalarla doludur. Fakat yeni bir ülkeye adım attığımızda bu aynalar kaybolur. Charles Cooley’nin (1902) ‘looking-glass self’ (ayna benlik) kavramı, benliğimizi büyük ölçüde başkalarının bize verdiği tepkilerden kurduğumuzu söyler. Yeni bir kültürde insanlar seni tanımadığı için sana ‘sen buymuşsun’ diyen yansımalar da ortadan kalkar.
Sessiz bir kimlik pazarlığı
John Berry’nin (1997) iki boyutlu kültürleşme modeline göre, yeni bir ülkeye adım atan herkes farkında olmadan iki soruya cevap veriyor: Kendi kültürümü korumak istiyor muyum ve yeni insanlarla bağ kurmak istiyor muyum? Ben bu soruları kendime hiç sormadım ama ilk aylarda davranışlarımla cevaplamışım. Hollanda’ya taşındığım ilk hafta, yani oryantasyon haftasında, yabancılarla beraber bir sürü aktivite organize ediliyordu ve her ne kadar ‘konfor alanımdan çıkmak’ için geldiğimi bilsem de kendimi o haftanın her gününü tanıştığım Türklerle vakit geçirirken buldum. Berry buna ayrılma (separation) diyor: köklerine sıkı tutunurken yeni kültüre kapalı olmak. Bazı dönemler ise yabancı proje arkadaşlarımla sohbet ederken Türk aksanımı bilerek saklamaya çalıştığımı ve ‘nerelisin?’ sorusuna kısa cevaplar verdiğimi hatırlıyorum. Berry’nin modelinde bu asimilasyon (assimilation), yani yeni kültürle bağlanmaya açık ve köklerini korumayan strateji.
İki yere de ait olamamak
Ama beni en çok sarsan, ikisinin de olmadığı günlerdi. Türkiye’ye ziyarete gittiğimde her şey ve herkes aynı kalmıştı ama ben değişmiştim. Eski odam artık lisedeki o sıcak hissi vermiyordu. Daha da kötüsü, Hollanda’ya döndüğümde yine kendimi ‘yabancı’ gibi hissediyordum. Berry’nin marjinalleşme (marginalization) dediği bu hâl, araştırmalarda en zor süreçle ilişkilendiriliyor (Berry ve ark., 2006). İki bavulun da sana ait olmadığını hissettiğin an.
Kimsenin taziyeye gelmediği yas
Ailem de evim de hâlâ yerinde duruyordu, hatta her gün görüntülü konuşarak bana koşulsuz bir şekilde yanımda olduklarını hissettiriyorlardı. Fakat ben bir şeyi kaybetmiş gibi hissediyordum. Aile terapisti Pauline Boss (1999) buna belirsiz kayıp (ambiguous loss) diyor: kaybettiğin şey fiziksel olarak uzakta ama zihninde hâlâ çok canlı. Boss, göçmenlerin yaşadığı kaybı da bu kavramla açıklıyor. Annemle konuşurken arka odada ablamın olduğunu, babamın işte olduğunu, evde temizlik yapıldığını biliyordum. Hatta yemeğin kokusu bile burnuma geliyordu. Ama ben artık oradaki günlük hayatın bir parçası değildim. Aile grubuna ‘Bu akşam yemekte patatesli köfte var.’ yazıldığında, sanki o sofrada bana da bir tabak konulacakmış gibi hissediyordum. Sonra buzluktan tavuğu çıkarmayı unuttuğumu fark ettiğim o akşamlarda, belirsiz kaybı en yoğun hâliyle yaşıyordum. Boss’a göre bu kayıpları zorlaştıran şey, bir kapanışlarının olmaması. Kimse sana taziyede bulunmuyor çünkü ortada ölen bir şey yok. Herkes ‘hayalini yaşıyorsun’ diyor, sen de buna inanmak istiyorsun. Belki de kültürel adaptasyonun en görünmeyen yanı bu: Bir şeyin yasını tuttuğunun farkında bile olmamak.
Yeni bir dolap
Peki bu iki bavulla ne yapacağız? Berry’nin modelinde en sağlıklı strateji olarak görülen bütünleşme (integration), birini seçip diğerini bırakmak değil. Benet-Martínez ve Haritatos (2005), iki kültürlü insanların bir kısmının bu iki kimliği sürekli çatışan parçalar gibi yaşadığını, bir kısmının ise onları uyum içinde taşıyabildiğini gösteriyor. Çok sayıda çalışmayı birleştiren bir meta-analiz de iki kültürü birlikte taşıyabilenlerin psikolojik ve sosyal olarak daha iyi uyum sağladığını buluyor (Nguyen & Benet-Martínez, 2013). Ben henüz oraya tam varmadım. Ama günlük hayatımın küçük anlarında yaklaştığımı hissediyorum. Bu sene içinde bulunduğum öğrenci kulüplerinde yabancı arkadaşlarımın bakış açılarını merakla dinlerken ya da voleybol takımındaki Hollandalı kızların maç sonrası geleneklerine katılırken, bütünleşmeye doğru adım attığımı fark ediyorum. Ve dürüst olacağım, attığım bu adımlar sayesinde geçen seneye göre hem kendimle hem de çevremle olan ilişkimde çok büyük gelişmeler görüyorum. Belki de kimlik iki bavuldan birini seçmek değil. İkisinin içindekileri çıkarıp yavaş yavaş yeni bir dolaba yerleştirmek.
Kaynakça
- Benet-Martínez, V., & Haritatos, J. (2005). Bicultural identity integration (BII): Components and psychosocial antecedents. Journal of Personality, 73(4), 1015–1050. https://doi.org/10.1111/j.1467-6494.2005.00337.x
- Berry, J. W. (1997). Immigration, acculturation, and adaptation. Applied Psychology: An International Review, 46(1), 5–34. https://doi.org/10.1111/j.1464-0597.1997.tb01087.x
- Berry, J. W., Phinney, J. S., Sam, D. L., & Vedder, P. (2006). Immigrant youth: Acculturation, identity, and adaptation. Applied Psychology: An International Review, 55(3), 303–332. https://doi.org/10.1111/j.1464-0597.2006.00256.x
- Boss, P. (1999). Ambiguous loss: Learning to live with unresolved grief. Harvard University Press.
- Cooley, C. H. (1902). Human nature and the social order. Charles Scribner's Sons.
- Nguyen, A.-M. D., & Benet-Martínez, V. (2013). Biculturalism and adjustment: A meta-analysis. Journal of Cross-Cultural Psychology, 44(1), 122–159. https://doi.org/10.1177/0022022111435097


