Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Maymun Punch: Harlow’un ‘Kumaş Annesi’nden Günümüze

Mercan Üstünel Yazar: Mercan Üstünel Öğrenci Yazar
6 dk.okuma süresi
Maymun Punch: Harlow’un 'Kumaş Annesi'nden Günümüze

Neredeyse hepimiz, 2026 yılının Temmuz ayında tüm dünyada viral olan yavru maymun Punch’ı tanıyoruz. Hikayesini bilmeyenler için Punch, Japonya’daki Ichikawa Şehir Hayvanat Bahçesi’nde doğumundan kısa bir süre sonra annesi tarafından terk edilen bir Japon makağı yavrusu. Kısa zaman içerisinde sımsıkı sarılıp asla yanından ayırmadığı peluş oyuncağı ve hayvanat bahçesinde çekilen sevimli görüntüleriyle büyük ilgi toplamış ve tüm dünyada adeta bir “sosyal medya fenomeni” haline gelmişti. Annesi olmadığı ve diğer maymunlar tarafından dışlandığı için, bakıcılarının ona verdiği peluş oyuncağı annesi olarak benimsemiş, ona sarılarak temas ihtiyacını regüle etmeye çalışmıştı. Dışarıdan oldukça tatlı görünen Punch’ın bu davranışı, aslında sinir sisteminin hayatta kalma yöntemlerinden biriydi. Bunu daha iyi anlamak için 1958 yılına dönelim ve Harry Harlow’un bağlanma kavramını kökünden değiştiren araştırmalarından yararlanalım.

Harry Harlow, 1958 yılında rhesus maymunlarıyla yaptığı ünlü deneyinde o zamanlar psikoloji dünyasına hakim olan “Bebekler bakım verenlerine yalnızca beslenme ihtiyacını giderme odağıyla bağlanırlar.” yargısını kırmayı başarmıştı. Harlow, bebeklerin bağ kurma ihtiyacını anlamak üzere rhesus maymunlarını kullandı ve onları doğumdan hemen sonra annelerinden ayırarak izole bir ortamda büyüttü. Daha sonra yavru maymunların bulunduğu kafeslere bir adet telden yapılmış anne maymun figürü ve bir adet kumaştan yapılmış anne maymun figürü yerleştirdi. Telden yapılmış olan anne figürünün üzerinde yavru maymunların beslenme ihtiyacını karşılaması amacıyla bir adet biberon (süt) bulunmaktaydı. Kumaş anne figürü yumuşak sünger ve havlu kumaşıyla kaplanmış, sıcaklık veren bir ampülle ısıtılıyordu. Ancak kumaş annenin sütü yoktu. Harlow, yavru maymunların zamanlarını daha çok hangi anne figürüyle geçirdiklerini gözlemledi. Sonuç bağlanma hakkındaki bütün ezberleri bozdu. Yavru maymunlar, günde 17 ila 18 saatlerini kumaş anneyle geçirirken tel anneyi sadece karınlarını doyurmak için kullandılar. Beslenme ihtiyaçlarını giderdikten hemen sonra kumaş anneye geri döndükleri gözlemlendi. Deney boyunca temas konforunun bağlanma üzerindeki etkilerini test etmek amacıyla kafeslerin içine yavru maymunları strese sokacak unsurlar dahil edildi (örn: yüksek ses çıkaran bir cihaz). Stres veya korku anında yavru maymunların koşarak kumaş anneye sarıldıkları ve sarılmanın onları sakinleştirdiği görüldü. Son aşamada maymunlar daha önce hiç bulunmadıkları, içinde farklı oyuncaklar bulunan yabancı bir odaya yerleştirildi. Odada kumaş anne varken, önce ona sarıldılar, sonrasında onu güvenli alan olarak kullanarak odayı ve oyuncakları keşfetmeye başladılar. Kumaş anne yokken ise tamamen savunmasız hissedip parmak emmeye ve ağlamaya başladılar; odayı keşfetmeyi ve oyuncaklarla oynamayı reddettiler. Sonuç olarak Harlow, bu deneyle annenin veya bakım veren kişinin çocuk için sadece bir “açlık giderici” olmadığını; sıcaklığın, şefkatin, temasın ve güven hissinin biyolojik bir ihtiyaç olduğunu kanıtladı.

Peki Punch neden canlı bir varlık yerine cansız bir nesneye bağlandı? Neden kendimizi kötü hissettiğimiz zamanlarda çocukluğumuzdan kalma bir peluş oyuncağa, bir battaniyeye veya yastığa sarılma ihtiyacı duyuyoruz?

Çocuğun veya yavrunun bakım vereninden ayrılma sürecinde ya da yönetemediği bir duygusal kriz anında güven bulmak ve kendini regüle etmek amacıyla tutunduğu nesnelere “transitional object” (geçiş nesnesi) denir. Kötü bir günün ardından sarıldığınız yastığınız, peluş oyuncağınız, giyip kapüşonunu kapattığınız kalın hırkanız, üzerinize aldığınız battaniyeniz, elinizde tuttuğunuz çay bardağının verdiği sıcaklık ve sakinleştirici etkisi... Bunların sizi daha iyi hissettirmesi tesadüf değil. Aslında hiçbirimiz Punch’tan çok da farklı sayılmayız. Bu davranışlarımız çoğunlukla duygusal olarak yorucu veya zorlayıcı bir günün ardından gözlemlenebilir. Yoğun stres, panik, terk edilme ve travmatik yaşantıları anımsama anında amigdala uyarılır ve kortizol seviyesi yükselir. Yumuşak bir nesneye dokunmak veya sarılmak dokunsal uyarımla kalp ritmini stabilize eder ve kortizol seviyesini düşürür. Aynı bebekken ağladığınızda annenizin kucağında sakinleşmeniz gibi.

Yetişkinlik döneminde, çocuklukta karşılanmayan bağlanma ihtiyacının yansımaları gözlemlenebilir. Örneğin kaygılı bağlanan bir birey, aynı Punch’ın oyuncağına sarılıp bırakmadığı gibi ilişkisine ve partnerine aşırı tutunup terk edilme korkusu yaşayabilir. Aynı zamanda kaçıngan bağlanan bir birey, ilişkide içine kapanıp partneriyle duygusal yakınlığı reddedebilir.

Tüm bunlara rağmen bağlanma stilleri kader değildir; ilişkilerin dinamiğine göre şekillenebilmesinin yanı sıra, nöroplastisite ve kazanılmış güvenli bağlanma (earned secure attachment) ile partnerler arasında daha güvenli bağlar kurulabilir.

İnsan ilişkiler yüzünden yaralansa da, yine ilişkiler sayesinde iyileşebilir. Zaman geçtikçe Punch, hayvanat bahçesindeki diğer maymunlarla oynamaya, onlara dahil olmaya başladı ve uyum süreci devam ediyor. Kendisini kabul eden bazı maymunlar ile sarıldığı, yemek paylaştığı ve oyun oynadığı gözlemleniyor. Diğer maymunlarla sosyalleşerek güvenli bağlar kuruyor ve böylece peluş oyuncağına artık çok daha az ihtiyaç duyuyor.

Bana kalırsa insanlar olarak maymun Punch’tan bağlanma ile ilgili öğreneceğimiz bir sürü şey var ve bunlar yalnızca birkaçı. Çaresizlik, reddedilmişlik, stres, korku, kaygı gibi duyguları yaşarken yoğun sosyal izolasyona başvurmamalı, duygularımızı regüle etmeyi ve onları anlamayı öğrenmeli, değişmeye, gelişmeye ve duygusal olgunlaşmaya açık olmalıyız. Aynı Punch gibi, herkes başta zorluklar yaşasa da, kendi hızında ve kendi zamanında güvenli limanını bulabilir; bağ kurarken açılan yaralarını yine güvenli bağlar inşa ederek iyileştirebilir. Yeter ki o peluş oyuncağa sarılma ihtiyacı duyduğumuz en kırılgan anlarımızda kendimize şefkat göstermeyi ve dış dünyaya yeniden güvenmeyi seçebilelim.

Kaynakça

  • McLeod, S. (2026, 17 Eylül). Harry Harlow monkey experiments in psychology. Simply Psychology.https://www.simplypsychology.org/harlow-monkey.html
  • Chicago Psychoanalytic Institute. (2026, 4 Eylül). Donald Winnicott: His life, theory, and key concepts.https://chicagoanalysis.org/blog/psychoanalytic-principles/donald-winnicott/
  • Himmetoğlu, A. (2025, 5 Kasım). Bağlanma türlerinin nörobilimi: Duygusal bağların beyindeki karşılığı. Hiwell.https://www.hiwellapp.com/blog/baglanma-turleri-beyin
  • McLeod, S. (2026, 26 Ağustos). Mary Ainsworth: Strange Situation experiment. Simply Psychology.https://www.simplypsychology.org/mary-ainsworth.html Attachment Project. (n.d.). Bowlby and attachment theory: Insights and legacy.https://www.attachmentproject.com/attachment-theory/john-bowlby/
Mercan Üstünel Mercan Üstünel
Öğrenci Yazar
Merhaba! Ben Mercan, Özyeğin Üniversitesi'nde 2. sınıf Psikoloji öğrencisiyim. İnsan davranışları, zihinsel süreçler ve ruh sağlığı üzerine öğrenmeye devam ederken bu yolculuğumu başka insanlarla paylaşmak, ilgimi çeken ve içimde merak uyandıran konuları yazıya dökmek için buradayım.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!