Daha üretken, başarılı, sağlıklı olmak, daha iyi görünmek ve kendimizin daha iyi versiyonuna dönüşmek… Günümüzde kişisel gelişim, hayatın pek çok alanını kapsayan bir hedef haline geldi. Elbette yeni alışkanlıklar edinmek, yeni hedefler belirlemek ve potansiyelimizi gerçekleştirmek olumsuz şeyler değil. Ancak bütün bunlar, olduğumuz halimizi sürekli yetersiz bulmamıza neden olabiliyor. Bu noktada ortaya çıkan soru ise şu: Kendimizi geliştirmeye çalışırken kendimizden uzaklaşıyor olabilir miyiz?
Gelişmek mi, Kendini Sürekli Düzeltmek mi?
Psikolojide Edward Deci ve Richard Ryan tarafından geliştirilen öz belirleme kuramı, insan motivasyonunu anlamak için önemli bir çerçeve sunar. Kurama göre özerklik, yeterlilik ve ilişkili olma, psikolojik iyi oluş ve içsel motivasyon için temel ihtiyaçlardır (Ryan & Deci, 2000). Bu açıdan bakıldığında, kişisel gelişimin ne kadar ilerlediğimizle olduğu kadar, neden ilerlemek istediğimizle de ilgili olduğu görülmektedir. Bir insan yeni bir beceri öğrenmekten keyif alabilir, kendisini geliştirmek isteyebilir veya yaptığı işi anlamlı bulduğu için çaba gösterebilir. Bir başkası ise yeterince iyi olmadığına inandığı için, geride kalmaktan korktuğu için veya başkalarının onayı için aynı çabayı gösterebilir.
İlk durumda kişisel gelişim, kişinin değerleri ve ilgileriyle uyumlu bir süreç iken ikinci durumda başarı, kişinin kendisini değerli hissedebilmesinin bir şartına dönüşebilir. Aradaki fark oldukça önemlidir. Çünkü insan attığı adımları bir eksikliği giderme olarak görmeye başladığında, ulaştığı hedeflerden tatmin olmamaya başlayabilir. Bir hedef gerçekleştikten sonra kısa bir rahatlama yaşanır ve ardından yeni bir eksiklik belirir. Böylece gelişim asla tamamlanamayan bir projeye dönüşür.
Başkalarının Hayatı ve Kendi Eksikliklerimiz
Kendimizi değerlendirme biçimimiz çevremizdeki insanlarla ve toplumsal beklentilerle bağlantılı şekilde gelişir. Kendimizi değerlendirirken başkalarının başarıları, yaşam biçimleri ve ulaştıkları hedefler birer ölçüt haline gelebilir. Sosyal karşılaştırma süreçlerini inceleyen Festinger (1954), insanların kendi yeteneklerini ve görüşlerini değerlendirmek için başkalarıyla karşılaştırma yapma eğiliminde olduklarını ortaya koymuştur.
Günümüzde sosyal medyanın etkisiyle başkalarının başarılarını, görünümlerini ve kişisel gelişim süreçlerini görebiliyoruz. Ancak çoğu zaman başkalarının yaşamlarının seçilmiş kesitlerini kendi hayatımızın bütünlüğüyle karşılaştırıyoruz. Bu karşılaştırmanın ardından kendimize daha fazla çalışmak, daha çok üretmek ve hayatımızı yeniden düzenlemek gibi yeni hedefler koyabiliyoruz. Ancak burada sorun başkalarından ilham almak değil, kendi değerimizi onların ulaştığı noktaya göre belirlemeye başlamak.
Çünkü ölçütümüz sürekli değiştiğinde yeterli olduğumuzu hissetmemiz de zorlaşır. Her zaman daha ileri bir noktada olan birilerini görebiliriz.
Kendimizle Kurduğumuz İlişkiyi Yeniden Düşünmek
Sürekli gelişme ihtiyacını anlamak, hedeflerden vazgeçmek ya da değişmemek demek değildir. Aksine, gelişim çabasının hangi ihtiyaçtan doğduğunu fark etmekle ilgilidir. Yeni bir şey öğrenmek istediğimizde kendimize şu soruyu sorabiliriz: “Bunu gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa bunu yapmadığımda kendimi yetersiz hissedeceğim için mi?”
Bazen bu sorunun tek bir yanıtı bulunmayabilir. Aynı hedef hem içsel bir merak hem de dışarıdan kabul görme isteğini barındırabilir. Önemli olan, motivasyonlarımızı fark etmek ve seçimlerimiz üzerinde ne kadar etkili olduklarını değerlendirebilmektir. Kendimize yönelteceğimiz bir diğer önemli soru; ne kadar geliştiğimizden önce, gelişmeye çalışırken kendimize nasıl davrandığımızdır. Kendimizi yalnızca hedefler üzerinden değerlendiriyorsak, her başarının ardından yeni bir sınav gelebilir. Buna karşılık merak, anlam ve öğrenme isteğiyle ilişkilendirdiğimizde, kendimizi sürekli kanıtlama çabası içinde olmadan da ilerleyebiliriz.
Kendimizi geliştirmekle kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek birbirinin karşıtı değildir. İnsan hem değişmek isteyebilir hem de mevcut halini değerli görebilir. Buradaki asıl konu, kendimizi geliştirmeyi bırakmak değil, kendimizi geliştirmediğimiz zamanlarda da değerli olduğumuzu hatırlamaktır.
Kaynakça
- Deci, E. L., & Ryan, R. M. (2000). The "what" and "why" of goal pursuits: Human needs and the self-determination of behavior. Psychological Inquiry, 11(4), 227–268.
- Festinger, L. (1954). A theory of social comparison processes. Human Relations, 7(2), 117–140.
- Ryan, R. M., & Deci, E. L. (2000). Self-determination theory and the facilitation of intrinsic motivation, social development, and well-being. American Psychologist, 55(1), 68–78
