Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Bize İyi Gelmeyen Hayaller: Ya Peşinden Koştuğumuz Şey, Uzaklaşmamız Gereken Şeyse?

7 dk.okuma süresi
Bize İyi Gelmeyen Hayaller: Ya Peşinden Koştuğumuz Şey, Uzaklaşmamız Gereken Şeyse?

Bazen insanı yoran, sahip olamadıkları değil; sahip olduğunda mutlu olacağına bütün kalbiyle inandığı şeylerdir. İnsan, doğası gereği geleceğe doğru yaşar. Henüz gerçekleşmemiş ihtimalleri düşünür, kendisine farklı hayatlar kurar ve bir gün her şeyin daha güzel olacağına inanmak ister. Zihnimizde defalarca canlandırdığımız o ev, hayalini kurduğumuz meslek, ulaşmak istediğimiz başarı, birlikte yaşlanmayı düşlediğimiz insan ya da bir gün dönüşeceğimize inandığımız kişi... Bütün bunlar, bugünkü hayatımızla aramızda görünmez bir köprü oluşturur. Hayaller, çoğu zaman yaşamımıza anlam kazandıran ve zor zamanlarda tutunmamızı sağlayan kaynaklardır. Peki ya hiç düşündük mü: Ya peşinden koştuğumuz hayal, aslında bize iyi gelmiyorsa?

Bir şeyi çok istememiz, onun bizim için doğru olduğu anlamına gelir mi? Bir hayale yıllarımızı vermiş olmamız, o hayalin peşinden gitmeye devam etmemiz gerektiğini gösterir mi? Belki de üzerinde durmamız gereken asıl mesele, neyi hayal ettiğimizden çok, o hayalin hayatımızda nasıl bir yer kapladığıdır.

Hayallerimiz mi bizi yönlendiriyor, yoksa biz mi onların esiri oluyoruz?

Bazen hayallerimiz, gerçekte istediğimiz şeylerden çok, eksikliğini hissettiğimiz duyguların bir yansımasıdır. Çok başarılı olmayı isteyen biri, aslında görülmeye ve takdir edilmeye ihtiyaç duyuyor olabilir. Kusursuz bir ilişki hayal eden biri, belki de hayatında hiç deneyimlemediği bir güven duygusunun arayışındadır. Herkes tarafından beğenilmek isteyen bir insanın asıl ihtiyacı, kendisini olduğu hâliyle kabul edebilmektir.

Bu noktada hayaller, yalnızca geleceğe ilişkin arzular olmaktan çıkar ve karşılanmamış psikolojik ihtiyaçlarımızın taşıyıcısına dönüşür. Kişi, ulaşmak istediği hedefin kendisine sağlayacağını düşündüğü duyguyu o kadar büyütür ki zamanla hedefin kendisiyle o duygu birbirinden ayrılmaz hâle gelir. Artık başarı yalnızca bir başarı değildir; değerli olmanın, kabul görmenin ve yeterli hissetmenin tek yolu olarak algılanır.

İşte tam da bu noktada hayal, motive edici bir güç olmaktan uzaklaşarak psikolojik bir baskıya dönüşebilir. Çünkü kişi artık bir şeyi gerçekten istediği için değil, ona ulaşamadığında kendisini eksik hissedeceği için çabalamaya başlar.

Zihnimizdeki gelecek, bugünkü hayatımızı gölgede bıraktığında...

Hayal kurmanın en ilginç yanlarından biri, henüz yaşanmamış bir geleceğin duygularını bugünden deneyimleyebilmemizdir. Zihnimizde kurduğumuz senaryolarda her şey istediğimiz gibi ilerler. Doğru kararları verir, doğru insanlarla karşılaşır ve sonunda hak ettiğimizi düşündüğümüz hayata ulaşırız. Üstelik bu zihinsel senaryoların çoğunda belirsizliğe, hayal kırıklığına ve beklenmedik değişimlere pek yer yoktur.

Gerçek hayat ise zihnimizin yazdığı senaryolara uymak zorunda değildir. Bazen hayalini kurduğumuz üniversiteye kabul ediliriz ama beklediğimiz mutluluğu hissedemeyiz. Çok istediğimiz bir ilişkiye başlarız fakat kendimizi güvende hissetmeyiz. Yıllarca ulaşmaya çalıştığımız başarıyı elde ederiz ama kısa süre sonra başka bir hedefin peşinden koşarken buluruz kendimizi. Çünkü zihnimiz, mutluluğu çoğu zaman ulaşılacak bir sonraki noktaya yerleştirir.

Bu durum, kişinin içinde bulunduğu anla kurduğu ilişkiyi de zayıflatabilir. Henüz sahip olmadığı şeylere odaklandıkça elinde bulunanları fark etmesi zorlaşır. Bugün, yarının hayali uğruna ertelenir. İnsan kendisine sürekli şu cümleyi söyler: "Bir gün istediğim yere geldiğimde gerçekten mutlu olacağım." Ancak o gün geldiğinde mutluluk yine başka bir tarihe ertelenebilir.

Belki de burada kendimize sormamız gereken soru şudur: Hayatımızı yaşamak için sürekli bir şeylerin gerçekleşmesini mi bekliyoruz, yoksa yaşadığımız hayatı sürekli başka bir hayatla mı kıyaslıyoruz?

Bırakmak neden bu kadar zor?

Bize iyi gelmediğini fark ettiğimiz bir hayalden vazgeçmek, her zaman kolay değildir. Çünkü bazen yalnızca bir hedeften değil, o hedef uğruna verdiğimiz emekten, yaptığımız fedakârlıklardan ve kurduğumuz gelecek tasarımından da vazgeçmemiz gerekir.

Psikolojide batık maliyet yanılgısı olarak ele alınan durum, geçmişte harcanan zamanın, emeğin veya kaynakların, artık işlevsel olmayan bir kararı sürdürmemize neden olabilmesini açıklar. Örneğin bir insan, kendisini mutsuz eden bir ilişkiyi yalnızca yıllarını verdiği için sürdürebilir. Ya da kendisine uygun olmadığını fark ettiği bir meslekten, bugüne kadar çok emek harcadığı için uzaklaşamaz.

Benzer bir durum hayallerimiz için de geçerlidir. "Bunca zamandır bunun için uğraştım, şimdi vazgeçemem." düşüncesi, bazen bizi istemediğimiz bir geleceğe mahkûm edebilir.

Oysa bir hayalden vazgeçmek, başarısızlık anlamına gelmez. Bazen vazgeçmek, kendimizi yeniden tanımanın ve ihtiyaçlarımızı fark etmenin bir sonucudur. İnsan değişir, öncelikleri değişir, hayattan beklentileri dönüşür. Bir zamanlar bizi heyecanlandıran bir şeyin bugün aynı anlamı taşımaması son derece insani bir durumdur.

Kendimize geçmişteki hayallerimize sadık kalma zorunluluğu yüklemek yerine, bugünkü ihtiyaçlarımızı dinlemeyi öğrenmemiz gerekir. Çünkü geçmişteki kendimize verdiğimiz sözleri tutmaya çalışırken bugünkü kendimize verdiğimiz sözleri unutabiliriz.

Peki, hayal kurmaktan mı vazgeçmeliyiz?

Elbette hayır. Sorun hayal kurmak değil, bütün mutluluğumuzu henüz gerçekleşmemiş bir ihtimale bağlamaktır. Hayaller yaşamımıza yön verebilir ancak yaşamımızın tek anlamı hâline gelmemelidir. Bir hedefin peşinden giderken kendimizi ihmal ediyor, bugünkü mutluluğumuzu sürekli erteliyor ve değerimizi yalnızca o hedefe ulaşmamıza bağlıyorsak hayalimizle kurduğumuz ilişkiyi yeniden değerlendirmemizin zamanı gelmiş olabilir.

Belki de kendimize sormamız gereken bazı sorular vardır:

  • Bu hayali gerçekten ben mi istiyorum, yoksa benden beklenen kişi olmak için mi istiyorum?
  • Ona ulaştığımda ne hissedeceğime inanıyorum? Bu duyguyu bugün hayatımda başka yollarla deneyimlemem mümkün mü?
  • Bu hayalin peşinden giderken kendimden neleri eksiltiyorum?
  • Bu hedef artık bana iyi gelmiyorsa onu değiştirmeme izin veriyor muyum?

Bu soruların cevapları her zaman kolay olmayabilir. Ancak insanın kendi hayatıyla kurduğu ilişkiyi yeniden gözden geçirmesi için önemli bir başlangıç oluşturabilir.

Belki de en güzel hayal, kendimizi kaybetmediğimiz hayaldir. Bazen hayat, hayalini kurduğumuz yere ulaşamadığımız için değil, o yere ulaşmaya çalışırken kim olduğumuzu unuttuğumuz için zorlaşır. Kendimizi sürekli daha başarılı, daha güzel, daha güçlü, daha kabul edilebilir ya da daha mutlu olmamız gerektiğine inandırabiliriz. Böylece hayallerimiz, kendimizi gerçekleştirmek için çıktığımız bir yol olmaktan çıkar ve kendimizi yetersiz hissettiğimiz bir ölçüte dönüşür.

Oysa her istediğimiz şey bizim için iyi olmak zorunda değildir. Her vazgeçiş bir kayıp, her yön değişikliği bir başarısızlık değildir. Bazen büyümek, yıllardır inandığımız bir hayalin artık bize ait olmadığını kabul edebilmektir.

Belki de kendimize yapabileceğimiz en büyük iyilik, gelecekteki hâlimizin bugünkü hâlimizden daha değerli olduğunu düşünmekten vazgeçmektir. Çünkü hayat, yalnızca bir gün ulaşacağımızı düşündüğümüz yerde başlamaz. Tam da şu anda, bütün eksikliklerimizle, kararsızlıklarımızla ve henüz tamamlanmamış hikâyelerimizle devam eder.

Ve belki de bazı hayallerin gerçekleşmemesi, hayatın bize sunduğu bir engel değil; kendimize yeniden dönebilmemiz için açılan bir ihtimaldir. Çünkü bazen insanın ulaşması gereken yer, yıllardır gitmeye çalıştığı yer değil; kendisinden uzaklaşmadan yaşayabildiği yerdir.

Ayşe Büşra Tataroğlu Ayşe Büşra Tataroğlu
Ayşe Büşra Tataroğlu, psikoloji bölümünden bölüm birincisi olarak mezun olmuş; BDT, ACT ve Şema Terapi uygulayıcı sertifikalarıyla birlikte farklı kurumlarda edindiği deneyimlerle mesleki birikimini geliştirmiş bir psikologdur. Eğitim ve uygulama süreçlerinde bireysel danışmanlık, grup çalışmaları, kişisel gelişim ve psikolojik destek alanlarında deneyim kazanmıştır. Bilgiyi anlaşılır ve yenilikçi bir bakış açısıyla aktarmaya önem vererek, bireylerin ruh sağlığını desteklemenin ötesinde psikoloji alanında fark yaratmayı ve yeni yollar geliştirmeyi amaçlamaktadır.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!