Psikolog BulŞehrinde bir uzman
Pazar, Ekim 25, 2026

Bıraktığımız İzlerin Tanığı Değiliz

4 dk.okuma süresi
Bıraktığımız İzlerin Tanığı Değiliz

Kabul edelim ki hepimiz bazen kendimizi olduğumuzdan daha değersiz ve önemsiz görmeye meyilliyiz. Bizi kimin hatırladığına, kimlerin bizi merak ettiğine, hayatımızda bir şeylerin değişip değişmediğine bakarak kendimize bir yer belirlemeye çalışırız. Başkalarından gördüğümüz ilgi, kendimiz hakkındaki düşüncelerimizi etkileyebilir (Leary, 1999). Fakat ya kendimizi önemsiz hissetmemizin nedeni, başkalarının hayatında hiçbir şey ifade etmememiz değil de oradaki yerimizi göremememizse?

Bu soruyu kendi deneyimim üzerinden düşünmeye başladım. Sylvia Plath’ın hayatından, evliliğinden ve trajik sonundan esinlenerek hazırladığım dijital kolajlardan birini paylaşmamın üzerinden uzun zaman geçmişti. Bir gün internette gezinirken görselimi başka bir paylaşımda tesadüfen gördüm. Tersine görsel aramasıyla izini sürdüğümde, hiç gitmediğim, başka kıtalardaki yerlerde de karşıma çıktığını fark ettim. Ben kendi hayatıma devam ederken hazırladığım bir görüntü, hiç tanımadığım insanların dünyasında dolaşmayı sürdürüyordu.

Kolajı belirli bir hikâyeden hareketle hazırlamış, paylaşırken Sylvia Plath’tan esinlendiğimi de açıklamıştım. Ancak karşıma çıkan bazı paylaşımlarda görsel romantik ilişkiler, ayrılık ve özlem temalarıyla birlikte kullanılıyordu. İncelediğim örneklerde Plath’ın adına ya da yaşam öyküsüne rastlamadım. Benim için belirli bir hikâyeye bağlı olan görüntü, başkaları için farklı duyguları ifade etmenin bir yoluna dönüşmüştü. Eser aynı kalmıştı ama ona yüklenen anlam değişmişti.

Çalışmalarımı ücretsiz paylaşıyorum; bu nedenle asıl ilgimi çeken, görselin nerede kullanıldığından çok, hazırladığım bir şeyin hiç tanımadığım insanların hayatlarında nasıl yer bulabildiğiydi. Bazı kişiler görselden çok etkilendiklerini ve bu nedenle paylaştıklarını söylemişti. İki yıldır hobi olarak ürettiğim çalışmalar, paylaştığım platformda ayda bir buçuk milyondan fazla kez görüntüleniyor. Bu sayı, eserlerimin ne kadar kişiye ulaştığını gösteriyor; ancak her karşılaşmanın o kişiler için ne anlama geldiğini açıklamıyor. Görselin dolaşıma girdiğini ve bazı insanlarda bir karşılık bulduğunu görebiliyorum, fakat o karşılığın ardındaki kişisel hikâyeleri bilemiyorum.

Bu deneyim, bir şeyin başkaları üzerindeki etkisiyle o etki hakkında sahip olduğumuz bilginin aynı olmadığını düşündürdü. Bir eser ortaya koyduğumuzda ona kendi niyetimizi ve hikâyemizi yükleriz; onunla karşılaşanlar ise kendi deneyimlerinden hareketle başka anlamlar bulabilir. Üstelik bu anlamları bize anlatmaları da gerekmez. Dolayısıyla etkimizin görünür kısmı, başkalarının hayatındaki yerimizin tamamını göstermez.

Başkalarının bizi nasıl değerlendirdiğine ilişkin algımız da her zaman gerçeği yansıtmayabilir. Boothby ve arkadaşlarının (2018) araştırması, insanların yeni tanıştıkları kişilerin kendilerinden ne kadar hoşlandığını çoğu zaman olduğundan düşük tahmin ettiğini ortaya koymuştur. Bu bulgu, bir sanat eserinin etkisini doğrudan açıklamasa da başkalarının gözündeki yerimizi kendi algımızdan hareketle değerlendirirken yanılabileceğimizi gösterir. Kendi hakkımızdaki düşüncelerimizi, başkalarının deneyimlerine erişimimiz varmış gibi kesin kabul edebiliriz; oysa onların ne hissettiğini çoğu zaman yalnızca sınırlı işaretlerden çıkarmaya çalışırız.

Bu durum yakın ilişkilerde de karşımıza çıkabilir. Birinin bize göstermediği ilgi, emeğimizi fark etmemesi ya da sessiz kalması, kendimizi önemsiz hissetmemize yol açabilir. Elbette her sessizliğin ardında gizli bir sevgi ya da anlam bulunmaz. Ancak bir başkasının tepkisinden emin olamamamızla kendi değerimizden şüphe etmemiz aynı şey değildir. Gözlemleyebildiğimiz bir davranış, bizim hakkımızda verilmiş kesin bir hüküm sayılamaz.

Burada önemli olan, başkalarının hayatında mutlaka büyük bir iz bıraktığımıza inanmak değil. Her davranışımızın birini değiştirmesi, her sözümüzün hatırlanması gerekmez. Asıl mesele, etkimizin sınırlarını tam olarak göremediğimiz hâlde kendimiz hakkında kesin hükümler vermeye yatkın olmamızdır. Başkalarının hayatındaki yerimizi her zaman bilemeyebiliriz; fakat değerimizi belirlemek için o yeri ölçmemiz de gerekmez.

Çünkü değerimiz, başkalarının bizi ne kadar hatırladığıyla ölçülmez. Bazen etkimizin neye dönüştüğünü bilemeyiz; bu, hiçbir karşılığı olmadığı anlamına gelmez.

Kendi eserlerim üzerinden düşününce, hiç tanımadığım insanların dünyasında tahmin edemeyeceğim bir yer edinebildiğimi görüyorum. Benim için belirli bir hikâyeden doğan kolaj, başka biri için kendi duygularını anlatmanın bir yoluna dönüşebiliyor. Bu karşılaşmaların her birinin ne anlama geldiğini bilmiyorum; bildiğim, üretimimin benim öngörebildiğim sınırların ötesine geçtiği. Düşününce, kendi çapımda bu konuda ünlü bile sayılabilirim. Hatta belki siz de öyle olabilirsiniz…

Kaynakça

  • Leary, M. R. (1999). Making sense of self-esteem. Current Directions in Psychological Science, 8(1), 32–35. https://doi.org/10.1111/1467-8721.00008
  • Boothby, E. J., Cooney, G., Sandstrom, G. M., & Clark, M. S. (2018). The liking gap in conversations: Do people like us more than we think? Psychological Science, 29(11), 1742–1756. https://doi.org/10.1177/0956797618783714
Seçil Güngör Seçil Güngör
Seçil Güngör, insan davranışı, biliş, algı ve modern yaşamın psikolojik dinamikleri üzerine çalışan bir psikoloji yazarıdır. Yazılarında psikolojiyi; sanat, kültür ve felsefeyle kesişen disiplinlerarası bir perspektifle ele almakta, özellikle farkındalık, bilişsel yanılgılar, kimlik, toplumsal normlar ve gündelik davranış örüntülerine odaklanmaktadır. Akademik ve uygulamalı deneyimlerini uluslararası ve çok kültürlü ortamlarda geliştirmiş; psikolojik danışmanlık, gelişimsel gözlem, travma, bağımlılık, suç davranışı ve bireylerin psikososyal uyum süreçleri üzerine çalışmalar yürütmüştür. İnsan davranışını yalnızca bireysel değil; sosyal, kültürel ve çevresel bağlamlarıyla değerlendiren bütüncül bir yaklaşımı benimsemektedir. Yazıları Psychreg, Medium ve çeşitli uluslararası dijital yayın platformlarında yayımlanmaktadır.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!