Erotofobi ve Erotofili Nedir?
Bir filmde yakınlaşma sahnesi başladığında kimi insan merakla izler, kimi ise gözlerini kaçırır. Cinsellikle ilgili bir sohbet bazıları için sıradan, bazıları için huzursuz edicidir. Aynı konu bir kişide ilgi, diğerinde utanç, başka birinde ise hem merak hem tedirginlik uyandırabilir. Bu farklılıkları düşünürken genellikle ne kadar cinsel istek duyulduğuna odaklanırız. Oysa başka bir soru da vardır: Cinsellik fikrinin kendisi bize nasıl hissettiriyor?
Cinsel psikoloji alanında kullanılan erotofobi ve erotofili kavramları, bu soruya yaklaşmak için bir çerçeve sunar. Cinsellikle ilgili düşünce ve uyaranlara yönelik olumsuz ya da olumlu duygusal tutumları anlatırlar. Klasik yaklaşımda bir sürekliliğin uçları olarak ele alınmışlardır. Daha yeni çalışmalar ise cinselliğe yönelik olumlu ve olumsuz tutumları ayrı boyutlar olarak da değerlendirmiştir. Dolayısıyla insanları iki kesin gruba ayırmak yerine, farklı duyguların nasıl bir arada bulunduğunu düşünmek daha açıklayıcı olabilir.
Erotofobi, genel anlamda cinselliğe ilişkin olumsuz duygusal değerlendirmeye yatkınlığı ifade eder. Sözcüğündeki “fobi”, tek başına bir psikiyatrik tanı anlamına gelmez. Cinsellik kişiye kaygı verici, uygunsuz veya suçluluk uyandırıcı gelebilir. Örneğin, cinsel sağlıkla ilgili bir bilgiye ihtiyaç duyan biri, konuyu açmanın kendisini kötü göstereceğini düşünüp soru sormaktan çekinebilir. Burada yalnızca bilginin içeriği değil, cinselliği konuşmanın kişide taşıdığı anlam da önem kazanır.
Erotofili ise cinselliğe yönelik daha olumlu duygusal değerlendirmeyi anlatır. Kişi cinsel konulara merakla yaklaşabilir, bunları konuşmayı daha kabul edilebilir bulabilir veya erotik içerikten hoşlanabilir. Ancak bu açıklık, her deneyime açık olmak ya da her koşulda cinsel yakınlık istemek anlamına gelmez. Cinselliğe olumlu yaklaşan bir insanın da tercihleri, sınırları ve istemediği deneyimler vardır. Olumlu tutum, kişinin bunlardan vazgeçmesini gerektirmez.
Kavramları anlamanın önemli bir yolu, tutum ile arzuyu ayırmaktır. Arzu, belirli bir kişiye veya deneyime yönelik isteği anlatabilir. Erotofobi ve erotofili ise cinsellik hakkında hissedilenlere odaklanır. Bu nedenle birini yoğun biçimde istemek, tek başına erotofili göstergesi değildir. Benzer şekilde az cinsel istek duymak da erotofobi anlamına gelmez. Cinselliği olumlu değerlendiren biri o sırada yakınlaşmak istemeyebilir; arzu duyan biri ise kendi isteğinden utanabilir.
Bunu varsayımsal bir örnekle düşünelim; bir kişi partnerine yaklaşmak istiyor, fakat kendi zihninde “böyle şeyler istemem doğru değil” düşüncesi belirdiğinde, burada arzu ve arzuya yönelik yargı birlikte bulunmaktadır. Başka biri ise cinsellikle ilgili konuşmaktan rahatlık duyabilir, ancak mevcut partneriyle yakınlaşmayı istemeyebilir. İkinci kişinin yaşadığı durum aslında cinselliğe ilişkin genel olumsuz tutumla açıklanamaz. Yani isteğin varlığıyla o isteğe nasıl yaklaştığımızı ayrı ayrı dinlemek önemlidir.
Tek bir davranıştan genel bir tutum çıkarmak da yanıltıcı olabilir. Bir ortamda cinsellik konuşmayı istememenin altında mahremiyeti koruma tercihi olabilir. Belirli bir erotik içeriği beğenmemek de bütün cinselliğe karşı olumsuz yaklaşmak değildir. Bir yakınlaşma sonrasında yaşanan suçluluk veya huzursuzluğun ise o karşılaşmanın koşullarıyla, kişinin değerleriyle ya da ilişkiye verdiği anlamla bağlantısı olabilir. Bunların her birini doğrudan erotofobi olarak adlandırmak, deneyimin kendine özgü yanlarını gözden kaçırır.
Güncel kavramsallaştırmaların vurguladığı ayrımlardan biri de cinselliğe yönelik genel tutumlarla, belirli cinsel davranışlara ilişkin görüşlerin aynı olmamasıdır. Tek bir konuya verilen yanıtı kişinin bütün cinsel dünyasının özeti saymak yerine, hangi konuya, hangi bağlamda ve hangi anlamla yaklaştığını sormak gerekir. Bu çerçeve, kendi deneyimimizi anlamak için de kullanılabilir. Cinsellikle ilgili bir düşünce belirdiğinde onu merak mı ediyoruz yoksa hemen yargılıyor muyuz? Bir soru sormak istediğimizde bizi durduran şey ne oluyor? İstemediğimiz bir deneyimden uzak durmakla, istediğimiz bir şeyi düşünmekten bile çekinmek arasında nasıl bir fark var? Bu soruların amacı kendimize bir etiket bulmak değildir. Duygularımızı birbirinden ayırabilmek ve onların bizim için ne ifade ettiğini araştırmaktır.
Psikodinamik bakış açısında bu duyguların kişisel anlamlarını merak etmek mümkündür. Cinsellik aile içinde hangi sözlerle anılmıştır? Bedene ilişkin merak nasıl karşılanmıştır? Haz almak, ayıp veya kontrolü kaybetmekle ilişkilendirilmiş midir? Bunlar her olumsuz tutumu çocukluğa bağlayan açıklamalar değildir. Kişinin bugün hissettiği duygulara eşlik eden geçmiş mesajları araştırmak için sorulabilecek sorulardır. Güncel ilişkiler, kültürel çevre ve bireysel değerler de bu düşünmenin dışında bırakılmamalıdır.
Kavramın amacı insanları daha açık olmaya zorlamak veya daha çok cinsel deneyimi daha sağlıklı saymak değildir. Birinin mahremiyet tercihini, kişisel değerlerini ya da cinsel sınırlarını eksiklik olarak değerlendirmek, anlamaya çalıştığımız deneyimi yeniden yargılamak olur. Buradaki mesele kişinin ne kadar konuştuğundan çok, kendi isteği ve sınırlarıyla nasıl bir ilişki kurduğudur. Sessizlik de açıklık da ancak bağlamı içinde anlaşılabilir.
Sonuçta erotofobi ve erotofili, bir insanı bütünüyle tanımlayan isimler değildir. Cinsellikle kurduğumuz ilişkiye bakabileceğimiz pencerelerdir. Bu pencereden baktığımızda bazen merakın yanında utanç, isteğin yanında korku görebiliriz. Kendimizi anlamak, bu duygulardan birini hemen ortadan kaldırmayı gerektirmez. Önce hangisinin bize ait olduğunu, hangisinin öğrenilmiş bir yargı gibi konuştuğunu ve hangi koşullarda değiştiğini dinleyebiliriz. Belki en anlamlı soru, “hangi gruptayım?” değil, “cinselliği düşündüğümde içimde beliren duyguları ne kadar tanıyorum?” olur.
Kaynakça
- Macapagal, K. R., & Janssen, E. (2011). The valence of sex: Automatic affective associations in erotophilia and erotophobia. Personality and Individual Differences, 51(6), 699–703. https://doi.org/10.1016/j.paid.2011.06.008
- Hangen, F., & Rogge, R. D. (2022). Focusing the conceptualization of erotophilia and erotophobia on global attitudes toward sex: Development and validation of the Sex Positivity–Negativity Scale. Archives of Sexual Behavior, 51, 521–545. https://doi.org/10.1007/s10508-021-02085-7


