Bir Sorunu Çözmeye mi Çalışıyoruz, Yoksa Onu Zihnimizde Tekrar mı Yaşıyoruz?
Gün içinde yaşadığımız bir konuşmayı defalarca zihnimizden geçirdiğinizi düşünün. Söylemeniz gerekenleri yeniden söylüyor, karşınızdaki kişinin sözlerini farklı şekillerde yorumluyor ve keşke başka türlü davransaydım diye düşünüyorsunuz. Belki de henüz gerçekleşmemiş bir olayın olası sonuçlarını hesaplıyor, her ihtimali değerlendirmeye çalışıyorsunuz. Bir süre sonra kendinizi aynı düşüncelerin içinde bulduğunuzu fark ediyorsunuz. Peki, bütün bunlar sorunu çözmenize yardımcı oluyor mu, yoksa sizi aynı noktada mı tutuyor?
Zihnimiz, karşılaştığımız güçlükleri anlamlandırmak ve çözüm üretmek için sürekli çalışır. Geçmiş deneyimlerimizi değerlendirmek, geleceğe yönelik planlar yapmak ve olası riskleri ön görmek, hayatımızı düzenlememize yardımcı olur. Ancak düşünmek ile aynı düşüncelerin etrafında dönüp durmak arasında önemli bir fark vardır. Bazen bir sorunu çözmeye çalışırken farkında olmadan onu zihnimizde tekrar tekrar yaşarız. Bu durum, soruna yeni bir çözüm getirmek yerine kaygımızı artırabilir ve kendimizi zihinsel olarak yorgun hissetmemize neden olabilir.
Düşünmek Her Zaman Çözüm Üretmek Değildir
Bir sorunla karşılaştığımızda onu anlamaya çalışmak doğaldır. Örneğin, iş yerinde yaşadığımız bir anlaşmazlığın nedenlerini değerlendirmek, kendi davranışlarımızı gözden geçirmek ve bir sonraki konuşmada ne yapabileceğimizi düşünmek işlevsel bir süreçtir. Çünkü bu düşünme biçimi, bizi somut adımlara ve yeni seçeneklere yönlendirir.
Ancak aynı olayı tekrar tekrar düşünmek, her zaman daha iyi anlamamızı sağlamaz. Psikolojide geviş getirir gibi düşünme (ruminasyon) olarak adlandırılan bu süreçte kişi, özellikle yaşadığı olumsuz deneyimlere, hissettiği duygulara ve bunların olası nedenlerine tekrar tekrar odaklanır. Örneğin, "Neden böyle davrandım?", "Neden hep benim başıma geliyor?" veya "Ya her şeyi yanlış yaptıysam?" gibi sorular zihinde dönüp durabilir.
Watkins'in (2008) derlemesinde de ele alındığı üzere, tekrarlayan düşüncelerin etkisi yalnızca ne düşündüğümüze değil, nasıl düşündüğümüze ve bu düşüncelerin bizi nereye yönlendirdiğine de bağlıdır. Başka bir ifadeyle, bir konuyu tekrar düşünmek her zaman zararlı değildir. Önemli olan, bu düşünme sürecinin yeni bir anlayış ve çözüm üretip üretmediğidir.
Zihnimiz Neden Aynı Noktaya Geri Döner?
Tekrarlayan düşüncelerin arkasında farklı ihtiyaçlar bulunabilir. Bazen belirsizliğe tahammül etmekte zorlanırız. Bir olayın neden gerçekleştiğini kesin olarak anlamak, gelecekte ne olacağını bilmek ya da bir daha aynı hatayı yapmayacağımızdan emin olmak isteriz. Zihnimiz, bütün olasılıkları değerlendirebilirsek kendimizi güvende hissedeceğimizi varsayar.
Özellikle kaygı yaşadığımızda, bir sorunu tekrar tekrar düşünmek kontrolü elimizde tutmanın bir yolu gibi görünebilir. Bir konuşmayı zihnimizde yeniden canlandırarak yanlış bir şey söyleyip söylemediğimizi anlamaya, gelecekte yaşanabilecek olumsuzlukları önceden hesaplayarak hazırlıklı olmaya çalışabiliriz. Ancak hayatın her alanında kesinlik sağlamak mümkün değildir. Bu nedenle düşünmeye devam etmek, aradığımız güven duygusunu sağlamak yerine yeni soruların ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bir başka etken de duygularımızla kurduğumuz ilişkidir. Üzüntü, suçluluk, öfke veya kaygı hissettiğimizde bu duyguları anlamak yerine onları hemen ortadan kaldırmaya çalışabiliriz. Oysa bazen bir duyguyu anlamlandırmak için zamana ihtiyaç duyarız. Duyguyu çözülmesi gereken bir problem gibi ele alıp sürekli nedenini araştırmak, yaşadığımız deneyimin zihnimizde daha fazla yer kaplamasına yol açabilir.
Çözüm Arayışından Tekrarlayan Düşüncelere Geçtiğimizi Nasıl Anlarız?
Bir sorunu düşünürken kendimize sorabileceğimiz bazı sorular, içinde bulunduğumuz süreci fark etmemize yardımcı olabilir:
- Yeni bir şey keşfediyor muyum? Düşüncelerim sorunu daha iyi anlamamı sağlıyor mu, yoksa aynı sonuçlara tekrar tekrar mı ulaşıyorum?
- Somut bir adıma yaklaşıyor muyum? Düşünme sürecinin sonunda yapabileceğim bir şey belirleyebiliyor muyum, yoksa yalnızca olasılıkları mı değerlendiriyorum?
- Kesinlik arayışında mıyım? Bütün ihtimalleri düşünerek kendimi tamamen güvende hissetmeye veya hiçbir hata yapmayacağımdan emin olmaya mı çalışıyorum?
- Bu düşünme biçimi beni nasıl etkiliyor? Düşünmeye devam ettikçe daha açık ve hazırlıklı mı hissediyorum, yoksa daha kaygılı, yorgun ve kararsız mı oluyorum?
Bu soruların amacı düşünmeyi tamamen bırakmak değildir. Amaç, düşünmenin bize yardımcı olduğu nokta ile bizi aynı döngünün içinde tuttuğu noktayı ayırt edebilmektir.
Düşünce Döngüsünden Çıkmak İçin Neler Yapabiliriz?
İlk adım, zihnimizde olup biteni fark etmektir. Aynı konuyu yeniden düşündüğümüzü fark ettiğimizde kendimize kızmak veya düşüncelerimizi zorla durdurmaya çalışmak yerine, "Şu anda bir çözüm mü arıyorum, yoksa aynı olayı yeniden mi yaşıyorum?" diye sorabiliriz. Bu soru, otomatik olarak sürdürdüğümüz düşünme biçimine biraz mesafe kazandırabilir.
İkinci adım, kontrol edebileceğimiz şeylere yönelmektir. Örneğin, bir arkadaşımızla yaşadığımız anlaşmazlık üzerine saatlerce düşünmek yerine, onunla konuşmak isteyip istemediğimizi değerlendirebiliriz. Eğer atabileceğimiz somut bir adım varsa bunu belirlemek, düşünceyi eyleme dönüştürmemize yardımcı olabilir. Ancak sorun şu anda çözülemiyorsa veya diğer kişinin davranışları bizim kontrolümüzde değilse, bunu kabul etmek de önemli bir seçenektir.
Üçüncü olarak, belirsizliğe alan açmayı öğrenebiliriz. Her sorunun hemen yanıtlanması, her olayın kesin bir açıklamaya kavuşması veya geçmişteki her davranışımızın kusursuz olması mümkün değildir. Bazen bir soruya bugün yanıt bulamadan hayatımıza devam edebiliriz. Bu, sorunu görmezden gelmek değil, çözüm üretme imkânımızın sınırlarını tanımaktır.
Son olarak, dikkatimizi şimdiki ana ve günlük yaşamımıza geri çevirebiliriz. Kısa bir yürüyüş yapmak, yaptığımız işe odaklanmak, güvendiğimiz biriyle konuşmak veya gün içinde küçük bir etkinliğe zaman ayırmak, düşüncelerin yaşamımızın tamamını kaplamasını önlemeye yardımcı olabilir. Amaç, düşünceleri bütünüyle ortadan kaldırmak değil, onların yanı sıra hayatımızda başka şeylere de yer açabilmektir.
Sonuç
Bir sorunu tekrar tekrar düşünmek, onu mutlaka daha iyi anlayacağımız veya çözeceğimiz anlamına gelmez. Bazen düşünmek bize yeni bir bakış açısı kazandırır, seçeneklerimizi görmemizi sağlar ve harekete geçmemize yardımcı olur. Bazen de belirsizliği ortadan kaldırma çabamız, bizi aynı soruların etrafında dönen bir düşünce döngüsüne sürükler.
Bu nedenle kendimize yalnızca "Bu konuyu neden düşünüyorum?" diye değil, "Bu şekilde düşünmeye devam etmek bana nasıl yardımcı oluyor?" diye de sorabiliriz. Yanıtımız sürekli aynı noktaya dönmek, daha fazla kaygılanmak veya karar vermekte zorlanmaksa düşünme biçimimizi değiştirmeyi deneyebiliriz.
Unutmamak gerekir ki zihnimizden geçen her sorunun hemen bir yanıtı olmak zorunda değildir. Her düşünceyi sonuna kadar takip etmek, her ihtimali değerlendirmek veya geçmişte yaşadığımız her olayı yeniden anlamlandırmak zorunda da değiliz. Bazen ilerlemek, daha fazla düşünmekten değil; artık yeni bir şey kazandırmayan düşüncelere ne zaman ara vereceğimizi fark etmekten geçer.
Belki de asıl soru şudur: Zihnimizde aynı konuyu tekrar tekrar düşünürken gerçekten bir çıkış yolu mu arıyoruz, yoksa kendimizi aynı yerde tutmaya mı devam ediyoruz?
Kaynakça
- Watkins, E. R. (2008). Constructive and unconstructive repetitive thought. Psychological Bulletin, 134(2), 163–206. https://doi.org/10.1037/0033-2909.134.2.163



