Parapsikolojiyle Psikoloji Arasında: William James
Viktoryan Bilim
Psikoloji yıllarca dini veya felsefi fikirlerden ibaretti. 19. Yüzyıl Dünya’sı ise Psikoloji için taze bir başlangıç sağladı. Alman topraklarında felsefe veya tıp gibi alanlarda çalışan Fencster, Wundt ve Freud gibi isimler değişim başlattı. Psikoloji felsefe kürsülerinden inip deneye tabi oluyordu. Bir pürüzü saymazsak: Viktoryan parapsikoloji araştırmaları. 19. Yüzyıl deneyci ve maddeci ruhu her alanı etkilemişti. Bundan öte hayat veya doğadışı görünenler dahil kaçamadı. Viktorya dönemi (19. Yüzyıl) bir yanda devrimlerle çalkalanırken, gelenekte dönüşüyordu. Dönüşen gelenek yanında yasaklar ve yasaklara karşı merak getirmişti. Ölüm ve ötesi o dönem için hem bir tabu hem de bir meraktı. İnsanlar; ölülerle fotoğraf çektirme, ruh çağırma ve falcılık gibi alanlara ilgi duyuyordu. Özellikle burjuvazi ve dönemin aydınlarını cezbediyordu. Günümüzde sözde bilim sayılan mistik deneyimler, o dönemde tam tersi bilimin konusu olmuştu. Bu alanda araştırma yapmak için çeşitli cemiyetler kuruluyordu. Cemiyetlerden birisinin de üyesi genç William James idi.
James ve Fizikötesi
William James, tam olarak bu tartışmaların döndüğü Viktorya döneminde doğmuştu. Aile sayesinde ABD ile Avrupa’nın farklı yerlerinde dolaşabilmişti. Bu sayede farklı diller, kültürler ve aydınlar hakkında bilgi edinmişti. Küçüklüğünden itibaren sanat, bilim ve felsefeye ilgi duymuştu. Kant, Spencer ve Wundt gibi isimleri okumuş ve etkilenmişti. Erken dönemde resimle uğraşmaya karar verse de hayat onu farklı bir yöne çekti. Bilim, tıp, fizyolojik psikoloji ve felsefe üzerine eğitim gördü. Ömrü boyunca bu alanlara ilgisini de asla yitirmedi. Bu alanlarda eserler ve fikirler üretti. Harvard Üniversitesi'nde ABD’nin ilk psikoloji laboratuvarını kurdu. Psikoloji alanında her ne kadar öncü olsa da Amerikan ekolü çok farklı bir yöne gitti. Onun daha felsefi ve bilinci içeren psikoloji fikirleri, Davranışçılarca yok sayıldı. Psikoloji tarihi James’i sanki klasik bir bilim insanı gibi anlatır; ancak hikaye daha karışık. Viktoryan fizikötesi anlayış James’i etkilemişti. Daha çocukluğunda gördüğü ortamlar bu eğilime neden oldu. Profesyonel olarak ilk ilgisi de 1882 yılında başladı denebilir. O yıl Birleşik Krallık’ta Cambridge'li akademisyenler tarafından Ruhsal Araştırmalar Cemiyeti kuruldu. Cemiyetin amacı paranormal olarak anılan vakaları araştırmaktı. Bunların arasında telepati, telekinezi ve ispritizma tarzı vakalar vardı. James, hem Birleşik Krallık’taki cemiyette hem de kendi kurduğu ABD kolunda ölene kadar aktif kaldı. James katıldığı araştırmaları raporluyor ve bunlar hakkında makaleler yayınlıyordu. Onu en çok etkileyen ve fikirlerini kökten değiştiren Medyum Piper olmuştu.
James’in Gözünden Paranormal
Yıllarını çeşitli alanlara harcayan James için her alan ilişkiliydi. Söz konusu onu asla tek bir kutunun içine hapsedemeyiz. James, fikirlerini yeri gelince yenileyen ama belli bir ağ etrafında ören birisiydi. Pek çok kişi James’i kuru bir pragmatist sanır. Onun hakkında en ünlü söylence bile "bir şey işe yarıyorsa doğrudur" ancak bu eksik, hatta hatalıdır. James gibi bir adama yapılan bu hakaret kabul edilemez. Öyleyse işin aslı neydi? James’in pragmatik anlayışı boşluktan gelmemişti; aksine yılların birikimiydi. Söylemlerinde der ki, modern aklın Spinoza’nın maddeci olmayan birliğini metafizik diye reddederken başka birini koyuyordu: materyalizm. James’e göre insan aklı bulunduğu ortamdaki tüm bilgilere erişemezdi ama aklen emin olmak isterdi. Söz gelimi eşyaların sabit kalacağı muallaktır ama biz aklımızda sabitliğinden eminizdir. Emin olmamızın nedeni aklımızın bütünlüğü içindir. Akılcı olan böylece akla işlevsel olandı. James’in pragmatizmi insan aklından beslenirdi. James, Wundt’un içebakışını reddederken asla içebakışı reddetmedi. Önceliği ise daha çok kendi içebakışına verdi. Esasında içebakışı kabulü mistik deneyime de götürdü. James, hayatı tek boyuta sığdırılamayacağını düşünüyordu. Ona göre bilim yetersizdi. İçsel deneyimde, deney tek yöntem olamazdı. Uzun yıllar gerçekliğin özü hakkında sessiz kalmayı seçti ama ömrünün sonuna doğru sessizlik bozuldu. Ruhsal Araştırma Cemiyetinde geçirdiği yıllar onu dönüştürüyordu. Kendi gözlemlerine göre gelen vakaların hepsi patolojik değildi. Özellikle medyum Piper ile geçirdiği vakitler fikrini şekillendirdi. Artık tek bir bilişsel deneyimin olmadığından emindi. Radikal deneyciliği daha sert eleştiriyor ve gerçekliğin çoğulculuğuna vurgu yapıyordu.
Sonuç
James, yıllarını mistik deneyime adayarak bilinç hallerini inceledi. Ömrünü bütünleşik bir fikre adadı ve sürekli kendini güncelledi. Pek çok uzman onu tek bir kutuda ele aldı ama alınamazdı. Günümüz bilim camiasına (hatta dönemin camiası için de) göre radikal fikirlere sahip bir insandı. Öte Dünya ve dinlere olan ilgisi onu kendi ölümüne kadar takip etti. Bir yanda bilim, bir yanda da mistisizm ile haşır neşir oldu. Kendisi artık yaşamasa da psikoloji ve felsefe alanındaki etkileri yaşıyor.
Kaynakça
- https://plato.stanford.edu/entries/james/https://www.spr.ac.uk/about/our-history https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24572798/



