Psikolog BulŞehrinde bir uzman

“Normal” Olanın Psikolojisi: Ailede Toplumsal Cinsiyetin İnşası

Pınar Yaman Yazar: Pınar Yaman
9 dk.okuma süresi
“Normal” Olanın Psikolojisi: Ailede Toplumsal Cinsiyetin İnşası

“Normal” Olanın Psikolojisi: Ailede Toplumsal Cinsiyetin İnşası

Bir kız çocuğunun ev işlerinde erkek kardeşinden daha fazla sorumluluk üstlenmesi, erkek çocukların duygularını ifade etmelerinin zayıflık olarak değerlendirilmesi ya da kız çocuklarının güvenlik gerekçesiyle daha fazla kısıtlanması… Bu davranışlar, pek çok ailede sıradan kabul edilir. Çocuklar aile içerisinde yalnızca kuralları değil, nasıl bir kadın ya da erkek olmaları gerektiğine ilişkin beklentileri de öğrenir. Bu beklentiler kimi zaman bir uyarı, kimi zaman bir övgü, kimi zaman da sessizce sürdürülen aile alışkanlıkları aracılığıyla aktarılır.

Peki, bir davranışın normal kabul edilmesi onun doğal olduğu anlamına gelir mi? Kız çocuklarından daha fedakâr ve uyumlu olmaları beklenirken erkek çocukların bağımsızlığı neden daha fazla desteklenir? Bu farklı beklentiler bireyin kendisini algılama biçimini ve ilişkilerini nasıl şekillendirir?

Feminist psikoloji, bu sorular üzerinden bireysel deneyimlerin toplumsal ve kültürel bağlamını anlamaya çalışır. Bu perspektiften bakıldığında aile, yalnızca bireyin yetiştiği bir ortam değil; toplumsal cinsiyet rollerinin öğrenildiği, yeniden üretildiği ve zamanla içselleştirildiği önemli bir sosyal alandır.

Aile, Toplumsal Cinsiyetin Öğrenildiği İlk Alan

Toplumsal cinsiyet rollerinin oluşumunda aile, bireyin karşılaştığı ilk sosyal çevrelerden biridir. Çocuklar kadınlık ve erkekliğe ilişkin beklentileri yalnızca kendilerine söylenenler üzerinden değil, çevrelerindeki yetişkinleri gözlemleyerek de öğrenirler. Albert Bandura'nın sosyal öğrenme yaklaşımına göre bireyler, çevrelerindeki kişilerin davranışlarını gözlemleyerek ve model alarak yeni davranışlar öğrenebilirler (Bandura, 1977).

Aile içerisindeki gündelik yaşam bu öğrenme sürecinin önemli bir parçasıdır. Ev işlerinin ağırlıklı olarak anne tarafından yürütülmesi, kız çocuklarına bakım verme konusunda daha fazla sorumluluk yüklenmesi veya erkek çocukların duygularını ifade etmelerinin cesaret kırıcı tepkilerle karşılanması, çocuklara kadınların ve erkeklerin toplum içerisindeki konumlarına ilişkin örtük mesajlar iletir.

Sandra Bem'in Toplumsal Cinsiyet Şeması Kuramı da bu süreci anlamak için önemli bir açıklama sunar. Bem'e (1981) göre bireyler, toplumsal cinsiyete ilişkin kültürel bilgileri zihinsel şemalar aracılığıyla düzenler. Bu şemalar yalnızca başkalarını değerlendirme biçimimizi değil, kendimize ilişkin algımızı da etkileyebilir. Böylece çevreden öğrenilen kadınlık ve erkeklik tanımları, zamanla bireyin kendi davranışlarını değerlendirdiği ölçütlere dönüşebilir.

Sürekli fedakâr olması beklenen bir kız çocuğu, ilerleyen yaşlarda kendi ihtiyaçlarını geri plana atmayı kişiliğinin doğal bir parçası olarak görebilir. Benzer şekilde, uyumlu olması beklenen bir kadın kendi sınırlarını ifade ettiğinde suçluluk hissedebilir. Dolayısıyla aile, toplumsal cinsiyet rollerinin yalnızca öğretildiği değil, gündelik ilişkiler aracılığıyla yeniden üretildiği bir alandır.

Toplumsal Cinsiyetin İçselleştirilmesi: Kadın Olmanın Öğretilen Kuralları

Toplumsal cinsiyet rollerinin öğrenilmesi, bu rollerin yalnızca davranış düzeyinde kalması anlamına gelmez. Zaman içerisinde fedakârlık, uyumluluk ve bakım verme gibi kadınlardan beklenen özellikler, bireyin kendisini değerlendirme biçimine de yansıyabilir. Başkalarının ihtiyaçlarını önceliklendirmek veya çatışmadan kaçınmak, zamanla toplumsal beklentiler olmaktan çıkarak kişisel sorumluluklar gibi algılanabilir.

Dana Crowley Jack'in (1991) geliştirdiği *Kendini Susturma Kuramı* (Silencing the Self Theory), bu psikolojik süreci anlamak açısından önemli bir perspektif sunar. Jack'e göre kadınlar, yakın ilişkilerini korumak ve çatışmadan kaçınmak amacıyla kendi düşüncelerini, ihtiyaçlarını ve duygularını bastırma eğilimi gösterebilirler. Böylece başkalarını memnun etmek, kişinin kendi benliğini geri plana atmasına neden olabilir.

Bu durum yalnızca duyguları ifade edememekle sınırlı değildir. Ev işlerini yapmak kadar evin ihtiyaçlarını önceden düşünmek, çocukların gereksinimlerini takip etmek ve aile üyelerinin programlarını düzenlemek gibi görünmeyen bir zihinsel emek de bulunmaktadır. Reich-Stiebert ve arkadaşlarının (2023) sistematik incelemesi, ev içi ve çocuk bakımına ilişkin zihinsel emeğin önemli bir bölümünün kadınlar tarafından üstlenildiğini göstermektedir. Benzer biçimde Ervin ve arkadaşlarının (2022) incelemesi, ücretsiz emeğin kadınların ruh sağlığıyla olumsuz yönde ilişkili olabildiğine dikkat çekmektedir.

Jack, Brody ve Sikov'un (2026) güncel derlemesi de kendini susturma davranışının eşitsiz güç ilişkileri, geleneksel toplumsal cinsiyet ideolojileri ve depresyonla bağlantısını ele almaktadır. Bu bulgular, kadınların psikolojik iyi oluşunu değerlendirirken yalnızca bireysel özelliklere değil, üstlendikleri sorumlulukların toplumsal dağılımına da bakılması gerektiğini düşündürmektedir.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Fedakârlık, bakım verme veya anlayışlı olma tek başına olumsuz özellikler değildir. Sorun, bu davranışların kadınlığın zorunlu koşulları gibi sunulması ve kadınların kendi ihtiyaçlarını ifade etmelerinin olumsuz değerlendirilmesidir.

Psikolojinin Kendisine Feminist Bir Bakış: Normal Kime Göre Normal?

Feminist psikolojinin katkısı yalnızca kadınların psikolojik deneyimlerini incelemekle sınırlı değildir; psikoloji biliminin kendi varsayımlarını da sorgular. Tarihsel olarak psikoloji, insan davranışlarını açıklarken erkek deneyimini zaman zaman evrensel bir referans noktası olarak ele almış, kadınların deneyimlerini ise ikincil bir alan olarak değerlendirmiştir (Etaugh, 2016).

Eagly ve arkadaşları (2012), feminist hareketin psikoloji disiplininin kadınları ve toplumsal cinsiyeti ihmal ettiğine yönelik eleştirilerinin, kadın ve toplumsal cinsiyet psikolojisi alanında önemli bir araştırma birikiminin oluşmasına katkı sağladığını belirtmektedir. Feminist yaklaşımlar, yalnızca araştırmalarda kimin temsil edildiğini değil, hangi deneyimlerin bilimsel açıdan önemli kabul edildiğini ve araştırma sonuçlarının hangi toplumsal koşullarda yorumlandığını da sorgular (Rutherford et al., 2015).

Bu perspektif, kadınların yaşadığı psikolojik güçlüklerin yalnızca bireysel özelliklerle açıklanmasına karşı çıkar. Bir kadının kendisini yetersiz hissetmesi veya kendi ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlanması yalnızca kişilik özellikleriyle mi ilgilidir, yoksa kadınlardan beklenen davranışların ve toplumsal güç ilişkilerinin de bu deneyimlerde payı var mıdır?

Ayrıca feminist psikoloji, kadınları tek ve homojen bir grup olarak değerlendirmez. Sınıf, kültür, yaş ve diğer toplumsal konumlar kadınların deneyimlerini farklı biçimlerde şekillendirebilir. Bu nedenle psikolojik deneyimleri anlamak için bireyin içinde bulunduğu toplumsal koşulları da değerlendirmek gerekir.

Öğrenilmiş Rollerinin Ötesinde: Kadınlık Yeniden Tanımlanabilir mi?

Toplumsal cinsiyet rollerinin aile ve kültür aracılığıyla öğrenilmesi, değiştirilemez oldukları anlamına gelmez. Bireyler, içinde yetiştikleri çevrenin beklentilerini sorgulayabilir ve kendileri için farklı yaşam biçimleri oluşturabilirler. Feminist psikoloji bu noktada kadınları yalnızca eşitsizliklerden etkilenen bireyler olarak değil, kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olabilen özneler olarak ele alır.

Güçlenme (empowerment), yalnızca bireyin kendisine güvenmesiyle sınırlı değildir. Kendi yaşamına ilişkin kararlar alabilmesi, ihtiyaçlarını ifade edebilmesi ve seçeneklerini özgürce değerlendirebilmesi de bu sürecin parçalarıdır. Amerikan Psikoloji Derneği'nin kız çocukları ve kadınlarla psikolojik uygulamalara ilişkin rehberi, kadınların özerkliğinin ve güçlenmesinin desteklenmesinin önemini vurgulamaktadır (American Psychological Association, 2007).

Toplumsal cinsiyet rollerini sorgulamak, her kadının aynı yaşam biçimini benimsemesi gerektiğini savunmak değildir. Bir kadının anne olmayı tercih etmesi kadar etmemesi, kariyerini önceliklendirmesi kadar farklı yaşam hedefleri belirlemesi de kendi iradesiyle şekillendiğinde anlamlıdır. Asıl mesele, kadınların nasıl yaşamaları gerektiğine başkalarının karar vermesi yerine kendi tercihlerini baskı altında kalmadan oluşturabilmeleridir.

“Normal” Olanı Yeniden Düşünmek

Aile içerisinde öğrenilen toplumsal cinsiyet rolleri, zamanla bireyin kendisini ve çevresini değerlendirme biçimini etkileyebilir. Kadınlardan beklenen fedakârlık, uyumluluk ve bakım verme gibi özellikler, yalnızca toplumsal beklentiler olarak kalmayıp benlik algısının da bir parçası hâline gelebilir.

Feminist psikoloji, bu süreçleri görünür kılarak psikolojik deneyimlerin yalnızca bireysel özellikler üzerinden açıklanamayacağını hatırlatır. Bir kadının neden kendi ihtiyaçlarını geri plana attığını veya sınır koymakta zorlandığını anlamaya çalışırken, içinde bulunduğu toplumsal ve kültürel koşulları da değerlendirmek gerekir.

Sonuçta mesele, evlerimizde yıllardır sürdürülen her alışkanlığı reddetmek değil; bu alışkanlıkların kimler için, hangi beklentilerle ve ne tür sonuçlarla sürdürüldüğünü sorgulayabilmektir. Çünkü bazen normal kabul ettiğimiz şeyler, yalnızca uzun zamandır tekrarlandıkları için normal görünür. Belki de değişim, tam olarak bu noktada, alıştığımız şeylere yeniden soru sormakla başlar.

Kaynakça

  • American Psychological Association. (2007, December 1). *Guidelines for psychological practice with girls and women*. https://www.apa.org/practice/guidelines/girls-and-women
  • Bandura, A. (1977). *Social learning theory*. Prentice Hall.
  • Bem, S. L. (1981). Gender schema theory: A cognitive account of sex typing. *Psychological Review, 88*(4), 354–364. https://doi.org/10.1037/0033-295X.88.4.354
  • Eagly, A. H., Eaton, A., Rose, S. M., Riger, S., & McHugh, M. C. (2012). Feminism and psychology: Analysis of a half-century of research on women and gender. *American Psychologist, 67*(3), 211–230. https://doi.org/10.1037/a0027260
  • Ervin, J., Taouk, Y., Fleitas Alfonzo, L., Hewitt, B., & King, T. (2022). Gender differences in the association between unpaid labour and mental health in employed adults: A systematic review. *The Lancet Public Health, 7*(9), e775–e786. https://doi.org/10.1016/S2468-2667(22)00160-8
  • Etaugh, C. (2016). Psychology of gender: History and development of the field. In *The Wiley Blackwell encyclopedia of gender and sexuality studies*. https://doi.org/10.1002/9781118663219.wbegss442
  • Jack, D. C. (1991). *Silencing the self: Women and depression*. Harvard University Press.
  • Jack, D. C., Brody, L. R., & Sikov, J. (2026). Advancing the next generation of research on self-silencing and depression: A narrative review and synthesis of three decades of research. *Sex Roles, 92*, Article 7. https://doi.org/10.1007/s11199-025-01637-8
  • Reich-Stiebert, N., Froehlich, L., & Voltmer, J.-B. (2023). Gendered mental labor: A systematic literature review on the cognitive dimension of unpaid work within the household and childcare. *Sex Roles, 88*, 475–494. https://doi.org/10.1007/s11199-023-01362-0
  • Rutherford, A., Sheese, K., & Ruck, N. (2015). Feminism and theoretical psychology. In J. Martin, J. Sugarman, & K. L. Slaney (Eds.), *The Wiley handbook of theoretical and philosophical psychology: Methods, approaches, and new directions for social sciences*. Wiley. https://doi.org/10.1002/9781118748213.ch24
Pınar Yaman Pınar Yaman
İsmim Pınar Yaman, güncel olarak İstanbul Medipol Üniversitesi İngilizce Psikoloji 3. sınıf öğrencisiyim ve TPÖÇG’de blog yazarlığı yapıyorum.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!