Pazar, Ağustos 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

DUYGULARIN BAĞIMLILIĞI: MADDE

Madde bağımlılığının literatürde farklı tanımları olsa da yüzeysel olarak; bireyin, bir maddenin kullanımından oluşan haz ve duygu durumunu tekrar yaşama arzusuyla veya kullanılmadığında oluşan yoksunluk belirtilerin etkisini gidermek için yeniden ve defalarca madde kullanımı ile sonuçlanan bir süreç olarak tanımlanabilir. Aslında toplumun birçok ferdi; madde bağımlılığı sürecini, bağımlılık sonrası yaşanan sosyal ve bireysel durumları, tedavi sürecinde damgalama gibi zorlayıcı tutumları gündelik yaşamda birincil veya ikincil düzeyde tanıklık etmektedir. Peki ya nasıl oluştuğuna?

Toplumun en altından en üst kesimine kadar hemen hemen her alanda kendine yer bulan madde nasıl oluyor da ekonomi, sosyal, politika, din gibi farklı özelliklere sahip bu grupların ortak paydası haline gelebiliyor. Bu duruma hangi perspektiften bakılırsa bakılsın madde kullanan bireyler ait oldukları veya olmadıkları gruplarda farklı insanlarla bir ortak payda bulmaya, bulamadıkları zaman da sadece madde çerçevesinde etkileşim kurmaya yatkınlıklarının olduğu söylenebilir. Sosyal farklılıkların bu konuda yetersiz kaldığı yani sosyal yapıyı oluşturan ekonomik, politik, dini ve diğer değerlerin ortak bir payda oluşturmadığı konusunda hemfikiriz aslında; parametreler farklılaşsa da çoğu sosyal grupta madde bağımlılığına yakalanmış bir birey görmek çok da az bir ihtimal değil.

Öyleyse problemi daha da derinleştirip bireylerin kendi özellerindeki etkenlere bakabiliriz. Bir insan neden madde kullanır? Bu soruya çerçevesi net bir cevap vermek zor, çünkü dünya üzerindeki popülasyonu fazla olan insanoğlu bir o kadar da yalnız ve tek benzerlik konusunda.

Aslına bir insan neden madde kullanır sorusuna her insana göre değişken nedenlerle cevap vermek en isabetli tercih olacaktır, ondan dolayı bu yazının kısıtlılığı madde bağımlılığının nedenleri arasındaki bireysel etmenleri dar bir perspektiften ele almak olacaktır. İnsanın varoluşunu yalnızca biyolojik ya da psikolojik süreçlerle açıklayamayacağımızı, fizyolojik, psikolojik, sosyal ve çevresel birçok unsurun sürekli etkileşimiyle şekillenen karmaşık bir bütün olduğunu kabul etmekle birlikte, bu yazıda madde bağımlılığının bireysel nedenlerini duygu perspektifinden ele almakla yetineceğiz. Duygu; bir olay örgüsünün veya nesnenin iç dünyamızda oluşturduğu fizyolojik, bilişsel ve davranışsan faktörlerin bir araya gelerek verdiği kısa süreli ve yoğun psikolojik tepkiler olarak tanımlanabilir.

Temel duygular, evrimsel süreçte organizmaların çevresel koşullara adaptasyon sürecine katkıda bulunan tepkilerin içerisinde ele alınmaktadır. Paul Ekman'ın çalışmaları, bazı temel duygulara eşlik eden yüz ifadelerinin farklı kültürlerde önemli ölçüde ortak özellikler taşıdığını göstermiştir. Bu açıdan duygular yalnızca bireyin özelinde birer his olmaktan ziyade bireyin çevresini değerlendirmesine ve uygun davranışsal tepkiler geliştirmesine yardımcı olan işlevsel süreçler olarak değerlendirilebilir.

Madde bağımlılığı genelinde ve özellikle başlangıç sürecinde pozitif ve negatif yönlü duyguların, farklı psikolojik veya nörolojik faktörler üzerinde çeşitli etkileri vardır. Duyguların madde kullanımı başlangıç sürecinde ve kendi aralarındaki etkileşimi farklı başlıklar altında incelenerek daha spesifik ve etkili bakış açıları edinilebilir. 1.

Negatif Yönlü Duyguların veya Etmenlerin Bağımlılık Sürecindeki Etkisi Negatif duygular veya etmenler (anksiyete, depresyon, öfke, yalnızlık, çaresizlik vb.), bireyi içinde bulunduğu zorlayıcı durumdan kurtulmak için fizyolojik olarak maddenin nörotransmitter sistemler üzerindeki etkileri aracılığıyla geçici rahatlama yolu sunarak maddeyi ilk kez deneme ve sonrasında tolerans geliştirmek sureti ile bağımlılık döngüsüne iten risk faktörlerindendir. Psikodinamik yaklaşıma göre bireyler, maddeleri sadece geçici bir haz arayışından değil içinde bulundukları sıkıntılı durumları hafifletmek amacı ile de kullanır. Bu perspektifte madde; duyguları tanımlama, hissetme ve ifade etme güçlüğü yaşayan, travmatik öykülerdeki zorlu dışavurumlar ile mücadele eden veya farklı zorlayıcı etmenlere karşı birey tarafından başvurulan bir regülatör olarak görev alır.

Duygusal tepkilerini ve zorlayıcı farklı etmenleri sağlıklı olarak yönetemeyen bireyler bu olumsuz duygusal yükten kaçınmak veya etkisini daha az hissetmek amacı ile maddeye yönelirler. Elde edilen geçici rahatlama negatif pekiştireç olarak tekrardan madde kullanımına neden olur. Literatürde, bireylerin madde ile ilk temasının genellikle stres ve gerginlik döneminde yani bireyin kendini aşırı gergin, stresli ve çaresiz hissettiği dönemlere denk geldiği görülmektedir.

Stres durumunda salgılanan hormonlar (kortizol gibi) anksiyete düzeyini arttırırken, örneğin alkol gibi maddelerde anksiyolitik etkisi ile var olan anksiyetenin düzeyini baskı altında tutarak maddeye karşı bir sempati ve yakınlık duygularını besleyerek bağımlılık döngüsünün temellerini atar. 2. Pozitif Yönlü Duyguların Bağımlılık Sürecindeki Etkisi Haz gibi pozitif yönlü duygusal motivasyonlar, bireyin dopamin yolakları başta olmak üzere ödül ve haz mekanizmalarını veya keşfetme arzusunu tetikleyerek bağımlılık döngüsünün başlamasında rol alır.

Bireyler sadece kötü hissettiklerinde değil aynı zamanda iyi hissetmek ve yoğun bir zevk (öfori) duygusunu yaşamak için de maddeye yönelebilir. Yenilik arayışı yüksek olan veya dürtüsel kişilik özelliklerine sahip bireyler için tehlike daha etkindir. Bu bireyler anlık hazzın peşinden koşarak ve davranışlarının uzun vadeli sonuçlarını göz ardı ederek bağımlılık döngüsüne karşı daha savunmasızdır.

3. Negatif ve Pozitif Duyguların Bağımlılık Sürecindeki Etkileşimi Bağımlılıkta haz arayışı, merak ve duygusal motivasyonlar zamanla kullanıma bağlı olarak tolerans gelişiminden etkilenir. Bu tolerans gelişimi sonrası doğal ödüller artık zevk vermemeye başlar.

Bu aşamadan sonra bireyin haz alma odaklı olan ilk madde kullanımının yerini yoksunluk belirtileri almaya başlar. Yoksunluk belirtilerine eşlik eden anksiyete, irritabilite ve disfori gibi olumsuz duygulardan kaçınma ile de başlama süreci yerini kompulsif ve kronik bir bağımlılık döngüsüne bırakır. Bağımlılık sürecine çocukluk çağı travmaları ve bağlanma stillerinin de etkisi yer almaktadır.

Erken çocukluk yaşantılarında ihmal, istismar veya güvensiz bağlanma stilleri öyküsü bulunan bireylerde stresle başa çıkma, duygu kontrol mekanizmaları gibi hayata dair adaptasyon sürecinde etkili mekanizmalar hasar görür. Bu bireyler yetişkinlik dönemlerinde yaşadıkları dalgalanmalı duygu durumları, içsel acıları ve diğer zorlu durumları dengelemek amacı ile maddeyi bir sığınak olarak görebilirler böylece normal şartlarda dahi acımasız olan madde bağımlılığı döngüsüne daha savunmasız kalabilirler. Sonuç olarak madde bağımlılığını yalnızca maddenin kendisi üzerinden anlamaya çalışmak, bu karmaşık sürecin bireysel boyutunu gözden kaçırmamıza neden olabilir.

Bazen madde, bireyin yaşadığı duygusal acının kendisi değil, bu acıyla baş etme biçimi haline gelebilir. Bu nedenle “İnsan neden madde kullanır?” sorusunun yanında, “Hangi duygudan kaçmakta ya da hangi duyguya ulaşmaya çalışmaktadır?” sorusunu da sormak gerekir. Belki de bağımlılığı anlamanın en önemli adımlarından biri, maddenin arkasında görünmez hale gelen insanı yeniden görebilmektir.

Kaynakça

  • Ak, İ. (Ed.). (2025). Bağımlılıkta bütüncül psikiyatri: Biyopsikososyal temeller ve entegre tedavi modelleri. BİDGE Yayınları.
  • Başkurt, İ. (2003). Gençlik, madde bağımlılığı ve korunma yolları (Psiko-sosyal bir yaklaşım). İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, (8).
  • Güçlü Gönüllü, O., Hacıoğlu, M., & Tarlacı, N. (2002). Egopsikolojisi ve madde bağımlılığı. Düşünen Adam, 15(2), 104–107.
  • Karakaş, S. (2017). Prof. Dr. Sirel Karakaş Psikoloji Sözlüğü: Bilgisayar Programı ve Veritabanı – www.psikolojisozlugu.com (sürüm: 5.2.0/2022)
  • Karakuş, B. N., Özdengül, F., Solak Görmüş, Z. I., & Şen, A. (2021). Bağımlılık fizyopatolojisine genel bakış. KTO Karatay Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi, 2(3), 158–166.
  • Öztürk, F. C. (2023). Uyuşturucu madde bağımlılığı ve Türkiye’de uyuşturucu madde kullanımının incelenmesi. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dergisi, 47(3), 1071–1083. https://doi.org/10.33483/jfpau.1261593
  • Öztürk, Y. E., Kırlıoğlu, M., & Kıraç, R. (2015). Alkol ve madde bağımlılığında risk faktörleri. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Dergisi, 18(2), 97–118.
  • Seyfeli, E. B., & Şener, Ö. (2022). Yetişkinlerde madde bağımlılığı ile çocukluk çağı travmaları ve bağlanma stilleri arasındaki ilişki. Bağımlılık Dergisi, 23(4), 473–482. https://doi.org/10.51982/bagimli.1052077
  • Şen, S., & Sapancı, A. (2024). Bireysel ve sosyal faktörlerin madde bağımlılığı şiddeti üzerindeki yordayıcı etkilerinin karşılaştırılması. Bağımlılık Dergisi, 25(3), 295–310. https://doi.org/10.51982/bagimli.1406354
  • Şen, S., & Sapancı, A. (2024). Bireysel ve sosyal faktörlerin madde bağımlılığı şiddeti üzerindeki yordayıcı etkilerinin karşılaştırılması. Bağımlılık Dergisi, 25(3), 295–310. https://doi.org/10.51982/bagimli.1406354
  • Ünal, S., Aktan Mutlu, E., & Topaktaş Yıldırım, Ö. (2021). Madde bağımlılığının gelişiminde birikimli risk faktörlerinin rolü. Bağımlılık Dergisi, 22(1), 31–42.
Fırat KAYA
Fırat KAYA
2025 yılında Bingöl Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldum. Akademik ve klinik alanda ilerlemeyi hedefliyor, nöropsikoloji yüksek lisansına hazırlanmaktayım. Psikolojik ve nöropsikolojik değerlendirme süreçlerinde aktif olarak yer almakta, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) odaklı klinik çalışmalar yürütmekteyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar