Pazartesi, Eylül 7, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

DEHB ve Suç Davranışları Arasındaki İlişki: Dürtüsellik Bir İnsanı Suça Sürükleyebilir mi?

Bir insan neden bir anda öfkesine yenilir? Neden bazı kişiler sonuçlarını düşünmeden hareket ederken bazıları aynı durumda kendini durdurabilir? Ve daha önemlisi: Dürtülerini kontrol etmekte zorlanmak, bir insanın suça yönelme riskini artırabilir mi?

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) söz konusu olduğunda bu sorular özellikle önem kazanıyor çünkü DEHB yalnızca dikkatini toparlayamamak ya da yerinde duramamaktan ibaret değildir. Dürtü kontrolü, duygu düzenleme ve yürütücü işlevlerde yaşanan güçlükler, bireyin davranışlarını kontrol etme biçimini de etkileyebilir. Ancak burada kritik bir ayrım vardır: DEHB suçun nedeni değildir ve DEHB’li bireylerin büyük çoğunluğu suç işlemez. Peki o halde DEHB ile suç davranışı arasındaki ilişki nereden geliyor?

DEHB Yalnızca Dikkat Eksikliği Değildir.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); kalıcı bir dikkatsizlik, aşırı hareketlilik (hiperaktivite) ve dürtüsellik örüntüsüyle karakterize, bireyin işlevselliğini ve gelişimini sekteye uğratan kronik bir nörogelişimsel bozukluktur. DSM-5 tanı kriterlerine göre bozukluğun teşhis edilebilmesi için belirtilerin en az altı aydır devam etmesi, 12 yaşından önce başlamış olması ve kişinin ev, okul veya iş gibi en az iki farklı yaşam alanında belirgin bir işlevsel kayıp yaratması gerekmektedir. Bozukluk üç ana klinik sunum altında sınıflandırılır: Dikkatsizliğin baskın olduğu görünüm, hiperaktivite-dürtüselliğin baskın olduğu görünüm ve her iki belirti kümesinin de klinik düzeyde görüldüğü birleşik görünüm. DEHB, dopaminerjik ve noradrenerjik sistemlerin regülasyonundaki aksaklıklar ve beynin yürütücü işlev ağlarındaki anomalilerle ilişkilidir. Genetik faktörler bozukluğun gelişiminde birincil rol oynamaktadır; zira yapılan geniş çaplı çalışmalar DEHB’nin kalıtımsallık oranının %70 ila %80 arasında olduğunu göstermektedir.

Çocuklukta Başlayan Zincir

Genelde çocukluk dönemi hastalığı olarak algılansa da, DEHB vakalarının %40 ila %60’ında belirtiler yetişkinlikte de kalıcı olarak devam eder. Yetişkinliğe geçişte motor hiperaktivite (aşırı hareketlilik) belirgin şekilde azalırken, dikkatsizlik, zihinsel huzursuzluk ve dürtüsellik semptomları baskın hale gelir. Yetişkinlerde hiperaktivitenin yerini içsel huzursuzluğa bırakması, bozukluğun teşhis edilmesini zorlaştırır. Bu nedenle yetişkin DEHB’si sıklıkla yetersiz teşhis edilir veya yanlış yönetilir; hastalar genellikle kişilik bozuklukları veya duygudurum bozuklukları gibi eşlik eden ikincil durumlar nedeniyle tedavi görürken altta yatan birincil DEHB gözden kaçırılır. Yetişkin popülasyonundaki küresel prevalansın %1.2 ila %7.3 (ortalama %3.7) veya %2.5 ila %4.4 arasında olduğu saptanmıştır. Tedavi edilmeyen DEHB; akademik başarısızlık, kişilerarası ilişkilerde istikrarsızlık ve mesleki kayıplarla doğrudan ilişkilidir. Özellikle yetişkinlerde sıkça gözlenen Yürütücü İşlev Bozuklukları, iş performansını düşürerek bireyin işsiz kalma riskini iki kattan fazla artırır. Buna ek olarak anksiyete, depresyon ve kişilik bozuklukları gibi komorbiditeler, yetişkinin sosyal hayata uyumunu daha da zorlaştırır.

DEHB ile Suç Arasında Nasıl Bir Bağlantı Var?

DEHB olan gençlerin ve yetişkinlerin adli sisteme dahil olma, tutuklanma ve mahkum edilme riski nörotipik akranlarına göre yaklaşık 3 kat daha fazladır. Cezaevlerindeki DEHB prevalansı, genel popülasyona kıyasla 10 kat daha fazladır. Küresel meta-analizler cezaevi popülasyonlarında DEHB oranının ortalama %25.5 (yetişkin mahkumlarda %26.2, genç mahkumlarda ise %30.1) olduğunu ortaya koymaktadır. İtalya’daki Monza Cezaevi’nde yeni mahkumlar üzerinde yapılan bir taramada bu oran %32.4 olarak bulunurken, Portekiz’deki yüksek güvenlikli bir cezaevinde %16.8 olarak saptanmıştır. Ayakta tedavi gören DEHB’li klinik bir yetişkin örnekleminde ise suç işleme oranının %8.1 (bu suçluların %92’si erkektir) olduğu belirlenmiştir. DEHB semptomları gösteren suçluların, adalet sistemiyle ilk temas ettikleri ve ilk ceza aldıkları yaşların belirgin şekilde daha genç olduğu gözlenmiştir.

Asıl Risk DEHB’nin Kendisi Mi?

DEHB’li bireylerin suça yönelmesindeki en doğrudan mekanizma; özdenetim ve davranışsal regülasyondaki nörolojik eksikliklerdir. Şiddetli dürtüsellik, düşük engellenme eşiği, duygu dalgalanmaları ve ani/reaktif tepki verme eğilimi, bireyleri fevri şiddet ve yasa dışı eylemlere açık hale getirir. Ayrıca DEHB’lilerde yaygın olan “ödül gecikmesine karşı sabırsızlık” (delay aversion), antisosyal davranış modellerini besler. DEHB olan çocukların yaklaşık yarısında Davranım Bozukluğu (DB) veya Karşı Olma Karşı Gelme Bozukluğu (KOKB) gelişmektedir. KOKB, çocuklarda otoriteye karşı kalıcı bir direnç oluşturarak DB’ye zemin hazırlar ve bu durum yetişkinlikte Antisosyal Kişilik Bozukluğu (AKB) ve ağır suç davranışları ile sonuçlanır. Klinik veriler, suç işleyen DEHB’lilerin %24’ünün çocuklukta KOKB eş tanısı aldığını ve KOKB’nin suç davranışının en güçlü yordayıcılarından biri olduğunu göstermektedir. DEHB’li bireyler zihinsel ve fiziksel huzursuzluklarını bastırmak amacıyla sıklıkla kokain, alkol ve uyarıcılara “kendi kendini tedavi etme” (self-medication) motivasyonuyla yönelirler. Ancak bu kullanım zamanla yasal sorunları artırır; özellikle yetişkinlikteki Alkol Kullanım Bozukluğu ve erkek cinsiyeti, DEHB popülasyonunda suç işlemeyi öngören en güçlü bağımsız risk faktörleridir. Cezaevi örneklemlerinde ise kokain kullanım bozukluğu, DEHB semptomlarının klinik düzeyde bulunma olasılığını ciddi oranda artırmaktadır. DEHB semptomları gösteren mahkumlar arasında çocuklukta maruz kalınan duygusal istismar ve fiziksel ihmal oranları çok yüksektir. Çocukluktaki duygusal istismar, bireyin kendilik algısını zedeleyerek DEHB’ye karşı bilişsel bir hassasiyet yaratır ve yetişkinlikte cezaevindeki kendine zarar verme davranışlarını ve duygusal düzensizliği doğrudan tetikler.

Beyinde Ortak Noktalar Var Mı?

Cezaevlerindeki DEHB’li mahkumlar, genel suçlu popülasyonuna kıyasla belirgin şekilde daha yüksek psikopatik kişilik özelliklerine sahiptir. Yapılan araştırmalar, DEHB semptom düzeyinin psikopatinin “Meanness” (acımasızlık/empati yoksunu) ve “Disinhibition” (dürtü denetimsizliği) boyutlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu göstermiştir. Özellikle “Meanness” boyutu; empati eksikliği, acımasızlık, manipülasyon ve başkalarının üzüntü/korku gibi sosyal ipuçlarını okuyamama ile karakterizedir ve bu durum DEHB’li bireylerin sosyal biliş süreçlerindeki bozulmalarla doğrudan örtüşmektedir. DEHB ve psikopatinin bu kesişen doğası, ortak nörobiyolojik anomalilere dayanmaktadır. Dikkat görevleri esnasında içsel odaklanmayı ve zihinsel izlemeyi yöneten Default Mode Network (DMN) sisteminin baskılanamaması (deaktivasyon bozukluğu), her iki grupta da ortak bir özelliktir. Ayrıca, dikkat, biliş ve duygu kontrolünde kritik bir fizyolojik role sahip olan Anterior Cingulate Cortex (ACC) ile DMN arasındaki işlevsel bağlantı bozuklukları hem yetişkin DEHB hastalarında hem de yüksek psikopati puanına sahip suçlularda saptanmıştır. Bu ortak bağlantı anomalileri, bireylerin dürtülerini kontrol etme, kurallara uyma ve empati kurma becerilerini temelden zayıflatmaktadır.

Sonuç olarak, DEHB ile suç davranışı arasında istatistiksel bir ilişki bulunması, DEHB’li bireylerin suç işlemeye mahkûm olduğu anlamına gelmez. Asıl önemli olan, hangi koşullarda riskin arttığını anlamaktır. Dürtüsellik, duygu düzenleme güçlükleri, davranım problemleri, madde kullanımı ve olumsuz çevresel koşullar aynı kişide bir araya geldiğinde risk artabilir. Buna karşılık erken tanı, uygun tedavi, destekleyici aile ve okul ortamı, sağlıklı sosyal ilişkiler ve psikososyal müdahaleler bu risklerin azaltılmasında önemli rol oynayabilir. Bu nedenle suç psikolojisi açısından belki de sorulması gereken soru: “DEHB’li biri neden suç işler?” değil; “Hangi bireysel ve çevresel koşullar, DEHB belirtilerine sahip bir kişide suç davranışı riskini artırıyor?” olmalıdır. Çünkü psikoloji bir insanı yalnızca işlediği suç üzerinden değil, o davranışa giden yolu oluşturan bütün faktörler üzerinden anlamaya çalışır.

Kaynakça

  • Capuzzi, E., Capellazzi, M., Caldiroli, A., Cova, F., Auxilia, A. M., Rubelli, P., Tagliabue, I., Zanvit, F. G., Peschi, G., Buoli, M., & Clerici, M. (2022). Screening for ADHD symptoms among criminal offenders: Exploring the association with clinical features. Healthcare, 10(2), 180. https://doi.org/10.3390/healthcare10020180
  • Machado, A., Rafaela, D., Silva, T., Veigas, T., & Cerejeira, J. (2020). ADHD among offenders: Prevalence and relationship with psychopathic traits. Journal of Attention Disorders, 24(14), 2021–2029. https://doi.org/10.1177/1087054717744880
  • Modesti, M. N., Gubbini, S., De Rossi, P., Manzi, A., Nicolò, G., Adriani, B., Pallottino, S., Parmigiani, G., Del Casale, A., Guariglia, C., & Ferracuti, S. (2025). ADHD in adults and criminal behavior: The role of psychiatric comorbidities and clinical and sociodemographic factors in a clinical sample. International Journal of Law and Psychiatry, 101, 102088. https://doi.org/10.1016/j.ijlp.2025.102088
Damla Ayçin Sınar
Damla Ayçin Sınar
Damla Ayçin Sınar, Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden yüksek onur derecesiyle mezun olmuştur ve şimdi yüksek lisans eğitimine Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nde devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince çeşitli kliniklerde asistan psikolog olarak görev almış ve araştırma laboratuvarında çalışmıştır. Psikoloji alanındaki eğitimini, Make-A-Wish, TOG ve TEGV gibi sivil toplum kuruluşlarında çocuklarla yürüttüğü gönüllü çalışmalar ve saha deneyimleriyle pekiştirmiştir. Yeditepe Üniversitesi Çamlık dergisinde yazarlık; Y’OL Psikoloji’de yayın koordinatörlüğü, editörlük ve yazarlık; Typelish platformunda ise içerik üreticiliği yapmıştır. Dijital mecralarda psikoloji üzerine düzenli yazılar kaleme alan Sınar, yayıncılık serüvenine şimdi Psikoloji Times Türkiye ile devam etmektedir. Yazılarında suç psikolojisi, aşk ve ilişkiler, travma ve bilinçaltı gibi temaları ele alacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar