Pazartesi, Eylül 28, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Annemin Uyurgezer Geceleri

Psikanalitik pratiğin ve kuramın en çetrefilli alanlarından biri, bilişsel farkındalık ile ruhsal dönüşüm arasındaki o derin yarıktır. Bir danışanın ya da bireyin kendi hikâyesini entelektüel düzeyde kusursuzca analiz edebilmesi, ne yazık ki o hikâyenin yarattığı ruhsal örüntüleri özgürleştirmeye yetmez. Ayfer Tunç’un Annemin Uyurgezer Geceleri romanı, tam da bu çelişkinin, yani yüksek entelektüel seviye ve farkındalığın atasal travma karşısındaki çaresizliğinin sarsıcı bir sahnesini sunar. Romandaki kadınlar silsilesinde özellikle son halkanın —akademik ve entelektüel donanıma sahip günümüz kadınının— varoluşu, bilginin bir özgürleşme aracından ziyade, işlenemeyen travmayı maskeleyen bir “entelektüelleştirme” savunmasına dönüşebileceğini gösterir.

Nesne İlişkileri Kuramı açısından bakıldığında, erken dönemde içselleştirilen kendilik ve nesne tasarımları, bireyin dünyayla ve ötekiyle kuracağı bağın görünmez şablonunu oluşturur. Birinci ve ikinci kuşaktaki kadınların (Esme ve Şehbal) bedenine, yoksulluğuna ve toplumsal konumuna kazınan açık eril şiddet, tecavüz ve nesneleşme; sonraki kuşaklarda biçim değiştirerek varlığını sürdürür. Şehbal’in bu nesneleşme dehşetine yanıtı aşırı şıklık, kuralcılık ve narsistik bir “Sahte Kendilik” (False Self) inşa etmek olurken; torun Şehnaz’da bu zırh, “entelektüel sermaye” olarak karşımıza çıkar. Akademide kendine yer edinen, dünyayı ve toplumu çözümleme yetisine sahip olan Şehnaz, dışarıdan bakıldığında atasal zinciri kırmış, özerkliğini kazanmış özne gibidir. Ancak kurduğu romantik ilişkide —kendisini sürekli ezen, ikincilleştiren ve bağımlı kılan evli bir erkeğin yanında olmayı kabul edişinde— kökteki o işgal edilmiş nesne ilişkisi aynen tekrarlanır.

Şehnaz bilerek teslim olmuştur. Entelektüel seviye, atasal hafızadaki teslimiyeti ve “eril gücün gölgesinde saklanan kadın” rolünü silmeye yetmez; sadece bu ezilmeyi daha rafine bir dille rasyonelleştirmeye yarar. Bilişsel düzeydeki farkındalık, ego savunması olarak işlev gören “entelektüelleştirme” mekanizmasına hizmet ettiğinde, kişi travmasını analitik olarak mükemmelen tarif edebilir fakat onunla duygusal bir temasa geçemez. Şehnaz’ın durumu, Nesne İlişkileri’nin işaret ettiği üzere, “düşünsel olarak kavramak” ile “içselleşmiş kötü nesneden özgürleşmek” arasındaki o radikal farkı ortaya koyar. Biliçaltındaki yansıtmalı özdeşim, entelektüel unvanları ve akademik başarıyı baypas ederek kişinin atasal hafızasında kayıtlı olan ilişki kalıbına çekilmesine neden olur.

Diğer taraftan, annenin (Ayhan) gündüzleri saygın bir hanımefendi ve öğretmen olarak sürdürdüğü bilincin kontrolünü, geceleri “uyurgezerlik” ile kaybetmesi; söze dökülemeyen ve entelektüel düzeyde bastırılan travmanın bedensel sızıntısıdır. Ne annenin bilinci ve hanımefendiliği, ne de kızının yüksek farkındalığı ve akademik başarısı, atasal mahzende (kripta) saklanan o ilk çığlığı susturabilir.

Sonuç olarak Annemin Uyurgezer Geceleri, farkındalığın ve entelektüel gelişmişliğin tek başına bir “şifa” olmadığını; aksine bazen travmanın etrafına örülmüş en sofistike zırh olabileceğini hatırlatır. Psikanalitik süreç gösterir ki, özgürleşme fikri zihinsel bir kavrayışla değil, tam aksine zihinsel analizleri bırakıp bedende tutulan duygusal hafızaya inebilmekle başlar. Bireyin yapması gereken, kendisine ait olmayan bu atasal yükün yasını tutmak ve kökteki kadınların çaresizliği ile kendi yetişkinlik seçimleri arasına klinik bir mesafe koyabilmektir. İçerideki işgal edilmiş parçayı dönüştürmek; dışarıdaki narsist nesneyi değiştirmeye çalışmaktan vazgeçip, o nesnenin yarattığı bağımlılığın arkasındaki terk edilme ve yok olma korkusuyla yüzleşmeyi gerektirir.

Diğer türlü entelektüel birikimimiz, bilinçdışı seçimimizin şık bir kılıfı olmaktan öteye geçemez.

Melike Disicuruk
Melike Disicuruk
Lisans ve uzmanlığını tamamlayan Disicuruk, farklı ekollerle donanımlı olsa da, klinik pratiğini yetişkinlerle psikanalitik çerçevede şekillendirir. Film ve karakter analizleri üreterek kuramsal psikolojiyi kültürel içeriklerle harmanlar. Yazılarında bilinçdışı süreçler, içsel çatışmalar ve yakın ilişkileri gündelik yaşamla ilişkilendirir; okura düşünsel derinlik ve içgörü sunmayı amaçlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar