Sonbahar denildiğinde çoğu insanın aklına ilk gelen kelime hüzün olur. Kısalan günler, sararan yapraklar, yağmurla birlikte gelen içe kapanma hâli… Oysa bu mevsim herkes için aynı duyguyu çağırmaz. Bazı insanlar için sonbahar, kararma değil; hafif bir içsel kıpırtıdır. Havaların serinlemesiyle birlikte zihnin açılması, doğanın sadeleşmesiyle ruhun ferahlaması gibidir.
Bu fark çoğu zaman yanlış anlaşılır. Sonbahardan keyif alan insanlar “melankolik” olmakla ya da hayattan kopmakla etiketlenebilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu keyif alma hâli çoğu zaman bir çöküş değil; yeniden düzenlenme işaretidir.
Sonbahar neden bazılarına iyi gelir?
İnsanların duyusal ve duygusal ihtiyaçları birbirinden farklıdır. Kimisi sıcak, parlak ve hareketli ortamlarda canlanırken; kimisi daha serin, daha sakin ve daha az uyarana ihtiyaç duyar. Sonbahar, ikinci gruptaki insanlar için doğal bir uyum alanı yaratır.
Havaların serinlemesiyle birlikte beden rahatlar, uyku derinleşir, zihinsel gürültü azalır. Yazın bunaltıcı temposundan çıkan bazı insanlar için bu değişim bir rahatlama hissi yaratır. Bu rahatlama, “iyi hissetme” olarak deneyimlenebilir (Aron, 2017). Bu nedenle sonbahar herkesi yavaşlatmaz. Bazı insanları toparlar.
Sararan yapraklar neden herkese aynı şeyi hissettirmez
Sararan yapraklar çoğu kişi için kaybı temsil eder. Ancak bazıları için bu görüntü bir eksilme değil, sadeleşmedir. Doğanın fazlalıkları bırakması, her şeyi yeşil tutmak için direnmemesi… Bu hâl, kontrolü gevşetebilen insanlar için rahatlatıcıdır.
Psikolojik olarak bu durum kabullenme becerisiyle ilişkilidir. Hayatın her döneminin aynı enerjiyi taşımadığını kabul edebilmek, ruhsal esnekliğin bir göstergesidir (Hayes ve ark., 2006). Sonbahardan keyif alan insanlar çoğu zaman bu esnekliğe sahiptir. Her şeyi canlı, parlak ve üretken tutmak zorunda olmadıklarını bilirler. Bu, umutsuzluk değil; gerçekçiliktir.
Yağmurdan hoşlanmak ne anlatır?
Yağmurun sesi ve görüntüsü bazı insanlar için sakinleştiricidir. Bunun nedeni, yağmurun çevresel uyaranları azaltması ve dikkati içe yöneltmesidir. Gürültü bastırılır, tempo düşer, dış dünya bir süreliğine arka plana çekilir. Bu durum sinir sistemi üzerinde düzenleyici bir etki yaratabilir (Ulrich ve ark., 1991).
Yağmurdan hoşlanan kişiler genellikle yalnız kalabilme kapasitesine sahiptir. Yalnızlığı tehdit değil, alan olarak görürler. Bu da kişinin kendi duygularıyla temas edebilmesini kolaylaştırır.
Sonbahar melankolisi her zaman bir sorun mudur?
Melankoli kelimesi çoğu zaman depresyonla karıştırılır. Oysa melankoli, her zaman çökkünlük değildir. Bazen yalnızca duygusal hassasiyetin artmasıdır. Kişi daha seçici olur, daha az ama daha anlamlı temas kurmak ister.
Eğer bu hâl geçici, dalgalı ve kişinin işlevselliğini tamamen bozmuyorsa; çoğu zaman patolojik değildir (American Psychiatric Association, 2013). Aksine, ruhun kendini dinleme biçimlerinden biri olabilir.
Sonbaharda yaşanan bu içe yönelme, bazen bir durgunluk değil; ince bir canlılık taşır. Daha az gürültüyle daha çok hissetme hâlidir bu.
Herkes neden sonbaharı sevmek zorunda değil?
Çünkü herkes hayatla aynı ritimde ilişki kurmaz. Kimisi yazın açılır, kimisi kışın sakinleşir, kimisi sonbaharda kendini bulur. Bu fark, kişilik özellikleri, yaşam deneyimleri ve duyusal ihtiyaçlarla ilişkilidir.
Sonbaharı sevmek bir üstünlük değildir; sevmemek de bir eksiklik değildir. Önemli olan, kişinin kendi ritmini tanıyabilmesidir.
Yavaşlamak neden bazen iyi hissettirir
Modern dünyada hız, başarıyla eş tutulur. Bu nedenle yavaşlamak çoğu insanda suçluluk yaratır. Oysa psikolojik açıdan yavaşlamak, sistemin kendini toparlama biçimidir. Sürekli hızlanmak, uzun vadede tükenmişliği artırır (Maslach & Leiter, 2016).
Sonbaharın sunduğu yavaşlama, bazı insanlar için bir durak değil; yeniden ayarlanma anıdır. Sonbahar herkes için hüzün içermez. Bazıları için bu mevsim, içsel bir kıpırtı yaratır. Serin havayla birlikte zihnin açılması, doğanın sadeleşmesiyle ruhun hafiflemesi…
Yağmurdan hoşlanmak, sararan yaprakları sevmek, erken kararan havalarda huzur bulmak; hayattan vazgeçmek değil, hayatı başka bir yerden tutabilmektir.
Doğa yavaşladığında herkes durmaz. Bazıları o anda kendine gelir.
Kaynakça
- Kaynakça
- 1. American Psychiatric Association. (2013). DSM-5: Diagnostic and statistical manual of mental disorders. Washington, DC.
- 2. Aron, E. N. (2017). The highly sensitive person. New York: Harmony.
- 3. Ulrich, R. S., Simons, R. F., Losito, B. D., Fiorito, E., Miles, M. A., & Zelson, M. (1991). Stress recovery during exposure to natural environments. Journal of Environmental Psychology, 11(3), 201–230.
- 4. Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2006). Acceptance and commitment therapy. New York: Guilford Press.
- 5. Maslach, C., & Leiter, M. P. (2016). Burnout. New York: Wiley.
- 6. Geçtan, E. (2019). İnsan olmak. İstanbul: Metis Yayınları.
- 7. Sayar, K. (2017). Kalbin direnişi. İstanbul: Timaş Yayınları.


