Perşembe, Ekim 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bir Psikolog Olarak Kendi Terapi Sürecinden Geçmek

Mesleğinde yeni bir psikolog olarak kendi terapi sürecimden geçmekteyim. Okulda öğrenim görürken her terapistin kendi terapi sürecinden geçmesi gerektiğini düşünürdüm çünkü insanı gerçekten anlamanın bir yolu da bizzat o koltuğa, terapistin karşısına oturmaktan geçiyor. Bu deneyim tesadüfi değil: güncel araştırmalar, psikoterapistlerin büyük çoğunluğunun mesleki yaşamlarının bir noktasında kendi terapilerini aldığını gösteriyor. ABD’de Psikoterapinin Geliştirilmesi Derneği üyesi 475 psikologla yapılan yakın tarihli bir çalışmada, katılımcıların %82’sinin hayatlarının en az bir döneminde kişisel terapi deneyimi yaşadığı bulunmuştur (Norcross, Rocha ve Chrysler, 2023).

Terapinin mesleki pratiğe yansıması

Norveç’te yürütülen ve deneyimli, mesleki olarak başarılı terapistlerin kişisel terapi deneyimlerini uzun soluklu bir araştırma programıyla inceleyen bir çalışmada, katılımcıların kişisel terapilerini ilişki odaklı bir uygulama biçimine giden bir yol olarak deneyimledikleri ortaya konmuştur (Råbu, McLeod ve Moltu, 2024). Aynı araştırma grubunun bulguları, terapistlerin zaman zaman olumsuz ya da zorlu kişisel terapi deneyimlerinin bile kendi mesleki pratiklerinde yapıcı bir potansiyele dönüşebildiğini göstermiştir. Bu bulgu önemlidir; çünkü terapi sürecinin kusursuz olması gerekmediğini, zorlandığımız anların bile mesleki gelişimimize katkı sunabileceğini ortaya koyuyor. Bunun yanında danışanın nasıl bir süreçten geçtiğini de anlayabiliyorum. Bu hissi anlatmak gerekirse çoğunlukla mideniz bulanıyormuş, hayat daralıyormuş, düşünecek çok bir şey yokmuş gibi hissediyorsunuz. Bu sancılı his kafanızın üstündeki bir yağmur bulutu sanki evet bir zararı yok ama sürekli ıslaksınız, neye dokunsanız ıslak, yüzünüz elleriniz nemli ve soğuk, nereye baksanız buğulu; aklınızın netleştiği birkaç zaman var sadece ama bulut hala orada beklemekte.

Peki bu hissi deneyimlemek bir psikoloğa ne kazandırabilir?

Alan yazınında sıkça karşımıza çıkan yaralı şifacı kavramı, bir terapistin kendi duygusal yaralarının, doğru işlendiğinde empati kapasitesini ve terapötik ilişkiyi güçlendirebileceğini öne sürer. Cvetovac ve Adame’nin (2017) çalışması, terapistlerin kişisel kırılganlıklarının farkında olmasının empatiyi ve terapötik bağlanmayı artırabileceğini, ancak aynı kırılganlığın aşırı özdeşleşmeye ve empatik yıpranmaya da yol açabileceğini vurgulamaktadır. 2025 yılında yayımlanan yeni bir çalışma, bu tartışmayı daha da derinleştiriyor. Veler-Poleg ve arkadaşlarının araştırması, terapistlerin yaşam öykülerinin — özellikle duygusal yaralanma ve iyileşme deneyimlerinin — mesleki kimliklerini şekillendirmede kritik bir rol oynadığını göstermektedir (Veler-Poleg ve ark., 2025). Araştırmacılar, terapistlerin kendi yaralarını işleme biçimlerinin, danışanlarıyla kurdukları düzeltici duygusal deneyimleri doğrudan etkilediğini bulmuşlardır. Bu da işlenmemiş bir yaranın değil, yara ile kurulan bilinçli ilişkinin belirleyici olduğunu bir kez daha teyit etmiş oluyor. Öte yandan Farber’in (2017) derlediği kapsamlı eserde de vurgulandığı gibi, yaralı şifacı olmak bir kusur değil, insan olmanın doğal bir sonucudur; önemli olan bu yaralılığın travma sonrası büyümeye ve mesleki derinliğe dönüştürülebilmesidir. Ben size bu durumun oldukça enerjinizi yediğini ve insanı sürekli körüklenen bir duygu havuzunun içine attığını söylemeliyim. Baş edebilmek için kendi duygularımın gelip geçmesine izin veriyor, onları kabullenmeye çalışıyorum. Şu an ne hissediyorum, ne yaşıyorum diye kendime defalarca soruyorum. ”Sinem, şu an bedeninde ne hissediyorsun?” gibi ve cevap genelde bütünlüklü bir bunaltı oluyor.

Sonuç ve Öneriler

Bir psikolog olarak kendi terapi sürecimden geçmek, bana mesleğimi dışarıdan değil içeriden tanıma fırsatı verdi. Bu deneyim beni kusursuz, yarasız bir uzman imgesinden uzaklaştırıp, kırılgan olmakla yetkin olmanın çelişki olmadığını gösterdi. Güncel araştırmaların da işaret ettiği gibi, terapistin kendi yaralarını tanıması ve onlarla bilinçli bir ilişki kurması, hem kişisel hem mesleki gelişimin merkezinde yer alabilir (Veler-Poleg ve ark., 2025). Kişisel terapiyi bir eksiklik değil, mesleki gelişimin doğal bir parçası olarak görün. Güncel veriler, meslektaşların büyük çoğunluğunun zaten bu yoldan geçtiğini gösteriyor (Norcross ve ark., 2023). Terapi sürecinde yaşadığınız zorlukları da bir kayıp değil, potansiyel bir kaynak olarak değerlendirin. Olumsuz ya da zorlu deneyimler bile mesleki pratiğe yapıcı biçimde yansıyabilir (Råbu ve ark., 2024). Yaralarınızı danışma odasına taşımayın, ama onlardan da kaçmayın. İşlenmemiş yaralar aşırı özdeşleşmeye, işlenmiş yaralar ise derin empatiye dönüşebilir (Cvetovac ve Adame, 2017). Süpervizyon ve kişisel terapiyi birbirinin yerine değil, birbirini tamamlayan süreçler olarak kullanın. Kurumların ve eğitim programlarının, psikologların terapi almasını teşvik eden, damgalamayan bir kültür oluşturmasını destekleyin. Bu şekilde kendimizi ve başkalarını anlamak için çok daha uygun bir zeminde oluruz. Terapi vermeye hazır değilim çünkü bu duyguyla baş etmeyi öğrenemeden danışanıma iyi gelebileceğimi düşünmüyorum. Korkuyorum, bu duyguyla yalnızım ama ben cesur olmayı seçiyorum; bunu yapmazsam kendi kimliğimi oturtamam. Sizlere de önerim, bu kapının ağzında bir aslan var; bazen uysal, bazen saldırgan ama o aslan sizin. Onu tanıyın, ona kapı açın, en azından deneyin çünkü bu terapist koltuğunun karşısı yani yabancı değil.

Kaynakça

  • Cvetovac, M. E., & Adame, A. L. (2017). The wounded therapist: Understanding the relationship between personal suffering and clinical practice. The Humanistic Psychologist, 45(4), 348–366. https://doi.org/10.1037/hum0000071
  • Farber, S. K. (Ed.). (2017). Celebrating the wounded healer psychotherapist: Pain, post-traumatic growth, and self-disclosure. Routledge.
  • Norcross, J. C., Rocha, M. N., & Chrysler, A. A. (2023). Psychologists conducting psychotherapy in 2022: Contemporary practices and historical patterns of the Society for the Advancement of Psychotherapy. Psychotherapy, 60(4), 587–592. https://doi.org/10.1037/pst0000493
  • Råbu, M., McLeod, J., & Moltu, C. (2024). Psychotherapist personal therapy as a pathway towards relationally oriented practice. Counselling and Psychotherapy Research. Advance online publication. https://doi.org/10.1002/capr.12844
  • Veler-Poleg, N., Wiseman, H., Iwakabe, S., & Zilcha-Mano, S. (2025). The wounded healer: Exploring the role of therapists' emotional woundedness in facilitating patients' corrective emotional experiences. Counselling Psychology Quarterly. Advance online publication. https://doi.org/10.1080/09515070.2025.2580276
Şemsi Sinem Korkut
Şemsi Sinem Korkut
Şemsi Sinem Korkut şu anda Hasan Kalyoncu Üniversitesinde İdari İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji bölümünden mezun olmuştur. Okuma sürecince alet çantasına yeni malzemeler eklemeyi seven Sinem hem yapay zeka alanında hem de psikolojinin diğerlerine nazaran daha az bilinen alanlarında araştırma yapmayı sürdürüyor. İdea psikolojide bütünsel psikoloji, çocuk psikolojisi, BDT, varoluşsal terapi ekolleri ile ilgili giriş seviyesinde eğitim almıştır. Sinem Gaziantep’te yaşamını sürdürmekte olup kendini geliştirmek ve diğer insanların öğrendiklerini aktarmak ve nasıl yararlanabileceklerini öğretmek için araştırmacı bir kişilik, akademisyen olma serüvenini sürdürüyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar