Psikolog BulŞehrinde bir uzman
Salı, Ekim 27, 2026

İnsan Kendine Kaç Yaşında Kavuşur?

5 dk.okuma süresi
İnsan Kendine Kaç Yaşında Kavuşur?

İnsan Kendine Kaç Yaşında Kavuşur?

İnsanlar, yaş almaktan ziyade yıllar boyunca kendisine hiç uğrayamamış olmanın yükünü taşıyabilirler. Her yıl olduğu gibi o hevesle beklenen gün gelir; doğum günü. Takvimde bir yaprak daha koparılır, insanlar iyi dileklerini bırakır avcumuza. Sanki zaman, saçlarımızda hissettiğimiz bir sonbahar rüzgarı gibi esip geçtiğini haber verir.

Günün telaşı çekildiğinde, kutlamaların sesi gelmemeye başladığında, insan kendisiyle baş başa kalır. Belki aynaya bakıp geçen yılı düşünür. Bir zamanlar kurduğu hayallerle bugünkü hayatını karşılıklı oturtur. Aralarında olmasını istediği mesafe sandığından daha fazladır.

Bazen insanların korktuğu şey, hayatının sonuna bir yıl daha yaklaşmış olmak değildir. Hayatın ilerlediğini, kendisinin ise hâlâ aynı restoranda en arkadaki masada oturduğunu fark etmektir. Artık restorandan çıkıp bir türlü gelmeyen o günü kovalaması, her şeyin yoluna gireceği o zamanı yaratması gerekmektedir.

Günler geçiyor, mevsimler değişiyor. Bir zamanlar çok istediğimiz şeyler, beklemekten bitap düşmüş sessizleşiyor içimizde. Biz hâlâ yetişmeye çalışırken hayat, çoktan kapıya ulaşmış çıkmak için hazırlanıyor üstelik bizi beklemiyor.

Doğum günümüzde, kendimize bir soru soruyoruz: Bunca zaman nefes alıyordum, hayattaydım da ben ne zaman yaşayacağım?

Çeşitli sebeplerden insan kendi sesini biraz alçaltıyor, kendisi hariç her şeye zamanını veriyor. Üstelik bunu farkında olmadan bazen mecbur kaldığı, bazen korktuğu, bazen de başka türlü yaşamanın mümkün olduğunu henüz bilmediği için yapıyor. Bir süre sonra bütün bunlar hayatın ta kendisi gibi görünmeye başlıyor. Belki de hayatta kalmakla yaşamak arasındaki ayrım tam olarak burada fark edilmeye başlıyor. Hayatta kalmak için yalnızca dayanman gerekir ama yaşamak için dayanmanın ötesinde bir şeylerin olduğunu anlamamız gerekebilir. Bunlara rağmen hayatta kalmak, yaşanmamış bir hayatın göstergesi değildir. Bazı dönemlerde insanın önceliği hayal kurmak değil, ayakta kalabilmektir. Kendisine uzak düşmesi bile o günlerin içinde elinden geleni yapma biçimidir. Kendimize karşı biraz daha şefkat duymayı da burada öğrenmeyi denemeliyiz.

Geçmişte ‘başaramadığımız’ her şey için kendimizi suçlu görmek yerine, o günlerde hangi zorluklarla mücadele ettiğimizi hatırlamalıyız. Bugün görebildiğimiz şeyleri dün neden göremediğimizi sormadan önce, dünün bizinin bugünkü kadarını bilmediğini kabul etmeliyiz.

Çünkü insan, geçmişteki kendisinden bugünkü aklıyla yaşamasını beklediğinde, kendisine hiç bitmeyen bir sorguda bulunuyor.

Ve bazı insanlar yıllarını, o kendilerini sorguladıkları mahkemede bir ömür geçiriyor.

Doğum günlerinin ağırlaşmasının bir diğer sebebi de bu durum olabiliyor. Yaşımız yalnızca geçen zamanı göstermiyor. O zamana ne anlam verdiğimizi de sorgulatıyor: Neleri başarmalıydım? Neden hâlâ aynı şeyleri düşünüyorum? Neden bazı şeyleri geride bırakamadım?

Sanki hayat herkese aynı şartları ve aynı hikayeyi hazırlamış gibi kendimizi eleştiriyoruz. Başkalarının başlangıçlarını kendi yetersizliğimizin kanıtı sayıyoruz. Sonra, bize ait olan hayatı bile başkalarının ölçüleriyle tartıyoruz.

Bazen geç kaldığımızı düşündüğümüz şey, aslında bize hiç ait olmayan bir beklentidir. Bazen de gerçekten istediğimiz bir hayat vardır ama ona ulaşmak için kendimize vermemiz gereken zamanı ve sabrı, kendimizden esirgiyoruzdur.

İnsan bazen geçmişini düşündüğünde, kendisini bugüne getiren başarılı kararları değil, veremediği kararları hatırlıyor. Söyleyemediği sözleri, cesaret edemediği başlangıçları, biraz daha bekleseydi belki farklı olabilecek fakat hiç sonuçlanmayan ihtimalleri düşünüyor. Oysa geçmiş, yalnızca yapıp ettiklerimizden oluşmuyor; vazgeçtiğimiz ihtimallerin heyecanı da orada bir yer tutuyor. İnsan, yaşanmamış ihtimallerin nasıl sonlanacağını hiçbir zaman bilemeyecek. Belki de bu yüzden bazı pişmanlıklar, gerçekte neyi kaybettiğimizi bilmediğimiz hâlde içimizde büyük yer kaplıyor. Bir zamanlar seçmediğimiz yolları düşünürken bugün yürüdüğümüz yolu göremiyoruz. Oysa geçmişteki kendimize verebileceğimiz tek tavsiye, bugünkü davranışımızın sonucudur.

Her güne başka bir anlam vermek zorunda değiliz. Her yıldan büyük bir verim almamız da gerekmiyor. Bazı günler yalnızca geçer. Bazı yıllar istediğimiz gibi olmaz. Hayat her zaman doğrusal bir ivmede yaşanmaz.

Belki de kendimize kavuşmak, tamamlanmış bir hâle gelmek yerine kendimizde düzeltilmesi gereken bir şey aramadan da kendimizle kalabilmektir.

İnsan, her ne kadar zor da olsa, belki de geçen yılların hesabını tutmamayı denemelidir. Neleri yapamadığını, nerelerde geç kaldığını, hangi ihtimallerin geride kaldığını hiç düşünmeyecek değiliz. İnsan, ihtimallerin yasını bazen tutmak zorunda kalıyor. Bazı yolların artık aynı yere çıkmadığını kabul etmek gerekiyor fakat kaybettiğimizi düşündüğümüz zamanı daha hızlı yaşayarak geri kazanmak mümkün değil. Ertelenen bütün mutlulukları bir sonraki yıla sığdırmak yük oluşturabilir. Kendimize yetişmek için koşarsak, bu kez de ulaşılan yerde bizi bekleyen bir benliğimizi bulamayabiliriz.

Hayata yetişmek için çabalamak yerine, belki de hayatın içinde bulunmayı öğrenmeliyiz. Hareket etmemizin amacı sonuca ulaşmak değil de süreçten keyif almak olmalı.

Belki de yeni bir yaşa girerken kendimize verebileceğimiz en gerçek söz; kendimizi kaybettiğimizi fark ettiğimizde, kendimize dönmeyi ertelemeyeceğimiz olmalıdır.

Belki bazı yaşlar bize büyüdüğümüzü değil, kendimizi ne kadar zamandır beklettiğimizi gösteriyor. Ben artık hayata geç kalıp kalmadığımı düşünmek yerine hayatın içindeyken, yaşamaya çalışıyorken, kendime ne zaman kavuşacağımı merak ediyorum.

Şefika Yıldız Şefika Yıldız
Ben Şefika Yıldız. KTO Karatay Üniversitesi 4.sınıf Psikoloji öğrencisiyim. Alandaki deneyimlerimi geliştirmek ve gözlem yeteneklerimi artırmak amaçlı staj yapıyorum. Oyun terapisi eğitimimi alarak çocuklarla ilgilenmek konusundaki hedefimi gerçekleştirmek adına ilk adımı attım.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!