Perşembe, Eylül 3, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Toksik Pozitiflik: Sosyal Medyanın Sahte İyimserliği

Toksik Pozitiflik: Sosyal Medyanın Sahte İyimserliği

Gelişen teknolojiyle birlikte sosyal medya hayatımızın hemen hemen her alanında kendini göstermektedir. Özellikle de “influencerlık” yani sosyal medyada dijital içerik üreticiliğinin bir meslek olarak yapılmaya başlanmasından beri sosyal medyadaki içerik alanları da genişledi ve tabii ki de psikolojiyi de içine aldı. Zaman zaman bazı terimlerin bu platformlarda popüler olduğunu hepimiz görmüşüzdür. Örneğin psikolojiye ilginiz olmasa bile “Mindfulness” yani “bilinçli farkındalık” gibi terimlere sosyal medyada en az bir kez rastlamışsınızdır. Bu terimler çoğu zaman çok hızlı bir şekilde insanlar arasında popüler olur ancak bu tarz platformlarda genellikle doğru bir şekilde aktarılmazlar, sadece yüzeysel olarak ele alınırlar. Sosyal medyaya girdiğimizde uzmanlığı olmasa bile bazı kişilerin popüler terimleri kullanarak psikolojiyle ilgili bilgiler sunduğunu hatta insanlara tavsiyeler verdiklerini bile görebiliriz. Bu duruma örnek olarak günümüzdeki sosyal medyaya yerleşmiş olan “pozitiflik” algısının aslında göründüğü kadar masum ve iyi niyetli olmadığını “toksik pozitiflik” kavramı üzerinden ele alarak inceleyelim.

Nedir Bu Toksik Pozitiflik?

Toksik pozitiflik, en basit tanımıyla yaşam içerisinde karşılaşılan olumsuz duyguları bastırarak görmezden gelmeyi ve sadece olumlu duygulara odaklanmayı savunan bir yaklaşımdır (Upadhyay vd., 2022). Günlük hayatta karşılaşılan negatif durumları çözmek yerine onları reddetmeyi savunan bu yaklaşıma göre sağlıklı bir yaşam için sadece pozitif olaylara ve duygulara yer verilmelidir. Gerçek hayattan ve gerçeklikten oldukça uzak bir yaklaşım olan toksik pozitiflik bireylerin var olan sorunlarından kaçmak için bir çeşit kendini kandırma yöntemi olarak literatürde ele alınmaktadır (Wibowo, 2020). Peki sosyal medyada bu yaklaşım karşımıza nasıl çıkıyor?

Toksik Pozitiflik ve Sosyal Medya İlişkisi: Görünmeyen Yüzü

Toksik pozitiflik kavramı yani “sadece olumlu olana odaklan ve olumsuzu reddet” yaklaşımı sosyal medyada en yaygın şekilde basit sloganlarla karşımıza çıkıyor. Örneğin “pozitif düşün, pozitif kal”, “sadece iyi hisleri kabul et” veya “olumsuzu düşünme” gibi yüzeysel ancak tamamen pozitifliğe odaklı bu söylemler ilk etapta iyi hissettirebilir ve olumsuz durumlar karşısında kısa süreliğine işe yarıyormuş gibi gelebilir. Çünkü sorundan kaçmak yani “devamlı pozitif olmak” bir sorunla yüzleşmekten veya neden böyle hissettiğimizi anlamaya çalışmaktan çok daha kolaymış ve etkiliymiş gibi gösteriliyor. İzlediğimiz videolardaki estetik rutinler, olumlamalar, iyi enerjiyi çekme ve olumsuzdan uzak durma ritüelleri bizlere 5-10 dakikalık kusursuz bir yaşam illüzyonu sunsa da ne yazık ki sosyal medyada izlediğimiz bu zehirli pozitiflik gösterildiği kadar masum ya da etkili değil.

Uzun vadede negatif duyguları bastırmak veya sorunları görmezden gelmek hem günlük hayatta çok gerçekçi değil hem de ilerleyen zamanlarda çok daha büyük yıkımlara sebep olabilir. Bastırılan duygular her ne kadar zihinden kovulmaya çalışılsa da günün sonunda yok olmaz. Aksine bir duyguyu veya düşünceyi zorla zihinden atmaya çalışmak o duygunun kontrolsüzce geri gelmesine yol açabilir. Bir düşünceyi zihinden kovmaya veya bastırmaya çalışmak kendi zihninizle kavga etmeye benzer ve bu durum tabii ki de negatif olanı yok etmez, aksine daha da güçlendirir. Ayrıca bastırma mekanizması için zihin bilinçdışı olarak aktif bir çaba sarf eder ve bu durum kişinin sürekli tetikte hissetmesine neden olur. Yani zihnimiz biz farkında olmadan devamlı bir şekilde savaş ya da kaç modunda olur ve sonuç olarak da sempatik sinir sistemimiz aktif olarak çalışır. Bir süre sonra bu bastırılmış duyguların oluşturduğu stresi veya kaygıyı zihin taşıyamayacak hale gelirse somatik belirtiler olarak dışa vurabilir. Yani kişinin bedeninde fiziksel belirtiler olarak kendini gösterebilir. Kas gerginliği, mide problemleri ve baş ağrıları bu belirtilere en temel örneklerdendir.
Bunların yanı sıra sosyal medyadaki toksik pozitifliğin bireylerin benlikleri üzerinde de olumsuz etkileri olduğu görülmektedir. İnsan doğası gereği kaygı ve stres yaşamaya meyilli bir zihne sahiptir. Olumsuz bir senaryo yaşansın veya yaşanmasın insan yine de hayatındaki çeşitli konularla ve sahip olduklarıyla ilgili kaygı yaşayabilir. Bazen bu kaygıyı taşıyamayabilir ve gün içinde kendisini yorgun ve verimsiz hissedebilir hatta bazen günlük rutinlerini bile aksatabilir. Eğer çok yoğun bir kaygı atağının içerisindeyse saçını taramak bile o an kişiye zor gelebilir. Bunların hepsi oldukça insani ve kabul edilebilir durumlardır. Böyle zamanlarda biraz yavaşlamak ve kaygıyı olduğu gibi kabul etmek kişinin kendisini çok daha iyi hissetmesini sağlayacaktır. Ne yazık ki sahte pozitifliğin hakim olduğu sosyal medya platformlarında bu yavaşlamaya pek yer verilmez. Sosyal medyadaki kusursuz rutinlere, her zaman üretken ve verimli olmamızı söyleyen profillere ve tabii ki de “asla pes etme” gibi sloganlara maruz kalan birey bir süre sonra kendisini diğerleriyle kıyaslamaya başlayabilir. Ekrandaki kusursuz hayatların gerçeklikten uzak mükemmelliğine kapılarak kendisini yetersiz ve eksik görebilir. Sonuç olarak da hem kaygılarıyla hem de bu yetersizlik hissiyle mücadele etmeye başlar ve durum iyice zorlaşır.

Hayat Dalgalı Bir Denizdir

Görüldüğü üzere sosyal medyanın bize güzellemesini yaptığı toksik pozitiflik aslında gösterildiği kadar masum ve uzun vadede etkili değil. Her şeyden önce bu zoraki ve devamlı pozitiflik halinin gerçek dünyayı yansıtmadığının bilincinde olmalıyız. Yaşadığımız dünyada olumlu olaylar kadar olumsuz olaylar da başımıza gelir ve biz bu olumsuzlukları önleyemeyiz. Aynı şekilde olumsuz durumlar karşısında sosyal medyanın aksine onları görmezden gelemez ve bastıramayız. Yaşadığımız hayat içerisinde başımıza gelen olumsuzluklar karşısında üzülmek, çaresiz ve tükenmiş hissetmek, sinirlenmek hatta ağlamak ve öfkelenmek oldukça insani duygu ve davranışlardır. Üzgün hissediyorsak o an üzülmek ve ağlamak, o duyguyu ve düşünceyi anlamaya çalışmak zihnimiz için bastırmaktan çok daha etkilidir. Ancak ne yazık ki toksik pozitiflik insana ait olan bu olumsuz duyguları reddederek gerçeklikten bağını koparıyor ve sadece pozitife odaklanarak bize sahte bir illüzyon oluşturuyor. Negatif duygularımızı görmezden gelmek yerine onların da bizim ve hayatımızın bir parçası olduğunu kabul etmek iyileşmenin en temel adımıdır. Hayatta önemli olan şey hiçbir zaman negatif durumlar ve duygular yaşamamak değildir; önemli olan bu negatif durumların da olabileceğini kabul etmek ve başımıza geldiğinde onları çözebilmek, duygularımızı yönetebilme becerisini geliştirebilmektir. Bunun için bazen yavaşlamamız ve rutinlerimizi aksatmamız gerekebilir. Bu bizim zayıf veya yetersiz olduğumuzu değil insan olduğumuzu gösterir çünkü hayat dingin değil dalgalı bir denizdir.

Kaynakça

  • Upadhyay, I. S., Srivatsa, K. A., & Mamidi, R. (2022). Towards toxic positivity detection. In Proceedings of the Tenth International Workshop on Natural Language Processing for Social Media (pp. 65–74). Association for Computational Linguistics. https://doi.org/10.18653/v1/2022.socialnlp-1.7
  • Wibowo, R. S. (2020). The answers are not always optimism: Overcoming toxic positivity during COVID-19 outbreak [Unpublished essay]. ResearchGate. https://www.researchgate.net/publication/349824345
Fatmanur Uğuz
Fatmanur Uğuz
Fatmanur Uğuz, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Psikoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Klinik psikoloji ve endüstri ve örgüt psikolojisi alanlarında çeşitli kurumlarda staj ve akademik çalışma deneyimleri edinmiştir. Sanat terapisi, akran zorbalığı ve psikoeğitim temalı eğitim programlarına katılmıştır. Yazılarında ağırlıklı olarak klinik psikoloji ve endüstri ve örgüt psikolojisi alanlarına yer vermekte; özellikle psikanalitik kuram ve uygulamalardan yararlanmaktadır. Psikoloji alanında içerik üretmeye, bilimsel bilgiyi anlaşılır bir şekilde aktarmaya ve alana katkı sağlamaya devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar