Cuma, Ekim 23, 2026

Kusuruma Bakma Artık!

5 dk.okuma süresi
Kusuruma Bakma Artık!

Başkalarında Sürekli Kusur Aramanın Psikolojisi

Bazı insanlar, başkalarının neyi yanlış yaptığını görmekte oldukça beceriklidir. İş doğru yapılanları fark etmeye gelince aynı dikkati göstermezler. Üstelik çoğu, bunu bir iyilik olarak görür. Onlara güzel bir haber verirsiniz, daha sevincinizi paylaşamadan kararınızın sakıncalarını dinlemeye başlarsınız. Bir düşüncenizi anlatırsınız, henüz sözünüz bitmeden nerede yanıldığınız açıklanır. Bazen yalnızca başınızdan geçen bir olayı paylaşmak istersiniz; konuşmanın sonunda kendinizi neden öyle davrandığınızı anlatırken bulursunuz. Üstelik bütün bunlar çoğu zaman samimiyet ve iyi niyet adına yapılır. “Herkes söylemez ama ben senin iyiliğini istiyorum” diyerek söylediklerini gerekçelendirirler. Birinin hatasını fark etmekle onda sürekli hata aramak aynı şey değildir. Eleştiri, bir davranışı ya da düşünceyi değerlendirmeyi içerir; yapıcı da olabilir, yıkıcı da. Kusur arayan kişi ise çoğu zaman karşısındakinin neyi iyi yaptığından çok nerede yanlış yaptığını görmekle ilgilenir. Bu tutum sık sık tekrarlanıyorsa, kişinin kendi kaygıları, beklentileri ve kendisiyle ilgili duyguları da bunda rol oynuyor olabilir. Her Şeyin Bir Doğrusu Varsa... Hepimizin işleri yapma biçimi, alışkanlıkları ve doğru olduğuna inandığı düşünceleri vardır. Fakat bazı insanlar kendi doğrularının başkaları için de geçerli olmasını bekler. Farklı bir karar verildiğinde ya da işler alıştıkları gibi ilerlemediğinde huzursuz olabilirler. Belirsizlikten rahatsız olan biri için başkalarının nasıl davranacağını bilmek, hatta onların davranışlarını yönlendirebilmek rahatlatıcı olabilir. Bu nedenle kusur aramak, kimi zaman çevresindeki insanları kendi beklentilerine uygun davranmaya yöneltmenin bir yolu hâline gelebilir. Bazı insanlarda kusur arama eğilimi, başkalarına yönelik katı beklentilerle de ilişkili olabilir. Psikologlar Hewitt ve Flett'in başkalarına yöneltilen mükemmeliyetçilik olarak tanımladığı özellik, kişinin çevresindeki insanlardan aşırı yüksek standartlar beklemesini ifade eder. Bu beklentiler katılaştığında, başkalarının farklı tercihleri ya da davranışları kolayca hata gibi görülebilir. Kişi kendi ölçütlerini o kadar doğru kabul eder ki başkasının farklı davranabileceğini hesaba katmakta zorlanabilir. Böylece ortada gerçek bir yanlış olmasa bile düzeltilmesi gereken bir şey bulabilir.

Başkasının Eksiğinde Ne Arıyoruz?

Kusur aramanın arkasında her zaman kontrol ihtiyacı bulunmaz. Kişinin kendisiyle ilgili düşünceleri de başkalarına yaklaşımını etkileyebilir. İnsanlar kendilerini değerlendirirken başkalarıyla karşılaştırma yaparlar. Kendi yeterliliğinden kuşku duyan biri için bu karşılaştırmalar daha da önemli hâle gelebilir. Başkasının hatasını fark etmek, ona kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. En azından o anda eksik olan kendisi değildir. Karşısındaki insanın neyi yanlış yaptığını görmek, kendi yetersizlik duygusuyla uğraşmaktan daha kolay gelebilir. Elbette her kusur arayan insanın kendine güvenmediğini söyleyemeyiz. Bazen katı beklentiler, bazen öğrenilmiş davranışlar, bazen de kişinin kendi eksiklerini kabul etmekte zorlanması etkili olabilir. Aynı davranışı gösteren iki insanın nedenleri birbirinden farklı olabilir. Başkalarının kusurlarını bulmak kişiye geçici bir rahatlık sağlıyorsa, bu rahatlığı yeniden yaşamak için aynı davranışa yönelmesi de mümkün olabilir.

Biraz da Kendi Tarafımıza Bakalım

Başkalarında kusur ararken çoğu zaman kendi beklentilerimizi hesaba katmayız. Birinin kararını yanlış bulduğumuzda, onun neden öyle düşündüğünü öğrenmek yerine nasıl davranması gerektiğini anlatmaya başlayabiliriz. Üstelik haklı olduğumuza ne kadar inanıyorsak, karşımızdakini dinlemek de o kadar gereksiz görünebilir. Oysa haklı olduğumuz zamanlar kadar yanıldığımız zamanlar da var. Bizi rahatsız eden her davranış karşımızdaki kişi için bir hata olmayabilir. Bazen yalnızca alışkın olduğumuz durumlardan farklıdır. Bazen de başkasında kolayca gördüğümüz bir eksikliğin aslında kendimizde olabileceğini kabul etmekte zorlanırız. Fransız düşünür François de La Rochefoucauld'un yüzyıllar önce kaleme aldığı bir özdeyiş, insanın bu eğilimine oldukça yerinde bir göndermede bulunuyor: “Hiç kusurumuz olmasaydı, başkalarında kusur bulmaktan bu kadar zevk almazdık.” — François de La Rochefoucauld, Özdeyişler, 31. Bu söz, başkalarının eksiklerini bulmaktan duyduğumuz memnuniyete biraz da kendimiz açısından bakmayı gerektiriyor. Bir başkasının yanlışını göstermek bize kendimizi daha yeterli, daha bilgili ya da daha haklı hissettiriyorsa, o yanlışı söylemeye neden bu kadar hevesli olduğumuzu da düşünmeye değer. Elbette insanın kusurları olması, onları hiç değiştirmemesi gerektiği anlamına gelmiyor. Bazen bir yanlışımızı fark etmemiz, kendimizle ilgili önemli bir şeyi değiştirmemizi sağlar. Fakat her farklılığın düzeltilmesi, her eksikliğin de başkaları tarafından hatırlatılması gerekmiyor. Birbirimizi yalnızca kusurlarımızdan kurtulmaya çalışırken değil, onlarla yaşamayı öğrenirken de tanıyoruz. Hem biraz kusur da lazım. Yoksa birbirimizi anlamaya çalışmak yerine, hepimizin aynı doğrulara uyduğu pek sıkıcı bir dünyada yaşardık.

Kaynakça

  • Kaynakça
  • Festinger, L. (1954). A theory of social comparison processes. Human Relations, 7(2), 117–140. https://doi.org/10.1177/001872675400700202
  • Hewitt, P. L., & Flett, G. L. (1991). Perfectionism in the self and social contexts: Conceptualization, assessment, and association with psychopathology. Journal of Personality and Social Psychology, 60(3), 456–470. https://doi.org/10.1037/0022-3514.60.3.456 La Rochefoucauld, F. de. (1665). Réflexions ou sentences et maximes morales (Özdeyiş 31).
  • Stoeber, J., Noland, A. B., Mawenu, T. W. N., Henderson, T. M., & Kent, D. N. P. (2017). Perfectionism, social disconnection, and interpersonal hostility: Not all perfectionists don't play nicely with others. Personality and Individual Differences, 119, 112–117. https://doi.org/10.1016/j.paid.2017.07.008
Manolya YÜKSEL TATLI Manolya YÜKSEL TATLI
Atılım Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunuyum. Klinik psikoloji, sağlık psikolojisi ve nöropsikoloji alanlarına ilgi duyuyor; bu alanlardaki eğitimlerime devam ediyorum. Psikolojiye sanat, felsefe ve edebiyat penceresinden bakmayı; insanın duygusal dünyasını, ilişkilerini ve anlam arayışını bu disiplinlerin kesişiminde ele alan yazılar yazmayı seviyorum.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!