Farklı Öğrenen Çocuklar: Özgül Öğrenme Güçlüğünü Anlamak ve Desteklemek
Öğrenme, yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Bazı bireylerde öğrenme kolay olurken, bazılarında daha zor gerçekleşmektedir. Bunun zekâ, genetik, çevresel faktörler, stres, yaşam koşulları, aile ve çevre gibi pek çok sebebi bulunmaktadır. Doğum sırasında oluşan komplikasyonlar ve hamilelik süresindeki stres durumu da öğrenme üzerinde etkilidir.
Biz bu yazımızda Özgül Öğrenme Güçlüğünü ele alacağız. Özgül Öğrenme Güçlüğü, yaşam boyu devam eden; ancak rehabilitasyon ile desteklendiğinde hayata uyum sağlanabilen bir durumdur. Genetik ve çevresel faktörler bu güçlük üzerinde etkilidir. Özgül Öğrenme Güçlüğüne sahip bireyler normal zekâ düzeyindedir; zekâ gerilikleri bulunmamaktadır, sadece öğrenmede zorluk yaşamaktadırlar.
Özgül Öğrenme Güçlüğü genel tabiriyle; bireyin okuma, yazma, aritmetik ve matematik gibi alanlarda zorlanmasıdır. Üç alt başlık altında incelenir:
Disleksi: Bireylerin okumada zorluk yaşaması ve okuduklarını anlamlandıramamasıdır. Diskalkuli: Matematik alanında zorluk yaşanmasıdır. Toplama, çıkarma, çarpma, bölme, hacim, örüntü ve şekilleri öğrenmede güçlüklerle kendini gösterir. Sayı saymada düzensizlik ve ritmik saymada zorluk yaşama bunlara örnek verilebilir. Disgrafi: Yazı yazmada zorluk yaşanmasıdır. Harfleri tersten yazma, eksik bırakma ve zihinde tutamama ile kendini gösterir. Bazen yazmaya defterin sağ tarafından başlama ve harfleri tanımada zorluk çekme gibi durumlar görülebilir.
Özgül öğrenme güçlüğüne sahip olan kişilerde yer-yön kavramı yoktur. Aşağı-yukarı, sağ-sol, alt-üst kavramlarını anlamada zorluk vardır. Sağ ve sol taraflarını ayırt etmekte çok zorlanırlar. Ritmik bir dans öğrenmede zorlanırlar. Özgül öğrenmeye sahip olan kişiler, benzerlik ve farklılık kavramlarını neredeyse bilemezler. Nesneleri kategorilendirme, ayırt etme, kalın-ince, büyük-küçük kavramlarını ayırt etmede zorlanırlar.
İşitsel algıda ve sözel ifadede zorluk yaşayabilirler. Kelimeleri tam çıkarmada zorluk yaşayabilirler; bu durumda bir dil ve konuşma terapistinden destek almak önemli bir yere sahiptir.
Günlük hayata uyum sağlamaları için günlük yaşam becerileri kazandırmak önemli bir yere sahiptir. Meyveleri kesip doğrama, bankada sırada bekleme, para çekme, markette alışveriş yapma, ayakkabı bağlama, diş fırçalama, yalnız başına duş alma, adres ve soyadını bilme önemli bir yere sahiptir.
Eğer siz de çocuğunuzda böyle bir durumla karşılaşıyorsanız, öncelikli olarak bir psikiyatrist ile görüşüp RAM raporu çıkarmanız gerekir. RAM raporu ile bir rehabilitasyon merkezine başvurmak gerekir. Bireyselleştirilmiş bir program ile çocukların topluma uyumu daha iyi bir hale getirilebilir.
Tedaviye geç başlanması durumunda birçok olumsuz durum meydana gelmektedir. Çocuk eğer okul çağında ise kendini arkadaşlarından geri hissedebilir ve özgüven düşüklüğü oluşabilir. Toplum içinde dışlandığını ve ikincil bir grup olarak görüldüğünü düşünebilir. Erken tanı hayat kurtarır ve birçok problemi ortadan kaldırır.
Bazı ailelerde bu durumu kabullenmek zor olabilir. "Benim çocuğumda bu olamaz, benim çocuğum böyle değil" demek ailelere göre kolay gelebilir. Ama öncelikli olarak bunun bir durum olduğu aile tarafından kabul edilmeli, aile çocuğa şefkatle yaklaşmalıdır çünkü bu durum herkesin başına gelebilir.
Çocuklar, akrabaları ve yaşıtları ile kaynaşmada ve oyun oynamada zorluk yaşayabilir; bunun sonucunda akran zorbalığına maruz kalabilirler.
Burada okul, öğretmen ve aile sürekli olarak iş birliği içinde olmalıdır ve bilgi akışı düzgün bir şekilde ilerlemelidir. Öğretmenler gözlemlerini aile ile paylaşmalı, aile de evdeki durumu okula aktarmalıdır. Bu üçlü bağ kopmadığı sürece çocuk süreçten en az zararla ve en yüksek verimle geçer.
Özgül öğrenme güçlüğünde iyi bir eğitimle çok daha iyi sonuçlar alınabilir. Bireyler ilgi alanları ve yeteneklerine göre ilerlerse kendi alanlarında çok başarılı olabilirler ve iyi yerlere gelebilirler. Çocuğa yeteneklerini keşfetmesi için alan açılmalı, her kararı çocuk adına aile vermemelidir; çocuğun keşif yapmasına izin verilmeli ve serbest alan tanınmalıdır.
Kısacası özgül öğrenme güçlüğü olan bireyler aptal veya tembel değildir; onlarda bizler gibi normal zekâya sahiptirler. Önemli olan doğru bir eğitim ve erken tanı ile duruma müdahale etmektir. Aile ve çevrenin olumlu tutumu çocuğun kendine olan güvenini yerine getirir, çocuk daha olumlu düşünceler besler. Eğitim sürecinde kullanılan olumlu dil ve olumlu pekiştireçler davranışın sıklığını ve tekrarlanma olasılığını artırır.
Unutulmamalıdır ki her birey özel ve biriciktir. Etiketleme yapmak yerine olumlu yanlarını ortaya çıkarmak, potansiyellerini güçlendirmek daha da önemlidir. Sevgi ve sabır her yolu kolaylaştırır.
Bu süreçte doğru adımları atmak, çocuğun geleceğine yapılan en büyük yatırımdır. Okul, rehberlik ve ailenin sağlıklı tutumu ile çalışıldığında hiçbir engel kalmaz. Sadece çocuklara ışığı keşfetmek için yardım etmek gerekir; onları cesaretle, direkt ve yürekten adım atmaları için desteklemek önemli bir yere sahiptir. Sevgi ve saygı ile emekle adım adım...



