Psikolog BulŞehrinde bir uzman

Okul Reddi Bir Davranıştan Daha Fazlasıdır

5 dk.okuma süresi
Okul Reddi Bir Davranıştan Daha Fazlasıdır

Okul sabahları bazı aileler için güne telaşlı bir başlangıçtan çok, duygusal açıdan zorlayıcı bir mücadeleyle başlar. Çocuğun yataktan kalkmak istememesi, karın ağrısı veya mide bulantısı yaşadığını söylemesi, ağlaması, ebeveyninden ayrılmakta güçlük çekmesi ya da okula gitmemek için çeşitli gerekçeler sunması… Ebeveynler çoğu zaman bu davranışları isteksizlik, inatlaşma veya sorumluluk almaktan kaçınma olarak değerlendirebilir. Oysa çocuğun okula gitmek istememesi, her zaman basit bir uyum problemi değildir. Bazen çocuğun sözcüklere dökemediği kaygısının, korkusunun veya karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarının davranışsal bir ifadesidir.

Okul reddi nedir?

Okul reddi, çocuğun okula gitmekte belirgin güçlük yaşaması, okula gitmemek için yoğun duygusal tepkiler göstermesi veya okulda kalmakta zorlanmasıyla kendini gösterebilir. Özellikle okul öncesi dönemden ilkokula geçişte, yeni bir ortama uyum sürecinde ya da uzun bir tatilin ardından bu tür tepkilerle karşılaşılabilir. Ancak okul reddini yalnızca gelişimsel geçişlerle açıklamak yeterli değildir.

Çocuk için okul; ailesinden ayrıldığı, yeni ilişkiler kurduğu, kurallara uyum sağladığı, akademik beklentilerle karşılaştığı ve kendi yeterliliklerini deneyimlediği bir yaşam alanıdır. Bu nedenle okul ortamında yaşanan herhangi bir güçlük, çocuğun okula yönelik tutumunu etkileyebilir.

Okula gitmek istememenin ardında ne var?

Okul reddinin altında tek bir neden bulunmaz. Ayrılma kaygısı yaşayan bir çocuk, ebeveyninden uzak kaldığında güvende hissetmekte zorlanabilir. Akran ilişkilerinde güçlük yaşayan bir çocuk, arkadaşları tarafından dışlanma veya kabul görmeme korkusuyla okula gitmek istemeyebilir. Akademik beklentilerin yüksek olduğu ortamlarda ise başarısızlık korkusu, hata yapma endişesi ve yetersizlik düşünceleri belirginleşebilir.

Bazen de çocuk için okul, kendisini sürekli değerlendirilmiş, eleştirilmiş veya başkalarıyla karşılaştırılmış hissettiği bir yer hâline gelebilir. Öğretmenle kurulan ilişkinin niteliği, sınıf içindeki deneyimler, akran zorbalığı ve öğrenme güçlükleri de bu süreci etkileyebilir.

Burada önemli olan, çocuğun davranışının ardındaki anlamı keşfetmektir. Çünkü aynı davranış, farklı çocuklarda birbirinden oldukça farklı duygusal süreçlerin göstergesi olabilir.

Çocuğun bedeni de konuşur

Okula gitmek istemeyen bazı çocuklar sabah saatlerinde karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı veya halsizlik gibi fiziksel yakınmalar yaşayabilir. Bu belirtiler özellikle okula gitme zamanı yaklaştığında yoğunlaşabilir, evde kalındığında ise hafifleyebilir.

Bu noktada çocuğun yaşadığı fiziksel belirtileri küçümsememek gerekir. Kaygı, bedensel duyumlar aracılığıyla da kendini gösterebilir. Ancak her fiziksel yakınmayı psikolojik nedenlere bağlamak da doğru değildir. Öncelikle gerekli sağlık değerlendirmesi yapılmalı, ardından çocuğun duygusal ve çevresel koşulları birlikte ele alınmalıdır.

Ebeveynin yaklaşımı neden önemli?

Çocuğun okula gitmek istemediği anlarda ebeveynin kaygılanması, öfkelenmesi veya çaresizlik hissetmesi oldukça anlaşılırdır. Ancak "Artık büyüdün, böyle davranmamalısın", "Herkes okula gidiyor, sen neden gitmiyorsun?" gibi ifadeler çocuğun anlaşılmadığını hissetmesine neden olabilir.

Bunun yerine çocuğun duygusunu tanımak ve anlamlandırmasına yardımcı olmak önemlidir. "Okula gitmek istemediğini görüyorum. Acaba seni en çok zorlayan şey ne?" gibi sorular, çocuğun kendisini ifade edebilmesi için alan açar.

Burada kabul edilmesi gereken önemli bir ayrım vardır: Çocuğun duygusunu kabul etmek, okula gitmeme davranışını koşulsuz biçimde desteklemek anlamına gelmez. Amaç, çocuğun yaşadığı güçlüğü görmezden gelmeden okula devam etmesini desteklemektir. Bunun için aile, öğretmen ve gerektiğinde okul psikolojik danışmanı arasında iş birliği kurulmalıdır.

Çocuğun ihtiyacı zorlanmak değil, anlaşılmaktır

Okul reddiyle karşılaşıldığında hızlı çözümler aramak yerine çocuğun yaşadığı süreci anlamaya odaklanmak gerekir. Çocuğun okula yeniden uyum sağlaması için ihtiyaçlarına uygun, aşamalı ve tutarlı bir destek planı oluşturulabilir. Bu süreçte çocuğun güven duygusunu güçlendirmek, baş etme becerilerini desteklemek ve okul ortamındaki olası güçlükleri ortadan kaldırmak önem taşır.

Okula gitmeme davranışı uzun süre devam ediyor, çocuğun günlük yaşamını ve sosyal işlevselliğini etkiliyor ya da yoğun kaygı belirtileriyle birlikte görülüyorsa bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır.

Unutmamak gerekir ki okul, çocuk için yalnızca akademik bilgi edindiği bir yer değildir. Aynı zamanda kendisini tanıdığı, ilişkiler kurduğu, hata yaptığı, öğrendiği ve bağımsızlaşmayı deneyimlediği bir yaşam alanıdır.

Bir çocuk okula gitmek istemediğinde ona yalnızca gitmesi gerektiğini söylemek, yaşadığı güçlüğü ortadan kaldırmayabilir. Bazen çocuğun ihtiyacı, elinden tutup onu okula götürmeden önce, neden gitmek istemediğini anlamaya çalışan bir yetişkindir.

Çünkü çocuğun okula gitmesini sağlamak kadar, okulda kendisini güvende, değerli ve ait hissetmesini sağlamak da yetişkinlerin sorumluluğudur.

Aileler Neler Yapabilir?

Aileler öncelikle çocuğun okula gitmek istemediği anlarda sakin ve tutarlı bir tutum sergilemelidir. Okul öncesinde günlük rutin oluşturmak, sabah hazırlıklarını aceleye getirmemek ve ayrılıkları kısa, güven verici vedalarla gerçekleştirmek süreci kolaylaştırabilir. Çocuğun okulla ilgili olumlu deneyimleri desteklenmeli, küçük ilerlemeleri fark edilerek takdir edilmelidir. Öğretmenle düzenli iletişim kurulmalı, yaşanan güçlükler birlikte değerlendirilmelidir. Zorlanma devam ediyorsa profesyonel destek alınmalıdır.

Bahriye Yalçın Birol Bahriye Yalçın Birol
Bahriye Yalçın Birol, psikolog, aile danışmanı ve psikodrama co-terapisti olarak çocuklar, aileler, yetişkinler ve gruplarla çalışır. Psikoloji lisans eğitimini tamamladıktan sonra, meslek hayatında oyun terapisi, kabul ve kararlılık terapisi (ACT) ve psikodrama ekollerini kullanarak bireylerin ruhsal süreçlerini keşfetmelerine rehberlik eder. Çocuk psikolojisi ve özel eğitim alanlarında uzmanlaşan Bahriye Yalçın Birol, bağımlılıkla mücadele eden bireylerle kapsamlı bir deneyime sahiptir. Psychology Times’da çocuk, aile, özel eğitim, ebeveyn-çocuk ilişkileri ve psikodrama üzerine yazılar kaleme almakta; psikolojik dayanıklılığı artırmanın ve bireysel dönüşümlerin toplumsal iyileşmeye katkı sunduğuna inandığı yolculuğuna devam etmektedir.
Psikolog Rehberi Psikolog / Aile Danışmanı · Melikgazi, Kayseri · Yüz yüze ve online

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!