Birine Yaklaşırken Kendimizden Uzaklaşmak
Birine Yaklaşırken Kendimizden Uzaklaşmak
Bazen bir ilişkide kendimizden uzaklaşmak büyük bir kararla başlamaz. Gitmek istemediğimiz bir yere gitmek, kırıldığımız bir anda “Önemli değil” demek ya da farklı düşündüğümüz hâlde konuşmayı sürdürmemek gibi küçük anların içinde gerçekleşebilir. O an için karşımızdakini üzmemek, tartışma çıkarmamak ya da birlikte geçirdiğimiz zamanı bozmamak daha önemli gelebilir.
Bir başkasını gözetmek, esneyebilmek ve zaman zaman kendi isteğimizi ertelemek ilişkilerin doğal bir parçasıdır. Ancak bunlar tekrar tekrar aynı yönde olduğunda, bir süre sonra ne istediğimizi kendimiz de duymakta zorlanabiliriz.
Belki de burada sorulması gereken soru şudur: Birine yakın olmaya çalışırken, kendimizle kurduğumuz bağa ne oluyor?
Birlikte Olabilmek İçin
İlişkilerimizde anlaşılmak, kabul görmek ve bir başkasının hayatında yerimiz olduğunu hissetmek isteriz. Bu nedenle aramızdaki bağı korumaya çalışmamız oldukça anlaşılırdır. Bazen söyleyeceğimiz bir sözün uzaklık yaratmasından, bir isteğimizin fazla bulunmasından ya da “hayır” dediğimizde karşımızdakinin kırılmasından endişe edebiliriz.
Özellikle geçmişte itirazlarımızın hoş karşılanmadığı, ihtiyaçlarımızın küçümsendiği ya da farklı düşündüğümüzde yakınlığın azaldığı deneyimlerimiz olmuşsa, kendimizi geri planda tutmak daha tanıdık bir yol hâline gelebilir. Susmak, uyum sağlamak ya da önce karşımızdakinin ne istediğini anlamaya çalışmak, bir zamanlar ilişkiyi sürdürebilmemize yardımcı olmuş olabilir.
Bu yüzden bugün ihtiyaçlarımızı ifade etmekte zorlandığımızda, kendimize hemen “Neden sınır koyamıyorum?” diye yüklenmek yerine, bunu zorlaştıran deneyimleri merak edebiliriz.
Esnemek ve Kendine Yer Bırakmak
Her isteğimizden vazgeçişimiz, kendimizden uzaklaştığımız anlamına gelmez. Bazen sevdiğimiz biri için planımızı değiştirir, onun zorlandığı bir dönemde daha fazla sorumluluk alır ya da ortak bir karar için esneriz. Bunlar gönüllü olarak yaptığımızda yakınlığın bir parçası olabilir.
Burada önemli olan, farklı bir seçim yapabilmek için de alanımızın olup olmadığıdır. İstemediğimizde bunu söyleyebiliyor muyuz? Bizim ihtiyacımız öne çıktığında ilişkide ona da yer açılabiliyor mu? Yoksa aramızdaki bağın sürmesi, çoğunlukla bizim anlayış göstermemize mi bağlı kalıyor?
Karşımızdakine alan açarken kendimize de yer kalıp kalmadığına bakmak, ilişkide nasıl bulunduğumuzu anlamamıza yardımcı olabilir.
Söylemediklerimizin Ardından
Bazen bir konuşma sırasında ne hissettiğimizi hemen anlayamayız. “Olur” dedikten sonra içimizde bir isteksizlik belirir. Görüşme bittiğinde beklemediğimiz kadar yorulduğumuzu fark ederiz. Söylemediğimiz bir cümle zihnimizde dönüp durur.
Bir çene gerginliği, nefesi tutma ya da uzaklaşma isteği de bu deneyime eşlik edebilir. Bunların hiçbiri tek başına ilişkimiz hakkında kesin bir şey söylemez. Ancak o anda yaşadıklarımıza biraz daha dikkatle bakmamız için bir başlangıç olabilir.
Az önce ne oldu? Ben ne söylemek istedim? Verdiğim cevap, o anki isteğime ne kadar yakındı?
Bazen kendimizle yeniden temas etmek, hemen farklı davranmaktan önce, yaşadığımız deneyimi fark edebilmekle başlar.
Sınırlar Konuşmanın İçinde de Vardır
Sınır koymak denildiğinde akla çoğu zaman net bir “hayır” gelir. Oysa ilişkide kendimize yer açmanın farklı biçimleri de olabilir.
“Buna hemen cevap vermek istemiyorum, biraz düşünebilir miyim?”
“Seni görmek istiyorum ama bugün dinlenmeye de ihtiyacım var.”
“Az önce önemli değil dedim, fakat düşündükçe kırıldığımı fark ettim.”
Bu cümleler her zaman kolayca söylenemeyebilir. Söyledikten sonra suçluluk, tedirginlik ya da açıklama yapma ihtiyacı hissedebiliriz. Böyle hissetmemiz, ihtiyacımızı dile getirmenin yanlış olduğu anlamına gelmez. Alışık olduğumuzdan farklı bir şey yapmak da bizi zorlayabilir.
Aynı zamanda bir ihtiyacı ifade etmek, onun mutlaka istediğimiz biçimde karşılanacağı anlamına gelmez. Karşımızdaki kişinin de istekleri ve sınırları vardır. İlişkide kendimize yer açmak, bu farklılıkları konuşabilmenin ve birlikte bir yol arayabilmenin parçasıdır.
İlişkide Bize Açılan Alan
Kendi ihtiyaçlarımızı fark etmek kadar, onları paylaştığımızda nasıl karşılandığımıza bakmak da önemlidir. Bir ilişkide farklı düşünmek mümkün mü? Kırgınlıklarımız konuşulabiliyor mu? Bir anlaşmazlığın ardından yeniden birbirimize yaklaşabiliyor muyuz?
Her ilişkide zorlanmalar ve yanlış anlamalar olabilir. Ancak ihtiyaçlarımızın sürekli küçümsendiği, itirazlarımızın tehdit ya da cezalandırmayla karşılandığı durumlarda mesele yalnızca kendimizi daha iyi ifade etmek değildir. İlişkinin koşulları ve ulaşabildiğimiz destek de önem taşır.
Yakınlığın nasıl kurulduğunu yalnızca bir kişinin çabası belirlemez.
Birlikteyken Kendimizle Kalabilmek
Birine yakın olmak, her zaman aynı şeyi istemek ya da birbirimizi hiç hayal kırıklığına uğratmamak anlamına gelmeyebilir. Bazen yakınlık, farklı olduğumuz bir anda da birbirimizi duymaya devam edebilmekte gelişir.
Bunun için her ihtiyacımızı hemen bilmemiz ya da kendimizi her seferinde eksiksiz ifade etmemiz gerekmez. Bazen daha önce verdiğimiz bir cevaba dönmek, küçük bir tercihimizi söylemek ya da karar vermeden önce kendimize zaman tanımak yeterli bir başlangıç olabilir.
Bir dahaki sefere “Benim için fark etmez” demeden önce kısa bir an durabiliriz:
Gerçekten fark etmiyor mu, yoksa benim ne istediğimi duymak için biraz zamana mı ihtiyacım var?



