Çocuğun Oyun Dünyası Oyun çocukların kendilerini ifade ettikleri en kıymetli yerdir. Oyun ve oyuncak konusu ebeveynlerin çoğunlukla üstüne düştüğü ve düşülmesi gereken bir konudur. Peki, çocuklar oyunlarla ve oyuncaklarla bize neler anlatırlar ya da her zaman bir şey anlatırlar mı? Çocuğun seçtiği oyuncak, yetişkin için basit bir nesne olabilir. Oysa çocuk için oyuncak, yalnızca eğlence aracı değildir. Oyun; çocuğun çevresini keşfettiği, farklı rolleri denediği, ilişkileri anlamlandırdığı ve henüz kelimelerle ifade edemediği deneyimleri işlediği önemli bir gelişim alanıdır. Amerikan Pediatri Akademisi de oyunun çocukların sosyal, duygusal, bilişsel ve öz düzenleme becerilerinin gelişimindeki önemine dikkat çekmektedir (Yogman et al., 2018). Bu nedenle bir çocuğu anlamaya çalışırken bazen seçtiği oyuncağın kendisinden çok, o oyuncakla ne yaptığına bakmak gerekir. Oyuncak Değil, Oyun Önemlidir Aynı oyuncak, iki farklı çocuk için tamamen farklı anlamlar taşıyabilir. Bir çocuk arabaları yarıştırırken başka bir çocuk onları sıraya dizmeyi tercih edebilir. Bir çocuk bebeğini besleyip uyuturken, diğer bir çolcuk bebeği sürekli doktora götürebilir. Bu nedenle “Çocuk sürekli bebekle oynuyor, demek ki annelik ihtiyacı var” ya da “Sürekli savaş oyunları oynuyor, demek ki saldırgan” gibi doğrudan çıkarımlar yapmak doğru değildir. Tek bir oyuncak seçimi, çocuğun kişiliği ya da ruhsal durumu hakkında kesin bir bilgi vermez. Asıl önemli olan çocuğun oyunu nasıl kurduğu, ne kadar sürdürdüğü, çocuğun oyunda hangi rolleri üstlendiği ve oyun sırasında hangi duyguların ortaya çıktığıdır. Çünkü oyun, çocuğun yalnızca hayal kurduğu bir alan değil; aynı zamanda dünyayı anlamlandırma biçimlerinden biridir. Özellikle sembolik oyun döneminde çocuk, gerçek hayatta karşılaşamayacağı durumları oyun içinde deneyebilir. Doktor olabilir, anne olabilir, öğretmen olabilir, bir oyuncağını kurtarabilir ya da bir başka oyuncağa kızabilir. Böylece gerçek yaşamın sınırları içinde yapamadığı pek çok şeyi güvenli bir alanda deneyimleme fırsatı bulur.
Çocuğun Oyunu Bazen Bir Duygunun Provasıdır Çocukların tekrar tekrar aynı oyunu oynaması yetişkinlere bazen anlamsız gelebilir. Aynı arabayı sürmek, bebeği defalarca yatırmak, aynı hikâyeyi yeniden canlandırmak… Oysa tekrar, çocuk için yalnızca sıkılmadan aynı şeyi yapmak anlamına gelmez. Tanıdık bir senaryoyu tekrar etmek, çocuğa öngörülebilirlik ve kontrol hissi sağlayabilir. Oyun sırasında çocuk, gerçek hayatta kontrol edemediği bazı durumları kendi kurduğu dünyanın sınırları içinde yeniden deneyimleyebilir. Örneğin bir çocuğun sürekli doktorculuk oynaması tek başına kaygı yaşadığı anlamına gelmez. Fakat yakın zamanda hastane deneyimi yaşamışsa, bu deneyimi oyun içinde tekrar tekrar canlandırması onun yaşadıklarını anlamlandırma çabasının bir parçası olabilir. Burada önemli olan oyunu hemen yorumlamak değil, merak etmektir. “Bebeğe neden bunu yaptın?” yerine “Bebeğin şu anda ne hissediyor?” diye sormak, çocuğun kendi oyununu açıklamasına alan açabilir. Çünkü yetişkinin görevi çocuğun oyununa anlam yüklemekten çok, çocuğun yüklediği anlamı keşfetmektir. Her Oyuncağın Bir “Psikolojik Anlamı” Yoktur Çocuk psikolojisi hakkında konuşurken dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de budur. Günümüzde oyuncakların ve oyun davranışlarının kolayca psikolojik sembollere dönüştürüldüğünü görüyoruz. “Çocuğun sürekli kırmızı seçmesi öfkesini gösterir”, “Silahla oynaması saldırgan olduğunu gösterir”, “Bebekle oynaması anne olmak istediğini gösterir” gibi kesin yorumlar kulağa psikolojik gelse de bir çocuğun iç dünyasını anlamak için yeterli değildir. Çocuğun yaşı, gelişimsel dönemi, mizacı, aile ortamı, yakın zamanda yaşadığı deneyimler ve oyunun bağlamı birlikte değerlendirilmelidir. Bir oyuncak bir çocuğun dünyasında yalnızca bir oyuncak da olabilir. Belki de yetişkinlerin burada yapabileceği en önemli değişiklik, çocuğun oyununu sürekli yönetmek yerine zaman zaman sadece izlemektir. Ona “Böyle oynama”, “Arabayı öyle sürme”, “Bebek ağlamaz” demek yerine oyunun kendi akışını görmek bazen çok daha kıymetlidir. Çünkü çocuk oyun oynarken yalnızca vakit geçirmez. Deniyor, keşfediyor, taklit ediyor, ilişki kuruyor ve dünyayı kendi hızında anlamlandırıyor olabilir. Belki de çocukların oyuncaklarını seçerken sormamız gereken ilk soru “Bununla neden oynuyor?” değildir. Daha iyi bir soru şudur: “Bu oyunda ne oluyor?” Çünkü bazen çocuğun elindeki oyuncak bize çok az şey söyler; fakat o oyuncakla kurduğu dünya, onun nasıl düşündüğünü, ilişki kurduğunu ve çevresini nasıl deneyimlediğini anlamamız için çok daha fazla şey anlatabilir. Oyuncağın kendisinden çok, çocuğun onunla kurduğu ilişkiye bakmak gerekir.
Kaynakça
- Yogman, M., Garner, A., Hutchinson, J., Hirsh-Pasek, K., & Golinkoff, R. M. (2018). The power of play: A pediatric role in enhancing development in young children. Pediatrics, 142(3), e20182058.


