Pazar, Ağustos 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

SAHİ, DÜNYA BİZİM GÖRDÜĞÜMÜZ KADAR MI?

“Bu derenin döküldüğü yeri, asıl kaynağını bulmak istiyorum.

O yöne yüzeceğim. Uzun zamandır sadece bunu düşünüyorum. Bundan dolayı gece boyunca gözümü bile kırpmadım. Kararımı verdim, buradan başka yerlerde neler olduğunu, hayatın nasıl olduğunu bilmek istiyorum.”

Küçük Kara Balık, Samed Behrengi

Küçük Kara Balık, ortaokul yıllarımda okuduğum ve bende iz bırakan şahane kitaplardan biriydi. Yıllar sonra yeniden elime aldığımda ise fark ettim ki bazı kitaplar değişmiyor; değişen, onları okuyan insan oluyor. Aynı satırlara bu kez çocukluğumun gözlerinden değil; yıllar boyunca kendime eklediğim her deneyimin, her değişimin ve benden bir parça alıp bana başka bir parça bırakan hayatın içinden baktım ve şunu gördüm;

Bana göre Küçük Kara Balık’ın asıl mücadelesi denize ulaşmak değildi.

Asıl mücadelesi, kendisine anlatılan dünyanın tamamının gerçek olmadığını fark etmek veya kendisine anlatılan dünyanın ötesinde başka ihtimallerin de olduğunu görebilmekti.

Küçük kara balığa anlatılara göre dünya, doğduğu yerden ibaretti.

Derenin sınırları vardı. Kuralları vardı. Korkuları vardı. Ve herkes, o sınırların ötesinde ne olduğunu bilmeden, oraya gitmenin tehlikeli olduğunu söylüyordu.

Ne tuhaf…

İnsan da çoğu zaman böyle büyüyor.

Çocukken bize dünyanın nasıl bir yer olduğunu anlatıyorlar.

“Bunu yapma.”

“Sen yapamazsın.”

“İnsanlara güvenme.”

“Fazla yaklaşma.”

“Çok istemek tehlikelidir.” “Düzenini bozma.” “Başına iş açma.”

Sonra büyüyoruz.

Ve bir süre sonra bize söylenen cümleler kendi iç sesimize dönüşüyor ve onları gerçek olan şeylerle birbirinden ayıramaz hale geliyoruz.

İşte psikolojik olarak en görünmez kafeslerden biri burada kuruluyor:

İnsan, bir süre sonra kendisine ait olmayan korkuları kendi gerçeği sanıyor.

Belki de bazı yetişkinlerin “Ben böyleyim.” dediği şey, aslında hiçbir zaman kendilerine ait olmayan bir hikâyenin devamıdır.

“Ben risk alamam.”

“Ben değişemem.”

“Ben yalnız kalamam.”

“Ben başarısız olursam biterim.”

“Ben sevilmek için herkesi memnun etmeliyim.”

Bunların bazıları karakter değildir.

Öğrenilmiş sınırlardır.

Ve öğrenilmiş olan her şey gibi, yeniden öğrenilebilir.

Fakat burada hikâyenin daha farklı bir tarafı var.

Denize gitmek isteyen herkese cesaret gerekiyor.

Çünkü biliyoruz ki özgürlük yalnızca kapının açılması değildir o nedenle de

Cesaret, kapının arkasında ne olduğunu bilmeden de yürüyebilmektir.

İnsan çoğu zaman bildiği acıyı, bilmediği ihtimale tercih eder.

Çünkü tanıdık olan, güvenliymiş gibi gelir.

Bu yüzden bazı insanlar mutsuz ilişkilerinde yıllarca kalır.

Bazıları sevmedikleri işlerde yaşamlarını tüketir.

Bazıları sürekli başkalarının beklentilerine göre yaşar.

Çünkü bilinmeyen bir hayat, bilinen bir mutsuzluktan daha korkutucu olabilir.

Küçük Kara Balık’ın cesareti tam da burada anlam kazanır.

O, “Denizde ne var?” sorusunun cevabını bilmiyordu.

“Ama ona rağmen ilerleyebilmişti”

Bence yetişkinlerin sorması gereken sorulardan bazıları şunlar:

Şimdiye kadar kendim sandığım bazı şeyler gerçekten bana mı ait?

Ya korkularımın bir kısmı bana miras kaldıysa?

Ya “normal” dediğim hayat, yalnızca alıştığım için normalse?

Ya yıllardır kendimi koruduğumu sanırken aslında kendimi hayattan koruyorsam?

Terapi odasında da bazen insanın karşısına çıkan şey budur.

Kişi çoğu zaman değiştirmek istediği davranıştan önce, o davranışı ayakta tutan hikâyeyle karşılaşır.

“Hayır diyemiyorum.”

Ama belki mesele hayır diyememek değildir.

“Hayır dersem sevilmem.”

“Kontrolü bırakamıyorum.”

Belki mesele kontrol değildir.

“Kontrolü bırakırsam kötü bir şey olacak” düşüncesi vardır.

“Kimseye güvenemiyorum.”

Belki mesele güven değildir.

“Birine güvenirsem yeniden incinirim ” düşüncesi vardır.

Çünkü bazen görünen davranış, asıl hikâyenin yalnızca yüzeyidir.

İnsan yalnızca ne yaptığını değil, neden yaptığını anlamaya başladığında kendisine başka bir yerden bakabilir.

Değişim, davranışlarımızı zorla değiştirmekle değil; o davranışların arkasında yıllardır taşıdığımız dünyayı fark etmekle başlar.

Çünkü insan, yalnızca davranışlarını değiştirdiğinde değil; o davranışlara neden ihtiyaç duyduğunu anladığında gerçekten değişmeye başlar.

Bu yüzden Küçük Kara Balık bana yalnızca cesareti anlatmıyor.

Bana şunu soruyor:

Kendi hayatımızın sınırlarını gerçekten biz mi çizdik?

Yoksa yıllar önce birilerinin korkularını alıp, kendi hayatımızın duvarlarına mı dönüştürdük?

Büyümek, her şeyi geride bırakmak değildir.

Büyümek;

Kimden ne öğrendiğini fark etmek,

Hangi korkunun sana ait olduğunu ayırt etmek,

Hangi sınırın seni koruduğunu,

Hangisinin ise seni hapsettiğini görebilmektir.

Ve bence cesaret, herkesin peşinden gittiği yere gitmek değil;

Kendi yönünü ilk kez kendin seçebilmektir.

Küçük Kara Balık denize ulaştığında aslında yalnızca yeni bir dünya keşfetmedi.

Kendisinin, kendisine anlatılan dünyadan daha büyük olduğunu keşfetti.

Belki hepimizin hayatında bir “dere” var.

İçinde doğduğumuz aile.

Büyüdüğümüz çevre.

Öğrendiğimiz roller.

Korkularımız.

Başarısızlıklarımız.

Başkalarının bizim için yazdığı cümleler…

Küçük Kara Balık’ın büyümesi denize vardığı gün başlamadı.

Derenin sınırlarını dünyanın sınırları sanmaktan vazgeçtiği gün başladı…

Sevgiler…

Kaynakça

Küçük Kara Balık, Samed Behrengi

Kaynakça

  • Küçük Kara Balık, Samed Behrengi
Figen Türkel
Figen Türkel
Figen Türkel, Doğu Akdeniz Üniversitesi Psikoloji bölümü mezunudur. Birçok alanı olan psikolojinin özellikle EABCT standartlarına göre düzenlenen "Kognitif ve Davranış Terapileri (KDT), Oyun Terapisi ve Mindfulness" alanlarında uzmanlaşmayı hedeflemektedir ve bu alanlarda Türkiye’de öncü hocalardan aldığı eğitimlerini ve süpervizyonlarını tamamlamaya çalışmaktadır. Türkel, bu alanlara ek olarak bilimsel araştırmaların ışığında edindiği bilgilerini özellikle çocuklar ve ebeveynlere yönelik derlediği yazılarını sosyal medya platformları ve dijital dergilerde paylaşarak bireylerin doğru bilgilerle ruh sağlığını güçlendirmeyi hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar