Yas ve melankoli konusu Freud’un bir makalesinde değindiği , aslında birbirine benzer görünen fakat önemli farklılıkları bulunan bir konudur. Yas, beklenmedik bir zamanda da karşımıza çıkabilir. Örneğin bir kayıptan sonra yaşadığımız zorlayıcı dönem yas dönemi olarak ele alınır.
Bu kayıp bir kişinin ölümüyle gerçekleşebilirken ölüm olmadığı sürelerde de bazı durumlarda yas olarak adlandırılabilir yalnızca ölüm ile sınırlı değildir. Bir ilişki içerisindeyken o ilişkinin sonlanması, iş kaybı, taşınma, sağlık problemleri yaşayıp eski sağlığı kaybetmek, yaşam süresince yaşanılabilen sosyal rol kaybı gibi durumlarla da tetiklendiğini hayatımız boyunca sıkça görürüz. Kişi bu süreçte kayıp her neyse bu kaybı kabullenmekte zorlanır.
Melankoli ise daha farklıdır kişinin kendilik duygusunun zarar görmesi ve öz benliğinin düşmesidir. Fakat kişi bir kayıp yaşadığını hissetse de neyi kaybettiğini tam olarak yorumlayamadığı için bilinç dışında gerçekleşen bir süreçtir. Yas bilinçli, melankoli ise bilinçdışı yaşanır.
Her ikisi de yaşamın doğal akışında yaşanılabilen bireyleri zorlayan ama aynı zamanda bireylerin üstünde dönüşüm, değişim yaşamasına sebep olabilen kritik deneyimlerdir. Freud’a göre yas döneminde kişi hayatı eksik, boş ve anlamsız olarak yorumlar. Melankoli döneminde ise kendisini değersiz ve suçlu olarak algılar.
Aralarındaki farkı Freud bu şekilde gözlemlemiştir. Yas sürecindeki kişi o nesne her kimse anne, baba, arkadaş, sevgili onu özlediği için eksiklik ve boşluk hisseder ona özlem duyar fakat kişi kendisini suçlamaz. Melankoli döneminde kişi kaybettiği nesneye yani kişiye yönelik kaybetmesinde sorumlu olarak kendisini görür ve kendisini suçlar.
Kişiye olan öfkelerinin bir noktada aslında kendisine yansımasıdır. Freud bu durum için şu cümleyi kurar “Böylece nesnenin gölgesi benliğin üzerine düştü”. (Freud, 1917, p.
249). Yani Freud aslında bu cümleyle kişinin bir kayıp yaşadıktan sonra kendisini de kaybettiğini vurgulamak istiyor. Melankoli durumu kişinin yaşadığı üzüntüyü kendisinden çıkarmasına sebep olur.
Yaşadığı bu olumsuz durum kişinin kendisine yansır. Melankoli durumu ve yas durumu arasındaki farkı anlamamıza yardımcı olan bu metin yas durumunu doğal yaşamımıza uygun bir süreç olarak ele alırken melankoli durumu birey için daha olumsuz olabilir çünkü kişinin benliği zedelenir ve doğal yas sürecinden daha farklı bir duruma yol açar. Bu süreçte kişinin iyileşme süresine yardımcı olabilecek bazı önerilerde bulunacak olursam; •Her iki deneyim için de süreç boyunca bireyin duygularını bastırmak yerine bir şekilde dışavurması için yazıya dökerek bu olumsuz deneyimi ifade ettiğinde, bireyin içsel farkındalığı artabilir.
Bu yüzden duyguları yazıya dökmek önemlidir. •Düzenli ve kaliteli uyku, psikolojik iyi hal için oldukça önemlidir. Yas ve melankoli durumunda da ileride yaşanması olası olan psikolojik patolojilerin önlenmesinde ya da minimuma indirilmesinde önemli bir rol oynar.
• Sosyal destek almak, sosyal etkinliklere katılmak istemesek bile katılmaya çalışmak olumlu sosyal ilişkiler kurmaya yardımcı olacağı için yine psikolojik iyi halimiz için önemlidir. Hem yalnızlık hissini azaltırken hem de kişinin kendini daha güçlü hissetmesini sağlar. Normal yaşama dönmeyi hızlandırabilir veya kolaylaştırabilir.
• Ve tabiki, bu süreç boyunca “profesyonel destek almak” bireyin süreci daha doğru anlamlandırmasına yardımcı olurken sağlıklı bir şekilde yönetmesine, başa çıkma stillerini geliştirmesine ve iyileşme sürecinin hızlanmasına yardımcı olur.
Kaynakça
- Freud, S. (1917). Mourning and melancholia. The Standard Edition of the Complete Psychological Works of Sigmund Freud, 14, 237–258.
