Psikolog BulŞehrinde bir uzman

İyi Olma Zorunluluğu: Mutlu Olmak da Bir Baskıya Dönüşebilir Mi?

5 dk.okuma süresi
İyi Olma Zorunluluğu: Mutlu Olmak da Bir Baskıya Dönüşebilir Mi?

İyi Olma Zorunluluğu: Mutlu Olmak da Bir Baskıya Dönüşebilir mi?

Son zamanlarda *Mutluluk Tuzağı* isimli güzel bir kitaba başladım. Okudukça bana yeni bir bakış açısı kazandıran bu kitap, üzerinde düşünmeye değer bir konuyu yeniden fark etmemi sağladı: Sürekli mutlu olmak zorunda mıyız?

Günümüzde kendimizi çoğu zaman sürekli mutlu, enerjik ve keyifli hissetmemiz gerektiğine inandırıyoruz. Üzgün olduğumuzda bir an önce toparlanmaya, kaygılandığımızda bu duyguyu bastırmaya, kendimizi kötü hissettiğimizde ise hemen iyi olmanın bir yolunu bulmaya çalışıyoruz. Sanki olumsuz duygular hayatımızda yer almaması gereken misafirler gibi...

Oysa insan olmak, birbirinden farklı duyguları deneyimlemeyi de beraberinde getirir. Üzüntü, kaygı, öfke, hayal kırıklığı ya da korku... Her birinin bize anlatmaya çalıştığı bir şey olabilir. Bazen üzüntümüz bir kaybın, kaygımız belirsizliğin, öfkemiz ise karşılanmamış bir ihtiyacın işaretidir.

Belki de asıl mesele, bu duygulardan kurtulmaya çalışmak yerine onlarla nasıl bir ilişki kurduğumuzdur.

Peki, sürekli iyi hissetmeye çalışmak bizi gerçekten daha iyi hissettiriyor mu?

Mutlu olmayı bir hedef hâline getirdiğimizde, mutsuz olduğumuz her anı bir başarısızlık gibi algılamaya başlayabiliriz. Üstelik bu kez yalnızca üzgün olduğumuz için değil, üzgün olduğumuz için de kendimizi kötü hissederiz. Böylece duygularımızın üzerine bir de iyi olma zorunluluğunun baskısı eklenir.

Herkes Mutluyken Mutsuz Hissetmek

Bu noktada sosyal medyanın mutluluk algımız üzerindeki etkisini de göz ardı etmemek gerekiyor. Gün içerisinde karşımıza çıkan mutlu anlar, başarı hikâyeleri, güzel tatiller ve kusursuz görünen hayatlar zaman zaman kendi yaşamımızı sorgulamamıza neden olabiliyor. Başkalarının hayatlarından seçerek paylaştığı en güzel anları görürken kendi hayatımızın sıradan, eksik ya da yetersiz olduğunu düşünebiliyoruz.

Böylece yalnızca mutlu olmayı istemekle kalmıyor, mutlu görünmemiz gerektiğine de inanmaya başlıyoruz. Oysa bir başkasının hayatındaki güzel anları görmek, onun her zaman mutlu olduğu anlamına gelmediği gibi bizim zorlandığımız anlar da hayatımızın bütünü hakkında bir şey söylemez.

Oysa duygularımızı her zaman değiştiremeyiz. Ancak onlara yaklaşımımızı değiştirebiliriz. Bir duyguyu hissetmek, ona teslim olmak anlamına gelmez. Üzgün olmak hayatımızın kötü gittiğini, kaygılanmak baş edemeyeceğimizi ya da korkmak güçsüz olduğumuzu göstermez.

Belki de kendimize sormamız gereken soru, "Nasıl daha mutlu olabilirim?" değil, "Şu an hissettiğim duyguya kendimde nasıl bir alan açabilirim?" olmalı.

Çünkü iyi olmak, her zaman mutlu olmak demek değildir. Bazen iyi olmak; üzgünken kendimize anlayış gösterebilmek, kaygılıyken kendimizi yargılamamak ve her duyguyu hemen değiştirmeye çalışmadan yaşayabilmektir.

Duygularımızla Savaşmayı Bırakmak: Kabul Etmek Ne Demek?

Duyguları kabul etmek, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir kavramdır. Kabul etmek; üzgün olduğumuzda üzgün kalmayı seçmek, kaygımızı büyütmek ya da yaşadığımız olumsuzluklara boyun eğmek değildir. Aksine, hissettiğimiz duyguyu değiştirmek için acele etmeden önce onun varlığını fark edebilmektir.

Bir düşünelim... Üzgün olduğumuzda kendimize kaç kez "Böyle hissetmemeliyim." diyoruz? Kaygılandığımızda "Artık bunu düşünmeyi bırakmalıyım." diye kendimizi zorluyoruz? Bazen bir duygudan kurtulmak için gösterdiğimiz çaba, o duyguyla geçirdiğimiz zamanı daha da zorlaştırabiliyor.

Çünkü bir duyguyu bastırmaya çalışmak, onun hiç yaşanmamış olmasını sağlamaz. Bazen yalnızca kendimizi o duyguyla yüzleşmekten uzaklaştırır.

Kabul etmek ise kendimize biraz alan açmaktır. "Şu an üzgünüm ve bu duyguyu hissedebilirim." diyebilmek, yaşadığımız duyguyla aramıza daha sağlıklı bir mesafe koymamıza yardımcı olabilir.

Burada önemli olan bir başka nokta da duygularımızın bizi tanımlamadığını hatırlamaktır. Kaygılı hissetmek, kaygılı bir insan olduğumuz anlamına gelmez. Bir gün mutsuz olmak, mutsuz bir hayat yaşadığımızı göstermez. Duygularımız deneyimlerimizin bir parçasıdır; kim olduğumuzun tamamı değildir.

İyi Hissetmekten Daha Fazlası: Psikolojik Esneklik

Psikolojik esenlik, hayatımızdaki tüm olumsuz duyguları ortadan kaldırabilmekle ilgili değildir. Burada psikolojik esneklik kavramı önem kazanır. Psikolojik esneklik; zorlayıcı duygu ve düşüncelerimizle karşılaştığımızda onlarla mücadele etmek yerine, varlıklarını kabul ederek bizim için anlamlı olan yaşam doğrultusunda ilerleyebilmektir.

Örneğin bir hedefimize ulaşamadığımızda yaşadığımız hayal kırıklığını düşünelim. Bu duyguyu hissetmemek için kendimizi sürekli meşgul edebilir, düşüncelerimizden uzaklaşmaya çalışabiliriz. Ancak bir süre sonra fark ederiz ki hayal kırıklığımız hâlâ oradadır. Belki de ihtiyacımız olan şey bu duyguyu hemen ortadan kaldırmak değil, hayal kırıklığına rağmen bizim için önemli olan adımları atmaya devam edebilmektir.

Belki de kendimize sormamız gereken şey, "Bu duygudan nasıl kurtulabilirim?" yerine "Bu duygu bana ne anlatıyor ve ben onunla birlikte nasıl ilerleyebilirim?" olmalı.

Çünkü hayat, yalnızca mutlu hissettiğimiz anlardan oluşmuyor. Bazen üzüntümüzle, bazen belirsizliğimizle, bazen de korkularımızla birlikte yol almamız gerekiyor. Ve bütün bunları yaşarken kendimize anlayış gösterebilmek de iyi olmanın bir parçası.

Belki de gerçek psikolojik esenlik, her zaman iyi hissetmekte değil; iyi hissetmediğimiz zamanlarda da kendimize eşlik edebilmekte saklıdır.

Kaynakça

  • Russ Harris Mutluluk Tuzağı
Sevilay BAĞIŞ Sevilay BAĞIŞ
Psikolojik Danışman Sevilay Bağış, lisans eğitimini Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü üzerine yapmıştır. Öğrencilik hayatından bugüne alanında kendini geliştirmek adına çeşitli eğitimlere katılmıştır. Birden fazla okulda ve Rehber Klinikte staj yapma imkânı bulmuştur. Afet Psikolojik Destek Platformu'nda gönüllü Psikolojik Danışmanlık yapmıştır. Psikolojik Danışma, Aile Danışmanlığı ve Eğitim Mentörlüğü gibi alanlarda hizmet vermektedir. 2 yıla yakın bir süredir bir eğitim kurumunda çalışmaktadır. Psikoloji ve merak ettiği konular üzerine yazılar kaleme almaktan keyif alan yazar, yazılarında okurların hayatlarına bir nebze de olsa dokunmayı arzulamaktadır.

Cevap Ver

Lütfen isminizi buraya giriniz
Yanlış bir e-posta adresi girdiniz!
Lütfen e-posta adresinizi buraya girin

Lütfen yorumunuzu giriniz!