Pazartesi, Ağustos 17, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Neden Geceleri Daha Duygusal Oluruz?

Neden Geceleri Daha Duygusal Oluruz? Geceleri yaşadığımız duyguların daha yoğun geldiğini çoğumuz deneyimlemişizdir. Gündüz çok da önemli görünmeyen bir sorun gece zihnimizi meşgul etmeye başlayabilir; uzun zamandır düşünmediğimiz birini özleyebilir, geçmişte yaşadığımız bir olayı tekrar tekrar düşünebilir ya da sabah olduğunda gereğinden fazla büyüttüğümüzü düşündüğümüz konulara saatlerce takılabiliriz.

Peki geceleri gerçekten daha duygusal mı oluruz, yoksa duygularımızı düzenleme biçimimiz mi değişir? Bu durumun ilk açıklamalarından biri biyolojik saatimizde saklıdır. Vücudumuz yaklaşık 24 saatlik bir sirkadiyen ritme göre çalışır ve gece saatleri beynimizin dinlenmeye hazırlandığı biyolojik bir dönemdir.

Ancak biz bu saatlerde uyanık kalmaya devam ettiğimizde uyku baskısı artarken dikkat, karar verme ve duygu düzenleme gibi bilişsel işlevlerimiz aynı performansta çalışmayabilir. Dolayısıyla gece hissettiğimiz yoğunluk yalnızca çevrenin sessizleşmesinden değil, beynimizin o saatlerde farklı koşullar altında çalışmasından da kaynaklanabilir. Duyguların düzenlenmesinde beynin prefrontal bölgeleri ile amigdala arasındaki iletişim önemlidir.

Amigdala, özellikle duygusal açıdan önemli uyaranların işlenmesinde rol oynarken prefrontal korteks bu tepkilerin değerlendirilmesi ve düzenlenmesine katkı sağlar. Uyku ihtiyacı arttığında ve yeterli uyku alınmadığında bu düzenleyici sistemlerin işleyişi etkilenebilir. Bu nedenle normalde “Bunu yarın düşünürüm” diyebildiğimiz bir mesele, gecenin ilerleyen saatlerinde çok daha önemli ve çözülmesi gereken bir problem gibi hissedilebilir.

Gece Zihni Gerçekten Farklı mı? Bu konuda dikkat çekici yaklaşımlardan biri “Mind After Midnight” hipotezidir. Tubbs ve arkadaşları, biyolojik gece sırasında uyanık kalmanın negatif duygulanımı artırabileceğini, ödül sisteminin işleyişini değiştirebileceğini ve davranışlarımız üzerindeki prefrontal kontrolü azaltabileceğini öne sürmektedir.

Başka bir ifadeyle, gece yarısından sonra yalnızca daha yorgun olmayabiliriz; olayları değerlendirme biçimimiz de değişebilir. Bu durum, geceleri neden geçmiş konuşmaları yeniden okuduğumuzu, birine mesaj atma isteğinin neden daha güçlü geldiğini veya gündüz daha kolay uzaklaştırabildiğimiz düşüncelerin neden zihnimizde dönüp durduğunu kısmen açıklayabilir. Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Gece hissedilen duygular “gerçek dışı” değildir.

Değişen şey, o duygunun yoğunluğu ve onu değerlendirme kapasitemiz olabilir. Sessizlik de Duyguları Büyütür mü? Biyoloji hikayenin tamamı değildir.

Gündüz zihnimiz dersler, iş, konuşmalar, telefon bildirimleri ve günlük sorumluluklarla sürekli meşguldür. Gece olduğunda ise bu dış uyaranların büyük bölümü ortadan kalkar. Böylece gündüz dikkatimizi başka yöne çevirebildiğimiz düşünceler için daha fazla zihinsel alan oluşabilir.

Özellikle ruminasyona, yani aynı düşünceyi çözüm üretmeden tekrar tekrar zihinde çevirmeye eğilimli kişilerde bu sessizlik daha belirgin hissedilebilir. Bu yüzden gece ortaya çıkan düşüncelerin tamamını “gecenin bize oynadığı bir oyun” olarak görmek de doğru değildir. Bazen gece, gün boyunca bastırdığımız veya ertelediğimiz duyguların daha görünür hale geldiği zamandır.

Araştırmalar Ne Söylüyor? Uyku ve duygular arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmalar bu tabloyu desteklemektedir. Toplam 64 çalışmanın sonuçlarını birleştiren bir meta-analizde uyku kaybının negatif ruh halini artırdığı, olumlu ruh halini ise belirgin biçimde azalttığı bulunmuştur.

Daha geniş ve güncel bir meta-analizde ise 154 deneysel çalışma ve 5.717 katılımcının verileri değerlendirilmiş; farklı biçimlerdeki uyku kaybının olumlu duygulanımı azalttığı ve kaygı belirtilerini artırdığı görülmüştür. Bu bulgular, “geceleri daha duygusal olmak” dediğimiz deneyimin tek bir nedene indirgenemeyeceğini gösteriyor. Sirkadiyen ritim, artan uyku ihtiyacı, duygu düzenleme kapasitesi ve gecenin sağladığı sessizlik aynı anda devreye girebilir.

Sonuç Geceleri hissettiklerimiz anlamsız değildir; ancak gece, onları değerlendirdiğimiz zihinsel koşulları değiştirebilir. Artan uyku ihtiyacı duygu düzenlemeyi zorlaştırırken, çevresel uyaranların azalması gün içinde arka plana ittiğimiz düşünceleri daha görünür hale getirebilir. Bu nedenle gece yarısı çok kesin görünen bir düşünce, sabah aynı yoğunluğu taşımayabilir.

Belki de geceleri duygularımız artmıyor veya yoğunlaşmıyor; yalnızca dikkatimizi onlardan uzaklaştıran uyaranlar azalıyor ve duygularımızı düzenlemek zorlaşıyor.

Kaynakça

  • Palmer, C. A., & Alfano, C. A. (2017). Sleep and emotion regulation: An organizing, integrative review. Sleep Medicine Reviews, 31, 6–16.
  • Palmer, C. A., Bower, J. L., Cho, K. W., Clementi, M. A., Lau, S., Oosterhoff, B., & Alfano, C. A. (2024). Sleep loss and emotion: A systematic review and meta-analysis of over 50 years of experimental research. Psychological Bulletin, 150(4), 440–463.
  • Tomaso, C. C., Johnson, A. B., & Nelson, T. D. (2021). The effect of sleep deprivation and restriction on mood, emotion, and emotion regulation: Three meta-analyses in one. Sleep, 44(6), zsaa289.
  • Tubbs, A. S., Fernandez, F.-X., Grandner, M. A., Perlis, M. L., & Klerman, E. B. (2022). The Mind After Midnight: Nocturnal wakefulness, behavioral dysregulation, and psychopathology. Frontiers in Network Physiology, 1, 830338.
Ayşe Nil Demirel
Ayşe Nil Demirel
Ayşe Nil Demirel, TED Üniversitesi Psikoloji Bölümünde lisans eğitimine devam etmektedir. Psikolojiye duyduğu derin ilgi doğrultusunda, özellikle gelişimsel psikoloji ve deneysel psikoloji alanlarında akademik çalışmalarını yoğunlaştırmaktadır. Lisans eğitimi süresince hem teorik bilgi hem de araştırma becerileri edinmeye önem veren Demirel, psikolojiyi bilimsel yöntemlerle keşfetmeyi ve bireylerin yaşamına dokunabilecek şekilde uygulamayı hedeflemektedir. Akademik merakını araştırma ve gözlem odaklı bir yaklaşımla destekleyen Demirel, gelecekte gelişim süreçleri ve deneysel çalışmalar üzerine uzmanlaşmayı planlamaktadır. Psikoloji alanındaki güncel literatürü yakından takip eden Demirel, öğrenmeyi yaşam boyu sürecek bir yolculuk olarak görmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar