Perşembe, Ekim 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ne Zaman “Yapamam” Demeyi Öğreniriz?

Çocukken bir şeyi yapıp yapamayacağımızı bu kadar düşünmezdik, değil mi?

Bir şey gördüğümüzde ilk işimiz ona dokunmak olurdu. Elimize alır, inceler, ağzımıza götürürdük. Ses çıkarıyor mu diye yere vurur; baktık olmadı, duvara fırlatırdık. Bir şeyin nasıl çalıştığını anlamanın en doğal yolu bizim için sadece denemekti. Çünkü çocukken dünya henüz “yapılır” ve “yapılmaz” diye kesin çizgilerle ayrılmamıştı. Dünya, keşfedilmeyi bekleyen devasa bir oyun alanıydı.

Bir çocuğun eline yeni bir oyuncak verdiğinizde, ilk sorusu genellikle “Bunu doğru mu kullanıyorum?” olmaz. Sadece dener. Düşerse yeniden kalkar, bir şey istediği gibi gitmezse başka bir yol arar. Nesnenin ne işe yaradığını bilmiyorsa, onu kendi hayal gücüyle bambaşka şekillerde kullanır.

Sonra yavaş yavaş büyürüz. Ve büyüdükçe yalnızca dünyayı değil, dünyaya nasıl tepki vermemiz gerektiğini de öğrenmeye başlarız.

Dünyayı Yetişkinlerin Gözünden Okumak

Bir çocuğun parka gittiğini ve merakla bir köpeğe doğru yaklaştığını düşünelim. Tam o sırada annesinin birden gerildiğini, sesinin yükseldiğini ve “Aman, yaklaşma!” dediğini görün.

Çocuk belki de o ana kadar köpeği sadece merak ettiği sevimli bir canlı olarak görüyordu. Ancak şimdi, kendisi için en büyük güven kaynağı olan annesinin yüzündeki ifadeyi, ses tonundaki paniği ve bedenindeki gerilimi hissediyor ve bu tepki, ona bir şeylerin yolunda gitmediğini fısıldıyor.

Elbette bir ebeveyn köpekten korkuyor diye çocuğun kesin olarak köpek korkusu geliştireceğini söyleyemeyiz. Çocuğun mizacı, geçmiş tecrübeleri ve çevrenin tutumu da önemlidir. Ancak biliyoruz ki çocuklar, etraflarındaki yetişkinleri gözlemleyerek kaygı ve kaçınma davranışlarını çok hızlı bir şekilde öğrenebilirler.

Üstelik bu durum sadece korkularımızla da sınırlı kalmaz.

  • Bir çocuk bir etkinliği yaparken zorlandığında yetişkin hemen müdahale edip onun yerine yaparsa, çocuk zamanla “Ben yetersizim, yapamıyorum” algısını benimser.
  • Hata yaptığında sürekli uyarılırsa, hatayı öğrenmenin doğal bir parçası değil, kaçınılması gereken bir suç gibi görmeye başlar.
  • Başka çocuklarla sık sık kıyaslanırsa, kendi potansiyelini keşfetmek yerine sürekli başkalarının ne kadar iyi olduğuna odaklanır.

Çoğu zaman yetişkinler bunu kötü bir niyetle de yapmaz.

  • “Sen uğraşma, ben yapayım.”
  • “Boş ver, bu senin için çok zor.”
  • “Düşersin!”
  • “Bak, yine olmadı…”

Yetişkin açısından bu cümleler o anı kolaylaştıran, çocuğu koruyan veya ona yardımcı olan reflekslerdir. Fakat çocuk tarafında tekrar eden bu tecrübeler, zamanla kişinin kendi hakkındaki kemikleşmiş inançlarına dönüşür:

  • “Demek ki bunu yapamam.”
  • “Demek ki hata yapmamalıyım.”
  • “Bir şeye başlamadan önce mutlaka sonucundan emin olmalıyım.”

“Yapamıyorum” ile “Yapamam” Arasındaki O İnce Çizgi

Belki de zihnimizdeki “yapamam” barajı tam olarak burada kurulmaya başlıyor. Çocukken önce dener, sonra sonuca bakardık. Büyüdükçe ise önce ihtimalleri ve sonuçları hesaplıyor, sonra denemeye cesaret edebiliyoruz:

  • “Ya olmazsa?”
  • “Ya beceremezsem?”
  • “Ya insanlar bana gülerse?”

Ve en sonunda, daha yola bile çıkmadan dudaklarımızdan dökülen o kestirip atıcı cümleyle baş başa kalıyoruz: “Ben yapamam.”

Oysa burada küçük ama hayati bir fark var. “Yapamıyorum” ile “yapamam” aynı şey değildir.

“Yapamıyorum” cümlesinin içinde hâlâ bir hareket alanı, bir umut vardır. Şu anda zorlandığımızı, henüz ustalaşamadığımızı anlatır. “Yapamam” ise daha başlamadan kapıyı kapatır, sonucu ilan eder.

Elbette her şeyi başaramayız. Her insanın sınırları, yetenekleri ve içinde bulunduğu koşullar farklıdır. Her “yapamam” cümlesini de bir özgüven eksikliği olarak etiketlemek doğru olmaz. Ancak dürüst olalım; bazen gerçekten yapamayacağımız için değil, sadece başarısız olma ihtimalinin korkusundan “yapamam” deriz.

Korkuyu Kabul Etmek ama Kaçmamak

İşte tam bu noktada, çocuklukta cebimize koyduğumuz deneyimler devreye giriyor.

Çocuklara her zaman “Korkacak bir şey yok!” demek zorunda değiliz. Çünkü korku son derece insani ve sağlıklı bir duygudur. Bir çocuk köpekten korkuyorsa, onu zorla köpeğin yanına götürmek bir çözüm değildir. Asıl mesele; çocuğa korkunun varlığını kabul ettirirken, korkunun her zaman kaçmayı gerektirmediğini gösterebilmektir.

Örneğin köpeklerden korkan bir anne, çocuğuna sakin bir dille şunu söyleyebilir:

“Ben köpeklerden biraz korkuyorum, o yüzden biraz uzakta duracağım.” Bu kadar basit bir cümle bile çocuğa harika bir ders verir: “Korkmak, mutlaka kaçmam gerektiği anlamına gelmez.” Aynı yaklaşım başarısızlık için de geçerlidir. Çocuk bir şeyi başaramadığında hemen olaya el koymak yerine ona biraz zaman tanımak, gerektiğinde rehberlik etmek ama denemesine izin vermek gerekir. Çünkü amaç; hiç korkmayan, hiç hata yapmayan veya her girdiği işi başaran kusursuz bireyler yetiştirmek değildir. Asıl amaç; korksa da denemeye devam edebilen, düştüğünde üstünü silkeleyip yeniden başlayabilen ve zorlandığında kendisine nazikçe “Henüz yapamıyorum” diyebilen esnek bir zihin inşa edebilmektir.

Cümleni Değiştirmeye Hazır mısın?

Neyse ki çocuklukta öğrendiğimiz ve içselleştirdiğimiz hiçbir şey bizim kaderimiz değil. Bugün birer yetişkin olarak hâlâ bazı şeylerden çekinebilir, belirli konularda kendimizi yetersiz hissedebilir ve zihnimizin kuytu bir köşesinden yükselen o eski “yapamam” sesini duyabiliriz.

Ama bu kez, o cümleyi değiştirme gücü ve seçimi bizim elimizde. Noktayı koymadan önce kendimize şu sözü verelim: Aklımıza ne zaman “Yapamam” düşüncesi gelse, onu küçük bir kelimeyle esnetelim:

“Henüz yapamıyorum.”

Çünkü bazen bir insanın hayatındaki en büyük dönüşüm; attığı adımdan önce, kendisine söylediği o tek bir cümlenin değişmesiyle başlar.

Fatmagül Yay
Fatmagül Yay
Çocuk gelişimci ve yazar Fatmagül YAY, çocuk gelişimi alanında akademik ve saha temelli çalışmalar yürütmektedir. Önlisans eğitimini üniversite birincisi olarak tamamladıktan sonra Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ile lisans eğitimine devam etmiş ve eğitim sürecini üstün başarıyla tamamlamıştır. Özel eğitim, anaokulu, hastane ve rehabilitasyon alanlarında aktif olarak görev alarak çocukların gelişim süreçlerini farklı yönleriyle gözlemleme fırsatı bulmuştur. Çocuk gelişimi, davranış, aile ve psikoloji alanlarında bildiriler sunmuş, araştırma projelerinde yer almış ve çeşitli bilimsel makaleler yayımlamıştır. Bilimsel bilgiyi saha deneyimiyle birleştirerek çocukların bireysel farklılıklarını merkeze alan çalışmalar yürütmektedir. Fatmagül YAY; çocukların gelişim yolculuğunda onları anlamanın, doğru rehberlik ve empatik bir bakış açısıyla mümkün olduğuna inanmakta, bu doğrultuda akademik üretimlerini ve çalışmalarını sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar